şükela:  tümü | bugün
  • henüz plastik maketler harici bir stadımız yokken yapılmış, güzel bir stad. henüz açılmamış bir stad ile kıyaslayıp "yanına bile yaklaşamaz" demek komik. zira biz türk telekom arena'ya yeni ısınmışken adamlar bu stadı yıkıp yerine daha modernini de yapabilir.

    bir takım problemleri olsa da, türkiye şartlarında güzel bir staddır. zamanında gıpta ile bakarken, şimdi dönüp bok atmak fazla abes.
  • ben hazırım. ilk taşı ben atayım.

    şafi çime geçmesi gereken stadyum.
  • şii çimde daha iyi maçların çıkabileceğine inandığım stadyum
  • yeni hali ile 15 yaşına basacak olmasına karşın hakkında çok az bilgi olan stadyum. 2001'den beri bir tane fenerbahçe taraftarı gelip, stadyum ile ilgili yüzeysel bilgiler haricinde bilgi aktarmamış.

    biz gs'liler henüz sami yen arena için bir tavsiye listesi hazırlayamıyoruz çünkü stadın bitmemiş olduğunu hissediyoruz. fenerbahçe stadının, numaralı hariç tribünleri bittiği gün doğan çocuklar üniversiteye başlayacaklar fakat stada ilk kez gidecek bir fenerbahçeli gencin elinde yapılacaklar listesi yok...

    - maraton alt tribünün altında bir cafe var. 3'ü 1 arada yerine sağlam kahve yapıyorlar. maç öncesi yemek yemeyeceksiniz burada oturmak güzel bir seçenek. bu cafeden stadyuma geçiş var fakat haliyle turnikeden geçmeniz gerekiyor. maça 1 saat kala cafenin kapıları dışarıya kapanıyor ve fenerbahçe müzesinin karşısındaki kapının kilidi kalkıyor. özellikle full olan maçlarda tuvalet ve su ihtiyacı için buraya inmek mantıklı.

    - benim gibi rakip takımın maçına bile 3 saat önceden giden bir futbolseverseniz, maraton alt'ın 1. katında arkadaki sütunlara oturarak dışarıyı seyredebilirseniz. özellikle önemli maçlarda dışarısı renkli oluyor. illa koltuk istiyorsanız, 2. kata çıkıp localardaki hazırlıkları izleyerek koltuklarda oturabilirsiniz. o puf koltukların orada bizim arena henüz ortada yokken aslantepe.biz'e bağlanıp, bizim stadın nasıl olacağını hayal ediyordum... bence beklemeye değdi...

    - 2. loca katının orada da su basılmamış espresso bulma imkanı var. kızlara rica ederseniz, makine su basmadan kahveyi çekiyorlar. farkettiyseniz kahve çok önemli ve 3ü1 arada en büyük düşman, bu hususa sami yen arena entry'imde değineceğim sevgili kahve sever gs'liler. bir stadda gerçek kahve nerede olursa olsun bulmaya çalışırım, müsterih olunuz.

    - maraton alt tribünde çok dandik döner veya sosisliye 20 tl vermeyin. bir kez bile tadına bakmadım, bakanlar ise çok kötü olduğunu söylüyordu. bu kadar kötü fast food yapmakta ayrı bir marifet bence. atıştırmalık olarak ortadaki standlarda patlamış mısır yapıyorlar, o işte 10 numara, deneyebilirsiniz.

    yukarıda ismini hatırlayamadığım bir restorant var, yemekler güzel fakat haliyle fiyatlar fahiş. bira severler için kötü haber fakat sadece efes var. yani denemek isterseniz, sezonda bir maç yemek+biraya 50-60 tl civarında para verilebilir.

    - bence bu stada gidecek bir fenerli için en güzel seçenek yemeğini kadiköy'de yiyip stada geçmek. bence kadiköy için yanyalı fehmi veya saray her zaman garantidir. maç öncesi icat çıkarmayın. kadiköy'de kahve hususuna gelirsek, saray'dan çıkıyorsanız altıyol starbucks, yanyalı'dan çıkıyorsanız çarşı starbucks seçenekler arasında...

    - bahariye caddesi'ndeki bir kişi eğer maraton alt/üst'e gidecekse, salı pazarının oradan dolaşıp gitmesi daha mantıklı. fenerlilerin okul açık dediği tribünün oradan geçerim derseniz, görevliler nein davud dunkof yok diyecekler, kızıltoprak'a kadar yürüyüp ''u'' çizmek zorunda kalırsınız.

    - stada dönersek, maraton alt tribün için üstten sayarak en fazla 7-8. sıraya kadar inin, bu hizanın aşağısı sahaya hakimiyeti kaybeder.

    - maraton alt'ın kitlesi, her futbolcu hareketine salak, manyak, gerizekalı diye zıplayan kitle. siz onlardan olmayın futbolsever olun.

    - arkadaki ekranlara dönüp pozisyon tekrarı izlemek çok güzel bir aktivite. o açıları hem localara, hem maraton alta döndürerek ayarlayan kişi yararlı bir iş yapmış.

    - localara gelirsek, sahaya bakış açıları özellikle 2. kattaki locaların inanılmaz. imkanları olağanüstü fakat azalan marjinal fayda kavramını esas alırsak, maraton alt tribünde ilk 8 sıra içerisinde kalıp, c ve e bloğun, d bloğa yakın olan kısımları ile d bloktaki herhangi bir koltuktan alacağınız zevk ile locadan alacağınız zevk aşağı yukarı aynı olacaktır. mercedes cls 350 sahibi, ferrari sahibi olacağım diye ölüp bitmez. en azından böyle olmalı. bence her zaman marjinal faydayı göz önünde bulundurun.

    iyi seyirler...

    not: 2004-2012 arasındaki gözlemlerimdir. eğer ki bazı koşullar değiştiyse kusura bakmayın...

    not 2: arena için de hazırlayacağım...
  • hani çalışırsın çabalarsın, kendi emeğinle güzel bir eser çıkarırsın ortaya.
    işte böyle bir şeydir saracoğlu.

    başkasının yapıp elimize tutuşturduğu sadaka değil ya ben en çok bu yönünü seviyorum onun.
  • hayalim.

    85 doğumlu bir fenerbahçeli olarak pek iyi bir dönemde yetiştiğim söylenemez. efsanevi 103 gollük sezonu yakalayamadım. küçüktüm, hatırlamıyorum. ama rıdvan'ı hatırlıyorum. şeytanın rüzgarla danseden saçlarını ve ölümcül driblinglerini hatırlıyorum. her sakatlandığında tekrar tekrar kahrolduğumuzu, sırf rıdvan'la beraber oynamak için fenerbahçe'ye gelen tanju'yla rıdvan'ın aynı anda oynaması için kaç maç beklediğimi hatırlıyorum. oğuz'u hatırlıyorum, aykut'u da.. 96 şampiyonluğunda babamın o meşhur trabzonspor maçı sonrası ağladığını hatırlıyorum. 7 sene sonra gelen şampiyonluk.. oğuz ve aykut kovulduğunda safça "ama baba bence oğuz'la aykut'un kovulması önemli değil, taraftar çok tepki gösterir, ali şen'i kovarlar, sonra oğuz'la aykut geri gelir" dediğimi hatırlıyorum. komik olan, inanmıştım da buna. babam "o işler o kadar kolay değil" dediğinde kalbim ne kadar kırılmıştı..

    dedim ya, şanslı bir dönemde yetişmedim. ne oğuz'la aykut'u, ne rıdvan'ı, selçuk'u izleyebildim yeterince. 103 golü de göremedim, 3-0'dan 4-3'ü de.. biz arif erdem'in ampul gibi manchester kalesine astığı gollere hep beraber sevindiğimiz galatasaray zaferleriyle büyüdük. galatasaraylı kuzenlerimle o 3-3'lük maçta ne kadar küçük olsam da safça ve coşkuyla sevindiğimi hatırlıyorum. aynı kuzenlerimin şimdi sevilla deplasmanında 2-0 yenik duruma düşünce arkamdan biz görmeden "geçiriyolar" işareti yapması ne kadar ironik değil mi? uefa kupasını hatırlıyorum. dürüst olayım, milan'a atılan son gol beni üzmüştü. galatasaray'ın elenmesini istemiştim. ama finalde popescu'nun penaltısı sonrası heyecandan penaltıları izleyemeyen galatasaraylı anneme sarılışımı hatırlıyorum. ailece tura çıktığımız, elimde fenerbahçe bayrağımla bir türk takımının avrupa şampiyonu olmasını kutladığım geceyi unutmam mümkün mü? tabi bunları yaşarken insanın içinde burukluk oluyor. conquest of paradise eşliğinde arif'in manchester ağlarına astığı gollerle, galatasaray şampiyon olduğunda ağlayan spikerlerin titreyen sesleriyle büyüdüm. ama hep bir yandan galatasaray'ın yerinde fenerbahçe'nin olmasını diledim.

    evet, böyle zor ve karmaşık bir dönemde büyümeme rağmen fenerbahçe sevgimi anlatmaya kelimeler yetmez. aslında ne bütün o başarılar, ne ağlayan spikerlerin seslerinin fenerbahçe diye titremesiydi en büyük özlemim. allah biliyor ya, en büyük özlemim çubuklu'yu yerinde görmekti. o kadar kutsaldı ki o forma benim gözümde.. içinde kim olduğu inanın hiç önemli değildi. fenerbahçe takımını yerinde izleyecektim, bundan daha büyük bir mutluluk olabilir mi? istanbul dışındaydık ve üniversiteye kadar hiç fenerbahçe maçına gitmedim. hep de içimde ukteydi. bundan 4 sene önce kızarkadaşım bana "hayattaki en büyük hayalin ne? ölmeden önce yapmak istediğin son bir şey?" diye sorduğunda hiç düşünmeden "fenerbahçe maçını stadyumda izlemek" demiştim. çok şaşırmıştı. benim ise düşündükçe tüylerim diken diken oluyordu. hele bir de stad yeni halini almış, herkes stadın ne kadar güzel olduğundan bahsediyor. oysa benim için stadın en büyük görkemi içinde mücadele eden o formaydı.

    nisan 2004.. istanbul'da üniversitede okuyan çocukluk arkadaşım beni fenerbahçe maçına davet ettiğinde heyecandan ölüyordum. fenerbahçe - samsunspor maçıydı gideceğimiz maç. günler öncesinden heyecan en üst noktaya çıkmıştı bende. stadı dışarıdan görmüştüm daha önce. ama o içeri girmek için kaynak yaptığımız sırada dururkenki heyecanı yaşayan bilir. uzun bir bekleme sonrası ilk güvenliği geçtik. aradılar üstümüzü.. merdivenlerden çıktık ve o an.. stadın içine adım attığım, bütün stadın gözlerimi kamaştırdığı o an o yaşıma kadar neler kaçırdığımı anlattı bana. arkadaşım bana birşeyler anlatıyordu ama ben adeta büyülenmiş gibi stada bakıyordum. sonra fenerbahçeli futbolcular çıktı sahaya. evet, fenerbahçeli futbolcuları canlı görebiliyordum ve bu gerçekten de hayatımın en önemli anlarından biriydi. yemin edebilirim ki formanın içinde kimler olduğunu hatırlamıyorum. maçın 1-1 bittiğini biliyorum ama golleri bırakın, kadroyu bile hatırlamıyorum. sadece fenerbahçe'yi o stadda canlı izlediğimi hatırlıyorum..

    daha sonra hep gelmeye başladım. 4-0'lık bir konyaspor maçı vardı. yine alex'in o efsanevi röveşatasını attığı 4-2'lik samsunspor maçı.. 2-2'lik frankfurt maçından sonra bu sezon okulu bitirip kadıköy'e taşındım. evim stada yürüyerek 15 dakika uzaklıkta ve kaderin cilvesi, edirne'de oturan fenerbahçeli kuzenim maraton üst tribünden aldığı kombine bileti gelemeyeceği maçlar için bana bıraktı. bu sezon inter, cska, psv, galatasaray (lig), beşiktaş gibi birçok önemli maçın yanısıra kupa maçları ve birçok lig maçına gitme şansını buldum.

    bilmiyorum belki de küçükken bu stada yakın olamamaktır are you playercılara olan öfkem, nefretim.. hani kezman'a bağırıyorlar, selçuk'u yuhalıyorlar ya, benim için onlar selçuk ve kezman değil belki de.. oğuz'la aykut'u izliyorum, daha doğrusu onların simgelediği fenerbahçe'yi izliyorum ben orda. bu yüzden asla yuhlamadım, ıslıklamadım takımı, yapamam da zaten. herkes sitem ederken ellerim havada alkışladım ben. çünkü o stadda olmanın ne denli önemli olduğunu ve benim gibi belki binlerce fenerbahçelinin benim yerime orada olmak istediğini çok iyi biliyordum. mabed diyorlar ya hani, aynen öyle kutsal bir yer gibi orası artık benim için. bir sezon değil, bin sezon geçse stada girerken yaşadığım o heyecanın azalacağını sanmıyorum. bu yüzdendir arkadaşlarım maçı daha iyi izleyip sahayı daha iyi görmek için üst tribüne gitmek isterken benim çubukluyu daha yakından görmek, o formanın kutsallaştırdığı adamlara daha yakın olmak için hep alt katı tercih etmem..

    ve evet, bu pazar bu sezon için son kez bu staddayım. üzerlerindeki formanın kutsallaştırdığı o adamları son bir kez alkışlayacağım. son bir kez samanyolu'nu söyleyeceğiz beraber. takımı tribünlere çağırıp bağıracağız çılgınca: bu taraftar sizinle gurur duyuyor! oğuz'u, aykut'u, rıdvan'ı alkışlayacağım, fenerbahçe diye bağıracağım canlı gördüğüm formalara..

    fenerbahçe şükrü saraçoğlu stadyumu, hayalim, sevgilimle buluştuğum kutsal yer benim için.
  • son 3 senedir bi şekilde şampiyonluk kutlaması yapılan yerdir. aziz başgan 3 yıl üst üste şampiyonluk sözünü böylece tutmuş oldu. gördünüz mü, kader diye bişey var arkadaşlar....
  • benim 52000 kişilik sunni çim staduymumun üstünde top oynadılar.
  • 2011 yılında spor toto süper ligde bu sahaya gelen hiçbir takım henüz gol atamamıştır.
  • bu sene şampiyonun şampiyonluğunu kutladığı stadyumdur. allah kimseye küme düşmemeye oynayacak bir stad göstermesin.