şükela:  tümü | bugün
  • totem falan yapmıyorum söyleyeyim. yirmi beş senedir galatasaray'ı tutuyorum. 30'lu yaşlara girmek üzereyim. geriye dönüp baktığımda hatırladığım ilk derbi maçını samiyen'de fenerbahçe 4-0 kazanmıştı. bir hafta sonra da kendi sahasında son dakika frikiği ile mağlup olan taraftı fenerbahçe beşiktaş'a. hatta o sene hayrettin iki tane yumurtlamasa avrupa'da psg'yi eleyecektik, bilen bilir.

    o dönemler bir okocha atardı bir boliç. hakem de muhittin boşat olurdu genelde. galatasaray'ın son galibiyeti 1999'da olmuş, onu da ben hatırlamıyorum benim ayıbım olsun. ama o sezon kendi evimizde yenildiğimiz maçı dün gibi hatırlıyorum.

    tafarel, hagi, emre, hakan şükür ve sergen moseu, preko, oulare ve johnson'a kendi sahasında yeniliyorsa bu hatırlanır.

    bilmeyenlere johnson'u tanıtayım. selçuk şahin'in afrika şubesiydi kendisi. bin tane frikik atsa birisi ancak baraja çarpıp gol olabilirdi. o maçta gol oldu malesef. el kadar bir çocuk olarak sinir küpü olmuştum günlerce.

    1-2 sene sonra bir kupa maçı, teyzemlerde izliyoruz ailecek. ben öyle gollü bir derbi izlemedim daha önce. 4-4 bitti maç. benim aklımda jardel var. süpermenimiz o zamanlar. penaltılarda kaybettik malesef. başka bir dipnot daha vereyim o maçla ilgili. gollerden birini malesef gene johnson attı, şaka değil gerçek.

    bir sene sonra bir derbi öncesi. sayfalarca yazı yazdım maç ile ilgili. tek hayalim minimum 2-3 farklı galibiyet. başımızda kurt hoca lucescu. o zamanlar böyle menajerlerin oyuncağı değildi. rakip takımın başında da lorant. şöyle söyliyim, lorant mı aykut mu deseniz ikisini de tanıyanların çoğu aykut diyecektir emin olun. o gün deplasmanda 1-0 yenildik. dört tane kırmızı kart yedi takım. dört kırmızıdan sonra bile futbol olarak ezilmedik ama naapalım öyle maçı.

    2002'de ben, ramazanda oruç tutuyorum. orta son öğrencisi kadar falanım ama çok cılızım. bizimkiler de çok titiz. 9 dedi miydi uyuyorum.uyumamak için türlü mızıkçılıklar yapsam da ben uyurken 2-0 fenerbahçe önde ama on kişi kalmış durumdaydı.

    sahurda teletex'e 15 dakika bakadurdum. arada bir bozuluyor, sonra düzeliyordu. 10 kişilik fenerbahçe 6 gol atmış olamazdı kesinlikle. ama attı malesef arkadaşlar.

    2004 saraçoğlu derbisinde artık kahveye gidebilecek kadar büyümüştüm. johnson bayrağı nobre'ye devrediyordu o sıralar. 85. dakikaya kadar berabere getirdik. topla çıkarken tam dakika seksen beş bizim oyuncuyu çekip topu aldılar. faül olmama şansı yoktu ama devam dedi hakem.hatta faül yapılan kişi de %90 prates idi. bir kadıköy derbisi daha 2-1 fenerbahçe üstünlüğü ile sonlandı böylelikle.

    bütün maçları yazmıyorum. an an hatırladığım maçları yazıyorum eksik olmasın.

    sene iki bin altı lise bitiyor artık. bir kadıköy deplasmanına daha galibiyet için gittik kahveye. 11'ler açıklandı nasıl gülüyorum. sınıf arkadaşım yavuz, koyu fenerlidir. "yedik olm sizi", diye mesaj attım kendisine. o da bin küfür ediyor hocasına çıkardığı kadro için. ümit özat, deniz barış, servet çetin, selçuk şahin aynı anda sahada. yani dört tane selçuk şahin oynayacak. gerets sahaya bir cesur çıkmış sormayın. necati, hakan hasan aynı anda sahada.boşuna google yapmayın arkadaşlar. 4-0 bitti. dördüncü golü sonradan oyuna giren anelka 40. pasın sonunda attı ve yenildik.

    şimdi size komik birşey söyleyeyim mi. ben tüm bu maçlardan sonra on sene daha her maçı banko kazanacağımızı düşünerek izledim, gülmeyin.

    istanbul'da okul okuyorum, sene 2008. birkaç haftada bir sami yen'deyim. feldkamp dehşet bir takım yaptı, geleni gideni zımparalıyor. inanır mısınız kadıköy'de fener'e top göstermedik ve muhteşem bir sonuç aldık. muhteşem dediysek 0-0 işte. sonra evimizde 90'da ümit attı, turladık. golden sonra koştuğu tribünde 10 metre yukarıdaydım.

    sene 2008, bakırköy'de üzerimde metin oktay forması lincoln'u gördüm. o da beni gördü, çağırdı. formamı imzaladı. yanında sevgilisi keyif çatıyorlar. 1 hafta sonra fener maçı var. gol atma sözü aldım kendisinden.

    sizin tuttuğunuz takım hiç yirminci dakikada 2-0 önde olduğu maçı 4-1 kaybetti mi?
    frikikten 2. golünü attıktan sonra lincoln hakem vuruşun endirekt olduğunu söyledi. 30 milyon insan gördü, endirekt işareti vermemişti ama verdi işte tekrardan.

    sonrasını anlatayım da biraz gülün. önce emre aşık kendi kalesine attı sonra selçuk şahin. selçuk şahin lşkdsaşldskaşlads (4-1)

    o güne kadar hiç olmayan birşey olmuştu bir 7-8 sene önce. ilk kez belki de bir derbi maçını izlemedim inanmayıp. en iyi maçlardan birini oynamış galatasaray. pino vurmuş, çizgiden çıkarmışlar. bak yine aklıma mustafa sarp geldi.

    sonrasına herkes aşina. ben baros'un şutu diyeyim, galatasaray taraftarı bir sigara daha yaksın.

    yeneceğiz diye hayaller kurma galatasaray taraftarı. bu bizim ince efkarımız. tüm bu yazdıklarım olurken galatasaray 10 lig şampiyonluğu, 2 şampiyonlar ligi çeyrek finali bir uefa kupası bir süper kupa aldı.

    eğer giri bu denli uzun olmasa fenerbahçe'nin niçin yendiğini, senin niçin yenildiğini de bir bu kadar anlatırdım. müjdeyi veriyorum, her zaman olduğu gibi yenileceksin ama şampiyon olacaksın. bırak yenmeyiver gitsin, mayıs yine senin olacak.
  • bir gs'li olarak diyebilirim ki kadıköy'deki maçlar için değişilmez bir durumdur bu. artık bu iş totemi falan da geçti ki yani yapsak da tutmaz yemez yani.

    en formda oyuncularımızla oraya gitsek bile space jam filminde, yetenekleri uzaylılar tarafından kaçırılmış basketbolculara dönüyorlar birden. gomis'te bundan nasibini alıcak tabii. defansın içinde kaybolmasını bekliyorum...

    bunu gomis'e özel söylemiyorum biz buraya drogba'yla da geldik aynı şey oldu yani. öyle kaliteymiş, formmuş falan kadıköy maçlarına kar etmiyor. bütün bu durumlar dönerken gs'de tek temmenim bu yenilgiyi az farkla, az kartla, az hasarla ve sakatlıksız bir şekilde bu maçı atlaması olacak...
  • galatasaray'ın skor ne olursa olsun yine lider kalıp sezon sonu şampiyon olması.