şükela:  tümü | bugün
  • istanbul üniversitesi, tarih bölümü hocası. öğrencileri hakkında tek kelam etmemiş olsa da son günlerde yavuz sultan selim hakkında yazdığı kitapla gündemdedir, yavuz sultan selimin alevilere ilişkin politikasına dair söyledikleri tartışmaların düğümlendiği nokta olarak öne çıkıyıor. haftaya kitaba dair daha ayrıntılı malumatla geri dönerim.
  • ilk osmanlılar ve batı anadolu beylikler dünyası isimli kitabı oldukça güzel makaleler barındırır. bu makalelerden bir tanesi osmanlının orta asya geleneğine göndermelerini anlatıyordu. özellikle osmanlı'nın başlarında orta asya vurgusu baya varmış, ben bu konuyu pek bilmiyordum. tabi orta asya derken göktürkler, hunlar filan değil, daha ziyade oğuzlar olarak düşünülmüş orta asya.
  • iü tarih bölümü yeniçağ kürsüsü başkanıdır aynı zamanda osmanlı devleti kuruluş devri mütehassısıdır.
  • tanıdığım akademisyenler arasında en mütevazı olanlardan biri. malum bizim camiada, hele ki tarihçiler arasında pek böylelerine rastlanmaz.
  • hocanın son kitabı yayınlanmış bulunmakta: fetih ve kıyamet, timaş yayınlarından. kitabın konusu istanbul'un fethi ve bunun osmanlı, islam ve batı dünyasındaki yankıları. kitabın arka kapağında yeni belgelerin ışığında diyor ama şunu söylemek gerekir ki, kitapta topkapı sarayı arşivinden alınmış sadece bir belge bulunmaktadır. bu husus biraz kitapçının cinliği gibi duruyor. öte yandan bibliyografyadaki eserler de tanınmadık bilinmedik şeyler değil, ancak yorum farkı tabii ki mevcut. zira hocanın bu incelemesinde yaptığı eski kaynaklara yeni yorumlar getirmek ki, tarihçilik mesleğinin en tabi uğraşlarından birisi de budur.
  • son kitabı fetih ve kıyamet i edindiğim edebiyat profesörü. istanbul'un gecmisi ve de bizans imparatorluğuna dair bilmediğiniz bir çok şeyi öğrenmeniz muhtemel. kitabın icinde fatih sultan mehmet in bizans imparatorluğu elçilerine verdigi bir cevap da bulunmakta:

    "ben sehirden bir şey kazanmadım. zaten ondan kendisini cevreleyen surlar dısında hiçbir şey kalmamıştır. ancak ben boğaz'da bir kale yapmak istersem sehrin beni engellemeye hakkı yoktur, her şey benim kudretim altındadır"
  • istanbul 29 mayıs üniversitesi edebiyat fakültesinin yeni dekanıdır. hoca bu arada fetih 1453'den sonra 1711 yılındaki prut seferini inceleyen bir doktora tezi olan haydi osmanlı sefere kitabının yazarı hakan yıldız ile birlikte bir zamanlar osmanlı kıyam dizisinin tarih danışmanlığını yapmaktadır.
  • fakülte yıllarımda hocanın sesini duymak için anfide en ön sırayı kapmaya çalışırdık. gerçi hep müsait olurdu ön sıralar. dersler bilgi dolu, keyifli ama sessizdi. hoca, televizyon programlarına çıkmaya başladıktan sonra sesindeki perdeyi açtı ve daha bir güzel oldu.
  • an itibariyle kendine has müthiş sakinliği ile ntv'de istanbul'un fethini anlatan tarihçi.adamın dibidir.
  • temsilcileri gittikçe azalan 17. yüzyıl öncesi osmanlı tarihçiliğinin en esaslı isimlerinden biri emecen. mesela "ilk osmanlılar ve anadolu beylikleri dünyası" adlı kitabı osmanlı kuruluş tartışmaları kanonunda pek fazla ön plana çıkartılan bir eser olmasa da bence çok değerlidir. hakeza doktora tez konusu olan manisa üzerine "16. asırda manisa kazası" ve "unutulmuş bir cemaat: manisa yahudileri" başlıklı kitapları da güzeldir. bilinen en eski ahkam defterini de ilhan şahin ile birlikte yine kendisi neşretmiştir. bunun dışında şahsen en sevdiğim makalesi osmanlı bürokrasisindeki katiplerin kullandığı rumuzlar hakkında olan şu makalesidir. yakın zamanda yavuz sultan selim hakkındaki kitabı ve malum, 40000 kızılbaş (ki "kızılbaş" terimini tarihsel olarak kullanıldığı şekliyle ele alıyorum, asla bir menfi mana yüklemiyorum, yanlış anlaşılmasın) katli olup olmadığı yönündeki yorumu, bazı aktüel siyasetçilerle de benimsenip tedavüle sokulmuştu. emecen tarihçi metodolojisiyle yaklaşmıştı yaklaşmasına probleme de, başka sonuçlar çıkarmak da mümkündü. söylediği şuydu kabaca: anadolu'da 40000 kızılbaş katledildi iddiası yalnızca idris-i bitlisi'nin, o da ancak 1560'ların ortalarında oğlu tarafından yazıya geçirilen selimşahname'sinde geçen bir lafzdır; ne devrin arşiv kaynaklarında ne de 1510'lara tanıklık etmiş kişilerin eserlerinde böyle bir sav vardır.

    şimdi, yavuz sultan selim'in adeta sağ kollarından biri olan idris-i bitlisi'nin kendisinin de çok önemli görevler üstlendiği selim zamanını anlattığı selimşahname'nin oğlu tarafından epey bir yıl sonra yazıya geçirildiği doğru; ama oğlunun yazıya geçirdiği şeyler kendi muhayyilesinden uydurduğu kelamlar değil bizzat babasının müsvedde halinde kalmış ve bir türlü kendi zamanında beyaza geçirememiş olduğu yazıları. zaten selimşahname'ye bakılırsa hangi kısımların idris eliyle hangi dolgu kabilinden manzum yerlerin oğlu tarafından yazıldığı çok rahat anlaşılır (ama bildiğim kadarıyla böyle bir içerik ve üslup analizi şimdiye dek yapılmış değil!), zira idris'in inşa kabiliyeti ve farsça'sı oğlununkiyle kıyaslanamaycak kadar muazzam. idris'in sözünü ettiği 40,000 kızılbaş meselesi çaldıran'dan önce, selim'in yaptırdığı bir kovuşturmanın neticesidir. idris'in anlattığına göre anadolu'da safeviye ve şah ismail yanlısı ne kadar kişi varsa isim isim kaydedilmesi için her yöreye katipler gönderilmiş, isimleri havi defterler tutulup divana iletilmiş, sonra bu defterler yörenin emirlerine ulaştırılıp adı geçenlerin haklarından gelinmiş, ki yekünde 40000 kişi olduğundan bahsediyor idris. emecen, elde hiçbir defter ve evrak yok, idris'ten başka bunu söyleyen yok, e idris'in söylediği de zaten çok sonra oğlu tarafından kaleme alınmış; o vakit selim böyle bir kıyım yapmamıştır sonucuna varıyor. ama idris'in sayıyı abartılı göstermiş olması ihtimali yanında böyle bir şey söylemiş olması bile kendi başına önemli. kaldı ki arşiv ve defterlerin, osmanlı tarihinin hele ki 17. yüzyıldan öncesi için her zaman güvenilir, son sözü söyler bir noktada olmadığını, olamayacağını; başka kaynaklarda zikr edilse de elde mevcutlarının pek olmadığı birçok defter ve belge olduğunu (mesela devşirme defterleri tutulduğu, devşirilen çocukların isim ve cisimlerinin kaydedildiğini biliyoruz; ama 15. yüzyıldan ya da 16. yüzyılın başlarından herhangi bir defter mevcut değil) feridun emecen de iyi bilir. hem zaten bazen kanıt noksanı, noksanın kanıtı da değildir (ingilizcesi daha afilliydi bunun!). neyse, diyeceğim, belki biraz daha ihtiyatlı olsa iyi olabilirdi selim ve anadolu'daki kızılbaş katli meselesinde. ama her halükarda önemli bir tarihçi emecen, hakkını teslim etmek gerek.