şükela:  tümü | bugün
  • kendisi aynı zamanda bir reklamcıdır. feridun hürel yaratıcı iletişim hizmetleri'nin sahibi ve kreatif direktörüdür. ayrıca marmara üniversitesi iletişim fakültesi reklamcılık bölümü'nde reklam ve yaratıcılık üzerine dersler de vermektedir.
  • şirketi kuzguncuk'tadır.
  • "hayat neler öğretti size bugüne kadar?" sorusuna aşağıdaki cevabı veren müzisyen ve reklamcı.

    "hayatta...

    yaraticiligin en büyük zenginlik oldugunu...
    yasama sanatini ...
    yasama sanatini 49 yasinda ögrenmekle neler kaçirdigimi...
    yasama sanatini ögrenmenin, yemekleri yavas yemekle basladigini...
    agir agir, yavas yavas, sindire sindire yasamak gerektigini...
    insanin temel görevinin, mutlu yasamayi ögrenmek oldugunu...
    hedefin degil, yolun önemli oldugunu...
    yemek yemenin, doymaktan daha önemli oldugunu...
    arzulamanin elde etmekten daha önemli oldugunu...
    sevismenin orgazmdan daha önemli oldugunu...
    tek gerçegin yasanilan an oldugunu...
    ayni pencereden bakmanin degil,o pencereden ayni seyi görmenin
    önemli oldugunu...
    herseyin ama herseyin bir bedeli oldugunu...
    askin, yasanirsa bitecegini...
    birine asik oldugunuzda, aslinda asik oldugunuz seyin, ona
    yüklediginiz anlam oldugunu...
    askin, arzulamak, ama kavusamamak oldugunu...
    aski, menfaatlerin dogurdugunu...
    askin sevgiyle alakasi olmadigini...
    dünyada bugüne kadar söylenmis bütün "seni seviyorum"larin onda
    dokuzunun yalan oldugunu...
    askin bir nevi hastalik sayilmasi gerektigini...
    askta kadinlarin acimasiz oldugunu...
    kadinlarin ask için (asiklari için degil!) feda etmeyecekleri
    hiçbir seyin olmadigini...
    ask konusunda, herkesin mutlaka bir yerde yalan söyledigini....
    ask acisi çekmemek için sevgilinin fotografini bilgisayara
    yükleyip, photoshop programinda 30 yas ihtiyarlatmanin yeterli
    oldugunu...
    insan iliskilerinin binlerce yildir pek degismedigini; en az
    degisenin ise ask oldugunu...
    kaybedilen bir kadinin bir daha asla elde edilemeyecegini...
    kadinlarin, ögrencilikte ve is hayatinda ve hayatin geri
    kalaninda erkeklerden daha basarili oldugunu...
    kadinlarin asla ögrenilemeyecegini...
    en yüce duygunun annelik oldugunu...
    anne olabildikleri için kadinlarin erkeklerden daha sansli
    olduklarini...
    kadinlarin ihtirasli oldugunu...
    güzel bir kadindan daha güzel, daha seyredilesi, daha degerli
    bir seyin dogada mevcut olmadigini...
    güzelligin (geri alinmak üzere) insanlara verilmis en büyük
    armagan oldugunu...
    sadakatin pamuk ipliginden yapildigini, bunu güzellerin daha
    iyi bildigini ve bu yüzden iliskilerinde daha az güven duyduklarini...
    paranin degil, güzelligin her kapiyi açtigini....
    kalabaliktaki yanlizligin, issiz ada yanlizligindan daha kötü
    oldugunu...
    "at binenin;kilic kusananin" sözündeki gerçegi çok az kisinin
    kavrayabildigini...
    herseyin bos oldugunu...
    "herseyin bos oldugu" gerçegini herkesin bildigini ancak, çok
    az kisinin kavrayabildigini...
    herseyin bir oyundan ibaret oldugunu...
    insanlarin en çok, saygi duyulmaya ihtiyaci oldugunu, ancak
    en az gayreti de bunun için gösterdiklerini...
    ögrenmekten çok, ögretmeyi sevdigimizi...
    her insanin, dogdugu andan itibaren ögrenmekle yükümlü
    oldugunu; ögrenme çabasi göstermeyenlerin, dogaya karsi görevlerini
    yapmadiklarini...
    mezarliklari gezmenin bazen okula gitmekten daha ögretici
    oldugunu...
    yeteneksizligin kabahat olmadigini, ama bilgisizligin ve
    ögrenmeye calismamanin en büyük kabahat oldugunu...
    yeteneksizligi ve bilgisizligi örtmenin en kolay
    yolunun, tenkit etmek oldugunu...
    sanildigindan daha çok yalan söylendigini...
    sagligini yitirmekten sonra, insanin basina gelebilecek en
    büyük ikinci felaketin yaslanmak oldugunu...
    ruhlarin asla yaslanmadigini...
    bedenle ruhun ayni yasta olmamasinin çok büyük aci
    verdigini...
    abartili konusanlarin ve inandirici olmak için daha çok
    gayret gösterenlerin, muhtemelen yalan söyledigini...
    gelecegin, tarihte yazili oldugunu; akilli insanlarin tarihe
    bakarak gelecegi yönlendirebileceklerini; ancak çogu zaman insan
    omrunun buna yetmedigini..
    insana dair hiçbir seyin beni sasirtamayacagini.....
    insanlarin dogaya aykiri ve onu haketmiyor oldugunu....
    birinin heykelinin, o öldükten sonra dikildiginde, ona degil,
    dikene yarar sagladigini...
    paraya ve üne çok az kisinin hayir diyebilecegini....
    kötü olmanin kolay, iyi olmanin çok zor oldugunu....
    en kötü duygunun pismanlik oldugunu...
    hiçbir menfaati olmadigi insanlari övenlerin, onlara iltifat
    edenlerin, gerçek iyi kisiler ve dost oldugunu...
    en güzel görüntünün, el ele yürüyen çok yasli bir çift
    oldugunu...
    en güzel ikinci görüntünün, torununu seven dede oldugunu...

    ögrendim."
  • seni sevmek yok mu adlı şarkısıyla hemen ismini hafızalara kazıyabilen bir sanatçı. ne yazık ki kendisini ancak kent ozanları albümüyle tanıyabildim, çok daha erken tanımak isterdim.
    (okuyucuya not: kent ozanları albümünü de yeni yeni dinleyip hazmettim, ona yanıyorum)
  • elektro gitarla-bağlamayı aynı gövdede birleştirerek elektro-saz gitarını icat eden müzisyen,akademisyen.
  • yer: marmara üniversitesi iletişim fakültesi
    saat: 07.30

    feridun hürel derste* harıl harıl ‘belagat belagatı öldürür’ cümlesinin ne anlama geldiğini, ne kadar önemli olduğunu anlatmaktadır. bendeniz ise henüz bir çay bile içmemiş olmanın verdiği boş bakışlarla kendisine bakmakta ‘sabahın bu saatinde adamın işi var diye ders mi olur yarabbim allahım sen bilirsin’ diye içten içe saydırmaktayım beynimden. o sırada olanlar olur:

    fh: sen arkadaki sarııı, sen sen hiç üstüne alınmayan!
    ben: ben mi hocam??
    fh: (ilkokul öğretmeni edasıyla) söyle bakalım ne demekmiş ‘belagat belagatı öldürür.’
    ben: ııı şimdi beragat bir şeyi iyi yapmaya çalışmak demekse eıheııı bir şeyi iyi yapmaya çalışmak iyi yapamamanı sağlar gibi sanırım yani heralde di mi?*
    fh: niye uyuyorsun arkada?
    ben: hocam saat 7.30 civarı ve eminim bu sınıftaki çoğu insan sadece sizin dersinizi kaçırmamak için, normal ders saatinde işiniz var diye* yüzlerini bile yıkamadan buraya gelmişler. sizse farsçadan girdiniz latinceden çıktınız, daha bir bardak çay içmemiş kafalar pek yaratıcı olamıyorlar bir de azar işitiyorlar*
    fh: ders bitti.

    dedi ve çekti gitti.

    bir başka gün başka biriyle tartıştı, tartıştı, tartıştı ve bu kez ‘ders bitti’ diye kestirip atmadı ama keşki atsaydı. birden ayağa fırladı çocuğun üstüne yürümeye başladı ve olan oldu. arkadaş bir anda yaptığı bir hamleyle kapıdan dışarı çıktı o da onu kovalamaya başladı. üniversitede öğrencisini kovalayan tek hoca olduğuna bahse girerim. neyse efendim yakalayamadı ve derse geri dönmedi. sonra biz o arkadaşa sorduk ‘niye kaçtın?’ diye. ‘kaçtım çünkü yakalasa bir tane indirecekti kesin, dayanamayıp ben de ona geçirecektim, sonra al başına belayı; yarın gazetelerde ‘ marmara iletişim öğrencileri feridun hürel’i dövdü’ olacaktı.. ’

    garip adamdır vesselam. evlenmiş belki yumuşamıştır biraz. bir de umarım hala öğrencilerini korkutmuyordur ‘benim ajansımda staj yapmak isteyenler 72 saat ajanstan çıkamazlar ona göre’ diye*.

    o çocuğa sonra ne oldu editi: feridun hürel sonraki derste paltosunu çıkardığı gibi çocuğun yanına doğru gelmeye başladı o da hemen ayağa kalktı tabi ama korkulan olmadı. 'şu paltomu as bari de barışalım' dedi barıştılar. en son gördüğümde bölümde* asistan olmuştu.
  • ekşi sözlük ile bir hayli sorunu olan adamdır. özellikle #1195479 numaralı entry'e oldukça içerlemiştir. bunu kendisi söyledi tabii ki, hem de bir sınavın orta yerinde. olay nasıl mı gelişti? vizenin ortası. 40 kişilik sınıf sınav kağıtlarına yumulmuş. belli ki canı sıkılan feridun hürel'in ağzından dökülen kelimeler ile sınıfın bütün konsantrasyonu dağılır:

    - yahu şu ekşi sözlükçülere de sinir oluyorum. üç hürel ve benim hakkımda asılsız şeyler yazıp duruyorlar.

    demiş ve bahsi geçen entry ve yazarı hakkında saydırmaya başlamıştır. sınıf neye uğradığını anlamadan arkadaşın biri atlar "hocam yazarlarından biri şu anda burada" diye. sesimi çıkarmadım tabii ama gözlerin üstüme çevrilmesinden sonra kendisi beni buldu zaten. "sen misin" sorusu üzerine "evet" gibi bir cevap verdim tabii. sözlüğe birkaç entry'nin silinmesi hakkında birkaç ikazda bulunduğundan ve dikkate dahi alınmadığına değinmesinin akabinde bana "sen bunu yazan adama ulaş ve o yazıyı silmesini söyle" gibi bir emrivaki yaptı. sınavın orta yeridir, zıtlaşmayalım durduk yerde diye "peki, özel mesaj atarım" dedim. sonra ne duyayım:

    fh: siz tanımıyor musunuz ki birbirinizi?
    ultranil07: eh, onbinlerce yazar olduğunu düşünürsek hepsini tanımam mümkün değil, di mi!
    fh: sınavdan sonra yanıma gel.
    ultranil07: peki!

    sınav bitti tabii. söz konusu entry'den ve birkaç entry'den daha şikayetçiydi. ne yalan söyleyeyim kendimi bir an ssg gibi hissetmedim değil. kıçım falan kalktı. neyse... söylediğine göre üç hürel olarak fi tarihinde ülkeyi sallamışlar ve böylesine önemli bir grup için kimse "yetersizdirler, çok talihlidirler" diyemezmiş. hakarete varmadığı müddetçe insanlar birbirleri hakkında eleştiri yapabilirler diye biliyordum ben ama neyse... o akşam sudaki duman'a ulaşmak için çabaladım. amacım yazara teşekkür etmekti, hepsi bu. ancak öyle bir yazarın aslında olmadığı gerçeği ile yüzleşmem ile birlikte tüm hayallerim de suya düştü.

    bir hafta sonra sınavlar okundu tabii. mehmet 100, ayşe 95, kadir 93, zeynep 89, zeki 112, pelin "yıldızlı 100", ultranil07 55. ve evet, bu olay beni bu yazıyı yazmaya itti. suçum ekşi sözlük yazarı olmak mı, ey feridun hürel? saygılar!

    düzenleme: bu entry'deki sudaki duman, tuna kiremitçi oluyormuş. bak şimdi...
  • fenerbahçe spor kulübü'ne ''sevenler ağlarmış'' adlı şarkısı ile ilgili dava açmış müzisyen.
  • bu zamana kadar kendisini sadece iyi bir müzisyen olarak bildiğim feridun hürelin* koltuğunun altında müthiş bir başarıyla taşıdığı diğer karpuzları öğrenince çok şaşırdım ve bunları yeni öğreniyor olmama da çok içerledim. yuh olsun bana sözlük...

    (bkz: bir koltukta kaç karpuz)

    bak bakalım feridun abimiz bu zamana kadar neler yapmış, neler etmiş, neler yapmaya devam ediyormuş... ben yeni öğrendim, bari sen geri kalma...
    http://pazarlamadunyasi.com/…3&itemid=537&rtabid=38