şükela:  tümü | bugün
  • “kimseyle alay etme, asla kimseyi gülünç duruma düşürme, kalbinin en ücra köşesinde bile yapma bunu. insan yaşamı alaya alınmayacak kadar hüzünlü ve ciddidir.”
  • "kendin hakkında hiçbir şey bilmemek, yaşamaktır. kendini fena halde bilmek, düşünmektir."

    "hayata ve diğer insanlara tahammül edemem. güneş bile umudumu kırar ve moralimi bozar. sadece geceleyin, tümüyle yalnızken, içime kapanmışken, unutulmuş ve kaybolmuşken, gerçek ve yararlı hiçbir şeyle bağlantım kalmamışsa, ancak o zaman kendimi bulur ve huzurlu hissederim."
  • kendisinin varlığı bir aforizma olan pessoa'nın şaheserleri.
    beni en çok etkileyeni şu olmuştur:

    "(...) doğan bunalımı yaratan bunların hiçbiri değil. sebep her zaman çevremde bulunan insanlar, beni tanımayan ya da ancak benimle olan temasları ölçüsünde ve günlük teranelerle tanıyan insanlar- ruhumun boğazına sarılıp orada, etimde bir tiksintinin düğümlenmesine yol açanlar onlar. hayatlarının, benim hayatımın en dıştaki katmanına paralel iğrenç tekdüzeliği, benzerlerim olduklarına içtenlikle inanmaları- sırtıma forsa kıyafetini geçiren, beni bir hapisahane hücresine tıkan düzmece bir varlık, bir dilenci yapan işte bütün bunlar."
  • "çaba harcamaya karşı duyduğum tiksinti giderek büyüyor, o kadar ki, her tür şiddetli çabanın karşısında elime ayağıma sahip olamaz oluyorum neredeyse - ve savaş, enerjik ve üretici çalışma, başkalarına yardım etme vb., hepsi bence bir tür utanmazlık (...)"
  • kalp düşünebilseydi, atmaktan vazgeçerdi.
    (huzursuzluğun kitabı, can yayınları, 14. baskı, s. 27)
  • "hayattan çok az şey istedim - ama o, o kadarını bile esirgedi benden. azıcık güneş, kırlar, bir lokma ekmek, bir lokma huzur, canımı fazla yakmayacak bir yaşama bilincim olsun ve bir de ne kimseye muhtaç olayım ne elâlem bana muhtaç olsun. bu kadarı bile esirgendi benden"
  • "normlar yoktur. hepimiz, var olmayan bir kuralın istisnalarıyız."
  • (bkz: #47032805)
    (bkz: #44461889)
    (bkz: #51333201)
  • bugün, sokakta ayrı ayrı, birbiriyle kavga etmiş iki arkadaşıma rastladım. ikisi de kavgayı anlattı. ikisi de doğruyu söyledi. ikisi de gerekçelerini gösterdi. ikisi de haklıydı, sonuna kadar haklıydı. başka şeyler ya da olayların farklı yüzünü görmüş olduklarından değil. hayır. her ikisi de olayları harfiyen nasıl olduysa öyle görüyor, aynı kıstasla değerlendiriyordu; ama her biri farklı bir şeyi görüyordu. dolayısıyla haklıydı.
    gerçeğin varlığındaki bu ikilik karşısında şaşırıp kaldım.