şükela:  tümü | bugün
  • türkceye tam cevrilemeyen, yaklasik anlami "uzaklara gitme istegi" olan, almanca sözcük. dünyanin üzerinde gidilmedik köse birakmayan milletimin nasil olup da bu kelimenin kesfini almanlara biraktigini ise hala idrak edemedim...
  • uzakları özlemek. bir sabah uyandığında üzerinde hemen hiçbirşey olmadığı halde boğazlı kazak giydiğin hissine kapılmak. arkadaşının vakti olmadığı için eksik evraklarını onun yerine götürdüğün avustralya başkonsolosluğunda duvarda asılı sydney resimlerine hayran hayran dalıp orada olma isteğine kapılmak. gece yatarken: venedik bu gece nasıl kokuyordur acaba? diye kendi kendine sormak. new york sokaklarında geçen herhangi bir filmi içine o sıkıntı düşmeden sonuna kadar seyredememek. aynısını evde yapabildiğin halde ispanya ya gidip paella yiyemediğin için üzülmek. böyle tuhaf birşeydir.
  • almanca'nın belki bütün dillerin içindeki en güzel en şiirsel kelimelerden biri; uzağı özlemek, gitmek istemek.
  • ingilizce'deki serendipity gibi bir sözcük; öyle güzel, öyle derin.
  • (bkz: heimweh)
  • alm. uzak özlemi.
    heimweh kelimesinin, yani sıla hasretinin, evini özlemenin tam tersi. her şeyi bırakıp gitmek isteyenlerin, kendi evinde yabancı gibi hisseden insanların, evinde kendini evinde gibi hissetmemek derdinden muzdarip olanların içini dolduran his.
  • unheilig'in grosse freiheit albümünden oldukça güzel bir şarkı.

    sözlerini de kopyalayıp yapıştırayım:

    ferne welt ich komme,
    ich kann deine lichter sehn
    ich hab so oft davon geträumt,
    dich aus der ferne zu sehn

    ich seh den himmel sterne tragen
    und spür das späte sommerlicht
    ich hör die wellen kronen schlagen,
    wenn flut die strömung bricht

    ich dreh das ruder richtung norden,
    dort wo die sterne immer stehn
    und lass den wind die segel tragen,
    auch wenn die sonne untergeht

    und ich suche im horizont nach dir

    ferne welt ich komme,
    ich kann deine lichter sehn
    ich hab so oft davon geträumt,
    dich aus der ferne zu sehn

    ferne welt ich komme,
    ich kann deine himmel sehn.
    ich hab so oft davon geträumt,
    an deinen ufern zu stehn

    ich hab die welt für dich gebogen,
    um ganz nah bei dir zu sein
    ich hab die nacht ins licht gezogen,
    an dich gedacht zu jeder zeit

    ich dreh den kompass richtung hoffnung
    und zieht die flut mich auch zurück.
    kämpf ich bis der wind sich dreht
    vertrau weiter auf mein glück

    und ich such im horizont nach dir

    ferne welt ich komme,
    ich kann deine lichter sehn
    ich hab so oft davon geträumt,
    dich aus der ferne zu sehn

    ferne welt ich komme,
    ich kann deine himmel sehn
    ich hab so oft davon geträumt,
    an deinen ufern zu stehn

    ich sehe himmel und die sterne
    und suche jederzeit nach dir
    ich schaue weiter in die ferne
    und stell mir vor du bist bei mir

    ferne welt ich komme.
    ferne welt ich komme.

    ferne welt ich komme,
    ich kann deine lichter sehn.
    ich hab so oft davon geträumt,
    dich aus der ferne zu sehn.
  • almancada uzaklara duyulan özlemi ifade eden, şiir güzelliğinde bir kelime.

    weh alman dilinde fiziksel bir acı ve ağrıyı ifade etmek için kullanılırken, sılaya özlem fiziksel bir acıya eşdeğer tutulur ve dilde heimweh olarak yer bulur. daha da karmaşık bir duygu yoğunluğunu, ruh acısını anlatan uzaklara özlem de benzer şekilde fernweh olarak adlandırılır. alt metinde "özlemek acıtır" diyen almanca'nın ne kadar halden anlayan bir dil olduğunu; almancada duyguların kelimelere nasıl ustalıkla aktarıldığını sadece bu yapılardan bile anlamak mümkündür.

    kelimenin anlattığı hissiyat için ise;

    (bkz: nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi gelir)
  • "(...) almanya'nın hiçbir köşe bucağı yoktur ki bu huzursuz adam (heinrich von kleist, invulnerable) gitmemiş olsun; hiçbir şehir yoktur ki bu ebedi vatansız oturmamış olsun. hemen hep yoldadır o. berlin'den bir atlı posta arabasıyla dört nala dresden'e, erzgebirge'ye, bayreuth'a, chemnitz'e uçar gider, bakarsın birden peşinden atlı kovalarcasına würzburg'a, sonra napoleon savaş alanlarını katederek paris'e. orada bir yıl kalmak istemektedir, ama daha birkaç hafta sonra isviçre'ye kaçar; bern'i bırakır thun'a, basel'i bırakır yine bern'e; ansızın sapandan fırlamış bir taş gibi wieland'ın ossmannstedt'de sakin evine iniverir. gecenin ertesi yine yerinde duramaz, yine alev tekerlikli bir arabaya atlayıp milano üzerinden ve italya gölleri üzerinden paris'e koşar, boulogne'da yabancı bir ordunun ortasına düşüncesizce atar kendini ve mainz'da ansızın ölüm döşeğinde gözlerini açar. sonra yine berlin'e, potsdam'a fırlatmıştır kader onu (...)"

    die baumeister der welt (dünyanın fikir mimarları), kleist; stefan zweig
    çeviren: gürsel aytaç

    (bkz: yerleşik yabancı)

    edit: (bkz: heimweh)
  • uzaklara, uzak ülkelere olan özlem. tedavisi: tatil yapmak. karşıtı: heimweh.

    fernweh

    "die sehnsucht zieht mich
    hin zum blau der meere,
    die flügel ausbreiten,
    mit dem wind segeln,
    ohne zu fragen, woher oder wohin.

    die sehnsucht zieht mich
    hin in ferne länder,
    dorthin, wo meine seele lacht."

    roswitha bloch

    * * *

    sormadan, nereden nereye demeden
    yelkenle uçan
    kanatlarını açan
    mavi denizlere çekiyor beni
    özlem.

    özlem beni
    ruhumun güldüğü
    uzak ülkelere
    çekiyor.

    çeviri: ©dilmen