şükela:  tümü | bugün
  • güftesi nigâr hanım'a, bestesi tanburî cemil bey'e ait olan bir şehnaz şarkı. melihat gülses'den dinlenince seviliyor, hisleniliyor.

    feryâd ki feryâdıma imdâd edecek yok
    efsûs ki gamdan beni âzâd edecek yok
    te'sir-i muhabbetle yıkılmış mütellim
    virâne dili bir dahi âbâd edecek yok
    yâ râb ne içün zâr-ı nigârı şu cihanda
    nâşâd edecek çoksa da dil-şâd edecek yok.
  • tanburî cemil bey 'in şarkısına güfte olmuş nigâr hanım'ın meşhur gazelidir. bilhassa makta beyitinde vermektedir mesajını: "allah'ım şu ağlayan nigar'ı bu dünyada mutsuz kılacak bu kadar kişi var da niçin mutlu edecek bir kişi bile yok":

    feryâd ki feryâdıma imdâd edecek yok
    efsûs ki gamdan beni âzâd edecek yok

    te'sir-i muhabbetle yıkılmış müteellîm
    vîrâne dili bir dahî âbâd edecek yok

    kes, varsa alkan bana ey tali-i dûnum
    sen var iken âlemde beni yâd edecek yok

    hakkıyla bilir zâr gönül halet-i aşkı
    mâhirdir o fende anı üstâd edecek yok

    ya rab ne içün zâr-ı nigâr'ı şu cihânda
    nâ-şâd edecek çoksa da dil-şâd edecek yok
  • klasik türk müziği için saz müziğinde çığır açan üstad tanburi cemil bey'in bestelediği az sayıda sözlü eserden bir tanesidir. bu eseri her dinleyişimde içimden geçen şudur ki, eğer tanburi cemil bey saz eserleri kadar sözlü eserlere de yoğunlaşsaydı, kendi dönemine ait bugün dinlediğimiz diğer sözlü eserlerin saygınlığını yarı yarıya azaltabilirdi. bu alana yoğunlaşmamasını ise müzikal yetkinliğini taşıyabilecek güftelerin kolay kolay bulunamayacak oluşuna bağlıyorum.
  • hayal banu'yu ilk gördüğü an güzelliği karşısında donup kalan nigâr hanım'ın dostu bir şairin bu dilber ismini lütfetsin diye karşısında inşad ettiği gazel olmuş bir vakitler..
    (bkz: aşkname)

    http://www.youtube.com/watch?v=wzqcvsrtyyi
  • (bkz: bekir sıtkı sezgin) den de dinlenmeli.
  • "ya rab ne içün zâr-ı nigâr'ı şu cihânda nâ-şâd edecek çoksa da dil-şâd edecek yok" derken zaten güftedeki çığlık eserin genelinden başka bir frekansa geçiyor. üstâd hissetmiş olacak ki zarif bir usûl geçkisiyle süslemiş tam o bölümü. ben dinlemeye doyamıyorum bu eseri, doyamadan da geçer bu ömür böyle.
  • dinlemeye doyamadığım. makam ve bestenin güfteye, veznin usüle yakışması, ancak bu kadar güzel olabilir.
  • ne denilebilir ki bu eser için? en azından yarım aklımla birazcık saçmalayabilirim.

    bir kere makam seçimi inanılmaz. zirâ hayli şikâyet ve feryâd eden bir güfteye uşşâk, huzî ya da ne bileyim pençgâh gibi makamlar yakışmazdı. makam özenle seçilmiş. bu seçimi yapmak da bestekârın işini zorlaştırır ve belli kalıplarda hareket etmeyi gerektirir. söz konusu cemil bey olduğu için tabii ki de öyle olmamış.

    şehnâz makâmı açış yaparken -kabaca anlatıyorum- kimi eserlerde hicâzkar gibi hicâz ile, kimisinde ise (özellikle zekâi dede) buselik gibi açış yapar (hicâz ya da hicâzkar gibi genişlediğinde tam bir umutsuzluk hâli mevcuttur ama burada tiz perdelerden feryâd eden ve feryâdına imdâd bulamayan bir ses var ama bir taraftan da o feryâdın içine saklanıvermiş başı yerde bir tefekkür var.

    meyân ise tamâmen zihni türlü düşüncelerle dolup taşan ve gözü bir şey görmeyip bir o yana bir bu yana devrileyazan bir âşık gibi.

    cemil bey'in hüznü ve bekir bey'in bütün bu güfteyi ve besteyi çok iyi tahlil etmesiyle eser bambaşka bir hâl alıyor. bize nasiplenmek düşüyor.

    ah