şükela:  tümü | bugün
  • yeni doçent olmuş, ankara sbf kamu yönetimi hocası. viking gibi bir edası var.
  • uzaktan soğuk bir insan imajı çizer. ders anlatımının teori ağırlıklı oluşu mevzuya uzak olanların algısını zorlaştırır ve bu durum fethi hoca'nın soğuk imajı ve dersin zorluğu ile birleşince öğrenci ürker. ama aslında oldukça esprili, güler yüzlü ve hoşsohbet biridir, en azından olabilmektedir.
  • kendini beğenmiş bir hava çizse de çok samimi, sevecen bir adamdır. "yurtdışındaki türkleri nasıl tanırsınız" diye sorup, "parmağını kıtlatanların yanına gidin, türkçe konuşmaya başlayın, hiç yanılmazsınız" cevabını verip bizleri yardğı günler unutulmaz. biraz odtü havası koksa da derslerinde, iyidir..
  • toplum ve bilim'in "hangi merkez, hangi çevre?" dosya konulu 105.sayısında "entegratif toplum ve muarızları: 'merkez-çevre' paradigması üzerine eleştirel notlar" isimli bir yazı kaleme almış.

    pek iyi olmayan, ama kötü değil de sanki garip bir makale yazmış açıkel:

    bir kaç yerde merkez çevre paradigmasının katkılarından bahsediyor ama yazının en sonuna kadar bu katkının ne olduğunu açıklamıyor.

    yazının başlığının akla getirdiği gibi genelde mardin ve shils’in merkez çevre modeline eleştirel yaklaşıyor. hem teorik hem de ampirik eleştiriler getiriyor: kültüralist, düalist, organik/entegratif toplum modeline dayanıyor, dışsal etkileri ihmal ediyor, kürtler ve aleviler nereye oturuyor, akp’yi açıklar mı vs.

    sonra sanki merkez çevre’nin özünde doğru olduğunu söylemiş gibi, bazı eksikliklerinin düzeltilmesi için oradan buradan yardım almaya başlıyor: wallerstein, elias, mann, p. anderson, lenin....

    merkez çevre modeline yönelttiği bazı eleştirilerde 'artık', 'hala' gibi kelimeleri kullanarak eskiden geçerliydi ama şimdi geçerli değili ima ediyor ama bunu da netleştirmiyor. bu konuda en açık olduğu yerlerde “geç modernleşme”, “kadim tarımsal imparatorlukların mirası” ya da kültürel sermayeyi tekeline alan elitler gibi tabirlerle osmanlı türk modernleşmesinin anlamak için eskiden merkez çevre paradigması uygundu, şimdi (küreselleşmeden sonra?) değil demeye getiriyor.

    merkez çevre modelinin katkılarından bahsedip duruyor, bu katkıları ne olduğunaysa ancak sonuç bülümünde kısaca değiniyor. ilginç olan bunun merkez çevre modelinin en temel argümanlarını kabul eden bir yargı olması: “mardin’in paradigması, modernleşmenin birinci aşaması olarak adlandırabileceğimiz bir dönem için, yani geç-kapitalistleşmiş ve güçlü bürokratik kadroların liderliğinde batılılaşma yoluna giren toplumlar için önemli açılımlar sağlar; özellikle kadim tarımsal imparatorlukların mirası üzerinde yükselen türkiye, rusya ve çin gibi toplumlar için.” (65)

    gerçekten şaşırtıcı, bir argümanı kuramsal açıdan iyi bir eleştiriye tabii tut, en temel öncüllerini sorgula, sonra o argümanın en temel, en “core” versiyonunu benimseyiver. makaleyi okumadan önce paradigma lafının merkez çevre modeli için fazla iddialı olduğunu düşünüyordum ama okuduktan sonra anladım, hakikaten bir paradigmaymış.
  • ders anlatımı iyi olmasa blok işlediği dersler hiç çekilmeyecek olan hoca. delikanlı bi adam, ayrıca öğrencilerin memleket tespiti konusunda nokta atışı yapar derecededir.
  • toplum ve bilimin 1996 tarihli, "psikanalizle bakmak" sayısında, "kutsal mazlumluğun psikopatolojisi" isimli bir makalesi vardır ki, gerek zikredilen gerekse de sayıdaki diğer makaleler bence birer klasik olmuşlardır;
    merhum ulus baker'in "ignoramus=bilmiyoruz, bilinçdışının bir eleştirisine doğru", orhan koçak'ın "kaptırılmış bir ideal: mai ve siyah üzerine psikanalitik bir deneme" gibi...
    linki de burada:
    http://www.birikimdergisi.com/pdf/70sayitum.pdf
  • tesadüf eseri, chp bkyp'da görev almaya başladığını öğrendiğim, önce şaşırdığım sonra, odtü, sencer ayata, tabi ya denklemi kurduğum hocam.
  • dosta da, düşmana da korku salan bir mizaca sahip adam. senenin ilk finallerine doğru, kabuslara girmeye başlar. ama epey espritüel ve kişisel olarak tanımasam da, tatlı bir adamdır.
  • özgün sorularıyla(!), dersinin finalinde birçok kişiye "bu ders de kalacak ya la" dedirten kişi.
  • mülkiye'nin en arkadaş canlısı hocalarındandır.

    öğrencilerine birşeyler öğrettiği gibi, tanıştığı herkesten birşeyler öğrenmek ister, meraklıdır. bu yüzden etrafında sürekli öğrencilerinin etrafında kümelenmiş, onunla sohbet ettiğini görürsünüz.

    akıllıdır, biraz poker face'tir, ne düşündüğünü anlayabilmeniz için kendisiyle biraz zaman geçirmeniz gerekir, öyle kolay anlaşılır biri değildir.

    bir de en ayırt edici özelliği boğazına düşkün olmasıdır; lahmacun, kebap ondan sorulur.