şükela:  tümü | bugün
  • su an ihtiyac duyulan insan tipinin gostergesi..yaptigi eylemlerin sorumluluklarini almaya cesaret gosteren insanlara ihtiyacimiz vardir....
  • tek tahammül edemediği şey, ihtilale karışan bazı subayların ortadan çekilmesi ile tüm suçun genç harp okulu öğrencilerine yüklenmesiymiş. hatta duruşmaların birisinde o kadar sinirlenmiş ki, bazı sanıkların gözlerinin içine bakarak şöyle bağırmış;

    "bu işe karışmadıklarını ispatlamak için neredeyse yataklarındaki karılarını tanık gösterecekler. bu nasıl bir korkaklıktır?"

    "rüzgarın oğlu" lakaplı binbaşı.
  • "bugün serbest kalsam yine ihtilal yaparım. benim giremeyeceğim garnizon yoktur. girdiğim garnizonu da alarma geçirir ve ihtilal yaparım. sapına kadar ihtilalciyim. benden kokuyorlar bunun için de beni asacaklar. bütün dostlara ve gerçek ihtilalcilere veda ediyor, hakkımı helal ediyorum." diyerek gerçek ihtilalciler'e yol gösteren devrim önderi.
  • "ölümün karşısında ve tanrı ile adaletin huzurunda bulunduğum şu anda, atatürk’e övgüler yazmak için kaleme sarılan şair kadar vicdanım rahat. uğruna can verecek adamlar bulunduğuna göre, davamızın daha güçlü olarak yaşayacağına inanıyorum. ve diyorum ki atatürk ölmüştür ama var olmakta devam ediyor. şimdi ben de öleceğim ama atatürk ilkeleri, ölümümle çok daha yüce bir değer kazanacak." sözleriyle aramızdan ayrılan ihtilalci kemalist subay.

    kaynak: fethi gürcan'ın harbiyelileri, ömer gürcan
  • idama giderken fethi gürcan'ın yanında olan astsubay ethem; "son süvari"nin bir beyaz ata binip, bir daha dönmemek üzere uzaklara gidişini şöyle anlatıyor: "yol gösterildi, infazın yapılacağı avluya çıktık. avluya askeri bir ceraskal konmuştu. zincir takılı yere halat bağlıydı, ilmik sallanıyordu. altında da iskemle duruyordu. fethi gürcan o tarafa doğru durup baktı. sonra dimdik ve sert adımlarla o tarafa doğru yürümeye başladı. bana dönerek: 'hakkını helal et ethem, dediğim gibi oldu' dedi. sandalyeye çıktı ve ilmik boynuna takıldı. onu seyredenlere karşı şöyle bir baktı ve yüksek sesle 'vatan ve millet sağ olsun!' diyerek kendini sandalyeden aşağı boşluğa itti. omuzlarından bir iki defa sallandı. artık her şey bitmişti..." (osman deniz, parola: harbiyeli aldanmaz, s.300.)
  • darbe girişimi başarısız olduktan sonra yanında yarbay osman deniz olduğu halde dönemin almanya büyükelçisinin yanına gitmiş ve siyasi sığınma talep etmiştir. atlara olan merakından dolayı dost olduğu alman büyükelçi her ne kadar arkadaşını kurtarmak istese de üzerilerinde üniforma ve ellerinde silah olduğu için talepleri uygun görülmemiştir. bunun üzerine büyükelçi her ikisine de birer takım elbise vermiş ama yakalandıklarında elbiseleri kimden aldıklarını söylememelerini rica etmiştir. hatta idam sehpasına giderken üzerinde büyükelçinin verdiği takım elbise vardır.
  • bir ona bakiyorum.. istediklerini yapabilir miydi? yoksa o ve talat aydemir sonra dikta rejimi lideri olup birbirlerini mi yerdi bilemiyorum ama suanki turkiyenin tohumlari onlarin asilmasi ve onlar ile gidenlerin okuldan atilmasini... ve en guzel hasan huseyin anlatir asagidaki dizelerde neyin neden oldugunu...

    asılmak sorun değil
    asılmamak da değil
    kimin kimi astığı
    kimin kimi neden niçin astığı
    budur işte asıl sorun!
  • "kimi gün cezaevinden kaçmayı planladığını görürdük ve bu planı uygulamaya başlardı. hücresine kadar bir takım asker elbisesi getirttiğini düşünün! hücrenin kapı kilidini söküp, şablonunu da çıkartarak dışarıda anahtar bile yaptırdı! istediği anda kapısını açabiliyordu." (osman deniz, parola: harbiyeli aldanmaz, s.286.)
  • 22 şubat hareketine karıştığını mahkemede inkar etmeyen ve idam edilen iki askerden biri. binbaşı. (bkz: talat aydemir)
  • doğum gününde asılan efsane subay.