şükela:  tümü | bugün
  • hayatları boyunca iyilik yapmış ingilizlerin öldükten sonra gönderildikleri cennet. zira, ben bu kadar yaşlı ingilizi bir arada görmedim ulan daha önce?!

    güneşlenmekten ve yaşlanmaktan ağaç kabuğu gibi olmuş bedenler bikini giymişti, bıyıklı ve slip mayolu erkekler vardı; onların cenneti benim için cehennem oldu. bir barda bira içerken bana bakan 196 yaşındaki kadınla göz göze gelmemek için yerdeki karoları inceledim. tüm karoları sayıp hepsine ayrı ayrı isim verdiğimde yarım saat de geçmişti, kafamı kaldırdım ve asırlık çınarla bir kez daha bakışlarımız çarpıştı. kadının ölmüş olabileceğini ama bunu kimsenin fark etmediğini düşünüp garsona el kaldırdım, bira istediğimi sandığından olsa gerek bir bardak daha bira getirdi. birayı bırakıp gidemezdim ama bulunduğum mekanın yaş ortalaması 104'tü. 27 yaşımla, portakalda vitamin gibi bir köşede oturuyordum.

    ben doğduğumda 169, babam doğduğunda 148, dedem doğduğunda dahi 120'li yaşlarının sonuna gelmiş bu yaşayan efsane gerçekten tüylerimi ürpertiyordu. son 170 yıldır güneşlendiğinden olsa gerek ceviz kabuğundan farksızdı. dedemin dedesi, yağız bir atla kuzeyden gelip su kenarına yerleşmeye karar verdiğinde bile ilk yaşlılığını kutluyordu. ne zaman doğmuş olabileceğini düşünürken biralar su gibi aktı, bardaklar doldu bardaklar boşaldı ve kavimler göçü'nün debdebeli günlerinden birinde (muhtemelen bir pazartesi) doğduğunu yaklaşık olarak hesapladım. içinde fosforlu şemsiyesi bile olan rengarenk bir kokteyl içiyor arkadaşlarıyla konuşuyordu. 7 kişilerdi ve yaşları toplamı rahatlıkla 1000'den fazlaydı. "those were the days my friend" şarkısına eşlik edecek olsalar, birkaçı kesinlikle haçlı seferleri'nden bahsederdi.

    zamanın büyüsü bedenimi ele geçirmeye başlamışken can havliyle mekandan uzaklaştım, sahil boyunca güneşlenen herkes yaşlı demenin bile genç gösterdiklerine yönelik bir iltifat sayılacağı oranda çok yaşlıydı. belli bir yaşa ulaşan vatandaşlarını teleport ile fethiye'ye gönderen ingiliz hükümeti'ne "bunların gençleri nerede ulan" diye çemkirirken, o sahilin görebileceği en güzel dilber de karşımdan yürüyüyordu. tüm mekanlarda çalışan garsonlar dışarı çıktı, diğer turistler kıskançlıklarından çatladı. hem ingiliz olup hem de 50'li yaşlarında gösteren bu kadın, yolunu kaybetmiş bir afet-i devrandı. kendilerine güvenen garsonlar en görkemli danslarını yapıp bu güzelliği kutsarken, ben kaskımı çoktan takmış da kendimi yollara vurmuştum.
  • memleketime geldiğinizde hayal kırıklığı yaşamamanız için, rehber olabilecek bir yazı hazırladım. vaktinizi ayırmanız tatilinizi kurtarabilir.

    birinci kısım (önemli ön bilgiler);

    - yerleşmeyi düşünenler için özel ek madde; ocak ayında, ara sokakta bile 2 kez kırmızı ışığa takıldığım oldu. burası gerçekten de artık "sahile yerleşilecek ideal bir yer" midir?
    - fethiye sakin, şirin bir tatil beldesi değildir. fethiye, 160 bin nüfuslu bir muğla ilçesidir. yaz-kış trafik yoğunluğu olan, tek başına il olma kapasitesine ulaşmış bir yerden bahsediyoruz. buna sezondaki tatilciler de eklenince nüfus uçuk rakamlara çıkabilir. temmuz-ağustosu kapsayan yüksek sezon döneminde ve özellikle 9 gün tarzı tatillerde istanbul ilçesinden farkı yoktur. zaman zaman ölüdenizde 4 km'lik kuyruk oluşur. tatil için en ideal aylar nisan, mayıs, eylül ve ekimdir. canlı, kalabalık olsun derseniz yaz ayları tabii ki ama resmi tatillere denk getirmemeye çalışın. yukarıda bahsettiğim yoğun zamanlarda gelecekseniz de trafik, park yeri gibi sıkıntılara kendinizi hazırlayın.
    - burası avam veya sosyetiklerin; kısacası tek tip tatilcinin akın ettiği bir yer değildir. her profili görürsünüz. uygun fiyatlı kamp alanı, oda+kahvaltı pansiyondan tutun ağaç ev, bungalov, her şey dahil otel, dünya markası otel*, günlük bedeli 4 haneli euro olan gulet-yat ile mavi yolculuk vs. her bütçeye uygun tatil seçenekleri vardır.
    - havası ege değil, akdeniz iklimidir. yazın sıcaklık ve nem bunaltıcı seviyelere ulaşabilir. güneş kremi, güneş gözlüğü ve şapka mutlaka bulundurun.
    - yüzülecek yerlerin çoğu taşlıktır. yüzme ayakkabısı gibi yardımcı ekipmanlar getirmeniz çok işinize yarar.
    - araçsız gelecekseniz, öğrenciyseniz vs. nasıl gezerim diye şüpheniz varsa içiniz rahat olsun. gezip görülecek yerlerin neredeyse tamamına toplu taşımayla ulaşabilirsiniz.
    - muğla kart uygulamasını yükleyin. durak, hat, popüler yerler vs. birçok konuda faydası dokunabilir.

    --- toplu taşıma kullanacaklar için önemli ---
    toplu taşıma için(hem dolmuş hem otobüste geçerli) çeşitli ödeme yollarını bilmenizde fayda var.

    *nakit ödeme yöntemi tamamen kaldırılmış, aşağıdaki yöntemler ile ödeme yapmak zorundasınız.

    1. marketlerde vs. çeşitli yerlerde kentkart satış ve dolum işlemi yapılıyor. her seferinde dolum yeri aramamak için fastpay, garanti cep şube gibi kanallardan online yükleme yapabilirsiniz, diğer bankalarda var mı bilmiyorum.
    2. temassız özellliği olan bir kredi/banka kartınızı da kentkart gibi okutabilirsiniz. güvenlidir, kentkart ile aynı ücreti keser. kullanmışlığım var. en temiz ödeme yöntemi.
    3. nfc mobil bilet. detayları yukarıdaki maddelerde bahsettiğim muğla kart uygulamasından inceleyebilirsiniz. kentkart ile aynı ücreti keser.
    4. sanırım direkt şoförden de alabileceğiniz kullan at tipi kartlar da satılmaya başlamış.
    --- toplu taşıma kullanacaklar için önemli ---

    - otogar'ın yanından ölüdeniz dahil birçok dolmuş-otobüs hattı geçer, zaten merkezi konumda bulunuyor. otogar içerisindeki marketten kentkart alımı, dolumu yapılabilir.
    - dalaman havalimanı 45 dakika uzaklıktadır, havaş ve muttaş olmak üzere iki shuttle hattı mevcuttur.
    - limandan rodos'a feribot seferi vardır.
    _______________

    ikinci kısım(ne yapılır, nerelere gidilir);

    (merkez ve civarı)
    paspatur çarşısı: gece kulübü, restoran ve bar; hediyelik, hatıralık mağazaları bulunur. gece hayatı için merkezdeki adresiniz burasıdır. sokaklarında yürümek keyiflidir.
    sahil bandı: bisiklet yolu, koşu parkuru, anıtlar, yatıp yuvarlanabileceğiniz çimlik alan; kaliteli et&balık restoranından büfesine kadar her türden mekan ile doludur. merkezin bir ucundan diğer ucuna kadar uzar. sabah ve gün batımında yürüyüş öneririm.
    tekne turu: merkezdeki kordondan kalkan tekneler sabah 10-11 gibi tura başlar, akşam 6'ya kadar 5-6 farklı koya uğrar. tatile kalabalık geldiyseniz günübirlik özel tekne kiralayıp istediğiniz gibi gezebilirsiniz, kişi başına düşen fiyat çok fark etmeyecektir. merkez haricinde ölüdeniz tarafında da tekne turları mevcut, farklı yerlere giderler. ama fiyatlar merkeze göre bi tık fazla olabilir aklınızda bulunsun.
    balık pazarı: istediğin tezgahtan balığını seç, sonra istediğin restoranda pişir tarzı; fasıl ortamı.
    telmessos ve aminthas: şehir merkezinde bulunan antik kalıntılar, tiyatro, kale, dağa oyulmuş evler ve mezarlar. google üzerinden kolaylıkla fotoğraflara ve bilgilere erişebilirsiniz.
    fethiye müzesi: çevredeki onlarca antik kentten getirilmiş yapılarla dolu. meraklısına şiddetle önerilir.
    çalış plajı: merkeze en yakın halk plajıdır. oldukça uzun bir sahil şeridi var, taş-kum karışık. fethiye'ye yerleşen ingilizlerin gözde semtinde bulunuyor. plajda üzerinde bol bol mekan olan yürüyüş bandı da var.

    yukarıdakilerin tamamı merkezde olduğu için ulaşımı çok basit. dolmuş, otobüs, yürüyüş hepsi geçerli. ayrıca aracınız varsa gün batımında körfez turu yapın. bu körfez turu üzerinde denk geleceğiniz koylar var. bazısı ücretsiz(işletme-tesis yok), bazısı makul fiyatta, birkaçı da pahalıdır. ha arabam yok yine de gitmek istiyorum derseniz o bölgeden geçen dolmuş var. ön araştırma yapmanız için isimleri: aksazlar koyu, büyük samanlık koyu, küçük samanlık koyu, boncuklu koyu, alesta beach club, kuleli beach club, help beach club.
    _______________

    ölüdeniz: fethiye'de doğal güzelliğin zirvelerinden birisi. ücretsiz olan belcekız plajı(taşlıktır) ve hemen yanında, girişi ücretli olan(öğrenci 3.5, normal 7, araç girişi 25) fotoğraflarda boy gösteren meşhur kumburnu. su durgundur; deniz arka tarafında kumlu, uç tarafında küçük taşlık ve berrak, ön tarafında ise büyük kayalardan oluşur. şemsiye, şezlong, market vs. fiyatlar yüksektir. kumburnu karşısında da beach clublar var, haritadan bakıp araştırma yapabilirsiniz konum-yorum-fiyat konusunda.
    hisarönü: türkiye cumhuriyeti sınırları içerisinde ingilizlerden oluşan özerk bölge. en iyi tanım bu. mekanların menülerinde, kuaförlerde, herhangi bir esnafın tabelasında bile sterlin ve euro önceliklidir. kimisi türk lirasını yazmaz bile. fethiye'de gece hayatı denince listenin başını burası alır. merkezden kalkan ölüdeniz dolmuşları buradan geçer.
    babadağ: yamaç paraşütüyle meşhur olan babadağ'a, atlayış yapacak bütçeniz veya cesaretiniz olmasa bile çıkın, zirve manzarasını görün. zirvede restoran var, eteklerinde kamp yeri de mevcut. ölüdeniz'den günde 2 kez dolmuş git gel yapar. kendi aracınızla çıkabilirsiniz fakat yol bol virajlı ve yer yer çok tehlikeli. şoförlüğünüze güveniyorsanız çıkın.
    kelebekler vadisi: ölüdenizden belli saatlerde kalkan tekneler ile ulaşım sağlanır. araç yoluyla vs karadan ulaşım yok. vadinin sonunda kalan şelaleye yürüyüş yapacaksanız çok beklentiye girmeyin, su ve doğal olarak kelebekler azalmış. tabii şansa bağlı olarak müthiş kelebeklere de denk gelebiliyorsunuz. konaklama fiyatları yüksek; günübirlik gezip dönersiniz yada bir gece bile olsa orada kalacağım diyebilirsiniz. gece gerçekten hoş bir ortam oluyor. yukarıdan da manzarası efsanedir. denizi taşlıktır, gidenler en çok bundan şikayet ediyor. bu artıları ve eksileri bilerek gitmeniz yararınıza olacaktır.
    kabak koyu: öncelikle "oouwwe kabak koyu!" modundan çıkın. ölüdeniz dolmuşları belli saatlerde bu koya da çalışırlar, fakat koya kadar inmezler zira yol baya red bull sponsorluğundaki ekstrem spor parkuru gibidir. dolmuş sizi üstte yol kenarında indirir. aşağı iniş için iki seçeneğiniz var. patikadan yürüyüp manzara eşliğinde 30-40 dakikalık iniş ve servis. ben tabii ki yürüyüşü öneririm. servisi merak edenler için: araç en son 60 lira gibi bir ücrete kalkıyordu. kaç kişiyseniz aranızda paylaşıyorsunuz ücreti. dolmasını beklerim sıkıntı yok dersiniz veya kimseyi bekleyemem deyip parayı basıp inersiniz. keyif meselesi. neyse koya indiniz diyelim. çok arı var, işletme dışına çadır kurmak yasak, sürekli de uyuşturucu baskını olur. vodafone yunanistan'a bağlanır. tek düzgün çeken operatör turkcell sanırım. böyle ufak tefek ama önemli bilgileri aklınızda bulundurun. koyda bir market var ama yine malum turizm kazığı yememek için, dolmuşa binip gelmeden önce merkezde yiyecek içecek ne alacaksanız alın da gelin. bir sürü işletme var, çadır bungalov ağaç ev falan. evet en güzel kısmı sona sakladım, koydan vadiye doğru 70 dakikalık bir yürüyüş rotası var, şelaleye gidiyor. gittiğinize değer mi bence değer, kelebeklerin rengi beni benden almıştı(kelebekler vadisinden bahsetmiyorum, ayrı bir yer). bir de bu patika üstünde inanılmaz bir manzara noktası var. her zaman yapmıyorsunuz bunları sonuçta, tecrübe edin derim. yola çıkmadan önce yükünüzü minimum tutun, mutlaka yanınıza kişi başı 1,5-2 litre su alın. şelalaye vardığınızda buz gibi su ile tekrar doldurursunuz dönüş rotası için.
    kayaköy(karmylasos): zamanın farklı dönemlerinden eserler bulunan, hayalet köy. müzekart kullanılıyor. zirvesine çıkıp akdenizi izleyin. bu antik bölgeden ayrı olarak bölgede yerleşik yaşayan birçok insan var tabii ki. aslında kayaköy ismi hem antik köy hem mevcut yerleşim yerlerinin tamamını kaplayan bölgeye verilmiş isim. kayaköyden ölüdeniz dolmuşları geçiyor. yeme içme ve konaklama olarak da güzel işletmeler var köyde.
    af kule manastırı: memleketimde bana en garip hisler yaşatan mekan burasıdır. kayaköyün sonlarında kalıyor. tabelayı görüp çıkmaz yola girdikten sonra aracınızı yolun sonunda park edip oradan başlayan patikayı 40 dakika takip edin. dolmuş ile gelecekseniz bu çıkmaz yol kısmını da yürümeniz gerekiyor, şoförden yardım alın. her neyse, patikadan tepe gibi bir yere çıktığınızda likya yolu tabelalarına rastlayacaksınız, "denize doğru" yol alıp inişe geçiyorsunuz bi süre. gördüğünüz tek şey akdeniz, duyduğunuz tek şey kuş sesleri. dağın içine oyulmuş kocaman bir yapı. gün batımına doğru gitmenizi öneririm.
    gemiler koyu: kayaköy yolunun son bulduğu, küçük bir koydur. denizi çok güzel, berraktır. hemen karşısında da üzerinde antik kalıntılar olan gemiler adası var. koya ölüdeniz dolmuşu gider. girişi ücretlidir, fiyatları genel olarak yüksektir.

    önemli:
    şimdi diyecekseniz ki "ulan her yere ölüdeniz dolmuşu mu çalışıyor aq?". merkezden ölüdeniz'e dolmuş çok sık kalkar ama kabak koyu, kayaköy, gemiler koyu, babadağ gibi çevre rotalara gidenler belli saatlerde gelir. gideceğiniz yeri mutlaka doğrulayarak binin. ayrıca ölüdeniz'den tekne turuna çıkarsanız duraklarınız aşağı yukarı kelebekler vadisi, soğuksu koyu, akvaryum koyu, gemiler adası şeklinde olacaktır. rezervasyon yaptırırken yardım alabilirsiniz.

    - yapılabilecek çeşitli aktiviteler: yamaç paraşütü, scuba diving, parasailing, kitesurf, flyboard, rafting, bungee jumping, quad bike safari, jeep safari, at binme vs. gidiyor böyle. aklınıza gelebilecek çoğu ekstrem spor ve su sporları mevcut. son söz cesaretiniz ve cüzdanınızda.
    _______________

    tabii ki entryde bahsetmediğim özel yerler de var. buralara geldiğinizde bira ısmarlarsanız belki çıtlatırım.*

    sorunuz varsa, yardım gerekiyorsa yeşillendirebilirsiniz.
  • "gelmeyin amk çocukları gelmeyin. gidin istanbul boğazında denize girin. gelmeyin."

    şerefsize bak lan sen!
    ananın malı mı fethiye?
    hasbelkader orada yaşıyor olmanın dışında ne özelliğin var senin?
    o gelenler olmasa ne bok yiyecektin acaba?
    sana ne benim nerede denize gireceğimden?
    paramla geziyorsam, doğaya saygılıysam, insana saygılıysam, ne haddine senin bana küfür etmek?

    sanki gittik anasının evinde yattık!

    haddine sıçtığım terbiyesiz!
  • gece hayatının bırakın vasatın üstünde olması vasata yaklaşamadığı bir garip tatil beldesi. ancak extreme sporlar üzerine biraz düşerlerse gitmeye değer. yoksa burada gece uyumaktan başka bir şey yapılmaz. tabii beşinci sınıf cafelerde apaçi dansı yapan muşlu garsonları izleyip fakir ve çirkin ingiliz teyzelerle cinsel ilişkiye girmek sizi mutlu ederse aradığınızı bulacaksınız.
  • son yaşanan cinnet ve şiddet olayları dışında bakarsak güzel bir yerdir hatta bence bodrum'dan bin kat daha güzel daha yaşanılasıdır, henüz yeşillikleri kaybolmamış, inşaat cenneti olmamıştır. ama o çevrede akyaka diye bir güzellik vardır ki hani böyle muğla bir anne, ilçeleri de kızları olsa, evin en küçük ama duru masum güzelliği ile pırıl pırıl parlayanı akyaka olurdu hiç şüphesiz. bodrum makyaj güzeli, fethiye evin ortanca okumuş güzel kızı olurdu, göcek arada kalırdı öyle işte.
  • fethiye, 1992 senesinden beri yazlarımın büyük kısmını geçirdiğim, artık bir ev sahibi de olduğum ikinci memleketim. bir gün iş imkanı bulursam kaçacağım, bulamazsam emekliliğimi yaşayacağım, emekli de olamazsam gömüleceğim yer. aslında keşke bir krematoryum olsa da küllerimi fethiye körfezine doğru saçsalar ama şu an içinde bulunduğumuz şartlarda bu pek mümkün görünmüyor. çevremde çok insanın gidişine vesile olmam, sonrasında sözlükte entryler üzerinden ulaşan insanlara vermeye çalıştığım tavsiyeler ve sonrasında aldığım güzel dönüşler sonucunda dedim ki ayrıntılı bir entry gireyim de insanlara bir faydamız olsun. kimse okumazsa bütün kış ben okurum içim açılır. *

    fethiye’ye gideceğiz, nasıl gidelim?

    bana sorarsanız imkan varsa arabayla gidin çünkü görecek çok fazla yer var. benim maalesef rotamın başlangıcı istanbul’dan olduğu için, gidişi de istanbul üzerinden anlatacağım.

    fethiye’ye arabayla ana anlamda 2 farklı yol üzerinden ulaşmanız mümkün; sahil yolu ve yayla yolu. ben şahsen sahil yolunu hiç kullanmıyorum zira hem daha uzun hem de hepimizin liseden beri bildiği en temel bilgi, ege’de dağlar denize dik uzandığı için sürekli bir rampa çıkma ya da inme hali benim pek hoşuma gitmiyor.

    rota

    yayla yolu olarak tabir ettiğimiz, sakarya, bilecik, kütahya, afyon üzerinden ulaşan yol benim çocukluğumdan beri gidip geldiğim, hem kanıksadığım hem de bana göre rahat bir rota. sırasıyla adapazarı, antalya, antalya (batı) ve fethiye tabelalarını takip ederek ulaşabilirsiniz. özellikle burdur sonrası yol o kadar boşalıyor ki, ilk kez gidiyorsanız, “ lan yanlış yola girdik galiba” hissi kaçınılmaz oluyor.

    rota tam olarak 800 km ve normal gidiş hızıyla yaklaşık 9 saat sürüyor. ben genelde acil bir durum olmazsa tek molamı afyon’da meşhur, otobüslerin de bir çoğunun mola verdiği kavşak etrafında bulunan tesislerde veriyorum. haricinde rota ile ilgili verebileceğim tek öneri korkuteli sapağı sonrası yaylalardan inerken dikkatli olunuz. hem iniş hem de virajlar böyle tatlı tatlı görünüp birden aracı savurabilir.

    tabii araba yolculuğu sevmiyorsanız ya da imkanınız yoksa gidiş için en rahat yol uçak oluyor. fethiye’ye en yakın havalimanı olan dalaman’a istanbul’un 2 havalimanından da bir çok uçuş bulmak mümkün. yalnız küçük bir havalimanı olması ve marmaris, datça, göcek, fethiye, kaş gibi çok tatil beldesinin yükünü çekmesi yüzünden ucuz bilet bulmak kolay olmuyor. erken davranmak faydalı olacaktır.

    dalaman havalimanında indikten sonra fethiye’ye hem havaş, hem de muğla belediyesi’ne ait muttaş araçları ile yaklaşık 20-tl karşılığı varmak kolay. haricinde taksiler de 24 saat hizmet vermekteler. taksi duraklarının olduğu bölgede büyük tabela üzerinde gideceğiniz yerin tutacağı fiyat yazmakta. ancak yine de pazarlık yapmanız yararınıza olacaktır.

    sonunda fethiye körfezi’ne ulaştık. doğu tarafında köyceğiz, ekincik, dalyan sarıgerme, göcek, çalış, batı tarafında küçük koyları, ölüdeniz, kelebekler vadisi, faralya, saklıkent, patara en çok değinmek istediğim yerler. tabii uzun tatili ve imkanı olanlar için bir tarafta akyaka ve marmaris, diğer tarafta kalkan ve kaş yalnızca 1 saat mesafede.

    fethiye’ye geldik, nerede yatalım, nerede kalkalım?

    zaten entrynin başından beri belirttiğim üzere fethiye eşittir gezmek olduğu için öyle her şey dahil tatil köyleri pek ilgi alanıma girmiyor. he yok abi benim tatilim budur diyenlerdenseniz, hillside , lykia world ve bay beach sizi fazlasıyla tatmin edecektir. yeni yapılaşan barut hotel’de belki deniz olarak değil ama tesis ve imkan olarak iyi vaatlerde bulunuyor.

    ben uzun yıllar kampçılık yapıp sonra eve terfi ettiğim için nokta atışı otel tavsiyem olamıyor. bölge olarak 2 ana alternatif var bence önümüzde. ilki çalış bölgesi. uzun plaj ve kordonu çok sayıda ingiliz vatandaşı ile bir çok pansiyon ve otel bulmak mümkün. alternatif olarak incelemenizi tavsiye ederim ancak benim tavsiyem ikinci bölge ovacık ya da belcekız bölgesi. iki yerde de tek tek inceleyemeyeceğiniz kadar çok otel ve pansiyon var. burada kritik nokta şu; ovacık denize biraz uzak yani öyle sabah kahvaltı öncesi hanım uyuyor, çocuklar kudurmadı, gidip yarım saat deniz keyfi yapayım, günün kalanı nasılsa işçilikle geçecek diye düşünüyorsanız pek mümkün değil. ovacık tepede ve belcekız plajı için inişi kolay, çıkış oldukça zor 3,5 km’lik bir yokuş önünüzde. incelemenizi buna göre yapmanızı ve mümkünse otel seçiminizi belcekız tarafından yapmanızı tavsiye ederim.

    belcekız’da işaretlediğim bölgede fazlasıyla alternatif bulmak mümkün. otellerin standartları belirli bir seviyede, çok üst ya da çok alt bir otel bulmak mümkün değil. geneli eski tesis ama temiz, ortalama bir konfor sunan yerler.

    biz daha macera ruhluyuz, üzerimize doğa at, çekirge fırlat, sivrisinekleri dansa kaldır diyenler için de fethiye güzel olanaklar sunuyor. çadır ya da karavan için ilk tesis katrancı . yanıklar köyü’nü göcek istikametinde geçtikten sonra ulaşabileceğiniz, 2 farklı koyu bulunan kamp bölgesi. kendi çadırınızı götürebileceğiniz gibi aynı zamanda kiralık çadırlar da bulunuyor. eskiden denizi daha güzeldi ancak son dönemde özellikle sezon içerisindeki kalabalık ve deniz dibinin kumluk olması nedeniyle berraklık bulmak çok zor. ancak sabah 7 gibi kalkıp kendinizi denize atarsanız muhteşem bir su bulabilirsiniz. günübirlik gitmeyi düşünürseniz pazar gününü tercih etmemenizi özellikle öneririm. katrancının küçük koyundan sonra tesis bulunmayan, denizi taşlık iki küçük koy daha bulunmakta ancak maalesef son dönemde doğası iyice kirlenmiş durumda. daha sakin ancak sıfır konfor. gitmeniz durumunda ayakkabılarınızı giyip ikinci koyu takiben devam eden patikadan yürüyüş yapmanızı tavsiye ederim, sonunda güzel bir manzara sizi bekliyor.

    aynı zamanda katrancı’dan göcek istikametine giderken ana yol üzerinde sol tarafta bulunan cepten koyun tepeden bir manzarası da bulunmakta.

    çadır ve bungalov için en güzel alternatiflerden biri kelebekler vadisi. hem bungalov için hem çadır için büyük ve küçük olarak alternatifler var. ulaşım için belcekız plajı’ndan giden tekneleri kullanmak durumundasınız. tekne seferleri ve konaklama ücretleriyle ilgili güncel bilgiler sitesinde sürekli bulunuyor. günübirlik gitmeyi de tercih edebilirsiniz, vadi içerisinde yürüyüş ve sonunda çok büyük olmayan bir şelaleye ulaşacaksınız. üniversiteli gençlerin fazlasıyla tercih ettiği bir ortam. ölüdeniz’den yapacağınız tekne turlarının hemen hepsinin ilk ya da son durağı mutlaka kelebekler vadisi olacaktır. ortam ve manzara harika. konaklamasanız bile, günübirlik kelebekler’e uğramadan dönmeyin, görecekleriniz sizi mutlu edecek.

    https://eksiup.com/5894f709f591

    doğayla iç içe konaklayabileceğimiz başka bir yer faralya köyü ve kabak koyu. keşke her yer kabak tadı verse. bu bile kabak hakkında ne düşündüğümü yansıtmaya yetiyor aslında ama detay vermek lazım;

    en başından peşin peşin uyarayım kabak koyu’na ulaşım zordur. ulaşım için kendi aracınızı kullanmamanızı tavsiye ederim zira yol uçurumlu ve bir yerden sonra da bozuk. zaten en son sahile inmek için kendi aracınız eğer arazi değilse inme şansınız sıfır. o nedenle belcekız’dan kalkan minibüsler bizi götürsün biz yükseklerden manzara izleyelim en iyisi. faralya’da kalmak için bir çok butik otel ve bungalov tarzı yerler bulunuyor. detaylı şekilde araştırma yapmanızı tavsiye ederim. ben gittiğimde mutlaka shambala’da kalmayı tercih ediyorum. siz fiyat, beklenti gibi tercihlerinize göre istediğiniz oteli seçebilirsiniz.
    aşağısı yani kabak koyu ise başka bir dünya. çadır ve kamp alanları mevcut. yürüyerek aladere şelalesine ulaşabilirsiniz. burada su da muhteşem.

    peki otele yerleştik bir şekilde, eğer kabak ya da kelebekler’de kalmıyorsak nerelerde yüzelim?

    ölüdeniz belcekız plajı ve çok meşhur görüntüsüyle kumburnu ilk görülmesi gereken yerler. yalnız kumburnu yani tabiat parkı’nın için genelde sezonda öğlen ve sonrasında aşırı kalabalık oluyor. o yüzden tavsiyem bir şekilde erken saatlerde gidip görmenizdir. tabiat parkının kendi otoparkı mevcut, girişte orman bakanlığı’nın belirlediği ücret tarifelerinden ödemenizi yapıyorsunuz. içeride ayrıca şezlon ve şemsiye için para ödemeniz gerekli. yiyecek, içecek anlamında sıkıntı yok, biraz sıra bekleyip hamburger, pizza tarzı fast-food yiyeceklere erişmek mümkün.

    tabii ölüdeniz demişken atlanmaması gereken bir aktivite var, o da yamaç paraşütü. bir çok ayrı şirket tarafından yaptırılıyor, belcekız üzerinde ve aralarda ofislerini görmek mümkün. ben şahsen yaptığım zaman gravity paragliding ile yaptım her seferinde ve memnun kaldım.

    denize girmeye devam edelim. kıdrak , ölüdeniz’den faralya’ya giderken yol üstünde fethiye’nin güzel plajlarından biri. suyun rengi muhteşem dalgalı ve dibi kayalık, deniz ayakkabısı giymenizde fayda var. piknik yapabilirsiniz, gölgelik çamların altında orman masaları var, mangal serbest, küçük bir büfe ve restoran mevcut ancak tavsiyem giderken götürebildiğiniz her şeyi götürmeniz yönünde. giriş orman bakanlığı’nın belirlediği giriş ücretleri (yanlış hatırlamıyorsam kişi başı 6 ve araç 18-tl).

    fethiye’de denize girmek için diğer güzel alternatifler oyuktepe yarımadası üzerinde bulunan koylar. bu koylar çok uzun yıllardır tesis olmadan ya da ufak tesislerle işletilmekteydi. ancak son yıllarda hemen hepsi özelleştirilerek tesisleştiler. bu uygulama, özellikle yerli halk tarafından “memleketimizde ücretsiz denize girecek yer bulamıyoruz.” şekline eleştiriliyor ancak söz konusu koyların özelleştirmeler öncesi çöplük halini çok iyi bilen biri olarak şimdiki hallerini daha çok sevdiğimi söylemek zorundayım.

    fethiye merkezinde kordonda denizi sağınıza alıp ilerlerseniz oyuktepe yarımadasının girişine kadar gelirsiniz, yol en sonunda ikiye bölünecektir, sağdan giderek tek tek koylara gidebiliriz.

    ilk karşımıza gelen koy aksazlar, özelleştikten sonraki adıyla leb-i derya . işletmeciler özellikle sahile getirdikleri beyaz plaj kumuyla farklılık yaratmış durumdalar. denizi için çok iddialı konuşamayacağım, normal fethiye denizi * . tesis öncesi aksazlar’da tam karşısında bulunan tersane dolayısıyla nadiren de olsa yağ birikimleri geldiğini görmüştüm. tesis sonrası hiç gidip denize girmedim ama gördüğüm kadarıyla ya önlem alınmış ya da tersanenin artık eskisi kadar çalışmamasından dolayı bu sorun ortadan kalmış gibi. ortam güzel, denize girmeseniz bile kahvaltı için özellikle tavsiye edeceğim. hem kahvaltısı güzel, hem manzarası.

    club letoonia oteli geçtikten sonra küçük samanlık koyu ilk karşımıza gelecek. küçük samanlıkta alesta otel’e ait küçük bir beach bulunmakta, birkaç incir ağacı altında sanırım bir tatil beldesinde gidebileceğiniz en sakin beach diyebilirim. otel misafirleri dışında da misafir kabul ediyorlar. giriş 20-tl, içeride her türlü yiyecek, içecek imkanı bulunuyor. küçük bir marinası bulunan bu sakin yere, alesta otel önünden tekne ile ring servisleri de yapılıyor.

    sonra karşımıza büyük samanlık koyu gelecek, sanırım 2012’den beri gitmiyorum, o zamanlar girişi ücretli bir tesis vardı ancak bu bahsettiğimiz ve bahsedeceğimiz tesisler seviyesinin çok altındaydı. yeni bir tesis yapılmadıysa pek gün öldürmeye değmez bence.

    büyük samanlıktan sonra tesis olmayan, hatta inişi-çıkışı bile sıkıntılı 1-2 koy var. bunları geçtikten sonra kuleli koyuna geliyoruz. kuleli artık oyuktepe’nin açık denize bakan kısımları olduğundan farklı bir laciverti vardır. kuleli’ye yapılan tesis kuleli beach club oldukça büyük ve hareketli. araç için girişte ücret ödeniyor ayrıca içerde küçük localar, büyük localar ve şezlong/şemsiye tercihleri bulunuyor. yiyecek-içecek imkanları geniş. mekan büyük olduğundan bazen fazlaca kalabalık olabiliyor uyarayım.

    https://eksiup.com/79b6aec74448

    https://eksiup.com/f93891453826

    kuleli sonrası 2 tane boncuklu koyu olarak bilinen koy geliyor, yalnız amacınız boncuklu koylarına gitmekse oyuktepe’yi anlatmaya başladığım ilk bölümde bahsettiğim yol ikiye ayrılıyor ve sağa dönüyoruz dediğim kısımdan sola dönünce boncuklu koylarına ulaşım daha kısa ve kolay oluyor. ben burada özellikle sola dönüş sonrası ilk koydan bahsetmek istiyorum. burada bulunan tesis help beach .burası da yeni yapılan bir yer, yanılmıyorsam 2 sene oldu, revaçta bir yer ve sezonda kalabalık oluyor ancak özellikle eylülden önce giderseniz güneşin batışını mutlaka görmeniz gereken bir yer. ön tarafta beyaz plaj kumu üzerine şezlonglar, arka taraflara doğru localar bulunmakta, yiyecek, içecek imkanları geniş. gün batımı için restorana rezervasyon yaptırabilirsiniz, rezervasyonsuz gün batımında yer bulmak mümkün olmuyor. şezlongların arka tarafında bulunan çimlik alan koyu gölgesi ile benim favori yerim. çok geniş olmayan bir otopark yeri var, bazen sezonda koya doğru inen yola park edip, aşağı doğru biraz yürümek zorunda kalabiliyorsunuz.

    diğer boncuklu koyunda tesis yok, genelde yerel halkın tercih ettiği ve maalesef özellikle hafta sonları sonrası mini bir çöplük kıvamında olabiliyor.

    oyuktepe’de koylar arası gezerken güzel manzaralar da göreceksiniz. canım fethiye

    fethiye’de denize girilecek güzel bir yer de gemile koyu. korunaklı bir koy olduğundan eski zamanlarda gemilerin konakladığı bir yermiş. biz çocukluğumuzdan beri burayı hep gemile olarak bildik ancak son dönemde gemiler, gemili gibi isimlerini de duyuyorum. hangisi net doğru bilememekle birlikte ben aşina olduğum gemile ismini seviyorum. burası da tesisleşme akımına kapılan koylarımızdan. ovacık’tan ölüdeniz’e doğru inmeyip kayaköy üzerinden devam ederseniz gemile’ye ulaşabilirsiniz . buranın restoranında güzel akşam yemeği yemenizi de önerebilirim. kayaköy’den itibaren her tarafta görülen antik kalıntıları burada da görmek mümkün. tam karşıda bulunan küçük ada gemile adası.

    deniz için alternatif olması açısından uzun çalış plajı da bulunmakta, çalış ve sonuna doğru bilinen adıyla koca çalış deniz kalitesi olarak çok bir şey vermiyor. çoğu zaman rüzgarlı ve biraz dalgalı. çeşitli işletmelerle yoğunluğu ingiliz müşterileri var.

    deniz ve günü geçirmek için güzel bir öneri de günlüklü koyu. yıllarca çadır kurup kampçılık yaptığımız. günlük ağacı ile çevrili bu koy şu an the bay beach otel’e ait. bir de günübirlik kısmı mevcut. giriş ücretli, şezlong/şemsiye için ayrıca ücret ödemeniz gerekecek. eğer kalabalıksanız, grup diye adlandırdıkları, içinde hamakta bulunan geniş locaları var, tavsiye edebilirim. aynı zamanda su sporları yapılan bir bölümde mevcuttu en son. 2 senedir uğramıyorum, kalkmadıysa eğlenceli zaman geçirebilirsiniz.

    tabii fethiye’de farklı noktalarda denize girmek için önemli bir aktivite de tekne turları. fethiye deyince 2 ana noktadan 2 ana güzergah için tekne turu tavsiye edebilirim.

    ilki fethiye merkez kordondan kalkan 12 adalar turu. ilk söylemem gereken 12 farklı noktada durmuyorsunuz. tekneler genelde sabah 10:30 gibi kalkıp akşamüstü dönüyorlar. 5 ya da 6 noktada denize girmek için duruyor. genelde kızıl ada, tavşan adası, tersane adası, yassıca ada, akvaryum koyu durulan yerler. teknede balık ya da tavuk olarak öğlen yemeği veriliyor, içecekler ücrete dahil değil. tekne turlarında güneşe bolca maruz kalacağınızdan güneş kremini ihmal etmeyin.

    ikinci tekne turu ölüdeniz kalkışlı olan tur. belcekız’dan hareket eden teknelerin genel uğradığı yerler, mavi mağara ,kelebekler vadisi ,akvaryum koyu , saint nicholas adası , soğuk su koyu , deve plajı.

    fethiye’de deniz noktaları arasından benim seçtiklerim bunlar. daha derinlemesine araştırıp, güzel ve farklı yerler de bulunabilir.

    tabii sadece denize girmek bazen tatil için yeterli olmuyor, fethiye’de deniz harici de yapabileceğiniz bir çok aktivite var.

    benim çok eğlendiğim yerlerden biri de ölüdeniz water world aqua park . ulan kilometrelerce yol gidip kaydırak mı kayacağız diyebilirsiniz ama ben cidden burada çok eğleniyorum. fethiye’den ölüdeniz’e doğru giderken, ovacık girişinde tam jandarma kontrol noktasını geçtikten sonra, sağa giren yolu takip ederseniz ulaşabilirsiniz. hem çocuklar için hem de büyükler için eğlenceli bir tesis. servis imkanları da bulunmakta.

    fethiye denince ilk akla gelen yerlerden biri de saklıkent. ben saklıkent turunda mutlaka bir safariye katılmanızı tavsiye edeceğim, çok çok eğleneceksiniz. kanyonun bazı kaynaklarda fethiye ile kaş’ı birbirinden ayırdığı söylenen büyük likya depreminde oluştuğu yazıyor ancak kesin bir bilgim yok. saklıkent’in sonuna kadar yürüyebilirseniz müthiş manzaralar göreceksiniz. yalnız nisan, mayıs gibi suların yüksek olduğu ayları tercih etmeyin, sonunu görme şansınız kalmaz. su yeterince soğuk, ayrıca rafting yapma şansınız da bulunuyor. yeme, içme için yol üzerinde bir çok restoran bulunuyor. ben şahsen yakapark’ı tercih ediyorum, güzel bir ortamı var, gözleme ve çay üstüne sedirlerde altınızdan serin serin su akarken uyumak harika oluyor.

    saklıkent gibi bütün gününüzü almayacak ama mutlaka gidilmesi gereken bir yer de afkule. kayaköy’ün ilerisinde bulunuyor. belirli bir yere kadar arabayla, sonra yürüyerek çıkmanız gereken bir yer. afkule’ye çıktığınızda, belki sadece denize girmek için gittiğiniz fethiye’de, denizden o kadar yüksekte olacaksınız ki, hava eğer açıksa rodos adasını bile görebileceksiniz.

    afkule’ye giderken üzerinden geçeceğiniz kayaköy, fethiye’de görülmesi gereken bir antik kent. fethiye tarihi burada başlıyor diyebiliriz. antik dönemde fethiye’ye sahip olan likyalıların liman kenti olan fethiye, o dönem liman anlamına da gelen thelmessos adıyla anılmış. daha sonra roma imparatorluğu egemenliğine geçen fethiye, başkente olan uzaklığı yüzünden, uzak diyar anlamına gelen makri (halk diline meğri olarak geçmiş) adını almış. 1914 yılına kadar meğri olarak kalan fethiye ismi, o yıl taberiye yakınlarında şehit düşen ilk türk tayyarecilerinden fethi bey’in isminin yaşatılması amacıyla, 35.padişah sultan mehmet reşat han tarafından koyulmuş. gençleri havacı yetişmeleri için ingiltere’ye eğitime de göndermiş olan sultan, fethi bey ve arkadaşlarının ölümüne çok üzülmüş ve bir ferman çıkartarak makri’nin adını fethiye olarak değiştirmiştir. bu ferman halen fethiye belediye başkanı odasında asılı durmaktadır.

    bildiğim kadarıyla kısa bir fethiye tarihi de geçtiğime göre bitmek bilmeyen manzaralardan birini daha önerebilirim. fethiye merkezinin tam tepesi durumunda bulunan karagözler, gitmekten ve 1-2 bira içmekten çok keyif aldığım bir yer. şansınız varsa loca gibi duran seyir teraslarında yer de bulabilirsiniz.

    deniz dışı aktivite olarak yörük müzesi’ni önereceğim. fethiye’den muğla istikametine giderken kargı köyünde bulunan yörük müzesi, çok bir beklenti oluşturmasın. küçük bir müze, yörüklerin kullandığı tarihi eşyalardan oluşuyor. sahibi enver bey konuşkan ve tatlı bir adamdır. burayı daha çok kahvaltı için tavsiye edebilirim. son derece zengin ve doyurucu bir kahvaltısı var.

    denizden iyice uzaklaşıp çok farklı bir hava almak için köyceğiz kesinlikle doğru yer. benim için köyceğiz deyince aklıma gelen en önemli yer yuvarlakçay. ağaçların içinden su çıkan, muhteşem bir ortam. suyu oldukça soğuk, özellikle fethiye’nin temmuz sıcağını yediyseniz, çok iyi gelecek. köyceğiz için önemli başka bir aktivite de köyceğiz gölü’nden dalyan’a giden tekneler. ancak dalyan’a ayrı bir gün ayırmak gerektiğinden bunun üstünde çok durmuyorum.

    mutlaka görmeniz gereken bir yer de şehit fethi bey parkı. nasıl anlatılır bilmiyorum, türkiye’nin çok üstünde bir park. çocuklar için farklı spor aktiviteleri yapabilecekleri, oynayabilecekleri aletler, zıplayabilecekleri zıpzıplar, paten ve kaykay için rampalar, basketbol sahaları, bisiklet yolu, okuma alanı, hamaklar ve daha bir çok imkanın bulunduğu nefis bir yer. gidip görün, mutlaka.

    fethiye’den çeşitli turlara katılarak gidebileceğiniz gibi münferit olarak da ulaşabileceğiniz güzel bir tur önerisi dalyan, yaklaşık 60 km uzaklıkta. dalyan’ın küçük bir çarşısı dışında merkezinde çok görülecek bir yer bilmiyorum. ancak boğazın tam karşısında kaunos kral mezarları gerçekten büyüleyici. teknelerle kısa bir yolculuktan sonra varabilirsiniz. teknelerle biraz daha uzun bir yolculukla sazlıkların içerisinde güzel bir yolculuk ile ulaşılabilecek bir noktada iztuzu plajı. uzun dalgalı ve görkemli bir sahil. bir süredir gitmiyorum ama eskiden sanırım akşam 7’den sonra kapalı oluyordu. caretta arkadaşlar gelip yumurtalarını bıraksın diye.

    fethiye’den ayrılarak gidilebilecek başka bir yer göcek. merkezinde küçük ama güzel bir çarşısı bulunuyor. deniz için en iyi alternatif inlice koyu. haricinde günü öldürmek için pek bir aktivite bilmiyorum açıkçası. göcek’ten yapılabilecek en iyi şey bir tekne tutup koyları gezmek. küçük bir mavi tur, çok güzel sularda yüzmenizi sağlayabilir. bu arada teknelere meraklıysanız, ülkenin en güzel yatlarını göcek marinada görebilirsiniz.

    yani bu kadar çok yer varken fethiye’den bu kadar uzaklaşmaya gerek var mı diyebilirsiniz ama önereceğim 2 aynı güzergah üzerindeki tur benim hiç yapmasam 2 yılda bir mutlaka yaptığım bir kaçış. şöyle oluyor ki sabah 8’de kalkıp fethiye’den yola çıkıyorsunuz. navigasyona üçağız’ı işaretleyip kaptırıyorsunuz. yaklaşık 1,5 saatlik bir yolculuktan sonra kekova’ya ulaşıyorsunuz. bence türkiye’de çıkılabilecek en güzel tekne turuna çıkıyorsunuz. görülebilecek en güzel manzaralardan biri, simena kalesi ve kalenin alt tarafında bulunan dondurmaları mutlaka tatmalısınız.

    buna benzer bir ritüel turum da aynı güzergah üzerinde patara, kaputaş, kaş. sabah çıkabildiğiniz kadar erken çıkıp kaş’a doğru hareket ediyorsunuz. ilk durak patara, uzun ve kum bir plaj, epey dalgalı, ben burada dalgalarla boğuşmayı çok seviyorum. güzel bir antik kenti de içinde barındırıyor. burada biraz vakit geçirdikten sonra ver elini kaputaş . zaten bilinen, bence türkiye’nin 1 numarası, başka bir dünya. kaputaş’ta yarım saat ve devam. kaş, güzel çarşısı, aslında ayrı bir tatil konusu olan muhteşem ilçe. hidayet’in koyunda yolun ve her şeyin stresini atıp dönüş. enerjiniz ve vaktiniz kaldıysa akşam yemeği için kalkan’da durabilirsiniz. benim favori mekanım agora restaurant .

    akşam yemeği demişken, nerelerde güzel akşam yemeği yenir? mutlaka bilmediğim hiç gitmediğim çok güzel mekanlar vardır, genelde de evin bahçesinde mangalımı yaktığımdan çok tecrübem yok. ama gidip beğendiğim bazı yerleri yazmak istiyorum.

    şat restaurant, çalış’ta, genelde canlı müziğin de olduğu kaliteli bir yer. bir tık (güneş batmadan) erken gitmenizde fayda var. güneş tam karşıdan batarken içilecek 1 duble rakı ömrü uzatıyor diyorlar.

    girida, denize kıyısı olmayan ama çok şirin ve romantik bir bahçesi olan deniz restoranı. mezeleri oldukça lezzetli. ben açıkçası son gittiğimde hizmet konusunda bir sıkıntı yaşadığımdan bir daha gitmeyeceğim ama önceki tecrübelerimde memnun kaldığım, mezelerini tatmanız gereken bir yer. mekan tuzla mahallesinde bu arada.

    çarıklı, kendi sitelerinde belirttikleri gibi yazayım ikinci etap sahil bandında bir et restoranı. cahit gündüz caddesinde dersem bulunması daha kolay olur. etleri gerçekten lezzetli, şiddetle tavsiye.

    paşa kebap çarşının içerisinde, belki gidip yerini gördüğünüzde ne alaka diyeceğiniz ama kebapları yediğiniz zaman neden bu kadar gözde bir yer olduğunu anlayacağınız kebapçı. mutlaka rezervasyon yaptırın. fıstıklı kebabı yiyin. eğer burayı benden okuyup gittiyseniz benim için bir duble rakı için. afiyet bal olsun.

    help beach, yukarıda deniz önerilerinde değindiğim aslında o muhteşem güneş batışı için ne yediğinizin çok önemli olmayacağı yer. mutlaka rezervasyon yaptırın.

    ve en en en favori mekanım. yengeç restaurant . fethiye’ye sadece hafta sonu için bile gitsem, şu masada rakı içmeden dönersem kendimi kötü hissediyorum. alakasız gelebilir ama favasını yiyin. eylül ayındaysanız, akya şiş yiyin, ahtapot yiyin, kalamar mutlaka yiyin. mekan ekseriyetle zeki müren çalar, fazla kaçırıp kendinizi denize atmayın. *

    tabii fethiye denildiğinde akla gelen klasiklerden biri balık pazarı . halin tam ortasında bulunan balıkçılardan balığınızı alıp, istediğiniz mekana oturabilirsiniz. oturduğunuz restorana pişirme parası ve içkinin parasını öder kalkarsınız, hesaplar genelde uygundur, benim favori mekanım cemcan.

    kayaköy’de gitmekten fazlasıyla keyif aldığım yerlerden biri de cinbal. klasik bir kendin pişir, kendin ye mekanı. mangalı masanın yanına getirirler, pişirir yersin. asmaların altında güzel bir bahçesi vardır. tavsiye.

    gündüzleri yemekler için çok bir önerim yok, genelde zaten beachlerde yeniyor. sadece çarşı gezmesinde vs denk gelirseniz balık halinin bulunduğu yerde cezayirli ustadan döner yiyin derim. farklı bir tat, salaş küçücük bir dükkan ama etin hakkını veriyorlar.

    valla sanırım 10 gündür falan aralıklarla yazdığım fethiye önerilerim bitti. gidecek herkese iyi tatiller diliyorum. mutlaka atladığım, unuttuğum, hatta bilmediğim yerler vardır, artık onları da siz bulup bana yazarsanız memnun olurum.

    birkaç fotoğraf hariç, kendi çektiğim fotoğrafları kullandım.
  • türkiye de en uzun süre yanan kırmızı ışıklar bu ilçededir. doksan saniye ışıkta beklenirmi lan.
  • mecburi ikametgahim. ilkbaharda gemilerde pıknık yapılmalı,yazın kayakoyde sanat kampına dahıl olunmalı, yaz aksamları calisda cekirdek citlenmeli,hisaronununde zıbtırılmalı *, oludenizde sezlonglarda yıldızlara tas atmalı, ortacada amerikancı ziyaret edilmeli,gocek teki adalara yelken yelken yanasmalı, gocek northshiledde bısheyler ıcmelı denıze nazır, swissin plajında bademli puding yenmeli gunes tepedeyken bambuların altında fılan, ama supermarketler haric alısverıs yapılmamalı, surucu kursuna gıtmeye tesebbus etmemeli, ınternet cafelerınde cs oynanmamalı, kısın sultan pastanesinden imal mugla saraylisi ile beslenerek kis uykusuna yatmalı.
  • eskiden fethiye yaşamış olan kadınların bakışları ile insanları büyüleyebildiğine inanılırdı. koylarında birdebire patlayan rüzgarlar gibiydi ruhları onların. içlerinde taşıdıkları dünyaların kapılarını hiçkimseye açmadan gizli bir bahçe gibi sürdürürler yaşamlarını. ne zaman hava kararırken ışıkları yansa sahildeki sokak lambalarının; bir çocuk acı çeker düşünerek sonsuzluğun vaadedildiği kadını.
  • yaklasik 15 sene once biraz daha koy gibi ve icine kapanik olan ama turistlerin yine akin ettigi yer. fethiyeli tanidiklarim eskiden geceleri kapilar acik disari cikar gezerdik ama artik yapamiyoruz der ve maalesef bunun sebebi dogulularin sicak denizlere inme sevdasidir. hdp secim dairesine ve kurtlerin is yerlerine yapilan fasist saldiri cok cok yanlis ama biraz fethiyelilerin, yasadiklari yerin nasil mahvedildigini duymak lazim. belki bu saldirinin sebebi dogudan gelenlerin ilcede yarattigi huzursuzluktur.