şükela:  tümü | bugün soru sor
  • iki tane tanıdığımın başına gelen hadise.

    niye alındıklarını bilmedikleri gibi (kendi söylemleri), neden salındıklarını da (kendi söylemleri) bilmiyorlar.

    daha suçlu hapise giren görümemiştir ama bu tanıdıklarım da suçsuz yere hapis yattıklarını düşünenlerden. hayatlarından yaklaşık 1,5 sene gitti ve işsiz kaldılar. ufak bir şey söyliyeyim. eskiden rte'yi seviyorlardı. hala seviyorlar. hayat gerçekten enteresan.
  • suçsuz insanın salıverilmesi kadar doğal bir şey yoktur.

    sanırım konu hakkındaki kafa karışıklığının en önemli sebebi, fetö kavramının netleşmemiş olmasıdır. fakir öğrencilere yardım yapıyorum sanarak kermeste börek yapan yaşlı kadınlar fetöcü oluyor ama -örneğin-
    parsel parsel araziler tahsis edenler ya da vaktiyle anadolu'nun gariban insanlarını bu yapıya bile isteye yönlendirenler yerli ve milli oluyorsa, birileri de çıkıp fetö iltisaklı denilip işinden atılanların taksicilik yapmasına bile karşı çıkabilir. ki bu işten atılan insanlara da suç isnat edilmiş değildir, suçlu olsa zaten cezaevinde olurlardı. adalet bakanı 'suçlu değiller idari tasarrufla atıldılar' tarzında bir açıklama yapmıştı bu kişiler hakkında.
    halk olarak suç ve ceza ilişkisinden pek anlamıyoruz sanırım. 'ben bu adamlardan hoşlanmıyorum, hazır genel bir nefret varken suçlu suçsuz demeden hepsinden kurtulalım.' demenin diğer bir yolu bu laflar.
  • fetö olaylarından tutuklananların, serbest bırakılması olayı.

    (bkz: it iti ısırmaz)

    haber : burada

    (bkz: akp döneminde gerçekleşmiştir)
  • 1- iddia ile hüküm arasındaki farkı;
    2- verilen ceza ile cezanın infazı ilişkisini bilmeyen yurdum insanının açtığı başlık.

    1. maddede savcı suçun olduğunu iddia eder, hakim savunmayı da alarak karar verir, ve der ki "suçsuz". sonuç. sanık tutuklu ise tutukluluk halinin sonlanması. yani. serbest.

    2.maddede savcı suçun olduğunu iddia eder, hakim savunmayı da alarak karar verir, ve der ki "suçlu". cezası şu kadar. hükümlü olan kişi infaz kanunlarına göre cezasını yatar, ki tutukluluk süresi cezaya eş değer ise ceza çekmiş sayılır, böylece cezasını çekmiş olarak salıverilir. yani serbest kalır.

    bir kişi sırf fetöcü diye ağırlaştırılmış müebbet yemez. işlediği suça göre cezasını yer, çıkar.

    cezasını çekmiş kişi suçunun ceremesini çekmiş demektir. sosyal olarak affedilmesi hukukun sınırları dışındadır. ha suça verilen azdır, çoktur tartışması bambaşka bir tartışmadır. bu konuda klasik bir eser de vardır. sefiller - viktor hugo.

    ama mal yazarlarımız bu ilişkileri bilmediğinden mütevellit, serbest kalmayı, "suçu yok ve bırakmışlar" olarak algıladığı için, olayı kavramada cidden sıkıntılılar. her boku biliyorlar ya.
  • bu süreci yaşamış ve yaşayan biri olarak fetö yargılamaları ve bu yargılamalarda yapılan hataları değerlendirmem gerekirse fetö davalarda elim hayati hatalar yapıldığını, bırakın fetö'ye ucundan bucağından bulaşmış insanların, hiç alakası olmayan kişilerin bile hapis yattığını veya yatmakta olduğunu düşünüyorum. bende kayınbiraderime verdiğim kamu gsm hattından hapis yatmış ve ihraç olmuş biri olarak süreçte edindiğim tecrübeler ile fetö sanıklarının üç kısma ayırmanın durumu daha net tahlil edeceğini düşünüyorum.

    1- fetö ile hiçbir ilişkisi bulunmadığı halde maddi hatalardan dolayı ihraç olup hapis yatanlar.
    2- fetö'nün bankasına para yatıran, sendikasına üye olan veya muhafazakar yapısı nedeniyle toplantılarına katılmış olup cumhurbaşkanı'nın ifadesiyle ibadet kısmı olanlar.
    3- ihanet şebekesinin en başında olup bilerek ve isteyerek bu örgüte üye olan ve suç işleyenler.

    sondan başlarsak üçüncü gruptakilerin çoğu cumhurbaşkanı'mızında "akıllı olanlar yurtdışına kaçtı, aptal olanlar burada kaldı" ifadesindeki gibi yurtdışına topukladılar. mit sürek avı ile bu hainleri peyderpey inlerinden alıp yurda getirmeye çalışmakta. henüz dokunulmayanların ise ikili siyasi ilişkileri sağlam olup kenara çekilenler yada nedamet getirip herkesi fetöcülük ile suçlayıp en koyu ak partili görünenler.

    ikinci gruptakiler ise hapis yatanların ekseriyetini oluşturmakta. dürüst olmak gerekirse dünyanın hiçbir ülkesinde devletin bankacılık yasalarına tâbi bir bankaya para yatırmanın, devletin teşvik verdiği yasal sendikaya üye olmanın, ülkenin milli eğitim bakanlığı'nın teşvik verdiği okul ve dershanelerde okumanın-çocuğu okutmanın yada sgk'lı olarak çalışmanın, digitürk-dsmart gibi sistemleri iptal etmenin, yasal bir derneğe üye olmanın, otorite tarafından izin verilmiş gazete yada derginin abonesi olmanın veya bir yardım kuruluşuna bağışta bulunmanın terörist olmanın şartlarından olacağına inanmıyorum. bu gruptaki insanlar bu kriter olarak tanımlanan fiileri işlemiş yada şüphelisi insanlar. her ne kadar hükümet tarafından 17/25 aralık milad denilse de yargılamalarda ayan beyan böyle olmadığı ortada. fetö'ye ait bankada müdürlük yapmış kişi spk gibi önemli kurumun başına atanırken bankaya sadece para yatırmış bir kişinin terörist olarak yargılanması dünyada izah edilebilecek durum değildir. kanımca 15 temmuz akabinde en büyük hata bu kriteri adli suç olarak tanımlamaktır. eğer bu kriterler idari olarak değerlendirilse bir nebze anlaşılır olabilecekken adli soruşturmalar neticesinde binlerce kişi terör örgütü üyesi olma veya teröre örgütü üyesi olmadan yardım etme suçlarından hapis yatmakta. cezalar genellikle 6 yıl 3 ay ile 9 yıl arası verilmekte. yani yatarı 3 yıl 8 ay ile 7 yıl arasında. bu kişiler genellikle aile babası yada annesi. tahliye olduklarında terörist damgası ile işsiz gezen çoğu eski asker yada polisin kriminal olarak sorunlara yol açacağını tahmin etmek zor değil. ayrıca cezaevi-okul-ev arasında büyüyen, toplumdan ve arkadaşlarından dışlanmış çocukların da yaşadığı yada yaşayacağı psikolojiyi de hayal edebilirsiniz.

    benimde içinde bulunduğum birinci gruba gelirsek komşusuna faturayı paylaşmak adına ev adsl'i şifresini veren veya fetöcü hainler tarafından wi-fi şifresi hacklenen, memur hattının ekonomik olmasından dolayı akrabalarına, arkadaşlarına kamu gsm hattı veren en az 5.000 kişi bu iki yıldan fazla sürede hapis yattı veya işlerinden ihraç oldu. ohal komisyonu her ne kadar bu mağduriyetleri peyderpey giderse de hantal yapısından dolayı bu gruptaki kişilerin daha uzun yıllar hak mücadelesi vereceği aşikar duruyor.

    bir de işin morbeyin boyutu var. kısaca morbeyin istemdışı bylock serverına bağlanma yani sözlük diye indirdiğiniz bir programın bylock serverına bağlanması nedeniyle bylock kullanmış gibi görünme durumu. avukat ali aktaş, ergenekon davasında bilirkişilik yapmış koray peksayar, tuncay beşikçi ve diğer cesur hukukçu ve bilişimçiler sayesinde birkısmı çözülen morbeyin kumpası'ndan 11.500 kişi aklandı. maalesef bu kumpasın da tamamen aklandığı söylenemez. tarih aralığı dar kapsamda tutulduğu için binlerce kişi hala tutuklu ve bu sorunları çözebilmek adına ne bürokrasi de, ne de siyasilerde bir çaba yok.

    ayrıca tsk'da ardışık arama adı verilen ankesörlü aranma durumdan dolayı yine birçok masum insanın tutuklu olduğunu düşünüyorum. yani bir fetö üyesi sizi telefon kulübesinden on yıl önce birkaç defa çaldırmışsa fetö üyesi olarak hapis yatmanız muhtemel. bu hain örgütün kendi elemanlarını gizlemek amacıyla masum insanları da setre olarak kullandığı gözönüne alınırsa hataların olduğu aşikar gibi durmakta.

    emniyet ve yargı içerisinde fetö üyesi olup etkin pişmanlıktan yararlanmak suretiyle itirafçı olan garson ve albatros kod adlı kişilerin yanlarında getirdikleri sd kartlarda bu kurumlarda görev yapan kişilerin örgüte bağlılık derecelerini gösteren listeleri nisan 2017 tarihinde savcılığa teslim ettikleri iddianamelerden bilinmekte. zaman geçtikçe bu listelerden birçok kişi bu listelerin hatalı olduğunu ispat edip mahkemelerce beraat, savcılıklarca takipsizlik kararı almasına rağmen cumhurbaşkanlığı bünyesinde kurulan ohal komisyon'undan kişinin beraat ettiği yani aklandığı şüphe gerekçe gösterilerek red aldığını görüyoruz. ohal komisyonu'nun kimi kararlarında ise kişi kendini beraat yada takipsizlik alıp aklamasına rağmen kurum kanaati diye gerekçe gösterilerek işe iade rededilmekte. bu gibi kararlar ile siyasi bir yapı olan ohal komisyonu'nun mahkemeler ve savcılıkların kararını tanımayarak kendisinin mahkemeler ve yargı üstünde olduğu algısı yaratıyor.

    iltisak ise neredeyse sihirli bir değnek gibi. adli olarak bir karşılığı yok. idari anlamda hala kapsamı nedir anlayabilmiş değilim. sevmediğiniz, muhalif bir memuru işten atabilmek için muhteşem formül. şaka gibi ama 2 sene önce iltisaklı şüphesiyle ihraç olup ihraç sebebini bilmeyen yada hala adli süreç dahi geçirmeyen binlerce insan var.

    şuan için 10.000'e yakın mağdurun takipsizlik yada beraat kararı alarak adli olarak aklandığı görülüyor. yargılamalar arttıkça bu sayı daha da artacaktır. devletimizin geçtiği zor süreç, karşımızdaki fetö/pdy terör örgütünün dış servislerinde desteği ile kumpas kurmakta profesyonel olduğu da hesap edilirse ani refleks ile devletin verdiği tepkilerin bir nebze gözardı edilebileceğini düşünüyorum. fakat ülkede ohal hali bitmişken ve normalleşme adımları atılırken süreç uyuşuk siyasi yada korkak bürokratların eliyle yürütülmeyecek kadar önemli. 10 sene sonra ahim'in hatalı gerekçeler nedeniyle ülkemizi mahkum edeceği ekonomik tazminatlarda gözönüne alındığında bu sürecin maddi külfetini vatandaşlar olarak biz ödeyeceğiz.

    benden söylemesi . .
  • ne bekliyorsunuz acaba feto ile alakasi olan herkesin sonsuza kadar hapiste mi kalmasi gerekiyor. suc islememis suca bulasmamis adamlar tabiki de salinacak. bir kismi da zaten aylardir tutuklu yargilaniyor, tutuksuz yargilanmak uzere serbest birakiyorlar.
  • delilsiz olduklarına göre napacaklardı?

    idam getireceğiz diye sokaklarda bağıranlar hukuk’un h’sini bilmeden siyaset yapıyor. delilsiz hüküm mü verebileceklerdi.
  • olay gündüz örülüp, gece sökülen hırkaya benziyor. böylece bu dava bitmeyecek
  • yıl sonuna kadar davaların sonuçlanması öngörülmektedir.
  • birisi aynı soyismi taşıdığım akrabam, birisi komşumuzun kocası, birisi 2. dereceden akraba, birisi de başka yerde oturan uzaktan akraba (zengin işadamı) olmak üzere etrafımda bulunanlar hep bırakıldı.
    ya 2. dalga geliyor ya da bilemiyorum.