şükela:  tümü | bugün
  • bosch un almayadaki merkez üslerinden birinin bulunduğu stuttgart a bağlı küçük ve sıkıcı ilçe.eylülde halk festivali düzenlenir bir de burada.
  • stuttgart sanayisinin kalbinin attigi yerdir burasi. ee haliyle türk nüfusu cok yogundur. bayburtlular agirliktadir. burada bulunan cami stuttgart'in en büyük, almanya'nin da büyük camilerinden biridir. etrafinda türk magazalari da dikkati ceker, insana istanbul havasi yasatir.
  • tam adı ludwig andreas von feuerbach'tır. 28 temmuz 1804 yılında dünyaya gelmiş ve 13 eylül 1872'de hayatını kaybetmiştir. feuerbach klasik alman filozoflarının sonuncusu olarak kabul edilir. en ünlü eseri olan hristiyanlık'ın özü kendisinden sonra gelen marx ve engels'i etkilemiştir. hegel felsefesini sol açıdan değerlendiren gruplar arasında yer alan feuerbach liberalizmi, ateizmi ve materyalizmi savunmuştur.

    feuerbach heidelberg üniversitesi'nde teoloji üzerine eğitim alırken profesör karl daub'un etkisiyle hegel felsefesine ilgi duymuş ve hegel'in kendisinden ders almak üzere berlik üniversitesi'ne geçmiştir. 2 yıl hegel'in altında çalıştıktan sonra hegel'in kendisi üzerindeki etkisi zayıflamış ve o dönem "genç hegelciler" olarak bilinen, hegel felsefesinden etkilenmiş ancak hegel'in idealizmini eleştiren gençlerden oluşan bir gruba katılmıştır. bu gruba göre tarihin dialektik ilerleyişi batının kurumları ve bu kurumlardan en güçlüsü olan kilise için de geçerlidir ve kilise, doğal olarak din etkisini zamanla yitirerek yerini başka kurumlara bırakacaktır.

    ünlü eseri "hristiyanlık'ın özü" adlı çalışmasında tanrının insanı değil insanın tanrıyı kendi iç özelliklerini yansıtarak yarattığını, "insan tanrıda huzur buluyorsa tanrıda kendini bulmuştur" diyerek aslında tanrının insanın kendisi olduğunu belirtmiştir. hristiyanlık'ın insanın akıl yürütme basamaklarından ve insanın hayatından çıktığını sadece sabit bir fikir olarak kaldığını söyleyerek aslında günümüz türkiye'sinin durumunu da açıklamıştır. bugün ülkemizde yaşanan islam sadece insanların kafasındaki sabit ve sorgulanmadan duran bir düşünceden ibarettir. kimse işe ya da okula giderken, işte ya da okulda yaşadığı sorunlar üzerine fikir yürütürken ve sorunları çözmenin yollarını ararken çözümün bir parçası olarak tanrıyı ve onun indirdiği iddia edilen kitapta yazanları göz önüne almıyor. göz önüne aldığında bu kavramların sorunun çözümüne katkı sağlamayacağını biliyor ancak alışlanlıklarından vazgeçemediği için kendini müslüman olarak tanımlamaya devam ediyor.