şükela:  tümü | bugün
  • aylık 3000 civarı kazanan bir adamım. yani fevzi bir kere olsun bir milyon dolarlık bir sözleşmeye imza attıysa -ki toplamda bunun bir kaç katını kazanmıştır- ben ömrüm boyu çift maaş alsam fevzi'nin bir senede kazandığı paranın yarısnı anca alabiliyorum.günde 8-10 saat götümden ter geliyor, bazı harcamalardan kısmak zorunda kaldığım zamanlar oluyor ama en azından haddimi biliyorum.

    şimdi elde kelepçe tüm ülkeye malzeme olmak çok kötü bir durum. olayı vurun kahpeye boyutuna getirip gebersin diyenleri de anlamıyorum, ah fevzim kartal yüreklim vs. diyenleri de. abicim senin benim hayalini bile kuramadığımız hayatları yaşayan adamlara üzülmem ben. yan apartmanın kapıcısı böbrek yetmezliğinden ölünce geride kalan 4 çocuğunu yaşatmak için canını dişine takan teyzeme üzülürüm. yürek burkan hikaye arıyorsak milyonlarca var. üstelik fevzi'ye bir şey olmaz. borcu ödendi, milli takım kontenjanından canavar gibi işini de kaptı. ben düşüneyim bundan sonrasını..
  • arkadaş boşanmış olsan da, ne kadar nefret ediyo olsan da, sırf nafaka parası yüzünden bir insan, zamanında bişeyler paylaştığı bir insanın cezaevine girmesine nasıl göz yumar anlamak mümkün değil.
  • boşandığı eşi ile çıktığı televole programında, jipini sahil kenarı tarzında bir yerde kumların üzerinde sürmeye çalışırkenki hali ile hatırladığım futbolcu. eşi de sağda oturuyordu. o videodan hatırladığım tek şey ise fevzi'nin:

    "şimdi de arabayı dört çeker'e alalım" demesiydi.

    hayat.
  • adam acayip bir sekilde fikret kizilok'a benzemis. simdi topu kurtar gonul...
  • milli takıma kadar yükselmiş bir futbolcuya acıyanlar da var ne ilginç. beğendiği arabayı fiyatını sormadan alan bir insanmış fevzi tuncay. oh olmuş demiyoruz ama acımamız da gerekmiyor. şu halk üç kuruş maaşıyla birikim yapmanın peşinde. 1500tl maaş alan adam 10 yıl sonrasını düşünüp bes'e para yatırıyor. aman sesekam yatar en azından hesabına asgari ücretle kasiyerlik yapıyor. acınacak adam mı yok memlekette?

    hastasıyım bu eski ünlülerin düştüklerinde birilerinden yardım beklemesinin. futbolcusu, artisi, şarkıcısı hepsi aynı. şurda kıdem tazminatı kalkıyor, 10 yıllık çalışan avucunu yalayacakken 2-3 yıl futbolculuk yapıp trilyonları cebe atan adam şimdi kalkmış kulüp yardım etmedi diyor. etmez tabi, biri lazım kulübe yardım etsin te allam!
  • türkiye'de spor psikoloğu denen kavramın neden gerekli olduğunun kanlı canlı kanıtıdır.

    fevzi'nin kariyerini 14 nisan 2000 beşiktaş galatasaray maçı öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırabiliriz.

    önce öncesine bakalım.

    bir kalecinin tam performansına 28 yaşından sonra eriştiği bir evrende, o gün için 23 yaşındaydı ve 2 sene üst üste en az gol yiyen kaleci olmuştu. bunu başarırken de, önünde de öyle yobo, lugano, ferrari falan yoktu, ali eren, rahim ve halilagiç vardı.

    sonra 14 nisan 2000 beşiktaş galatasaray maçı geldi, çattı. maça fevzi fevzi gibi başladı. akıl almaz kurtarışlar yaptı. spiker maçı "fevzi, fevzi, fevzi!" diye maçı 80. dakikaya kadar getirdi. sonra fevzi bir geri pası ıskaladı. o da gol oldu.

    ertesi gün fevzi için hiçbir şey eskisi gibi olmadı. şampiyonluk o kritik hatayla kaçtığı için, tüm sorumluluk ona yüklendi. o da baskıyı kaldıramadı. sonra karısıyla ilişkilerinde sorunlar yaşamaya başladı, intihar girişiminde bulundu ve sonrasında da hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

    beşiktaş'tan gittikten sonra, zaman zaman malatyaspor'da eski fevzi'yi hatırlatmış olsa da, bu devamlılığı sağlayamadı.

    şimdi 2000 yılından sonra yediği gollere bakıp, "kova kaleci" diyebilirsiniz ama gerçek asla bu değildi. türkiye'de oturmuş bir spor psikoloğu sistemi olsaydı, açık açık yardıma ihtiyacı olduğunu söyeleyen fevzi için, durum çok farklı olabilirdi ama olmadı.

    velhasılı fevzi'yi hala 0-0 biten bir gaziantep maçından sonra atılan "gaziantepspor 0 - fevzi 0" manşetindeki gibi hatırlamak isterdik ama hayat işte. bir yanlış, çok fazla doğruyu götürebiliyor.
  • 30 yaşında olan ve 8 yaşından bu yana tüm beşiktaş maçlarını hatırlayan bir taraftar olarak benim gördüğüm; cordoba ve mrmic'ten sonra genele bakılarak en iyi performansı çıkarmış olan kaleci.

    herkes atıp tutuyor yok gs maçından sonra tepetaklak gitmiş şu olmuş bu olmuş. hatta kafayı direğe vurma hadidesini de gs maçına taşıyanları bile gördüm. el insaf, yorum yapmak zorunda değilsin be birader illa mı bir şeyler yazmak istiyorsun?

    94-95'in başında 17 yaşında girdi kapıdan. şevket belgin'le fotoğrafı vardı, beşiktaş'ın en genç ve en yaşlı kalecileri olarak. 97-98 sezonunun 2. yarısında mrmiç 1-2 haftalık sakatlık geçirdi, o sırada kaptı formayı; kupa finalinde hagi'nin penaltısını kurtardı. bir sonraki sezon takımın as kalecisiydi. ki yedekleri ekrem ve hakan'dı, yani 2. kaleci olacak potansiyeli bile olmayan kaleciler... fevzi o sezonu çok çok iyi geçirdi, ta ki sondan 3. ya da 4. haftadaki gs maçına kadar. herkes bir sonraki sezonki maçı hatırlar ancak fevzi o maçta da fahiş bir hata yapıp, tuttuğu topu okan buruk'un önüne bırakmış okan da boş kaleye golü atmıştı. o maçı kazansak puan farkı 2'ye düşücekti. 2 sezon üst üste benzer durumlarla gelmişti gs sahamıza, 2'si de 1-1 bitmişti... 2'sinde de fevzi'nin hatası vardı, ancak aynı fevzi özellikle 2. maçta çok önemli kurtarışlar da yapmıştı.

    yine herkesin hatasıdır, fevzi'nin ıskası şampiyonluktan etmedi bizi, kazansak puan farkı 3'e inecekti. ancak 12 maç üst üste kazanıp puan farkını 11'den 6'ya düşürdüğümüz için o kadar umutlanmıştık ki herkes şampiyonluğun ıskalandığını düşünür.

    ve fevzi ıskayı yaptığı 99-2000 sezonu sonrası 2000-01'de de shorunmu'yla dönüşümlü olarak korudu kaleyi, performansı da öyle aman aman kötü değildi, hatta vasatın üstündeydi. euro 2000'de de milli takım kadrosunda olduğu notunu düşelim.

    ve 2001-02 geldi çattı. kjaer 2-3 maç oynayıp gönderildi, yerine gelen myhre geldikten hemen sonra sakatlandı ve kale fevzi'ye kaldı. üst üste 2 maç, denizlispor ve rizespor maçlarında çok kötü golleri yedi fevzi, rize maçında yediği golden sonra kafayı direklere vurdu.

    ben hiç sövmedim fevzi'ye, ne ıska geçtiğinde ne de rize denizli maçlarında. duygusaldı, moral bozukluğunu üstünden kolay kolay atamıyordu.

    ve dünkü olayla ilintili olarak birkaç kelam etmek isterim... eşinin limitlerini patlatan kredi kartı borçları ve lüks harcamaları fevzi'yi zor duruma soktu. çok küçük yaşta evlendiği, kendisine göre hayat tecrübesi daha fazla olan çok sevdiği eşi, fevzi'nin çocuksuluğunu çok defa suistimal etti... ve o rizespor, denizlispor maçları döneminde çok daha fazla üzdü fevzi'yi. kulübe yakın çevrelerde sıkça duyduğumuz dedikodulardandır; o kadar insandan duyup da kimsenin orada burada yazmadığı bir dedikodudur ki iyi ki yazılmaz.

    oturduğun yerden "bir de eski eşine soralım bakalım" gibi cümleler etmek ne de kolaydır değil mi?

    umarım bundan sonra toparlar hayatını fevzi.
  • orta okulda iken kendisinden dayak yemekten son anda kurtulmuşluğum vardır. sene 1997 civarı ve beşiktaş fenerbahçe'ye inönü'de 2-1 kaybediyor. hani boliç'in daha 30.saniyede attığı bir golün olduğu maç. bizde de ronny johnsen falan oynuyor. fevzi de sık sık o aralar memleketi muğlaya geliyor. koyu beşiktaşlı ben ve koyu fenerli olan fırlama ergen kankam ile okulun öğle arasında muğla'da stadyum çevresinde geziniyoruz. yolda fevzi ile karşılaşınca ben tabii hemen selam veriyorum. yanımdaki ergen de büyük futbolcu görmüş ergen gibi davranmayıp boliç nasıl koydu sana diye hareket çekince o dev gibi adamı peşimizden koşturuyor. neyse çocukla çocuk olmadı daha fazla da üç beş saniye sonra peşimizi bıraktı. yıllar sonra sol frame'de görünce kendisini ne kadar özlettirdiğini bir defa daha hatırlattı.
  • galatasaray maçında yediği meşhur gol sonrası tribünde eşinin gözyaşlarına boğulması dün gibi aklımda olan eski beşiktaş kalecisi. o kadının bugün kalkıp da nafaka ödeyemediği için eski eşinin hapse girmesine razı olması şaşırtmış, hayatın bazen ne kadar acımasız olabildiğini göstermiştir.

    yoğun uyarı üzerine edit: o tribünde ağlayan ilk eşiymiş meğer. boşanıp ikinci bir evlilik yaptığını bilmiyordum. bunu fevzi'ye ilk eşi yapmış olsa daha acı verici olurdu eminim.
  • tolga dogantez'den 2001 senesinde panenka penaltısı yemi$ kaleci. bunun üzerine ne söylesen bo$. cık daglara, ver kendini felsefeye. ama kalecilik yapma.