şükela:  tümü | bugün
  • sadece hasan mezarcı değildir bu adam. pek çok örneği vardır, ki biri de benim.

    8 yaşındayım, ikinci sınıfa gidiyorum. okula bir tiyatro geldi, gittik. oyundan önce bir ilizyonist gösteri yapacak dediler. çıktı adam sahneye, gayet bildiğimiz bir şekilde bastonu mendile çevirdi, şapkadan tavşan çıkardı, ateşe kapak kapattı anam bir açtı ki konfetiler çıkıyor falan filan... biz de izleyip "aaaa... vaaayy... hiii..." falan tadında şoktan şoka gark oluyoruz mal gibi. çocukluk işte. henüz "kesin ip var" gerçeğine hakim değiliz.

    derken... adam şovunu bitirdi ve "fıkra anlatmak isteyen var mı?" diye sordu. ki bu normal bir şey. asıl anormal olan benim parmak kaldırmam. bir kekeme olarak -ki o zamanlar bayaa ağır kekemeydim- bir cümle kurmam için ortalama bir seminer süresi harcıyorken, fıkra anlatmak benim neyimeydi?

    ilizyonist tehlikeden bihaber beni çağırdı. çıktım sahneye, başladım anlatmaya. uzun süre başladım ama... normalde insanlar başlar ve devam eder. benim başlangıcım bile uzan amk. adam da anladı durumu ama kıyamadığı için ses çıkarmadı, sabırla bekledi. neyse, 4-5 cümlelik bir temel fıkrası anlatmam tahminen 7-8 dakika sürdü. fıkra bitti ve hiç kimse gülmedi. çünkü ben bitirdiğimde onlar başını çoktan unutmuştu.

    sağolsun ilizyonist amca yalandan kahkaha atıp alkışlattı beni de büyük bir bok yemişim gibi gururla indim sahneden. sonra okulda fıkra anlatmayı yasakladılar zaten.
  • hüznün doruklarındaki adamdır.
  • fıkrasına gülünmüş mü gülünmemiş mi bilmem ama özellikle 1:40'tan sonraki jestlere bakılırsa şöyle bir şey olmalıdır: https://www.youtube.com/watch?v=epkiewq6bwo

    bir de fethullah gülen'in anlattığı güldürüşlü fıkra var tabii.
  • bunlardan biri malesef ki sinan engin'dir. değerini bilmiyorlar sinan engin'in. hele rasim'in "kim mal" sorusu beni yerlere yatırdı

    https://twitter.com/…ryen/status/691386999568273410

    https://www.youtube.com/…ch_query=sinan engin fıkra
  • fizik ıı dersimize giren hocadır.

    hoca ; birim kısaltmalarının , genelde ingilizce kelime karşılıklarına göre türetildiğine değiniyor. ve nedense konuyu büyük bir şevkle anlatmaya başladığı şu meşhur fıkraya bağlıyor.

    '' temel ingilizce ögrenmek için dersaneye yazilmis.
    ilk derste "come" yani "gel" demeyi ögretiyorlarmis.
    temel ögretmene sormus: -"pu nasil istur? come yazaysun, kam okuysun, peçi cel olduguni nerden anlaysun? "

    hocanın fıkrayı anlatışındaki özgüvenden dolayı beklentisi tavan yapmış sınıftan gram tepki gelmez.

    afallayan hoca tekrar aynı heyecanla : anlamadınız mı !? hani come yazılıyo , kam okunuyo ya (:d surat ifadesiyle hoca) gel olduğunu nerden anlıyosun demiş.(:d)

    zaten dersten sinirleri bozulan sınıf (bkz: fıkrasına gülünmeyen adam)durumuna düşen hocanın yüz ifadesiyle aynı anda kahkahayı patlatır.

    başta kahkahaları fıkrasına üstlenen hoca zamanla duruma bozulmaya başlıyor ve dersi bitiriyor.