şükela:  tümü | bugün
  • lan fazla bi şey de demek istemiyorum. sonuçta şu ortamda geldiler, yönetime talip oldular. bi şeyler de yapmaya uğraşıyorlar. lâkin, şu son günlerde yaşananlar nedir birader? teknik direktör mevzuu iyice yılan hikâyesine döndü. sistem ve vizyon olarak birbiriyle zerre alâkası olmayan adamların isimleri çıktı. futbolcu ücretleri indirilecek dendi, bir haftadır konuşulan tek konu egemen korkmaz. zaten yönetim nefes alsa basına yansıyor. nasıl bi ortam var orada, o da belli değil. su iyice bulandı.

    basketbol şubesinde de hâlâ netleşen bi şey yok ki, bu konu futboldan çok daha önemli bence. ergin ataman'a yurt dışından teklif geldiği söyleniyor. galatasaray mp'nin atlaması an meselesi. oyuncularla ilgili herhangi bir tasarruftan bahsedilmiyor. sponsor olayı net değil. bi lâf kalabalığıdır sürüp gidiyor. istifalar bi yandan, alacaklılar bi yandan, davalar bi yandan... off ki off... vay arkadaş ya...

    artık daldan dala atlamaması lâzım bu yönetimin. mustafa denizli mi, samet aybaba mı, cemşit nurluyüz mü, erol köse mi, artık birinde karar kılıp getirsinler abi takımın başına. bu meselenin bu kadar olay olması çok saçma zaten. ücretini indirmeyenin de bonservisini belirleyip satılığa çıkarsınlar. n'apalım abi? vaziyet ortada...

    basketbolda da somut bi gelişme yaşansın artık. ne oluyosa olsun. valla ben sıkıldım ya... bunu sabırsızlık olarak algılama şansal. belirsizlik beni geriyor.
  • sabredilmesi gerekendir. öteki ismilazımdeğil'e sekiz sene sabredildi. bu yönetime fazla fazla sabredilmesi gerek.
  • taraftar bir süre saha içi başarı ve yıldız oyuncu beklentisini frenleyebilirse beşiktaş'ın en büyük şansıdır. tabi bu duruşu, bu mantığı sergileyebilecek bir taraftar grubu ne yazık ki türkiye'de yok. üç lira geliri olan takıma 50 liralık transfer yapıp takımın gelecekteki gelirlerini ipotek eden başkanlara -zamanında- duyulan sempatinin milyon kere fazlasını hak ediyor fikret orman ve ekibi. hep diyorum bu zor günler beşiktaş'ın kurtuluşu olacak. kendi takımım fenerbahçe de benzer duruma düşse zerre üzülmem, belki akıllanıp kemer sıkmayı öğrenir ve beşinci sınıf futbolcu eskilerine milyon euro'lar saçmaktan vazgeçeriz. beşiktaş bu birkaç yılı taraftarı ona sorun çıkartmadan geçirsin, çok ciddiyim geleceğin takımı olur beşiktaş, tıpkı dortmund gibi.
  • her beşiktaşlı'nın desteklemek ve 2-3 yıl süre vermek zorunda olduğu, zor günlerde ateşten gömlek giymeye talip olmuş idaredir.
    tişört mü çıkartıyor gidip alacaksın, üyelik bedelini aylık 100 tl taksitle 1.200 tl'ye mi indiriyor, gidip üye olacaksın, kombine mi çıkartıyor alacaksın, basketbol şubesini mi merak ediyorsun, onun da kombinesini alacaksın, sigara içiyorsan çakmağını kartal yuvası'ndan alacaksın.
    ha endüstriyel futbola karşısın anarşiksin he mi? (ben değilim, kapitalist ipnenin tekiyim.) o zaman 15 tane feda tişörtü alacaksın, kardeşine de kombine alacaksın, aldığın 50-60 beşiktaş çakmağını eşe dosta dağıtacaksın. öyle yapmazsan beşiktaş falan kalmayacak haberin olsun.
    paran mı yok, medyanın malum eli bayraklı beşiktaş düşmanlarını susturacaksın. senin ağzını yırtarım sözleşmeli futbolcuyu kim bedelsiz alıyormuş, mal gibi önüne gelenle, kapitülasyon gibi ağır şartlarla sözleşme mi imzalansın, bakıyorlar işte şatları uyan td diyeceksin. kulüpte görev mi aldın öyle ilk fikir ayrılığında istifayı basmayacaksın, gerekirse çamura saplanmış aracı kurtarmaya çalışan misali üzerine çamur sıçramasını göze alacaksın. hem zaten kirlenmek güzeldir.

    daha dün bir bugün iki nasıl da başladılar saldırmaya. başkan gitsin diye bekliyor, arkasından teneke çalacak yaban çakalları. daalın lan. açılın, açılın sikerim dalağınızı.

    özet: sakince destekleyelim ve elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışalım.
  • kendisinin başarılı olduğunu iddia etmek bir yana başarılı olacağına dair elde bir bulgu da yoktur. en basitinden şu üyelik meselesi nedir ne değildir diye baktım. içi o kadar boş ki. yapılmak için yapılan bir çöp proje. proje bile değil. misal t.c. vatandaşı olmanız ve 18 yaşını doldurmanız filan gerekiyormuş üyelikte. neden gerekiyor bilinmiyor. vizyon buysa eyw tabii. ama yöneticileri çıkıp da işte biz barcelona modelini örnek aldık demiyorlar mı. ulan barcelona modeli nasıl bir şey gerçekten haberin var mı. el kadar bebeleri üye yapabiliyorsun orda. senin gibi üyelik adı altında insanların yönetme, seçme egosuna gem vurduracak bir sistem değil zira onların ki. üyelik denen olgu sembolik bir bağlılık çerçevesinde yürür. sense bir tebaa yaratayım ve kritilerleri olsun sonra onlara haklar vereyim ve yöneteyim kafasındasın. bunun adı da devrim filan oluyor sevgili beşiktaşlılarca.

    fikret ormanın tek söylediği şey borç var borç var. başka borç var. ulan galatasarayın da fenerbahçenin de borcu var. piyasadaki barcelonanın da borcu var çitlembiksporun da. mesele borcunu döndürüp döndüremediğin. senin sorunun ne. potansiyelin mi yok. gücün mü yok. hayır hepsi var. ee vizyonsuzsun güzel kardeşim. başkan adayı diye çıkan bir adamın dakka başı borç var deyip futbolculara indirim dilenmesi acizliktir. 3 yaşındaki bebe de biliyor takımın boktan durumunu ama çaresizlik içine girmiyor. sağa sola dilenmiyor senin gibi. kendisi beşiktaşın kurtarıcısıysa geçmiş olsun tüm beşiktaşlılara.

    taraftarlar borç var şu kadar zenginiz gibi hafızada 3 dakka duracak bilgileri istemezler. iyi futbol, başarı, mücadele, zevk veren oyun isterler. senin hedefin ne bana onu söyle. küçülelim. küçül. ne kadar büyüdün de küçülecen bilmiyorum ama bursaspor oraya stadını dikerken sen daha stat konusunda galatasaraya dileniyorsan bana borç deme güzel fikretçim. galatasarayın bundan 10 sene evvel beşiktaş ve fenerin toplamından fazla borcu vardı. ee bugün ne oldu, çok mu zengin galatasaray. çok mu zengin fenerbahçe. hayır. öyle olsa transferlerde kılı kırk yarmazdı takımlarımız. ama tabandan güç alan sağlam projeleri var. isimlerini kolay satmıyorlar. taraftar potansiyelleri daha fazla. bunun da sebebi rekabet edecek ortam bulmaları. ve kazan-kazan yani başarı-başarı sistematiğine inanmaları.

    beşiktaş küçülecekmiş. yahu senin altyapından sürekli üst tarafla kontak halinde olduğun bir hocan mı vardı. ben bilmiyorum varsa söyle. hemen dortmund filan oldun. her maç 80bine filan mı oynayacan napıcan onu anlat bana. bir kulübü stadsız yönetemezsin. daha dün aysalın yanında yok biz arenayı talep etmedik diyen adam da kendisi bugün arena olsa züpper olur kanka diyen de kendisi. fikrisabitlik yok adamda. yanar döner. sonracığıma birkaç adam giriyor yönetime pat bakıyorsun istifa etmişler. nedeni ne. fikir ayrlığı. ünal aysal ne diyor mesela bu konuda. zıtlık iyidir, doğru yolu bulmamıza yardımcı olur diyor. burda mesele aysal süper orman bokpüsur demek değil. fikret ormanın belli bir ağırlığı, bakış açısı filan yok. ha benim çok da mikimde değil bir galatasaraylı olarak ama beşiktaşı bu şekilde kurtaramazsınız güzel kardeşim benim anlatmak istediğim bu. sen ligde şampiyon olamadığın sürece o borçların artarak devam edecek. aldığın reklam gelirleri azalacak. 1000 tişört fazla satmayla da oyuncu alaaklarına dilenerek de bunları azaltamazsın. çalışanın maaşından da kessen bu iş böyle olmaz. yani en azından futbolda böyle olmaz. ortaya ne koydun onu söyle taraftarına. neyi amaçlıyorun. bana duygu da satma gerçekçi ol.

    velhasılı vizyona dair en ufak bir kıvılcım yok kendisinde. iyi adamdır hoş adamdır bilemem. ama şunu söyleyeyim beşiktaş batmıyor. korkmayın beşiktaş batmaz. sadece sikilen sizin futbol zevkiniz ve boş kafalarınız olur. aganın biri zorlasan bu ülkede beşiktaşı tanımayan çıkar diyordu. bu vizyonla fikret orman efendiyle bu da mümkün olur. demedi demeyin.
  • hobileri arasında enkaz devralmak vardır.
  • evet artık yavaş yavaş eleştiri vaktinin geldiğine inandığım yönetim. öncelikle şunu belirtmeliyim ki çoğu beşiktaşlı gibi yeni yönetimin gelmesine çok sevinmiştim. başlarda kendilerine süre tanınması gerektiğini, kulübün mali yapısını ve içinde bulunduğu sıkıntıları anlayıp problemleri çözmek için zamana ihtiyaçları olduğunu savunmuştum. başkan ve yönetim kurulunun iyi niyetli olduklarından şüphem yok ancak şu vakte kadar en azından elle tutulur, olumlu bir şeyler yaptıklarına şahit olmadım. sürekli olarak kendilerini yangın çıkan evin ortasına dalarak yangını söndürmeye çalışan fedailer olarak lanse ettiler, kulübün mali problemlerini her fırsatta dile getirdiler. kanımca durumu olduğundan çok daha kötü göstermeye çalıştılar. bugün türkiye'de büyük kulüplerin hemen hepsi bu tip borçlarla hali hazırda boğuşmakta. kimse zaten ekonomik olarak beşiktaş'ın iyi durumda olduğunu iddia etmiyor, edemez de. ama beşiktaş'ı batmış,bitmiş berbat durumda gibi göstermek de kabul edilebilir bir şey değil. fazla geriye gitmeye gerek yok, geçtiğimiz 3 5 senede galatasaray'ın nasıl mali sorunları olduğunu hepimiz biliyoruz, bu sene şike davası sürecinde fenerbahçe'nin çektiği ekonomik problemleri, para kazanmak için sattığı oyuncuları, yaşadıkları krizi ve belirsizlikleri hepimiz gördük.

    onlar nasıl aştıysa bu problemlerini beşiktaş da aynı şekilde sorunlarını aşacak kapasitede. mali krizi bahane ederek futbol takımı ortalamanın altı bir anadolu ekibine çevrilemez arkadaş. evvelki sene maddi anlamda sürünen, taraftarlarından dahi para toplayan galatasaray, yeni yönetimiyle birlikte ertesi sene taş gibi kadro kurup şampiyon oluyorsa, her anlamda sarsılan yıkılmanın eşiğine gelen fenerbahçe son haftaya kadar şampiyonluk kovalıyorsa, beşiktaş'a lige iddiasız başlamak yakışmaz. ( her ne kadar küçülme yok, beşiktaş her zaman iddialıdır sözlerini bir çok defa duysak da durumu herkes görüyor ve kimse futbolda bu sene başarı beklemiyor.)

    harika bir basketbol takımımız vardı, ve sponsorluk anlaşmasının sene sonunda biteceğini aklı başında olan her beşiktaşlı tahmin edebiliyordu. bunu düşünerek alternatif sponsorluk planları yapılabilirdi. hadi yapılmadı bu planlar, sponsor bulma konusunda bu kadar ağır kalmaları kabul edilemez. önce ergin ataman'ı sonra zoran erceg'i şimdi de david hawkins'i kaybettik ve biraz daha bu sponsorsuzluk devam ederse daha kaybedeceğimiz çok şey olur. şimdi bazı kişiler diyecek ki gel sen bul sponsor kolay birşey değil. benim de cevabım büyük kulüpsen hele takımın geçen sene üç kupalı şampiyonsa ve euroleague gibi avrupa basketbolunun zirve organizasyonunda mücadele edecekse zor bir şey değil. geçen sene fenerbahçe'nin acıbadem'in voleybol sponsorluğunu bitirip, anında yeni sponsor bulup, nasıl başarıdan başarıya koştuğuna hepimiz şahit olduk.

    futbol için konuşursak, gençlerden oluşan bir takım kurup, geleceğin takımını yaratıyoruz mottosuyla harekete geçip, üç beş kuruşun hesabıyla erkut şentürk gibi bir oyuncuyu kaçırmak kabul edilemez. sadece erkut değil, henüz daha 17-18 yaşında olan, futboldan başka bir şey düşünmeyen, transfer dünyasının kirli yüzüyle, menajer çakallıklarıyla daha tanışmamış, aklı çelinebilecek tüm genç oyunculara sahip çıkıp onlarla konuşmak, anlaşmak ilgili yöneticilerin en önemli görevlerinden olmalı.

    çıkan haberlerin doğru olmadığına inanmak istememle birlikte eğer ernst'i bir kaç yüz bin euro için bu takımdan gönderirlerse ve de bu hareketi olcay şahan isimli oyuncuya senelik 1 milyon euro verilen bir ortamda yaparlarsa hiç bir şekilde affedilemez olur bu. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derim ben de.

    ibrahim altınsay gibi futbol bilgisi üst düzey olan ve beşiktaş için büyük özveriyle çalışacak klas bir insanı bu kadar kısa sürede istifa ettirmenin de ayrı bir olay olduğunu belirtmek isterim.

    yöneticiler ve başkan cas davası konusunda da sürekli olumsuz konuşuyor. hatırlarsanız uefa ilk başta bu cezayı bize vermemiş, sadece ikazla durumu geçiştirmiş daha sonradan 1 sene men cezasına çevirmişti. böyle bir cezanın kaldırılabileceğine inananlardanım. bursaspor'un da durumu aynı şekildeydi ancak onlar cas'a zamanında başvurarak bu durumdan yırttıysa biz neden bu kadar geç başvuruyoruz ve umutsuz oluyoruz. konunun detaylarını bilmediğim için bu konuda çok da yorum yapmak istemiyorum bilen varsa aydınlatsın.

    yiğidi öldürüp hakkını da vermemiz lazım. ekrem'in gönderilmesi, feda t shirtleri, feda albümü güzel hareketler ama bunlar minör şeyler olmaktan öteye geçemiyor.
  • doğruları,

    futbolculara ödenecek ücretler konusunda bir prensip oluşturacaklarını "söylemeleri"
    stad konusunun en önemli konu olduğunu ve bu yıl kazmayı vuracaklarını "söylemeleri"
    beşiktaş'ın savrulacak parası olmadığını, akıllı transferler yapacaklarını "söylemeleri"
    gençlerin takıma adapte edileceği bir model yaratmak istediklerini "söylemeleri"
    ibrahim altınsay gibi bir değeri transfer komitesine "getirmeleri"
    blokları kıracak olan 100000 üye kampanyasını başlatıp üyeliği "kolaylaştırmaları"
    işleri profesyonellere yaptıracaklarını "söylemeleri"
    hocanın istediğini değil, beşiktaş transfer prensipleri gereği çalışan scout ekibinin belirleyeceği futbolcuları transfer edeceğini "söylemeleri"
    basketbol'a önem vereceğini, şampiyon takımı dağıtmayacağını "söylemeleri"
    şeffaf olacağını "söylemeleri"

    yanlışları,
    futbolculara ödenecek ücretler konusunda bir prensip oluşturamamaları,
    stad konusunun en önemli konu olmasına rağmen bu yıl kazmayı vuramamaları,
    galatasarayla gereksiz bir polemiğe dibine kadar girip kulübü küçük düşürmeleri,
    beşiktaş'ın savrulacak parası olmamasına rağmen olcay şahan'a 1 m€ garanti ücret ödemeleri,
    gençlerin takıma adapte edileceği bir model yerine gençleri öylece takıma alıverilmesine müsaade etmemeleri,
    ibrahim altınsay gibi bir değeri transfer komitesinden kaçırmaları,
    blokları kıracak olan 100000 üye kampanyasını başlatıp üyeliği kolaylaştıramamaları, tanıtımını iyi yapmamaları,
    işleri profesyonellere yaptırmamaları, marketing tarafında hala kazmaların çalışıyor olması,
    hocanın istediğini değil, beşiktaş transfer prensipleri gereği çalışan scout ekibinin belirleyeceği futbolcuları transfer edeceğini söylemelerine rağmen, tek düzgün transferin ücret/yetenek açısından oğuzhan olması.
    basketbol'a önem vermeyip takımı dağıtması, heyecanı 0 a indirmesi,
    şeffaf olacağına, gereksiz şeyler söyleyip, sürekli zor durumda kalmaları,
    egemen gibi bir futbolcuya aynı parayı teklif etmelerine rağmen, futbolcunun güvenini kaybettikleri için fener'e kaptırmaları,
    sürekli küçülme küçülme dedikleri için itibarsızlaşan kulübe hiç bir futbolcunun gelmemesi, içerdekilerin de egemen gibi kaçıp kurtulmak istemeleri,
    camiada kimsenin istemediği samet aybaba'yı takımın başına geçirmeleri.
  • overall olarak bakarsak demirören döneminden sonra ilaç gibi geldiler. özellikle mali konulara eğilme saçma sapan transfer yapmama gibi konularda çok başarılı oldular. hoca seçimi de ilk yarı itibariyle başarılı. başta kendim olmak üzere bir çok beşiktaşlı samet hoca'yı istemiyordu. hatta bu sene kombine almamamın ve maça gitmememin nedeni samet hoca. kendisi beni göt etti ve bundan dolayı çok memnunum. inşallah göt olmaya devam ederim.

    q7 konusunda ise dışardan başarısız olmuş gibi duruyorlar ama arkasında bir neden var. tam bilmiyorum ama var.