şükela:  tümü | bugün
  • adalet agaoglu'nun yazdığı güzeller güzeli bir roman, okuduğum en güzel türkçe romanlardan biri. öyle güzel anlatmıştı ki yol boyunca o adamın çelişkilerle dolu küçük iç dünyasını. sari mersedes diye bir de filmini çektiler, ilyas salman oynadi, ben seyretmedim.
    aslında bir türk sanat müziği parçasının adı fikrimin ince gülü; kitabımızın kahramanının yol boyunca başa alıp alıp dinlediği, sevdiği ama zamanında çıkarları yüzünden terkettiği kızı hatırladığı. neden filminin adını da fikrimin ince gülü koymamışlar anlamadım.
    fikrimin ince gülü,
    kalbimin şen bülbülü
    o gün ki gördüm seni,
    yaktın ah yaktın beni...
  • filmin sonu ile kitabin sonu pek uyusmamaktadir.(sonunu soyleyemedigime gore anca bu kadar)
  • sevilene söylenebilecek en güzel söz.
  • bilinen bir turk muzigi sarkisidir. esasen ismail hakki bey'e aittir, acemkurdi makamindadir
  • - bakın su asagıdaki mercedes benim

    + hangisi?

    - su bal renginde olan, balkız diyorum ben ona, nasıl guzel dimi?

    + hı hı

    - isterseniz buyrun arabada otururuz hem gideceginiz yere kadar bırakırım, yalnız yolculuk cekilmez.
  • turk televizyonlarinda "sari mersedes" adi ile yayinlanip imdbde fikrimin ince gulu adiyla gecen mukemmel bir film,kitap,sarki..
    adalet agaoglu kant in goruslerini bire bir savunan bir kitap yazmis..mesela arabanin rengi bayrama gore bal rengi gumrukculere gore sidik rengi benzinciye gore altin rengi yolda sollayan adama gore bok rengi..gerceklik egriliyor bukuluyor flashbackler oluyor birden oykuyu bayramdan baska biri anlatmaya basliyor..william faulkner in turkiye acentasi gibi calisilmis muhtesem bir kitap..bir cok nobelli kitap okudum lakin bu kitabi okuduktan sonra nobel edebiyat komitesine guvenim azaldi
  • "amannnnnnnn bi kere verdi diye,bavulu, televizyonu, onca paketi, o koca gotuyle onu mu tasicaktik balkız."
  • mental olarak ve aynı zamanda ruhen çok iyi anlaştığın birine yapılan iltifat.
  • yazar adalet agaoglu'nun insanların iç dünyalarına inmekte ki ustalığını yaprak yaprak sergilediği, almanyada işçi olarak çalışan ballıhisarlı bayram ünal'ın kendisine göre balrengi mercedes'i ile kapıkule sınır kapısından köyüne yaptığı toplam yedi saatlik bir yolculuğun hikayesidir.

    bayram, çıktığı kabuğu beğenmeyen serseri bir civcivdir ve çok küçük yaşlarda kabullendiği bir şey vardır, küçük değerler küçük insanların dünyasında pek itibar görmez, ''bayram bey'' olmak zorundadır, ayakları yerden kesilmek zorundadır, yağmurda koşmalıdır ama ıslanmamalıdır, gol atmak yetmez ağlarıda parçalamalıdır.

    ankarada bir tamirhanede çalışırken günün birinde aynı köyden arkadaşı ibrahim'e rastlar bayram, ibrahim almanya yolcusudur ve tek eksiği muayene sonucu beklediği bir sağlık raporudur ve bu yüzden ankarada bir hafta kalmak zorundadır ama madem bayram'a rastlamıştır onun yerine bayram da alabilir raporu. bayram'ın karşısına en lezzetli kaymak çıkmıştır yemesi gerekir, yemek zorundadır bir yerse dadına doyamayacaktır ama zor bir durumdur ya sevdiği kız, ya köylüsü ne der arkasından. ibrahim'e çürük raporu alıp kendisi onun yerine gidebilirmi, olurmu, yok olmaz kani bozuk degildir incegül bayramın, ama..

    işte bayramın sınır kapısından sivrihisar'a uzanan, kara sevda ile bağlı olduğu mercedes'i ile yolculuğunda iç dünyasındaki bu karışık gelgitlere inilir.
    yalnızdır bayram, bu yalnızlığını gollum'un yüzüğe olan sevdası gibi bağlı olduğu bu mercedes'i ile paylaşır. en büyük hayali köy kahvesinin önünde çok sevdiği 'fikrimin ince gülü' isimli sanat müziği kasetini mercedesinden insanlara dinletmek, el üstünde tutulmak, ''bayram bey alamanyadan gelmiş'' dedirtmektir ama kimse bayramı beklememektedir...
  • 1981 yılının 1 haziran günü toplatılan kitap. yeni tck'yı yürürlüğe sokmak için iyi bir yıldönümü beklemişler.