şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: fil/#805226)
  • bazı çevrelerce uzaylıların varlığı hakkında kur'an' dan bir kanıt olarak kabul edilir.
    'pişirilmiş taşlar atan ebabil kuşları' ve onların attığı taşlarla zırhların delinmesi söz konusu iddiayı desteklemektedir.
    ama bilindiği gibi kur'an birçok yoruma açık olan bir kitaptır.
  • kimin hangi tanrı tanrıçaya inandığından bağımsız olarak ki tek bir paganizm yoktur. pagan tanrı/tanrıçalarına put diye hakaret edenlerin kendi peygamberlerine karşı kendilerince saygısızlık olarak nitelendirilen ama her zaman saygısızlık olmayan şeyler söylenildiği zaman coşmalarını anlamlandıramadığımız açıkça tanrı veya başka bir varlığın pagan tanrılarını korumasını anlatan suredir.
  • (bkz: fil/#16665485)
  • "bismillahirrahmanirrahim.

    elem tere keyfe fe'ale rabbuke bi ashab-iî fil. elem yec'al key-dehümfi tadliylin ve ersele aleyhim tayren ebabile termiyhim bihi-caretin min sicciylin fece'alehüm ke'asfin me'kûl."

    türkçe meali:
    "rabbinin fil ashabına ne etteğini görmedin mi? o, onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı? ve üzerlerine sürü sürü ebabil kuşları göndermedi mi? ki her biri onlara ateşte pişirilmiş çamurdan taşlar atmışlardı. allah (u teâlâ), onları kurt yeniği yaprağa çeviriverdi."
  • kuran'da pagan efsanelerine dayanan bir sure. kuşların gagalarında ateş taşları taşıyıp orduya atmaları ve bu taşlarla ordunun telef olması bilim dışıdır ve olay islam kaynaklarında belirtildiği gibi muhammed'in dedesi abdulmuttalip döneminde olmamıştır. folklor üzerine çalışanlar bilir, bir efsane ya da destan metni zaman içinde başka olaylarla sentezlenir ve bir birleşime uğrar.

    bu sentezlemeyle ilgili bir örnek vermek istiyorum: oğuz kağan destanının bir versiyonunda oğuz müslümandır. islam adına savaşır. halbuki oğuz destanının oluşum süreci ta hun devletine kadar uzanmaktadır.

    konuya döneyim...

    pagan arabistan'ın eski zamanlarda hint hakimiyetine girmiş olabileceği düşünülmelidir. çünkü filler çöl ortamlarında hareket kabiliyeti zayıflayan hayvanlardır. büyük ihtimalle hindistan yarımadasından gelen bir ordu bu bölgede bir müddet hakimiyet kurmuştur. bununla ilgili anlatılar tarihsel dönem içinde yemen ile hicaz çatışmalarına yansımış ve böylelikle "fil ordusu" ebrehe'ye ait hale gelmiştir.

    diğer yandan islam kaynaklarının iddia ettiği gibi ordudan kurtulanların başlarına geleni anlattıktan sonra bu olayın hristiyan kaynaklarında yer almaması mümkün değildir. bu durum bu olayın efsane olduğunu gösterir. yemen ordusu, ihtimaldir ki salgın bir hastalığa ya da bir çöl fırtınasına yakalanmıştır. dilden dile aktarılan bu olaylar, nihayet fil suresinde geçen şeklini almıştır.

    konuyla ilgili bir iddia ise, osman zamanında bu surenin kuran'a eklenmiş olduğudur.
  • 3.ve ersele aley him tayran ebâabiyl 4.termiyhim bi hıcâaratim min sicciyl ( diyanet (r.a) )

    diyor.

    yani diyor ki ; "başlarına taşı çaldık o hayırlı ebabil 'i vesile kılarak ."

    bu ayet-i kerime yakın zamanda, risale-i nur ları yasaklamış ve tarih boyunca boş uğraşlar yani sanat ve bilimin gelişmesine sonsuz katkıda bulunmuş rusya'nın başına meteor' un indirilmesine işaret eder.

    o meteor havada parçalanıp da her birinin başını yarmadı mı ?

    hala inkar edersiniz.
  • insansız hava araçlarını öngörerek kuran-ı kerim'in mükemmelliğine mükemmellik katan sure. gönül gözü kapalı maymuncu ateistler ise bu aşikar gerçeği inkâr etmektedirler.
  • dini sorgulamama neden olan surelerden biridir. ben bu surede anlatilan olaylari, islamiyet yayildiktan sonra gerceklesti saniyordum. müslümanlarin kutsalina saldirmaya gelen hiristiyan ordusuydu, ebrehe'nin ordusu. ama isin asli öyle degilmis. bu surede anlatilan olay, islamiyetten önce gerceklesiyor. haliyle o dönemde kabe, ici putlarla dolu ve putperest araplarca korunuyor. ilginc olan, ebrehe'nin hiristiyan olmasi ve allah icin savasiyor olmasi. ama allah kendi gönderdigi dine ve kendisine tapan ebrehe'yi korumak yerine, kendisine tapmayan putperest araplari agzinda alevli taslar tasiyan kuslar göndererek savunuyor ve hiristiyan ordusunu yok ediyor. dikkatinizi cekerim, islamiyetten önce gerceklesiyor bu olay.

    baska bir mesele de; madem kabe, alevli tas tasiyan kuslarca bile korunuyorken nasil oluyor da yagmurlara, sel baskinlarina karsi korunmuyor. doga olaylarindan (yagmur, rüzgar, deprem vs.) sorumlu bas melek mikail, allah'in evini neden sular altinda birakiyor? (bkz: kabe'nin sular altında kalması)
  • bu fitne ateşinin yandığı günlerde bilhassa "fil suresi"nin bolca okunması tavsiye ediliyor. namazlarda ve namaz haricinde...muhyiddin-i arabi'nin "fil suresi" yorumu:

    1- görmedin mi? rabbin fil sahiplerine nasıl yaptı?

    “rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi?” fil sahipleri kıssası
    meşhurdur. fil olayı, resulullah’a (s.a.v) yakın bir zamanda meydana
    gelmişti. olay, allah’ın gücünü gösteren büyük delillerden, o’nun
    dokunulmaz kıldığı bir şeyi çiğneme cüretini gösteren kimselere yönelik
    öfkesinin sonuçlarından biridir. kuşlara ve vahşi hayvanlara ilham
    etmekle insana ilham etmek birbirine yakın mahiyettedir. çünkü söz
    konusu varlıkların nefisleri yalındır. ayrıca, yüce allah’ın kendilerine
    verdiği özellikler itibariyle taşların bir varlık üzerinde etkili olmaları da
    görülmemiş, garip, akıl almaz bir şey değildir. bir kimse kudret âlemine
    muttali olur, gözlerinin önünden hikmet perdesi açılırsa, buna benzer
    birçok şey görecektir.

    nitekim, günümüzde de buna benzer bir olay meydana geldi. şöyle
    ki: eyburd şehri, farelerin istilasına uğradı. bunlar şehrin bütün ekili
    arazilerini mahvettiler. sonra ceyhun ırmağının kıyısına doğru çöle
    yöneldiler. her biri ırmak kıyısındaki ormandan bir odun parçası alarak
    üzerine çıkıp ırmağın öbür kıyısına geçti. bu olay, kıyamet sahneleri ve
    benzerleri gibi tevil kabul etmeyen bir gerçektir.

    fil olayının teviline gelince: bil ki, habeşli nefis ebrehe’si, allah’ın
    gerçek evi olan kalp kâbesini yıkmak ve istila etmek üzere harekete
    geçti. ruhani kuvvetler hacılarının, kendisi tarafından bina edilen
    cismani tabiat kilisesine yönelip ona saygı sunmalarını istedi. derken
    ameli akıl kureyşlisi, akli gıda fazlasının kalıntılarıyla bu kilisenin içine
    pisledi. bu, tıpkı güzel adetler ve övgüye değer adap gibi tabii olgulara
    özgü bir tedip yöntemiydi. kureyş kafilesinin tutuşturduğu ruhani
    kuvvetlerin şevk ateşinin kıvılcımları kiliseye sıçradı ve riyazetle onu
    yaktı.

    bunun üzerine nefis habeşi ebrehe’si askerlerini harekete geçirdi,
    nefsani kuvvetlerden, onların gazap, şehvet gibi tabiatları itibariyle
    karanlık olan sıfatlarından oluşan ordularını seferber etti. vehim
    şeytanının akıl orduları karşısında yenilmeyen ve savaşta onlara karşı
    koyan fili ordunun önüne geçti. muaz’ın (r.a) rivayet ettiği gibi şeytan,
    resulullah (s.a.v) zamanında en çok fil şekline girerdi. nitekim
    rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “şeytan, hortumunu adem
    oğlunun kalbinin üzerine koyar, adem oğlu allah’ı anınca, hemen geri
    çekilip gizlenir.”

    2- onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
    3- onların üstüne ebabil gönderdi.
    4- onlara taşlardan atıyorlardı.
    5- böylece yenilip çiğnenmiş onları ekine çevirdi.

    allah, “onların tuzaklarını” planlarını boşa çıkardı. “onların
    üstüne…gönderdi.” ruh nuruyla aydınlanmış bembeyaz fikir ve zikir
    “ebabil” kuşlarını üzerlerine gönderdi. kıyas suretleri ve zekâ çoklukları
    gibi hızlı toplulukları üzerlerine saldı. o kuşlar, “onlara…” üzerlerine
    hızla isabet eden “taşlardan atıyorlardı.”

    her biri için tescil edilmiş, her
    birine tahsis edilmiş riyazetler atıyordu. her birinin üzerine, şeriat ve akıl
    kalemiyle, onu atan kişinin adı yazılıydı. “bu riyazet, falan kuvveti
    yerinden söküp helak eder” diye belirtilmişti.

    ezilme ve teshir edilme
    riyazetinin gazap kuvvetini, oruç riyazetinin şehvet kuvvetini, tevazu
    riyazetinin kibir kuvvetini, zelillik riyazetinin zorbalık kuvvetini yerinden
    söküp helak etmesi gibi. “böylece…onları…çevirdi.” hareketsiz, durmuş
    halde helak edilmiş olarak bıraktı. “yenilip çiğnenmiş ekin” gibi. yani
    tıpkı bitkisel kuvvetler gibi öldürülmüş, gücü ve özellikleri yok edilmiş,
    riyazet aracılığıyla kendine özgü hareketlerini yapamaz hale getirilmiş
    kıldı. allah, doğrusunu herkesten daha iyi bilir.