şükela:  tümü | bugün soru sor
  • olay aslında ne inaniyorum ne de saygi duyuyorum vakasıdır. şöyle ki ebrehe kabeye inanmaz ama saygı duyar onu direk yıkmak yerine kendisi kendi inanışına uygun olarak kulleys kilisesini yaptırır. amma ve lakin sonra ayı herifler "ne inaniyorum ne de saygi duyuyorum amıniyum" diye çok afedersiniz gider bu kiliseye sıçarlar (ki araplar bilindiği üzre elleriyle pilav yiyip odanın ortasına sıçmakla tanınırlar).

    ebrehe bu durumda "inanca saygı göstermeyenin inancına ne saygı göstercem lan!" diye kabeyi fillerle tarumar etmeye giderken ebrehenin bu inancına saygı göstermeyen kuşlar da çok afferdersiniz tüm ordunun ağzına sıçar (arap kuşu olsa gerek ebabil dedikleri).

    yani olay basittir.
    inanca saygı göstermeyenin inancına saygı göstermeyenin inancına saygı göstermezler.

    p.s. olay zinhar yalan değildir. benim bir arkadaş anlattı onun da bir arkadaşının^100. arkadaşı anlatmış.
  • (bkz: fil kakası)
  • (bkz: fil/#16665485)
  • bu vakada ortaya çıkıp kabeyi koruyan ebabil kuşları, ne hikmetse muaviye'nin oğlu yezid kabe'yi mancınıkla yıkarken ortaya çıkmamıştır.

    (bkz: #21425690)
  • limit hız kavramıyla çelişen hadise.
    pişmiş kilden oluştuğu söylenen taşların mifer ve zırhları delip pekmezleri akıtabilecek hıza ulaşması imkansız görünüyor. tabi kuşların taşları ivme vererek atamayacağını varsayarsak.
    yanılmıyorsam mythbusters; değil taş, madeni bozuk paranın bile kafayı yaracak bir hıza kavuşamadığını ispatlamıstı.
    ya da ben çok pis yanılıyorum şu anda.
  • bugünün burger kingi olan dünkü kabenin herkes tarafından ziyaret edilmesini sabote etme maksadıyla yemen valisi ebrehe bizansın himmetiyle san'a büyük bir kilise yaptırır. fakat rağbet görmemesine karşın kiliseye bir de arabın biri sıçayazmıştır. bunun üzerine ebrehe büyük büyük ordusunu toplayarak yıkmak üzere kabeye doğru ilerler. ordu mekkeye yaklaştığında kureşlilerin mallarını yağmalamaya başlarlar. hz.muhammetin dedesi abdulmuttalibin de yüz devesini çalmışlardır. abdulmuttalip devlerini almak üzere ebreheye gider. ebrehe de şaşırarak şöyle der " ben sizin ibadethanenizi yıkmaya geliyorum, sen 100 devenin peşindesin, moruk ya".. abdulmuttalip vakur istifini bozmayarak " kabe allahındır, onu o korur; develerimi verin banaaa" diyererek şekeri alınmış bir çocuk misali ağlamaya başlar. develerini alıp evine döner. neyse harekat emri geldikten sonra ordunun başında bir tane fil yürümektedir, bu filin ismi mamud'tur. ebrehe kabeye yönelince fil yere çöker, yürümez. halbuki yemene çevirilince yönü koşarak gitmektedir. akabinde dağ kırlangıcı adı verilen ebabil kuşları nohut ve mercimek büyüklüğünde taşlar atarak ebrehenin ordusuna saldırır. taşların isabet ettiği askerler direk naaştır. ebrehe de kaçmak isterken paramparça olarak ölür.
  • olay hakkında mikail bayram hocanın farklı bir yorum olan kitabı tavsiye edilir.

    kitap
  • hazreti peygamberin doğumundan kısa bir süre önce yaşanmış olaydır. kuran'da fil süresi nazil olunca olayın tanıkları hala canlı ve yaşıyor. kimse de böyle bir olay olmadı diyemiyor. çünkü gözlerinin önünde yaşandı ve bizzat tanık oldular. onun yerine o zamanın insanları; zaten bunları biliyoruz. kabedeki putlarımız yardım etti inkarcılığı yolunu seçerken şimdiki inkarcı insanlar da yok öyle bir olay olmadı, o zaman neden şuna da kimse müdahele etmedi şeklindeki inkarcılık yoluna sapıyor. demek ki sapmak isteyene her devirde yol çok. allah kimseyi sapıtmasın diyelim ne diyelim.