şükela:  tümü | bugün
  • piyasadaki en pahalı bakıcı türüdür. bu bakıcıları işe almak her babayiğidin harcı değildir. her ay yüksek miktarlar kazanmak gerektirir. (bkz: rasim ozan kütahyalı)
  • moskovada en bol olan bakıcılar filipinliler, ingilizce konuştukları için özellikle (bkz: expat)lar tarafından tercih ediliyor. fiyat olarak çok da pahalı değil moskovaya göre.
  • filipinlerde bir bakıcının aldığı ücret 3000 pezo yani 70$ dır.
  • gosteris budalalari icin en iyi ozellikleri "bakici" olduklarinin belli olmasidir.
  • filipinli bir bakıcı ile çalışma kararı veren ebeveynlere neden türk değil de filipinli bir bakıcı tuttuğunu sorduğunuzda savunmaları genelde; "ama çocuğum küçük yaşta ingilizceyi konuşabilip benimseyebileceeekk" dir. o çocuk büyüyüp 15 yaşına geldiğinde sikerim ingilizcesini deyip türkçe iletişim bile kuramayıp zengin piçi arkadaşlarıyla magandalık yapacak.
  • kendilerinden 2 adet adıyaman'da villaların yoğun olduğu yerde görünce baya şaşırdım. ikisinin kucağında bebekler vardı. çocuklarına en başından iyi bir kariyer sağlama peşinde bu aileleri takdir ettim. tabii ki imkan meselesi geçerli burada.
  • sen ta filipinler'den bakıcı getir çocuğun her şeyiyle o ilgilensin, sen anne gibi davranma yine her zamanki hayatına devam et, sen hatta vücudum bozulmasın diye emzirme bile, e ne oldu lafa gelince annelik yaptın çocuk büyüttün öyle mi? kahve de söyleyim mi?!
  • ''fransız mürebbiye''den ''filipinli bakıcı''ya.

    eskiden meşhur fransız mürebbiyeler vardı. şimdi ise moda filipinli bakıcı. trend niçin değişti böyle? bence bunun türkiye'de sermayenin el değiştirmesi ile biraz alakası var. geç osmanlı ve ''eski türkiye''de uluslararası bağlantıları olan özel sektör temsilcileri ve eğitimli, üst düzey bürokratlarda az çok sermaye vardı ve bu kaymak tabaka medeniyetin batı'da olduğu inancı ile çocuklarının eğitiminde mümkün olan en erken zamandan itibaren batı kültürünün etkili olmasını istiyorlardı. bu ihtiyaç da batılı mürebbiyeliğin türkiye'de yaygınlaşmasını beraberinde getirdi. çocuklarının batılı gibi düşünmesini ve yaşamasını isteyen sermaye sahibi aileler güçlerinin yettiğince, ''ağaç yaşken eğilir'' düsturü ile bebeklikten itibaren çocuklarının yetiştirilmesi işinde batılı, en çok bilineni ile fransız, mürebbiyeleri istihdam etti. burada amaç sadece dil öğrenmek değildi. dilek ceran'ın ''mürebbiyelik ve türk romanında bazı mürebbiye tipleri'' diye bir makalesi var. şordan ulaşılabilir: http://dergipark.gov.tr/…wnload/article-file/258200
    sayfa 216-217'de diyor ki: ''yabancı dili gereği gibi ve yeteri kadar öğrenebilmek, karşımıza çıkan batı medeniyeti dairesine kolayca adapte olabilmek
    gayesiyle mürebbiyelere sıkça başvurulur. bunlar eğitimlerini üstlendikleri çocukları küçük yaştan itibaren başta yabancı dil olmak üzere, musikî, el sanatları ve batılı terbiye gibi hususlarda yetiştirmeye çalışırlar.'' burada kilit nokta batılı terbiye.

    peki sonra ne oldu? türkiye'de sermaye el değiştirmeye başladı. sermaye, yukarı söylenen tabakadan anadolu kaplanlarına kaydı. anadolu kaplanları'nın çocuklarını batılı gibi yetiştirme, batılı terbiye ile eğitme gibi bir derdi pek yok. hatta buna karşı bile olabilirler fakat daha çok sermaye biriktirebilmek için küreselleşen dünyada en azından bir yabancı dilin oldukça faydalı olabileceğinin farkındalar. işte bu ihtiyaç da filipinli bakıcılara gün doğurdu. batılı değiller fakat ingilizce konuşuyorlar. dolayısıyla anadolu kaplanlarının çocuklarına, kendilerinin sağlayamadığı ingilizce konuşulan ortamı sağlayabiliyorlar. böylece çocuklar ingilizce ile küçük yaşta haşır neşir olup ileride ana dilleri gibi ingilizce konuşabilecek ve dünyaya açılabilecekler. yani en azından olması beklenen bu. kısmet tabi.

    bunun dışında filipinli bakıcı artık bir statü göstergesi gibi bir şey. bir eşya. yanında filipinli bakıcısı olan bir çocuktan anlıyoruz ki ailesinde para var. hatta filipinli bakıcı tutup çocuğunu yine de anne-babasına, kayınvalide-kayınpederine emanet eden anneler var. bunlar da filipinli bakıcıyı, kimsenin görmeyeceği şekilde eve kapatmaktansa gittiği her yere götürüp bir zafer nişanesi gibi yanlarında taşımayı tercih ediyorlar. arkadaş yüksek lisans mülakatına filipinli bakıcısı ile giren anne gördüm. çocuğu evde bırakmış ama filipinli'yi götürmüş. değişik olaylar işte.
  • statü simgesi olduğunu öğrendiğim bakıcı türü, o zaman ben almayayım *.

    arkadaş nasıl bir kutsal bilgi kaynağı oldu burası?

    filipinli bakıcı tutan yazarların tecrübeleri nedir diye araştırayım derken, anadolu çomarını eleştiren ancak dedikoduda, hasette onların ellerine su dökmeyecek yazarlarla karşılaştık iyi mi?

    filipinliler ile iş ortamında çalışmış biri olarak çoğunun iyi bir ingilizceye sahip olduklarını ve iş disiplerinin çok iyi olduğunu biliyorum. tanıdıklarımdan çoğu bir müzik aleti çalıyordu. sıcakkanlı ve sosyal insanlardı. bakıcılar ile ilgili tecrübem yok.

    şimdi bilgisi olmayıp fikri olanlar kenara çekilirse, haklarında kutsal bilgileri alalım. mesela aylık ne alıyorlar, paylaşan olursa gösteriş budalası olup olamayacağıma karar vereceğim.
  • yurt disinda yasiyorsaniz bulacaginiz en iyi cocuk bakicilaridir..

    aylik 2500$ yakin maas odemeniz gerekebilir. plus vergileride.

    bakici deyip kucumsemeyin cogunun egitimi bakiciyi tutan hanimlardan daha fazla ...

    guzergahlari genelde filipin-hong kong- amerika oluyor..

    caliskanlar,neseliler ,paragozler ama hak vermek lazim cunku modern dunyanin koleleri ...

    filipinli bi kadinla tanisirisaniz ,respect sensei moduna gecin ve bir erkek nasil elde edilir ,nasil elde tutulur tuyo alin...

    erkekte kriterleri nefes alsin yeter kivaminda ...

    hani begenmediginiz suratina bile bakmadiginiz butun erkekler gayet genci ve guzel bir filipinli es bulabilir.zaten kadinlarin cogu evlendikleri turk erkeklerinden cok daha fazla egitimli....