şükela:  tümü | bugün
  • ankara'da bir çay içip sohbet etme mekanı. yerin iki kat dibinde yer alır (zemin eksi iki de diyebiliriz).

    çayları değil sakinleri güzel mekanlardan.

    belki filiz çay ocağıdır adı. emin biri değilim zaten
  • biz filiz çay ocağı derdik adına, hatta aramızda filiz'deyim derdik...o yerin iki kat dibine inerken pastanenin fırınınında pişen kurabiyelerin, poğaçaların ağır yağlı kokusuna bulanırdık ilk önce. aşağıda otururken de dumanaltı buğulu, nemli kokulu odacıklarda ekrem abinin, selçuk'un kan kırmızı mis gibi çayını içerdik...kaç saat geçerdi öyle muhabbetle bilemezdik. firuzağa kahvesinin taşralısıydı o zamanlar, dil tarih tiyatrocuları, ankara'nın iletişimcileri daha sabi çocuk halleriyle oradalardı... yalnız giderdik erken saatlerde üniversite zamanları ders ekerek, havasız hücrelerde soluklanmaya, bir bakardık o gelmiş, öbürü gitmiş derken akşamı etmişiz. sonra çıkardık sevdiceğimizle saçımızda katran kokusu, dalardık sakarya'ya...ya da güven park'a...

    sonraları taşındı ordan filiz, yerin üstüne çıktı legal oldu, bize göre tadı kaçtı, gitmedik de bir daha, anısı saklıdır bir günle kaçırdığım 15 mayıs 94'ün hala...
  • ankarada gidilebilecek ender yerlerden birisidir. ekrem abinin yüzünü görmek için bile gidilir. güzel mekandır, ucuzdur ve kafa dinlenebilecek bir yerdir. afiyetler ola.
  • kürsülerde sıkış tepiş oturursunuz, sigara dumanı sizin ve diğer insanların içtiğiyle birlikte 3-5 kat daha çok dolar ciğerlerinize.ben ilk gittiğim iki ay boyunca sigara da içmiyordum hiç ama yine de rahatsız değildim mekandan, insanların güzelliğinden iyiliğinden ötürü doksanlı yılların başlarında.