şükela:  tümü | bugün
  • bugün çocukların teknoloji sayesinde üç dakkada yaparak bana kapak ettikleri iştir bu.
    bir bilgisayar, bir kamera ve bir grup çocuk; üç beş ışın kılıcı, bir maske, doğal ışıkta hem çekip, hem kurgu yapıp, hem de altına müzik de döşeyip bu işi başarmışlardır.

    son sahnenin çekimlerini izledim; gözlerim doldu...neden? adam ölürken üstüne yolup benim ortancalarımı koymuş adiler...biz yıllardır bir film edecez diye canımız çıktı, çocuklar çözmüş bu işi...daha ne diyim? ne diyim?
  • bir de bunun kisasi vardir.
    (bkz: kisa film cekmek)
  • bir filmin yaratım sürecine bir şekilde dahil olmak, onu "film çekme" eyleminin bir öznesi yapar mı, bundan emin olmak zordur aslında ama, bu süreçte etrafımdaki insanlarda gördüğüm "film çekiyoruz" psikolojisinin, birliktelik ruhunun bana bu yazacaklarımı yazma hakkını verdiğini düşünüyorum bir nebze de olsa...
    "film çekiyoruz" eylemine gönülsüz bir oyuncu olarak dahil olmamın üzerinden aylar geçti aslında, ama bugün filmin içinde sinopsisi, tanıtım yazısını; yönetmen, senarist, oyuncular, teknik ekip hakkında bilgileri; fotoğrafları içeren küçük tanıtım kitapçığı elime geçtiğimde "öyle ya da böyle; ben bu filmde oynadım" dememin ardından tekrar düşündüm bu zaman diliminde yaşananları. ben bu süreçte film çekmenin yönetmen için ne kadar zor olabileceğini gördüm, yönetmenin çekim aşamasında ne kadar fazla şeyi bir arada düşünmesi gerektiğini fark ettim, organizasyon yeteneğinin, insanları idare edebilmenin ne kadar büyük bir erdem olduğunu bir kez daha anladım. ondan sonra teknik ekibi; görüntü yönetmenini, ışık ekibini, ses ekibini, kamera ekibini genel olarak hayranlıkla izledim, "kamera arkası" denilenin aslında ne kadar büyük bir emek barındırdığına tanık oldum. oyunculara gelince, yıllardır oyunculuk yapan insanlar arasında kendine güveni sfır, kendini yeteneksiz ve başarısız bulan, kimi zaman ağlayarak setten kaçmak isteyen, kimi zaman bu davranışları şımarıkça nitelendirilen ama aslında kendi içinde ölümüne korkan bir oyuncu olmanın zorluklarını yaşadım. bugün o kitapçık elime verildiğinde ise, kendimle bu konuda hala barışamama, kendime kızgın olmama rağmen "biz yaptık" diye düşündüm ilk olarak... film çekmek, bütün yetersizlikler içinde de olsa, en başta istemek galiba, gerçekten çok isteyince ve bunu gerçekleştirmek için varını yoğunu ortaya koyunca, bütün kapıları zorlayınca bir şekilde oluyor. ben senelerdir sözü edilen bu projenin gerçekleşeceğine hiç bir zaman inanmamıştım, o günden bu güne çok şey değişti, ve bu proje gerçek oldu. elimdeki kitapçık da bu filmi çekenin emeğinin sonucuydu aslında, ve ben de ucundan da olsa bunun bir parçasıydım. kendimi izlerken utanacağımı, hatta ve hatta izleyemeceğimi bilmeme rağmen bu projenin içinde yer almaktan gurur duyacağım. bu film çekme hikayesi bana çok şey öğretti çünkü, ilerideki seçimlerimi etkilemede büyük bir rolü olacak, biliyorum. bir de truffaut'un "la nuit americaine" adlı filmini çok daha büyük bir keyifle izlememe sebep oldu film çekme deneyimi; film çekmenin, ekip olmanın, birlikte çalışmanın, bütün karşılıklı ilişkilerin, o süreçte yaşananların ve bir yerden sonra gerçekten bir aile gibi hissetmenin ne demek olduğunu öğretti. sonra film bitince, herkes kendi hayatlarına geri dönünce, o insanlarla bir daha görüşülmese de bütün o insanların kişinin hayatına zenginlik kattığının bilincinde olmak bile, tek başına bir hayat deneyimiydi. bugün o kitapçıkta kendi resmimi görmek, set fotoğraflarına bakmak beni daha önceden tahmin edemeyeceğim kadar mutlu edebildi. ben kendimi biliyorum, filmi izleyemeyeceğim, kimseyle hakkında konuşmak istemeyeceğim ama ilerde, bundan çok daha farklı bir yol çizsem de kendime, "biz film çekmiştik" diyebileceğim. ve bu da benim gibi biri için çok değerli...
  • önce sabır nedir bilmek gerekir.
  • dünyanın, en * tek işidir.
  • bir kere deneyelim dedik bu mereti. dur tanımlı olsun; bir kere deneyelim dediğimiz meret. en sonunda bi intihar sahnesi vardı çekmek istediğimiz orta metraj filmin, değişik tarzda kimsenin çekmediği şekilde çekelim dedik, az kalsın en yakın arkadaşımı hastanelik ediyorduk. iki saatlik çaba da 10-20 saniyelik bir sekans içindi. sonra anladım ki haketten zor işmiş. gerçekten bazı yönetmenlere bu yüzden bok atan insanlara diyeceğim tek şey; alın elinize kurgusu, kimliği olan kısacık bir film çekin. ama öyle otobüse binip yoldaki insanları, çiçekleri, böcekleri çekerek arka plana konuşma koymak yok; haketten film gibi bir sahne. ha keza diyebilirsiniz ki, milyonlarca dolar, ekip, ıvır zıvır var ellerinde. var ama onu yönetmenin de kendi zorlukları var. bazen bir bilim kurguda parayı şaşaalı sahnelere döküp, duygusal ve önemli sahnelere kalmadığı (ya da kalmayacağı) anlaşılınca nispeten tırt sahneler çıkar filan. sözü toparlamak gerekirse bir yönetmeni aşağılarcasına eleştirmeden önce paralel kurgu da olsa bir şeyler deneyin; bakın nasılmış.

    bi de tekrar okudum da, haketten çok sikim bi entry olmuş. bek speyse basmaya üşendim.
  • kadıköyde bir duvar yazılamasından:

    " film çekmek için hiper sanatsal olmalısınız.

    film çekmek için arınık koşulları sağlamanız gerekir.

    film çekmek adeta bir kaşınma hissidir. film çekerek hissi uyandıranı kaşırız.

    film çekmek histamin deşarjına sebep olur.

    film çekmek histamin deşarjına sebep olduğu için hemen ardından reşarj olur ve bir film daha çekeriz.

    film çekmek sonu gelmeyen kompulsif bir bozukluktur. bu yüzden doktorunuza danışarak film çekiniz.

    eğer hiç bir rahatsızlık olmaksızın film çekiyorsanız hemen bir doktora görününüz.

    film çekmek gidişmedik yeri kaşımaktır.

    film çekmek kılcal damarların genişlemesine sebep olur.

    eğer içinizde bir film çekmek arzusu hissederseniz bir el kamerası ve 60 dk'lık bir kapsül kendinizi iyi hissettirir.

    yapılan bir araştırmaya göre sanat sanat filmi çekmek için kamera alanların yüzde 70'i sessiz film geri kalanı da ayaklarını çekmiştir.

    film çekmek nahoş duygular ve durumlarla ilgili bölgeleri bir süre etkisiz hale getirir.

    film çekmek bazı zararlıların yarattığı kaşınmayı gidermek için kullanılır.

    eğer yalnızsanız ve film çekmek istiyorsanız mutlaka arkadaş edinmeniz gerekir.

    arkadaş bulamazsanız hipersensitiviteden sorumlu devlet bakanından fon alabilirsiniz.

    film çekmek için gerekli koşullara sahip değilseniz sanat filmi çekip rahatlamanız önerilir.

    film çekmek için gerekli malzemeler;

    -bir su bardağı entelektüel yaşam biçimi
    -bir tatlı kaşığı sanatsallık
    -aldığı kadar mesaj kaygısı
    -kamera ve kaset

    http://d1206.hizliresim.com/y/p/8du6v.jpg
  • insanın hayatta hep bir amacı olur ya hani hep değil de tek amacım bu sanki.
  • çok istemektir önce
    sonra çok sevmektir delice
    çelik gibi bir irade ister
    ve sınırsız kendini adama.

    saçmasapan on metrelik metruk bir kuleye tırmanırsın sırtında kameran ve yükseklik korkunka
    63 saattir uyumamışsındır ve yüzbinkere dinlediğin o müziği döşeme işine devam etmeden önce bir kahve daha içersin sabahın beşinde
    sonra aklına bir fikir gelir ve üç gündür uğraştığın sekansı çöpe atıp yenisine başlarsın.
    mekan arama keyiflidir, manzaranın en güzel olduğu yeri bulmak için keçi gibi tırmanırsın.
    o keyif ifadesini görmek için oyuncunun yüzünde ne taklalar atarsın.
    bitmiş işi ilk izlediğinde başını çok seversin ama sonundan hoşlanmazsın.
    sonra başkalarına izletirken ekrana değil onların yüzüne bakarsın. yaptığını asıl orada görürsün.
    yorar gerer yıpratır.
    vazgeçemessin.
    kısa güzeldir, uzun derya deniz.

    (senaryonun bilmemkaçıncı versiyonu hazır, cast bişeye benzedi, mekanlar tamam gibi, parayı da bulduk ta bu filmi nasıl çekicez hala bilmiyoruz toplantısı öncesindeki can sıkıntısı)

    tanım: görsel ve işitsel öğelerin belirli bir akışa uygun olarak kaydedilmesi ya da oluşturulması ve bütünlüklü bir şekilde düzenlenerek görsel/işitsel mecralarda sunuma hazır hale getirilmesi