şükela:  tümü | bugün
  • en tipik özelliği suçlularla özdeşleşme sağlamasıdır. suçluların bakış açısıyla aktarılan öykü, çoğu zaman onları sempatik gösterir. bu yönüyle polisiye türünün tam tersi özellikler gösterir. teknik imkanlar açısından ışık, kasvet oluşturmada kullanılır. çoğunlukla 30'lu yaşlarda olan erkek kahramanlar yakışıklı değildir. kendi çıkarlarını düşünmelerine karşın pasiftirler. geçmişleri onları her daim sorgular. famme fatele kadın karakterler tarafından felakete sürüklenirler. kadın karakterlerin elerinden düşürmediği sigarası, seksi giyinişleri ve sekse düşkünlükleri göze çarpar. makyajları abartılıdır. mekanlar da çoğu zaman arka sokaklar, merdiven altı işletmeler ve köhne barlar gibi iç karartıcıdır. kara film üzerinden yapılan tartışmalar, onun sinemada bir tür olup olmadığı yönündedir. kimi tür der, kimi değil der vs.
  • http://forum.altyazi.org/…ndex.php?showtopic=218896

    bu etkinlikle 25 film daha dilimize kazandırılmaya çalışılıyor.
  • "filme nuağ" diye okunur.
  • the 59 sound albümünden bir the gaslight anthem şarkısı.

    ı'm all washed out by the side of the road
    broken bones matilda left a note and a rose
    sayin', "baby honey child, ı've loved you so long
    but you deserve much better than me."

    so ı'm just burnin' all around all the miles in the road
    and ı'm never goin' back and ı'm never goin' home
    ı've been gone too long, ı've been less right than wrong
    ı lost so much blood in the fallin' out

    and ı lit a fire that wouldn't go out
    until it consumed the walls and roof of this house
    until all ı remember was burnin' away
    and all ı remember, you burned it away

    see, for ten long years ı've been hustlin' around
    tryin' to wash the sins and the sweat from my brow
    just tryin' to find a better life for me and my own
    just some rest for these tired workin' fingers

    but nobody never gonna tell you the way
    you gotta figure it out boys and suffer the rain
    and the fools in the night and the heat of the day
    when all you ever really wanted was for someone to understand

    and ı lit a fire that wouldn't go out
    until it consumed the walls and roof of this house
    until all ı remember was burnin' away
    and all ı remember, you burned it away

    well, don't you take it so hard and baby, don't you cry
    you cross your hard heart and you hope to die
    don't you tell me no more lies, you lied all the time
    don't you tell me no more lies, you lied every night

    and you're sugar and spice and everything nice
    you got monroe hips, your poisoned lips and knives
    and you're sugar and spice and everything nice
    you got open wounds in a young boy's pride

    and you're sugar and spice and everything nice
    you got monroe hips, your poisoned lips and knives
    sugar and spice, everything nice
    open wounds in a young boy's pride

    and ı lit a fire that wouldn't go out
    until it consumed the walls and roof of this house
    until all ı remember was burnin' away
    and all that you left me, you burned it away

    well, don't you take it so hard and baby, don't you cry
    you cross your hard heart and you hope to die
    don't you tell me no more lies, you lied all the time
    don't you tell me no more lies, you lied every night

    time, time tickin' away
    time, time tickin' away
    time, time tickin' away
    time, time tickin' away
  • bugün amerikan kara filmi denilen şey esasında o zaman (1940'lar) için bir prodüksiyon olayıdır. holywood stüdyoları melodram, gangster ve suç filmlerini kara film olarak pazarlıyordu ve "kara film" adlandırılması filmin seyir aşamasında ortaya çıkmıştı. yani tür olarak ilk üretildikleri yer olan amerika'da değil, bu filmlerin çok farklı izlendikleri fransa'da tanımlanmıştı. "kara film" sineması 2.dünya savaşının uzun süren etkilerini ve amerikan çağı denen yeni küresel döneme ait değerlendirmelerini dile getirmelerini mümkün kıldığı için uluslararası geçerliliği olan bir tür halini almıştı.

    1946 yılında iki fransız eleştirmen nino frank ve jean-pierre chartier savaş sonrası gösterime giren amerikan "kara film"lerini amerikan sinemasının içsel bir kapitalizm eleştirisi geliştirme kapasitesi ya da amerika'nın yaşadığı ahlaki çürümenin habercisi olarak tanımlar.

    avrupa sinemasından büyük oranda etkilenen (özellikle alman sineması-gerçek mekanlarda film çekme) amerikan "kara film"i gece kulüpleri, barlar, otel odaları, pansiyonlar, dans salonları, otobüs ve tren istasyonları gibi gelip geçici, anonim ve bireyselliğini kaybetmiş çeşitli mekanlar etrafında gelenekselliğine kavuşur. yani kara film için şehir çürümüş olmalıdır. bu yüzdendir ki türü tanımlarken her daim amerikan nitelikleri akıllara gelir; yerel geleneklere aşina ve işin uzmanı sert bir dedektif, ateşli bir femme fatale ve şiddet şuçlarının veya psikolojik çöküntünün mekanı olan çürüyen bir şehir.

    kara filmi diğer türlerden ayrı tutan en önemli özellik ise kolayca yerel kültüre uyarlanabilmesidir. edebi anlamda kara filmin babası sayılan the postman always rings twice romanı amerikan sinemasına uyarlanmadan önce fransa (bkz: le dernier tournant) ve italya (bkz: ossessione) sinemalarına uyarlanmıştır. kitaptan bahsedecek olursak; dolandırıcı frank ile yol kenarı lokantasının sahibi cora birbirlerine aşık olurlar. iki aşık, cora'nın yunan göçmeni kocası nick'in hayat sigortasından para alabilmek için adamı öldürmek için plan yaparlar. nick kapitalizmi simgelerken frank yozlaşmış amerikalıdır. cora ise sadece mutlu olmak ister.
  • 2014 'den, bu türe örnek "a girl walks home alone at night" vardır.
  • şu siteden türün klasiklerini sorunsuzca izlemek mümkün. nispeten geniş sayılabilecek bir arşivleri var.

    not: site (opera) vpn ile açılır durumda içeriklerine ulaşmak halen mümkün.
  • film noir tanımı üzerine konuşulurken, zaman zaman sinema izleyicileri ve eleştirmenler, siyah beyaz olmayan filmlerin, 58'den sonra çekilmiş filmlerin, femme fatale içermeyen filmlerin dışarda bırakılması gibi kriterler one sürüyorlar, en iyi noir listelerinin zaman zaman bu adı konulmamış kriterlere göre düzenlendiğini görüyoruz. tabii bunları baz almayan tonlarca liste de var etrafta.

    işte bu adı konulmamış kriterlerden biri de, film noir'in yalnızca amerikan yapımı filmlere atfedilen bir etiket olması. o sebeple zaman zaman muhteşem film noir örneklerine hiçbir listede raslayamıyoruz, misal the third man gibi sadece noir'in değil, tüm sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri dışarda bırakılırken, "o british noir, sayılmaz" diyen amerikalılarla karşılaşabilirsiniz. yani film noir, bazen american noir'dir. eğer ki bu tarz kişilere başka ülkelerdeki film noir muadillerinden bahsedeceksek, italian noir, british noir gibi tabirler kullanmamız, filmin yapımcısı ülkeye bir atıf yapmamız gerekebilir.

    işte misal french noir, belki de film noir'in en güzel örneklerinden bir kısmını bünyesinde toplayan o büyülü sahne, bu sebeple pek dışlanmış gibidir;

    ascenseur pour l'échafaud - louis malle
    du rififi chez les hommes - jules dassin
    bob le flambeur - jean-pierre melville
    alphaville - jean luc godard
    tirez sur le pianiste - françois truffaut
    le quai des brumes - marcel carne
    le trou - jacques becker
    les diaboliques - henri-georges clouzot
    le samourai - jean-pierre melville
    touchez pas au grisbi - jacques becker
  • on tane french film noir sayıp* , la bete humaine saymamışım. hepsinin atası sayılır belki de.