şükela:  tümü | bugün
  • bir film oynamakta iken karşısına oturup görüntü ve ses olarak algılamak
  • filmine gore degisir ama en zevkli versiyonu yanliz yapilanidir. serendipity ve city of angels haric.
  • sevgili veya eş ile seyrediliyor ise, zaman içinde değişim geçiren uygulamadır.

    http://media.photobucket.com/…080521_movienight.gif

    edit: link
  • izlenen filmin çeşidi ve izleyicinin zihniyetine göre farklı biçimlerde ele alınabilecek vakit geçirme yöntemi. izlenen film sinema filmi ve dizi film olarak kabaca ikiye ayrılabilir ama benim asıl ilgilendiğim konu filmin dizi veya sinema filmi oluşu değil, filme bakış açısı. izleyicinin zihniyeti dediğim de bu. bu anlamda izleyiciyi; tüketici, filmsever ve çözümleyici olarak üçe ayırıyorum. tüketici; sadece hoşça vakit geçirme amacıyla filme yaklaşır, olayların akışını izler, yüzeyde olup bitenle ilgilenir, filmi yaratan insanlarla (senaristler-yönetmen) bağ kurmak gibi bir çabaya girişmez. filmsever; film seyretmeyi alışkanlık haline getirmiş kişidir, sıradan bir tüketici gibi yüzeysel de yaklaşabilir, çözümleyici bir gözle de bakabilir. analiz etme gibi bir güdüsü varsa, alt metin okumakla ilgilenir, filmin yaratıcalarının anlatmak istediklerini farklı yöntemlerle anlamaya çabalar. çözümleyici olarak tabir ettiğim kişi ise iyi bir filmsever olup olmamasından ziyade düşünme amaçlı filme yaklaşması, filmde anlatılmak istenenlere aşırı yorumlar getirmekte kendini özgür bırakması, hatta seyrettiği film nitelikliyse filmi yapanların farkında olmadan kattıkları bilinçdışı öğeleri yaratıcı bir biçimde üretmesiyle tüketici ve filmseverden ayrılır. bu durumun bir örneği luis bunuel'in cet obscur objet du desirfilminden verilebilir; filmde arzu nesnesi konumunda olan kadın karakter conchita iki farklı aktris tarafından canlandırılır ve çözümleyici özne, bu noktadan hareketle birçok farklı açılımlara yelken açabilir ancak bunuel kendisiyle yapılan bir röportajda conchita karakterini canlandıran ilk aktrisin rolü bırakması yüzünden zorunlu olarak filmin kalanını farklı bir oyuncuyla tamamlamak zorunda kalışını beyan etmiştir. çözümleyici için bu beyanat hiçbir şeyi değiştirmez çünkü filme bir nesne olarak değil çözümlenicek bir veri gözüyle bakar.
  • vakit geçirmek için ideal yollardan biri. özellikle sinema ortamlarında daha bir güzel oluyor.
  • insanı yaşadığı dünyadan uzaklaştıran bir eylemdir..özellikle günde ortalama 2-3 film izlenmeye başlandığı zaman artık o dünyaya göç edilmiş olur, çünkü metro goldwynmayer aslanı size kapınızda bekleyen kedi huzurunu vermektedir..ayrıca aynı türden filmlerin üst üste izlenmesi hepsinin birarada geçen gerçekler olduğunu düşündürür, özellikle korku gerilim tarzı sevenler için hayatı daha paranoyak yaşamaya sebebiyet verir..
  • benim dilime ''daimi başarısızlık'' olarak çevrilebilecek yabancı dilde bir fiil.

    sahil kasabasına taşınıp boncukçu olmak hayalimi gerçekleştirdiğimde ilk iş kasabanın ileri gelenlerine kış akşamları ne yapıyoruz burada sorusunu sordum. ''film felan izliyoruz işte'' yanıtını almak tüm varlığımı bi titretse de, yapabilirim ümidi gerginliğimi birazcık almıştı. en özendiğim insan güruhu, değil film çekenler, değil oynayanlar yazanlar, sadece film izleyebilenlerdi.
    ''aldım şarabımı 2 film patlattım üstüste''
    ''haftasonu eve kapanıp 7edi film izledik arkadaşlarla''

    abi keyfe gel. ne güzel lan, ben de yapayım diye başladığım her an, arkada oynayan duvara karşı, elimde bira, önümde sözlükle son buluyor. eğer grup halde film izleniyorsa, ''söz bu sefer izleyeceğim'', ''tavandaki şekillere bakın la'', ''taam suscam'', ''çekrek yok muaa?'' '' laa laaaa laaaaaaaa aaaaaaaaa*'', ''bu filmin kitabı yok mu yeaa?'', ''duvara karşıyı izleyelim miiiiyyy?'' şeklinde geçiyor.

    orutup sakin sakin milk izlemek isteyen arkadaşlarımın tatlı cumartesi akşamı, filmin beşinci dakikasında homofobiyaaaaaaaa diye bağırıp dansederek evin içinde hoplayan birini susturup durdurmaya çabalamalarıyla bitti. içlerinden birisi duvara karşıyı almaya gitmeseydi sakinleşemeyecektim.
  • sınav zamanı özellikle, sıkı çalışılmış dersin üzerine, ikinci öğretim olmanında verdiği mutluluk ve rahatlıkla gece yarısı hatta sabaha karşı arkadaşlarla yapılması süper şey.
  • tanımadığım, sevmediğim aktörlerin oynadığı, ya da methini duymadığım filmleri seyretmeden önce, ekşi + imdb araştırması yaparak gerçekleştirdiğim eylem.
    bu formül, kendi beğenilerime uygun tercih yaptığımda, genelde %80 başarı ile sonuçlanmakta.
  • belli yönetmenlere sıkışmamak lazım. var çünkü böyle tipler, belli yönetmenlerden başkasının çektiği filmleri seyretmezler. ne kadar saçma bir hareket. sevdiğin yönetmene de hakarettir bu. farklı farklı fimler izleyeceksin ki, sevdiğin yönetmenin farkını daha iyi anlayabilesin.

    neyse, film seyretmek büyük zevk. 5+1, full hd, 3d gibi teknoloji harikaları olmadan da büyük zevkti (yazar burada laf soktu) görüntü ve ses olan her şeyden izlenir film. yanında sevdiğin birisi, sevdiğin içecek ve film. başka hiçbir lükse gerek yok aslında. en sevdiğim şey ise, böyle devam filmlerini peş peşe seyretmek. birkaç yıl dondurulmuşum gibi hissediyorum filmler bitince.