şükela:  tümü | bugün
  • detaylardan anlaşıldığı kadarıyla son kullanıcıya uygun fiyata film izletmek değil, fiyatları artıran sinema işletmecisinden daha fazla pay almak için yapılan boykot.
  • yapımcıya bilet başı 5 lira gibi bir şey düşüyor diye biliyorum. aşağı yukarı bu fiyatlarda. e salon 50 tl'ye bilet satıp bunun 5 lirasını yapımcıya geri kalanını cebine atıyor. yapımcıların istediği daha fazla pay. belki bilet başına 10 tl. kimsenin seyirciyi düşündüğü yok yani aslında herkes kendi cebinin derdinde.
  • hürriyet gazetesi yazarı cengiz semercioğlu’nun bugünkü köşe yazısında dile getirdiği olay, cem yılmazın da 15 dakika önce attığı bu twit ile resmiyet kazanmış oldu.

    ilgili köşe yazısı

    --- spoiler ---

    bu hafta sonu vizyona girecekti film apar topar ertelendi... olacak iş mi? her sene 10’a yakın film yapan bkm’nin daha önce son dakikada böyle bir şey yaptığını gördünüz mü? filmde teknik bir problem mi var, yılmaz’ın içine mi sinmedi, merak eden de yok... ben söyleyeyim, bunların hiçbiri değil... erteleme gerekçesinin altında sinema sektöründe yaşanan büyük bir kaos yatıyor: film yapımcılarıyla salon işletmecileri, özellikle de mars grubu birbirine girdi... film yapımcıları haklarının verilmediğini, promosyonlarla bilet fiyatlarının sürekli yükseltildiğini söylüyor. türkiye’nin en büyük sinema işletmecisi mars grubu sattığı biletin yanına mısır-meşrubat promosyonları ekliyor. hatta yüksek seyircinin olduğu seanslarda zaman zaman bunu zorunlu kılıyor... kart sistemleri, üyelik sistemleri, toplu satışlarla kendi kârlılığını artırıyor... uzunca bir süredir film yapımcıları bu uygulamadan rahatsızdı. sonunda salı günü tesiyap (televizyon ve sinema filmi yapımcıları derneği) çatısı altında bir araya geldiler. sisay’la (sinema salonu yatırımcıları derneği) masaya karşılıklı oturup meseleyi tartıştılar... toplantı sonrasında da bir uzlaşmaya varılamadı. bunun üzerine yapımcı kanadında radikal bir eğilim belirdi. mars grubu anlaşmaya yanaşmazsa bu sezon filmlerini vizyona sokmayacaklar. bu bir boykot değil, bütün yapımcılar bireysel karar verecek ama toplantıya katılan ve konuştuğum 4 yapımcı da anlaşma sağlanmazsa filmlerini çekeceklerini söylediler. türk sinema sektöründe yapımcılarla salon işletmecileri arasında ilk kez bu boyutta bir restleşme yaşanıyor.
    --- spoiler ---
  • yıllardır kazık bize girerken sesi çıkmayan sevgili film yapımcısı arkadaşlarımızın, kazığın ucu artık kendileri rahatsız etmeye başlayınca ses çıkarmaları hadisesi.

    yıllardır size asıl parayı kazandıran insanlar ayaküstü ayıklanırken ses çıkarma, çok para kazanıyorsunuz bize daha fazla pay verin söylemleriniz boşa çıkınca size film yok diye şarla.

    gram umurumda değilsiniz.
  • sektörden biri olarak sorunu izah edeyim.

    geçmişten bu yana yapımcı dagitimci ve salon sahibi arasında yapılan sözleşme %50 kuralina dayanır . buna göre kesilen her biletin bedelinin yarısı yapimciya ve dağıtım şirketine , yarısı salon sahibine kalır.

    10 tl lik bir sinema biletinin 5 tl si yapımcı ve dagitimciya, 5 tlsi salon sahibine kalır .

    yapımcı filmi çeken kişidir ,dagitimci filmi turkiye capinda anlasmali salonlarına kopyalayip dağıtan kişidir .

    türkiyede yapımcılar dagitimcilara yüzde %10 ile %40 arasında değişen bir pay verir . eğer gisesi iyi olarak bilinen iddialı bir filmin varsa dağıtım şirketleri %10 pay ile filmi dağıtır.
    ama tanımamış bir yapimciysaniz dağıtım şirketi vizyonda sokacagi kopya sayısından alacağı yüzdeye kadar sizi sömürür eğer kabul etmezseniz vizyon bile göremezsiniz.

    buradaki temel sorun mars sinema grubun hem salon sahibi hemde dagitimci olmasi durumu ,adamların 1000 e yakın salonları var türkiye çapında

    böyle olunca hem bilet fiyatının yarısını salon sahibi olarak alıyor hemde dagitimci olarak yapimcidan pay alıyor .

    bu durumda yapımcılar kendi çektikleri filmden satılan biletin %40 ni anca alıyorlar.

    aslında mars grubun salon sayısının çok olmasi yüzünden bir çok yapımcı buna razi oluyor çünkü salon sayısı çok olunca bilet satış oranda çok oluyor . surumden kazanma olayı bir nevi .

    fakat son dönemde is biraz tekellesme durumuna döndü , mars grup piyasadaki gücü eline gecirince yapimcilara yeni şartlar sunmaya başladı ,

    misal promosyon yapıp ucuza bilet satarım diye şart kosuyorlar , böyle olunca normalde 20 tl ye satılacak bileti 10 tl ye satarım işine gelirse diyor .

    aslında 10 tl ye satmiyor bileti tabi , misal mısır kola 20 tl kampanya yaptım diyor ,yapimciya da bunun 10 tlsi bilet geri kalanı mısır kola fiyati diyor .boyle olunca 10 tl'lik kısmı paylaşırız 10 tlsi zaten benim diyor .

    buda yapımcıları kizdirmaya başladı haklı olarak

    adamlar diyorki kardeşim zaten bilet parasının %60 i senin , istediğin gibi reklamda koyuyorsun bide hala bizden mısır kola diye para kesmeye çalışıyorsun buna izin vermeyiz diyorlar.
  • izleyiciler tarafından zaten sürekli boykot edilen mars sinemalarına karşın en nihayetinde türk sinema filmi yapımcıları da hareket geçmiş durumda. konu ise aslında basit; bir film gösterime girerken film yapımcısı ile salon işletmecisi oluşan hasılatın yarı yarıya paylaşılacağı üzerine anlaşma yapar. yani bilet 20 tl ise 10 tl'si salona 10'tl si ise filmin yapımcısına kalır. ancak mars sinemaları gişeye sinema bileti almaya gelen seyirciye der ki bak bilet 20 tl, içeri girip mısır kola alsan o da 20 tl sana toplamda 40 tl'ye mal olacak ama şimdi bilet ile beraber alırsan 30 tl ödersin. seyirci için gayet makul bir anlaşma olduğu için de seyirci bunu kabul eder. ancak bundan sonrasında ciddi bir sorun var, mars yöneticisi dönüp der ki sinema yapımcısına bak biz seyirciden 30 tl aldık, bunun 20 tl'sini mısır için aldık 10 tl'sini bilet için aldık al bu 5 tl'de senin payın.

    yani mars sinemaları adeta mısır restoranı gibi davranır aslen sinema filmi izlemeye gelen kişi sanki aslında mısır yemek için gelmiş de yanında lütfedip film de izletmiş gibi davranır. türk sinema sektörüne darbe vurmak için de nefis bir dalavere bulmuş olur. neyse efendim başta yılmaz erdoğan olmak üzere, cem yılmaz, şahan gökbakar vs. sonunda bu duruma isyan etmiş ve mars sinemalarını bu durumu düzeltmesi yoksa filmlerini vizyona sokmamak ve mars sinemalarına boykot uygulayacakları konusunda uyarmış, ancak mars sinemaları reste rest demiş ve anlaşmaya yanaşmamış. durum oldukça karışık gözüküyor.
  • bu ülkede ilk kez (en azından şu an aklıma gelen başka yok), para kazananlar daha çok para kazananları boykot ediyorlar. hadi hayırlı olsun.
  • patlamış mısırımı alıp izleyeceğim kapışma.

    uzun zamandır cinemaximum'u kişisel olarak boykot ediyor ve salonlarına gitmiyordum. yarım saat reklam dayamaları çileden çıkartıyordu. seyirci toplu olarak tepki göstermediği için, benim gibi bireysel tepkiler pek etkili olmuyordu. şimdi işin içine yapımcılar da girmiş bakalım olumlu gelişmeler olur belki...
  • yapımcılar oran konusunda haklılar fakat saçma sapan düşük seviyeli filmlerle 300 bin lira maliyet,5 milyon lira hasılat yaptıklarını görünce pek de hak veremiyorum.

    cinemaximum tek kelimeyle para basan bir iş modeline sahip. aslında cinemaximum diye bir şirket yok, koreli cgv mars grup isim haklarını 400 milyon dolar karşılığında iş bankası maximum karta vererek adını cinemaximum yaptı. hatta bundan önce adı cinebonus'tu. adamlar bu işten bile 400 milyon dolar aldılar.
    her sinema filmi öncesi sabit 20 dakika reklam gelirleri var. (ki sinema reklamı pahalıdır)
    marketing ciddi para bırakıyor. mısır gibi maliyeti ucuz bir şeyi 16 tl'ye, kutu kola gibi zahmetsiz bir şeyi 1 liraya alıp 8 tl'ye satıyorlar. son zamanlarda bunlarla da yetinmeyip kendi snack yoğurt markalarını yarattılar. olay marketingden çıkıp kafeye döndü.
    premium salon ücretleri astronomik. 52 tl gold class.
    adam gibi personel giderleri yok, en büyük maliyetleri kira fakat,
    avm işletmecileri ile özel anlaşmaları var, m2 bazında çok az kira ödüyorlar. çünkü sinemaya gelen biri filmden önce yemek yiyip kahve içiyor, alışveriş yapıyor. bu ve bunun gibi müşteri çeken kilit işletlemelerden çok az kira alınır ( lcw'nın izmirde bir avm'ye ilk 2 yıl kira vermemek koşulu ile mağaza açtığına tanık oldum.)
    kısacası bu kadar karlı bir sistemde yapımcıya düşük ücret vermesi konusunda yapımcılar haklı.
    öte yandan yılmaz erdoğan gibi 1-2 yapımcıyı hariç tutarsak, türkiyede yapımcılar hakketmedikleri kadar iyi para kazanıyorlar. en çok izlenen film şahan gökbakara ait. 7 milyon izlenmiş filmin hasılatı 81 milyon tl. reklam gelirlerini saymazsak kişi başı 4,5 lira kar etse bu film şahan 31 milyon lira kazanmış. 1 milyon maliyet olsa (ki imkansız) 30 milyon lira. hadi 25 diyelim. şahan o filmlerle bu paraları beğenmiyorsa bence kendi sorunu.
    bu aralar hep aynı film tarzı. instagramda ünlü olmuş 2 kişiyi bul, bir sponsorlu otelle anlaş orda film çek. ekibin yemeği kalacak yeri bedava gelsin. 300 bine mal et 5 milyon kar et yoluna bak.
    bu işin sonunda yine bilet fiyatları artar.
  • her şey cinebonus'un (şimdiki adıyla cinemaximum) bu işe girmesiyle başladı.
    o tarihten önce tamamen keyif olan, öğrencilerin, ailelerin, çoluğun çocuğun sıkça gittiği sinema eylemi bir lüks tüketim haline geldi.

    şimdinin fiyatıyla 5-10 tl'lik fiyatlar birden 30 liralara fırladı ve yüzde 50 indirimli verilen öğrenci biletlerinin yerini 1-2 liralık sembolik fiyatlar aldı. maliyeti 1 lira bile olmayan mısır 20 lira 3 liraya satılsa %100 kar eden kola 9 liraya zorla okutuldu.

    şimdi 4 kişilik ailenizle bir akşam sinema keyfi yapmak istiyorsanız 150-200 liradan aşağı çıkamıyorsunuz ve bu bedelin yapımcıya giden bilet başı 1 dolar ücret harici hepsi bu cinemaximum ve türevi salon sahiplerine gidiyor.

    peki bileti yemesi içmesi derken kişi başı 50 lira bayıldığınız bu sinemalarda paranın hakkını alabilmek mümkün mü? tabi ki hayır. size kendi paranızla yarım saat reklam izletme hakkını kendinde gören bu eşkiyalar zorla gözünüze soka soka hiç utanma olmadan zamanınıza tecavüz ederler. yeni nesil hatırlamasa da eskiden reklamlar iki filmin arasında olurdu. filmin başlama saati geldiğinde biter, ardından 1-2 fragman izlenir ve film başlardı. şimdi daha dün (hediye biletimle) cinemaximum'da bolt pilot'un anısını yad edeyim dedim, filmin başlama saatinde oturdum ve başlama saatinden itibaren 35 dakika reklam izledim. zorla. bunlara verilen para haram.

    lan allahsızlar şunun fiyatını örneğin tam 15, öğrenci 10 gibi makul bir fiyata çekseniz insanlar iş çıkışı gider, canı sıkılır gider, öğrenciler okul çıkışı gider, beğendiği filme bir daha gider, gece uyku tutmaz atlar gece seansına gider, merak ettiği isimsiz filme çekinmeden gider vs vs hiç bir film boş salona oynamaz. 3 katı insan çekersiniz, 3 katı mısır satarsınız. ama bu saloncuların açgözlülüğü yüzünden lüks tüketim haline gelen bu sinema işini anca ailecek ayda 1 yapabiliyoruz. neden? çünkü barsaklarımıza kadar sokuyorsunuz.

    bu işi cinemaximum gibi ticarethane kafalarından alarak avşar, bkm gibi hayatını bu sektöre adamışlara emanet etmek gerektiğini düşünüyorum. umarım yapımcılar bu sinema katillerine film filan vermezler de lüks avmlerindeki boş salonlarında çekirdek çitlerler.