*

şükela:  tümü | bugün
  • apt pupil 1998 (director : bryan singer) (lead role : ian mckellen)
    bag of bones 2004 (proje aşamasında)
    carrie 1976 (director : brian de palma) (lead role : sissy spacek)
    cat's eye 1985 (director : lewis teague) (lead role : drew barrymore)
    children of the corn 1984 (director : fritz kiersch) (lead role : linda hamilton)
    christine 1983 (director : john carpenter) (lead role : keith gordon)
    creepshow i 1982 (director : george a. romero) (lead role : leslie nielsen)
    creepshow ii 1987 (director : michael gornick) (lead role : tom savini)
    cujo 1983 (director : lewis teague)
    the dark half 1993 (director : george a. romero) (lead role : timothy hutton)
    the dead zone 1983 (director : david cronenberg) (lead role : christopher walken)
    desperation 2005 (director : mick garris) (proje aşamasında)(tv series)
    dolores claiborne 1995 (director : taylor hackford) (lead role : kathy bates)
    dreamcatcher 2003 (director : lawrence kasdan) (lead role : morgan freeman)
    firestarter 1984 (director : mark l. lester) (lead role : drew barrymore)
    the girl who loved tom gordon ...2005 (proje aşamasında)
    the golden years (tv series) 1991
    graveyard shift 1990 (director : ralph s. singleton)
    the green mile 1999 (director : frank darabont) (lead role : tom hanks)
    hearts in atlantis 2001 (director : scott hicks) (lead role : anthony hopkins)
    it 1990 (director : tommy lee wallace)
    kingdom hospital (tv series) (director : craig r. baxley)*
    the langoliers (director : tom holland) (lead role : david morse)
    the mangler 1995 (director : tobe hooper) (lead role : robert englund)
    maximum overdrive 1986 (director : stephen king) (lead role : emilio estevez)
    misery 1990 (director : rob reiner) (lead role : james caan)
    the mist...
    needful things 1993 (director : fraser clarke heston) (lead role : max von sydow)
    the night flier 1997 (director : mark pavia)
    pet sematary (director : mary lambert)
    quicksilver highway 1997 (director : mick garris) (lead role : christopher lloyd)
    rose red 2002 (director : craig r. baxley)
    the running man 1987 (director : paul michael glaser) (lead role : arnold schwarzenegger)
    salem's lot 1979 (director : tobe hooper)
    salem's lot 2004 (tv movie) (director : mikael salomon) (lead roles : rob lowe, donald sutherland)
    the shawshank redemption 1994 (director : frank darabont) (lead role : tim robbins)
    the shining 1980 (director : stanley kubrick) (lead role : jack nicholson)
    the shining (tv movie) 1997 (director : mick garris)
    silver bullet 1985 (director : daniel attias) (lead role : gary busey)
    sleepwalkers 1992 (director : mick garris) (lead role : ron perlman)
    sometimes they come back (tv movie) 1991 (director : tom mcloughlin)
    stand by me 1986 (director : rob reiner) (lead role : river phoenix)
    the stand (tv movie) 1994
    storm of the century (tv movie) 1999
    the sun dog ...
    thinner 1996 (director : tom holland)
    tommyknockers (tv movie) 1993
    trucks (tv movie) 1997
  • hemen hepsi kucuk kasabalarda gecen, kamyonetli, cipli filmler.
  • tv dizisi de olsa, sinema filmi de olsa, televizyon filmi de olsa hemen hemen hepsi stephen king's ..... diye başlayan ve yine bir çoğunda stephen king'in küçük bir rolü bulunan yönetmenleriyle, oyuncularıyla, senaryolarıyla hafızalara kazınan adaptasyonların tümü.
    (bkz: edebiyat uyarlamaları)
  • listeye bir an önce ejderhanın gözleri'nin de dahil olmasını istediğim eserler bütünü. flagg'i jack nicholson oynasın istiyorum hatta.
  • mutlaka görülmesi gereken filmleri kabaca sıralarsak.

    stephen king çağımızın en üretken yazarlarından biri. ilk romanının yayınlandığı 1974'den bu yana 45 romanı yayınlanmış bir yazar. imdb.com sitesine adını yazdığınız zaman tam 106 filme kaynaklık ettiği görürsünüz. bunların arasında bir kaç kez filme alınan eserleri de var, televizyon için de yapılanları da, kısa filmlerde var. king'in yazdıklarından çok başarılı sinema uyarlamaları çıksada, çok vahim uyarlamalar da çıkmadı değil... sadece onun uyarlamaları için film şirketleri kuruldu. castle rock entertainment şirketi adını king'in çoğu romanına kaynaklık eden bir kasaban adını aldı ve sadece king uyarlamalarına yapımcılık yaptı. frank darabont bütün ününü king'den uyarladığı filmler ile kazandı. the shining filmi sonrası ünlü yönetmen stanley kubrick ile arasında bir senaryo atışması olur. stanley kubrick bu senaryo olayları için stephen king hakkında şöyle der; "yazma işiyle pek de ilgili gibi görünmüyor. yazdığını belki bir kez üzerinden geçtiğini ve sonra da her şeyi editörüne yolladığını söylüyorlar. onu ilgilendiren şey icat etmek belli ki ve bence bu onun başlıca özelliği." belli ki de stephen king hiç bir zaman güçlü bir edebiyat diline sahip olmadı ama hep iyi fikirleri oldu bu iyi fikirler ona 45 roman, 6 tane öykü kitabı ve 106 film uyarlması bıraktı. bir zamanlar verdiği vergiler ile bir nükleer füze alabileceği bile söylenmişti.

    5-the green mile (1998) bir korku, gerilim yazarı olarak bilinen king'in daha çok mistik bir adamın öyküsünü işlediği ve dinsel bir yapıya dönüşen 6 kitaplı the green mile'den yapılan bir uyarlama bu. stephen king uyarlamaları konsunda yarı bir yere sahip olan yönetmen frank darabont'ın imzasını taşıyor bu film. frank darabont sinemaya da bir king öyküsünden kısa bir film ile başlamıştı. daha sonra ise kendisine büyük ün kazandıran bir başka king uyarlaması olan the shawshank redemption'i (esaretin bedeli) çekmişti. senaryoyu yine frank darabont yazıyordu. 1935 yılında louisiana'da ki bir hapishane de ki idam işlemlerinden sorumlu erdemli ve erdemsiz mahkumların hikayesini anlatılıyordu. iki çocuğu öldürmek suçundan idama mahkum olan ve aklı dengesi yerinde olmayan ve doğaüstü güçlere sahip olan bir mahkumun hikayesidir bu. frank darabont'un yazdığı senaryo için yazılmış en iyi film senaryosu diyerek övüyordu stephen king.. ama uzun bir kitap olan yeşil yol'u uyarlayan framk darabont kitap da ki bir çok şeyi filme de aktarınca çok uzun ve bazen sarkan bir film ortaya çıksa da oyuncuların da katkısı ile unutulmaz bir klasik haline gelmeyi başarıyordu.

    4-the shawshank redeption (1994) yine kingmania frank darabont tarafından sinemaya uyarlanan bir stephen king uyarlaması. stephen king'in rita hayworth and shawshank redemption adlı uzun bir hikayesinden yine frank darabont'un senaryosu ile çekilen film king uyarlamaları arasında en çok sevilen ve taraftar toplayan film olmayı da başarıyordu. king bu senaryo içinde bu kadar iyi olmasını hiç beklemiyordum diye tepki verecekti. frank darabont ana hikayede bir kaç değişiklik de yapmıştı. bunlardan en önemlisi red karekteri olacaktı. darabont kitap da anladılan kızıl saçlı irlanda'lı yerine morgan freeman'ı koyuyor ve hiç de fena yapmıyordu. kitap da ki müdürleri tek elde topluyor ve ortaya warden norton karekterini çıkarıyordu. ayrıca kitabın sonunda hüzünlü ayrılık yerini filmde hüzünlü bir buluşmaya bırakıyordu. film gişe de tam bir hayal kırıklığı yarattı. ama sonradan ise bir külte dönüştü, bir çok sahnesi ile sinema tarihine notlar düştü. belki de video sekterönü ile değerini bu kadar bulmuş başka bir film yoktur. unutmadan söyleyelim film imdb.com'un tüm zamanları kapsayan top 250'sinde ilk sırada yer alıyor. rottentomatoes.com sitesinde ise yüzde 90 olumlu eleştiri almayı başarmış bir filmden söz ediyoruz.

    3-misery (1990) benim en çok sevdiği stephen king uyarlaması değil, aynı zaman da en çok sevdiğim filmlerden biridir. belki de sözlük de ki gerilimin karşılığı bu film olmalı. stephen king, kitabı yazmaya aşırını fanatik hayranlarından ilham alarak başlamış. aklında önceleri sadece kötü bir karekter yaratmak varmış. ama fazla sebepleri olmayan, iyilik nedir bilmeyen çatlak bir kötü karekter. belki kendi bile yaptıkları kötülüklerin farkında olmayan bir canavar. sinema tarihinin yaratılmış en sağlam kötülerinden biri olan annie'yi kathy bates müthiş biçimde oynar. king filmleri üzerinde denemiyi olan rob reiner yönetir filmi. (1986 yılında bir başka king uyarlması olan stand by me'yi yönetmişti.) filmin senaryosunu yazan william goldman kitaba sadık kalmayı başarır. kitap da ki klostrofobik hikayeyi filme de taşır. ama kitap da bulunan bazı annie aşırılıkları filmden çıkarılır. annie'nin takozla yazarının ayakları kırdığı bölüm kitap da ayağını kesip sonra ise yanan bir meşale ile dağlaması şeklinde vuku buluyordu. bu tür değişikler stephen king'i sinirlendirmiş olsa da, filmi izledikden sonra çok yerinde buldu.

    2-carrie (1976) stephen king'in ilk romanın ilk film uyarlaması olması da ilginçtir. çünkü king carrie hakkında hiç iyi şeyler düşünmez. bu kitabı bir kez daha asla okuyamam diye söz eder. brian de palma'nın elinden çıkan film için king, de palma'nın hikayeye bakışının daha hünerli olduğunu söyler... lawrence d. cohen'in kaleminden çıkan senaryo telekinetik güçleri olan bir liseli kızın, çekingen, ürkek bir kızın hikayesini sinemaya taşır. de palma daha sonra çoğu korku filmi için örnek oluşturacak tekniklerle hikayeyi müthiş bir şekilde işler. tabi sissy spacek'in güçlü oyunculuğu da buna eşlik eder. bu amerikan liselierin en büyük sorunu olan ezik bir öğrencinin içinde beslediği intikamın dışa vurmasıdır. filmin sonlarına doğru tırmanan gerilim ve korku ise hat safhaya ulaşır. bugün çok görülen final ise ilk bu film ile hayat bulmuştur. de palma kitaba göre finalde bazı değişiklikler yapar, ama bunlar mecburidir. çünkü kitap da ki final sinema diline çevrilmesi çok zordur.

    1-the shining (1980) stephen king, 6 yıldır romanları yayınlanan bir yazardır. daha önce carrie ile bir sinema uyarlaması ve salem's lot adında bir televizyon serisi uyarlaması vardır. stanley kubrick gibi bir yönetmenin king'in yazdıkları ile ilgilenmesi king'i çok heycanlandırır. üstelik korku gibi bir temayı hiç eline almamış bir yönetmen olan kubrick bu metni beğenir. farklı janrlarda hep en iyisini yapmayı bilen kubrick yine müthiş bir filme ulaşmak üzeredir. kubick ile king'in ilk buluşması pek iyi geçmez. kubick fikri beğenir ama hikayeyi çok sıradan görür. king ise bunu anlamak da güçlük geçer. hatta stephen king bir senaryo yazar ve kubick'e gönderir. stanley kubrick metni okumadan geri gönderir. king kitap da ana merkeze oteli alır. bütün olayların ana temelinde otel vardır. ama kubrick filmin merkezine bir adamın psikolojik sorunlarını alır. onun cinnetini konu eder. film bittikten sonra king filmi hiç beğenmez. filmin kısa ömürlüğü olacağını söyler. bu öngörünün günümüzde ne kadar yanlış olduğu ise ortada. daha sonra king kitabın sinema haklarını geri alır ve yapımcılığı kendisinin yaptığı, senaryosunu yazdığı the shining'i tekrar çeker. ortaya felaket bir şey çıkar.

    dipnotçuk: bunların dışında rob rainer filmi olan satnd by me'yi, bryan singer filmi olan apt pupil'i, bir televizyon serisi olan salem's lot'u, george a. romero filmi olan creepshow'u, frank darabont filmi olan the mist'i de zamanınız varsa izleseniz hiç fena olmaz.
  • uzun uğraşlar sonucu bulunan ve arşivde kuzu gibi yatan eserlerdir.