şükela:  tümü | bugün
  • 16-25 ekim tarihleri arasında beyoğlu emek sineması'nda 30 film ile devam edecek.
  • ''her sonbahar gelişinde
    düşen sarı yapraklarla
    kuru dallar arasında
    sen gelirsin aklıma''

    tabi ki aklıma gelen filmekimi değil. ama sonbahar filmekimiyle güzel işte. kenara ayırmıştım bissürü şey gibi bu başlığı you were mine tadında o yüzden hala benim için, ama yazılmış. olsun. derim ki; cannes'daki babalar galayı önce filmekimi'nde görsün. antichrist'le das weisse band gelsin başta. un prophete, bakjwi, bright star, zor da olsa los abrazos rotos vb. gece olsun ama cantonalı looking for eric'i gündüz seansına konulsun. orda biletleri hemen tükensin. yine venedikte yarışacak herzorg'un bad lieutenant'ı görelim. yeni sinema sezonu ve ödüller için bi önizleme olsun. daha sonra yazarım ama fetivalin 10 güne uzatılması umarım kaliteyi düşürmez diyorum: geçtiğimiz aylardaki istanbul film festivali faciasından sonra filmekimi şeker şurup gelecektir.
  • geçtiğimiz sene %99 doluluk oranına ulaşmış. bilet fiyatları makul olursa yine tıklım tıklım olur diyorum. program muhtemelen 2 hafta sonra açıklanacak. iple çekiyoruz.
  • 16 - 25 ekim tarihleri arasında düzenlenecek olan festivalin programı açıklanmıştır:

    whatever works - woody allen:
    woody allen'ın 2008’de filmekimi’nde gösterilen nefis komedisi vicky cristina barcelona’yı izleyen son filmi whatever works. woody allen'ın yıllar sonra tekrar new york sokaklarına döndüğü son filminde başrolünde curb your enthusiasm ve seinfeld dizilerinin yaratıcısı larry david ve evan rachel wood oynuyor. allen'ın son 10 yılda çektiği en iyi film olarak tanımlanan bu komedide yönetmen evlilik, talih, cinsellik gibi bilindik temalarına dönüş yapıyor.

    dust of time - theo angelopoulos:
    büyük sinemacı theo angelopoulos’un yıllardır beklenen son eseri, ağlayan çayır’la başlayan üçlemesinin ikinci filmi dust of time. efsane yönetmen angelopoulos, italya, almanya, rusya, kazakistan, kanada ve abd’de geçen, son elli yılda insanlığa izlerini bırakan olaylara ve sonsuz tarihe doğru bir yolculuğu anlatıyor.

    bright star - jane campion:
    2005’te istanbul film festivali’nin altın lale jürisinde yer alan jane campion'ın son filmi bright star bu yıl cannes'da altın palmiye için yarıştı. yirmi beş yaşında ölen ingiliz şair john keats'in fanny brawne'la olan aşkını anlatan bright star’ın başrollerde tom tykwer'in koku ve todd haynes'in i'm not there filmlerinde oynayan ben whishaw ve daha önce festivalde gösterilen candy filminden hatırlayacağımız abby cornish var.

    9 - shane acker:
    shane acker’ın en iyi kısa canlandırma film dalında oscar’a aday gösterilen aynı adlı filminden uyarladığı 9, yapımcılığını yaratıcılıkta sınır tanımayan yönetmen tim burton, gece nöbeti ve gündüz nöbeti’yle bütün dünyada tanınan timur bekmambetov’un üstlendiği canlandırma bir bilim-kurgu-aksiyon filmi. henüz eylül ayında abd’de vizyona giren film, yakın bir gelecekte makinelerin isyan edip insan ırkını yok etmelerinden sonra “can verilen” dokuz bez bebeğin mücadelesini anlatıyor. bebekleri elijah wood, christopher plummer jennifer connely gibi ünlü oyuncuların seslendirdiği film, daha şimdiden “steampunk” türünün yeni klasiği olmaya aday görülüyor.

    a serios man - joel coen / ethan coen (coen biraderler):
    bağımsız yapımları, mizahi yaklaşımları, her film türüne alışılmadık yaklaşımlarıyla sinemanın en özgün yazar-yönetmen-yapımcılarından olan coen kardeşlerin son filmi a serious man, kendi çocukluklarından esinleniyor, hatta aynı bölgede (minnesota-minneapolis) geçiyor. joel ve ethan coen’in annesi ve babası gibi üniversitede öğretim görevlisi olan ortadirekten larry gopnik’in 1967 yılında tamamen dibe vuran aile hayatını muzip bir gözle anlatan film, eylül ayında toronto film festivali’nde ilk kez izleyici karşısına çıktı.

    che - benicio del toro / steven soderbergh:
    cannes ve goya’da benicio del toro’ya en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandıran che, efsanevi marksist devrimci ernesto “che” guevara’nın yaşamını belgelere dayanarak, yedi yıl süren “takıntılı bir araştırma” sürdüren benicio del toro ve steven soderbergh’in ortak yapımcılığı sonucu ortaya çıkmış son derece özenli ve büyük bir proje. film iki bölümden oluşup, iki ayrı seansta gösterilecektir.

    cheri - christopher hampton:
    stephen frears’ın yönetmenliğini üstlendiği chéri, fransız yazar colette’in şatafatlı belle epoque döneminde geçen, cinsellik, para, yaş(lılık), toplum ve aşk hakkındaki enfes romanından, senaryo yazarı christopher hampton tarafından sinemaya uyarlanmış. 1900’lerin başında paris’te geçen filmde léa, rakibesi charlotte’un oğlu fred’i kadınlar hakkında bir şeyler öğrenmesi için kanatları altına alır. ilişkileri safi zevkten ibaretken birbirlerine âşık olurlar. filmde léa’yı güzel oyuncu michelle pfeiffer canlandırıyor.

    five minutes of heaven - olivier hirschbiegel:
    five minutes of heaven, deney, çöküş ve istila filmleriyle çoğumuzun tanıdığı olivier hirschbiegel’in bbc’nin talebi üzerine çektiği bu ödüllü filmi, yaşanmış olaylara dayanan, kuzey irlanda’nın çalkantılarla dolu yakın tarihini inceleyen çarpıcı ve düşündürücü bir dram. 2009 sundance film festivali’nde senaryo ve yönetmen ödüllerini aldı.

    the white ribbon - michael haneke:
    huzursuz edici, zorlayıcı, ürpertici filmlerin uzlaşmaz yönetmeni michael haneke, bu kez sırlar, kötü niyet, entrika ve aile kavgalarıyla örülü bergmanvari bir köy portresi çiziyor the white ribbon filmiyle. birinci dünya savaşı öncesinde 1913-14 yıllarında almanya’nın protestan kuzeyinde bir köyde olan biteni izleyen film almanya’nın 2010 oscar aday adayı. bu yıl cannes’da altın palmiye ve fipresci ödülleri’nin de sahibi.

    eastern plays - kamen kalev:
    mayıs ayında cannes’da yönetmenlerin on beş günü bölümünde ilk kez gösterime çıkan eastern plays, reklam ve video klip yönetmeni kamen kalev’in ilk uzun metrajlı filmi. kalev, filmin oyuncu kadrosunda yer alan, çekimler tamamlandıktan sonra bir kazada hayatını kaybeden çocukluk arkadaşı christo christov’un yaşamındaki huzursuzluğu ve hayata karşı umutsuzluğunu beyaz perdeye taşıyor. gerçek olaylardan izler taşıyan film yabancılaşma ve bulgaristan’da ırkçılığı işliyor. türk oyunculardan saadet işıl aksoy, hatice aslan ve kerem atabeyoğlu da filmin kadrosunda yer alıyor

    eden is west - costa gavras:
    costa-gavras’ın son filmi eden is west dram, şiir ve mizah dolu bir yol hikâyesi… gavras mülteci sorununu beyaz perdeye taşırken odisseia destanının satırlarında geziniyor. mültecilerin, hem gerçek hem de efsanevi bir yer olan batı’ya kaçışı, siyasi filmlerin ustası gavras’ın gözünden günümüze dair, geleceğe umutla bakan bir kahramanlık öyküsüne dönüşüyor.

    humpday - lynn shelton:
    2009 sundance’te bağımsızlık ruhu jüri özel ödülü alan humpday özgün bir amerikan komedisi. “zekice, sürprizlerle dolu, incelikli” kurgusuyla humpday, ünlü “heteroseksüel panik”le dalgasını geçerken yakın dostluğun sınırlarını “eşcinselliğin de ötesinde” zorluyor. lynn shelton’ın yönettiği film, günümüzde seks, dostluk ve evlilik üzerine gözlemlerde bulunuyor.

    ispiyoncu - steven soderberg:
    amerika tarihinde şirket sırlarını fbi’a sızdıran en üst düzey yönetici olan şizofreni hastası mark whitacre hakkında bir kara komedi-gerilim filmi olan ispiyoncu eski new york times muhabiri kurt eichenwald’ın aynı adlı kitabından bir uyarlama. oyuncu ve ekibi yıldız isimlerden oluşuyor. 50’ye yakın filmde rol alan yıldız oyuncu, senarist ve prodüktör matt damon; solaris, oceans’11–12–13 serisi, erin brockovich gibi başarılı filmlere imza atan, trafik filmiyle en iyi yönetmen akademi ödülünü kazanan yetenekli yönetmen steven soderberg ve yürütücü yapımcı george clooney.

    looking for eric - ken loach:
    gerçek bir futbol hastası olan yönetmen ken loach, komedi ve dram öğelerini barındıran looking for eric’te, manchester united’ın 1997’de futbolu bırakan fransız forveti eric cantona’yı hayallerinde gören manchester’lı postacı eric’i anlatıyor. cannes film festival'inde altı kez büyük ödül alan yönetmen, mayıs ayında altın palmiye için yarışan looking for eric’te de sıradan insanı ele alıyor. filmde eric cantona da kendini oynuyor ve trompet çalıyor.

    vengeance - johnnie to:
    geçtiğimiz mayıs ayında cannes’da altın palmiye için yarışan hong konglu tanınmış aksiyon ve gangster filmleri yönetmeni johnnie to’nun son filmi vengeance, fransız şarkıcı ve oyuncu johnny hallyday’in başrolde olduğu aksiyon dolu bir neo-noir gangster filmi. yönetmen to’nu bu son filminin konusu çok basit: kızı, damadı ve torunu öldürülen bir baba, intikam almak için hong kong’a gelir. görünürde fransız bir aşçıdır. ama, yirmi yıl önceki işi bambaşkadır: profesyonel katillik.

    don't look back - marina de van:
    tüyler ürpertici atmosferi ve güçlü oyuncu kadrosuyla don’t look back, psikolojik gerilim türünün bildik öğelerini alışılmadık biçimlerde ve yine kadın ekseninde kullanırken yönetmen marina de van’ın önceki filmi dans ma peau / derimin altında’yı hatırlatıyor. başrollerini monica bellucci ve sophie marceau’nun paylaştığı filmde, bir yazar olan jeanne, bir fotoğrafın izinde italya’ya gider, burada bir kadının peşine düşer ve bu kadına dönüştüğünü fark eder.

    politeknik katliamı - denis villeneuve
    6 aralık 1989’da montreal’deki teknik okul’da bir mühendislik sınıfını basan silahlı bir genç, tam on dört kadını öldürmüştü. “politeknik katliamı” olarak bilinen bu olayı iki öğrencinin gözünden anlatan polytechnique, quebec’te büyük tartışmalara yol açmasına rağmen kanada’da en büyük gişe geliri elde eden filmlerden biri oldu. siyah-beyaz çekilen filmin yönetmeni denis villeneuve.

    thirst - park chan - wook:
    quentin tarantino’nun hayran olduğu, 2007’de istanbul film festivali’ne konuk olan güney koreli senarist ve yönetmen park chan-wook’un son filmi thirst, 2009 cannes film festivali’nde jüri özel ödülü’nü kazandı. émile zola’nın trajik romanı thérèse raquin’den esinlenen park, bu kez doğaüstüne çıkarak korku türünde bir denemeye girişirken zorlayıcı koşullar altında insanın varoluşsal kaygılarını incelemeye devam ediyor. öyle ki, filmin kahramanı, kan nakli sonrası vampir olan ve günah dolu bir yaşam sürmeye başlayan bir rahip. güney kore’de gişe geliri sıralamasında bir numaraya ulaşan film, bir milyon kişi tarafından izlendi.

    valhalla raising - nicolas winding refn:
    gangster filmleri üçlemesi pusher ile tanınan yönetmen nicolas winding refn, üçlemenin yıldızı mads mikkelsen’le epik bir viking filmi olan valhalla raising’te tekrar bir araya geliyor. ateş ve citroen, casino royale, prag, düğünden sonra filmleriyle hatırlayacağımız mikkelsen, tek göz adında dilsiz bir savaşçıyı canlandırıyor. venedik film festivali’nde ilk kez izleyiciyle buluşan valhalla rising, ms 1000 yılında geçiyor ve adını kuzey mitolojisinde savaşçıların cennetinden alıyor. film, tek göz ile onu tutsaklıktan kurtaran on bir yaşındaki köle are’nin normanların ülkesinden iskandinavya’ya dönüş yolculuğu sırasında karşılaştığı zorlukları ve mücadelelerini anlatıyor.

    (film tanıtım metinleri copy pastedir ve iksv basın bülteni'nden alınmıştır)
  • eheh, güne süfer başlama sebebi oldu bu: daha 11 film var açıklanacak, ama şimdilik açıklanan ağır toplar bile ağız sulandırmaya yetiyor:
    i) tabii ki, haneke ve tabii ki das weisse band: acıkmıştım kendisine: öyle böyle diil, doyucaz anlaşılan..
    ii) iksv'nin, gönül alma jesti: istanbul film festivali programında yer alan, ancak gösterimi iptal olan angelopoulos'un i skoni tou hronou'sunu programa almışlar: umarım bu sefer sorun çıkmaz-
    geçen festivalde biletim elimde kalmıştı, serzenişliyim bak..
    iii) chan-wook park'ın köklerine döndüğünün sinyali bakjwi de şimdiden "gelse de izlesek.." moduna soktu: yirim..
    iv) 9: hastası olur muyum bilmem, ve fakat fecii merak ediyorum..
    v) coenler geliyo: yapılacak tek şey izlemek tabii ki..
    vi) costa-gavras'ın son filmi de gidilecekler listemde..
    vii) five minutes of heaven'sa sadece iki filmini izlediğim ve ikisine de hasta olduğum oliver hirschbiegel yüzünden gideceğim bi film-
    kredin sağlam gördüğün gibi oliver'cim :))
    vii) che olayı: filmi izlediğim için gitmiycem ve fakat hakkaten güzel olmuş: bayılmıştım..

    şimdilik bunları seçtim ben, diğer 11 film içinden de 2-3 tanesini de listeye alabilirim sanırım: çalışmak olmasa da biz de böyle cımbızla seçmek zorunda kalmasak :((
  • bilet fiyatları ile bilgi şöyledir: (paste)

    filmekimi biletleri biletix’te
    filmekimi biletleri, 3 ekim cumartesi tarihinden itibaren biletix satış noktaları; www.biletix.com ve biletix çağrı merkezi (0216) 556 98 00 ve emek sineması gişesinden satışa sunulacak.
    filmekimi’nde geçtiğimiz yıllarda büyük ilgiyle karşılanan hafta içi gündüz seanslarındaki (11.00, 13.30, 16.00) indirimli fiyat uygulaması bu yıl da devam ediyor: filmekimi boyunca hafta içi gündüz seansları sadece 3,50 tl olacak.
    hafta içi 19.00 seansları ve hafta sonu tüm seanslar tam 12 tl, indirimli 8 tl olacak.
    21.30 seanslarında yapılacak filmekimi galaları’nın bilet fiyatları ise geçen yıl olduğu gibi 15 tl.

    bildiğim kadarı ile emek sineması halen tadilatta, umarım o zamana kadar bitirirler çünkü başka salonda keyfi çıkmaz.
  • hala bi yerlerimin yasadigini, nefes aldigini ve tutunmaya calistigini bana her yil bi daha bi daha hatirlatan ekimdir.
  • bu durum ortaya çıkan sonucun güzelliğini değiştirmiyor lakin yazmadan geçemeyeceğim, geçtiğimiz yıllarda gösterilen özenin aksine bu yıl programı fena halde altın portakal film festivali'nin yabancı filmler programına benziyor.
  • filmlerin gösteriminde umarım yine yeni yeniden #16003040 -özellikle balkon bölümünde- izleme/izleyememe sorunu yaşanmamasını umut ettiğim ve rölantide olan sinema seyircileri için iyi bir ekim olacak gibi.