şükela:  tümü | bugün
  • sinema filmlerinde unutulmaz tiratların yer aldığı sahnelerdir. birçok filmde bir karakterin etkileyici şekilde uzun soluklu konuştuğu görülür. özellikle büyük oyuncuların çok daha etkili hale getirdiği bu tiratları (konuşmaları), herkes için unutulmaz kılan ayrıntılar vardır. kimi zaman bu tiradı çok sevilen bir oyuncu atar; kimi zaman da filmin içindeki en güzel sahne, tirat atılan sahnedir. en önemlisi de seyircilere unutulmayacak bir an yaşatılır, atılan tirat ile. örneğin; ah müjgan ah filminde sadri alışık'ın* bir şarkı ile karışık attığı tirat, benim için en unutulmayacak tirat sahnesidir (bkz: ah müjgan ah/@belethoriel).
  • (bkz: masumiyet)
    (bkz: haluk bilginer)
    sonradan film oldu zaten o tirad
    (bkz: kader)
  • (bkz: münir özkul)
    (bkz: bizim aile)

    yaşar usta'nın fabrikalar sahibi saim bey'e verdiği büyük ders.

    http://www.youtube.com/watch?v=zukxwpkjyni
  • 'neden nsa için çalışmalıyım?'
    (bkz: good will hunting)

    #5696741

    http://www.youtube.com/watch?v=fjqwhduopc4
  • al pacino..
    scent of a woman (kadın kokusu)..
    disiplin kurulundaki tiradı :

    "out of order? i'll show you out of order! you don't know what out of order is, mr.trask! i'd show you but i'm too old, i'm too tired, and i'm too fuckin' blind. if i were the man i was five years ago i'd take a flame-thrower to this place!! out of order, who the hell do you think you're talking to? i've been around, you know? there was a time i could see. and i have seen, boys like these, younger than these, their arms torn out, their legs ripped off. but there is nothin' like the sight of an amputated spirit, there is no prosthetic for that. you think you're merely sending this splendid foot-soldier back home to oregon with his tail between his legs, but i say that you are executing his soul! and why? because he's not a baird man. baird men, you hurt this boy, you're going to be baird bums, the lot of ya. and harry, jimmy, trent, wherever you are out there, fuck you too."
  • al pacino..
    any given sunday(kazanma hırsı)..
    soyunma odasındaki tiradı :

    "i don’t know what to say, really. three minutes till the biggest battle of our professional lives all comes down to today. now either we heal as a team or we’re gonna crumble, inch by inch, play by play, 'til we’re finished.

    we’re in hell right now, gentlemen, believe me. and, we can stay here -- get the shit kicked out of us -- or we can fight our way back into the light. we can climb outta hell one inch at a time.

    now, i can’t do it for you. i’m too old. i look around. i see these young faces, and i think -- i mean -- i made every wrong choice a middle-aged man can make. i, uh, i pissed away all my money, believe it or not. i chased off anyone who’s ever loved me. and lately, i can’t even stand the face i see in the mirror.

    you know, when you get old in life things get taken from you. i mean that's...part of life. but, you only learn that when you start losing stuff. you find out life’s this game of inches. so is football. because in either game, life or football, the margin for error is so small -- i mean one-half a step too late, or too early, and you don’t quite make it. one-half second too slow, too fast, you don’t quite catch it.

    the inches we need are everywhere around us.

    they’re in every break of the game, every minute, every second.

    on this team, we fight for that inch. on this team, we tear ourselves and everyone else around us to pieces for that inch. we claw with our fingernails for that inch, because we know when we add up all those inches that’s gonna make the fuckin' difference between winning and losing! between livin' and dyin'!

    i’ll tell you this: in any fight, it’s the guy who’s willing to die who’s gonna win that inch. and i know if i’m gonna have any life anymore, it’s because i’m still willin' to fight and die for that inch. because that’s what livin' is! the six inches in front of your face!!

    now i can’t make you do it. you got to look at the guy next to you. look into his eyes! now i think you’re gonna see a guy who will go that inch with you. you're gonna see a guy who will sacrifice himself for this team because he knows, when it comes down to it, you’re gonna do the same for him!

    that’s a team, gentleman!

    and, either we heal, now, as a team, or we will die as individuals.

    that’s football guys.

    that's all it is.

    now, what are you gonna do?"
  • (bkz: fight club)

    man, i see in fight club the strongest and smartest men who've ever lived. i see all this potential, and i see squandering. god damn it, an entire generation pumping gas, waiting tables; slaves with white collars. advertising has us chasing cars and clothes, working jobs we hate so we can buy shit we don't need. we're the middle children of history, man. no purpose or place. we have no great war. no great depression. our great war's a spiritual war... our great depression is our lives. we've all been raised on television to believe that one day we'd all be millionaires, and movie gods, and rock stars. but we won't. and we're slowly learning that fact. and we're very, very pissed off.
  • hababam sınıfı'nda efendi ve terbiyeli ahmet'in yatakhanede çıldırdığı ve hababam'a ayar verdiği sahne.

    (bkz: hababam sınıfı'nda çalışkan ahmet'in dellendiği an)

    http://www.youtube.com/watch?v=iprbaukoim4
  • the story of us filminde michelle pfeiffer'ın oynadığı katie jordan karakterinin çektiği tiradın dahil edilmesi gereken tiratlardır. filmin sonunda katie, boşanma arefesinde oldukları kocasına müthiş bir konuşma yapar. bu konuşma bence aşka, evliliğe, bağlılığa dair yapılmış en güzel konuşmalardandır:

    izleyelim:
    https://www.youtube.com/watch?v=dcacj6okrhu

    okuyalım:

    chow fun diyorum çünkü bir aileyiz. bir geçmişimiz var ve geçmiş bir gecede olmuyor. mezopotamya ve truva'da ya da oralarda başka şehirlerin üstüne kurulu şehirler var ama başka bir şehir kurmak istemiyorum. bu şehri seviyorum.

    bactine'i nereye koyacağımı kaşını kaldırarak uyandığında ruh durumunu biliyorum. sabahları hep sessiz olduğumu biliyor ve ona göre davranıyorsun. bu dansta zamanla ustalaştın. düşündüğümden çok daha zordu ama iyi yönler, kötülerden fazla. böyle birşey bırakılmaz.

    çocuklar için değil. onlar harika çocuklar, değil mi? onları biz yaptık. bir düşün. o zaman kimse yoktu ama birileri doğdu. sonra büyüdüler. bir yabancıya ''josh'un elleri sana çekmiş.'' ya da ''erin'in lincoln anıtı'nda kusmasını hatırlıyor musun?'' diyemem.

    sakin olmaya çalışıyorum.
    kabul edelim, herkes sinirimize dokunacak şeyler yapar.
    neden sen yapmayasın? ben de kusursuz değilim.
    iyi yön bulma duyum var ve bir şekilde yolumu bulurum.
    seni eleştirmek için söylemedim.
    bu, güçlü yönlerimden biri.

    çok iyi bir dostsun. iyi dostlar bulmak zordur.
    charlotte bunu charlotte'un ağı 'nda söylemişti.
    erin'e okumanı seviyorum.

    çok yorgun olsan bile domuz wilbur'ın sesini öyle ustaca taklit ediyorsun ki.
    ne kadar iyi biri olduğunu gösteriyor. önemli olan da bu, değil mi? iyi bir insan nasıl olur?
    komik şapkalı kız hala buralarda. bi buuu, bi buuu...
    seninle tanışana dek onun varlığını bilmiyordum.
    gidecek olursan, bir daha onu görmemekten korkuyorum. onu benden kopardığını söylememe rağmen. bu bir çelişki değil mi?
    en önemli çelişkiyi yaşamadık mı? vermek, almak, itmek ve çekmek.
    en iyi zamanlar en kötü zamanlar. en iyi dickens söylemiş.
    jack sprat gibi. jack yağ yiyemez ve karısı da et yiyemezdi.
    burada geçerli değil galiba. demek istediğim şu:
    chow fun diyorum çünkü...
    seni seviyorum.
  • (bkz: cyrano de bergerac)

    cyrano karakterinin mükemmel tiradı da bunlara dahildir. orijinal dilinde de çok güzeldir ama rüştü asyalı'nın sesinden türkçe dublajlısı bir başka güzeldir.

    http://youtu.be/qujpgqqly2q