şükela:  tümü | bugün
  • muhendis ile tamamen farkli bir dusunce yapisina sahip kisidir. ornek vermek icin bilinen bir hikayeden faydalanalim...

    1000 metre uzunlugunda iki cizgi cizilir. bir cizginin basinda muhendis, digerinin basinda da bir filozof durmaktadir. ellerine birer sopa verilen muhendis ve filozofun amaci her seferinde bir once gittikleri mesafenin yarisi kadar ilerleyerek cizgilerin sonundaki adamlara ulasmak ve onlari dovmektir. (yani ilk seferde 500, sonra 250, sonra 125 m... seklinde.)

    bir sure gectikten sonra muhendisin cizginin sonundaki adami dovmeye basladigi gorulur. filozofda ise bir hareket yoktur. ilk once filozofa gider ve sorarlar neden vurmuyorsun adama diye. o da derki "her seferinde bir oncekinin yarisi kadar yol alarak bu noktaya ulasmam mumkun degil. bu sonsuza kadar surer". hakli bulurlar adami cunku dedigi dogrudur. sonucta ne kadar yaklasilirsa yaklasilsin ulasilmak istenilen nokta ile sahis arasinda cok da az olsa bir mesafe kalacagi aciktir. eee o zaman bu muhendis ne halt ediyor sorusu gelir akillarina ve muhendise sorarlar niye dovuyorsun adami diye. cevaben "kardesim ben vuracak kadar yaklastim" der muhendis...
  • "filozof, karanlık bir odada, olmayan bir kara kediyi arayan kör bir adamdır; teolog ise onu bulan adam."

    henry louis mencken
  • kendisinin hiçbirşey bilmediğini söyleyen bizim ise çok şey bildiğini zannettiğimiz kişi.
  • "filozof,felsefe yapana denir" diye bilinir.halbuki alakasi yoktur.filozof bi omurgasiz hayvan cesididir.felsefe yapanaysa "felsefe yapma" denir.
    (bkz: dogru bilgiler)
  • felsefe konusunda yarmi$ insan, du$unce adami.
  • "şimdi bakıyorum, karşımda bir masa var vs. vs." (bertrand russel)

    "elimdeki dolma kalemi incelemeye başlıyorum vs. vs." (dan zahavi)

    "etrafıma bakıyorum ve bir takım kağıtlar, bir mürekkep hokkası, kitaplarla karşılaşıyorum vs. vs." (edmund husserl)

    "kendisiyle bu satırları yazmakta olduğum bilgisayar klavyesine odaklanıyorum vs. vs." (david cerbone)

    örnekler muhtelif; daha binlercesini buraya aktarmak mümkün. tanım zaten bas bas bağırıyor; handiyse gereksiz: dünyayı anlamak üzere kötünü kaldırıp şuradan şuraya yürümeye üşenen, ikamet ettiği çalışma odasının sınırları dışına çıkmaktan aciz entellektüel müsveddesi. bunlar mı kurtaracak ülkeyi diye sormadan edemiyor insan. yine en iyisi heidegger: hiç olmazsa bi çekiç diyo, çivi diyo, tulumba diyo. adam en azından arada havalanmak üzere bahçeye çıkıyo, okşizen neyim alıyo. o yüzden de felsefenin kralını yapıyo. ne de olsa sağlam kafa kendine mekan olarak sağlam bir vicıt seçiyo.
  • güzel yurdumuzda felsefeye verilen önemin kanıtıdır. yani manavın ya da fizikçinin iyisine ve kötüsüne ayrı adlar verilmez. dünya çapında da fizikçi olsan sana yalnızca fizikçi derler.* "yahu yeni mezun öğrencilerin diplomasında da öyle yazıyor" diyemezsin. ama felsefe öyle mi? hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? 28 uluslararası makale ve en az 4 kitap yayınlamış, 347 atıf almış ve bi de sistem kurmuş olacan ki anca o zaman sana filozof diyelim.* yoksa yeni mezunlar gibi anca felsefeci olursun.

    işte yurdumda felsefeye verilen önem, ondan bu kadar çok gelişti buralarda felsefe. yok diyosan ki pek o kadar gelişmiş gibi gelmedi bana, e o zaman (bkz: felsefeci).
  • “filozof hiçbir düşünce ve topluluğun vatandaşı değildir, onu filozof yapan budur.” ludwig wittgenstein

    gerçi sonra da şunları eklemiştir cümlelerine aynı zat: felsefede bulduklarımız önemsizdir; bize yeni gerçekler öğretmez, bunu yalnızca bilim yapar. ama bu önemsiz şeylerin doğru dürüst özetleri fazlasıyla zordur ve muazzam bir öneme sahiptir. aslında felsefe önemsiz şeylerin özetidir.
  • eceli ile değil de;
    (bkz: arthur schopenhauer)

    delirerek ölenlere;
    (bkz: friedrich nietzsche)

    filozof derim ben.
  • pythagorasın ilk kez kendisi için kullandığı rivayet edilir.
    $öyleki:
    tiran leon, pythagoras a kim olduğunu sorduğunda,

    -bir filozofum,yanıtını alır.

    leon, filozof terimine yabancı olduğundan açıklama yapmasını ister. pythagoras, ya$amla olimpiyat oyunlarını kar$ıla$tırarak ona yanıt verir:

    -oyunlara katılan üç tip insan vardır.kimileri yarı$mak için, kimileri ticaret için, kimileri de gözlem yaparak doyum sağlamak için gelir. ya$am da böyledir.kimileri $öhretin kölesidir, kimileri zenginlerin para ile satın aldığı ki$ilerdir, kimileri de yalnızca doğruya ula$mak isteyenlerdir. i$te filozof, oyunlarda sadece doyum sağlamak amacıyla gözlem yapan ki$idir.