şükela:  tümü | bugün
  • ilginç bir hadise. okuyorsun okuyorsun bi' sik anlamıyorsun. kant'tır hegel'dir bunları okuyup bir şey anlamak epey zor. karl popper da all life is problem solving'de bunu eleştirip sade ve anlaşılır yazan bertrand russell'a övgüler düzüyor. (hoş bu ikili sürekli "russell harika yazmış" "popper müthiş yazmış" şeklinde yıldırado-ceren kenar stayla sözler sarf ediyordu.) zaten postmodernist fransız puştların bahsini açmak bile istemiyorum. açık yazın lan gavat herifler.

    edit: tabi zaman geçti. o kadar zor değilmiş aslında. ama yine de sitemim geçerli. delöz'e kafam girsin.

    edit 2: madem tekrar gündeme geldi, ben de yeni edit gireyim. bu süreçte kıta felsefecileri ile analitik felsefecileri ayırt etmeği öğrendim. analitik feylesoflar bundan muzdarip değil. kıtacılar da o kadar zor değil, sadece biraz arkaplan gerekiyormuş. yine de i blame heygel.
  • doktora gittiğinde de pek bir şey anlamıyorsun ama verdiği ilaçları içiyorsun. yiyiyorsa ona da küfret de şurup yerine iğneyi yiyiyo musun yemiyo musun.

    not: anlaşılır olsun diye böyle yazdım. anlamayınca küfrediyor.

    tanım: anlam veremediğim durum.
  • karl popper okumamışların beyanı.
  • (bkz: soren kierkegaard)

    işte takıldığım bir mevzu. çok azı anlaşılabilir ama şu yukarıda adına bakınız verdiğim zat... aşmış birisi bu konuda.

    oğlum ne diyorsun ya. demir bir külçe gibi çakılıyor varlığım zarfsızlığın anavatanına. ne diyon ne!
  • okuyanların anlamak için hiç kafa yormamasından ileri gelen yanılgıdır.
  • hayatı başka yollarla açıklamaya çalışmalarından kaynaklanan durumdur, aslında hayatın anlamı çok açık;

    (bkz: marquis de sade)
  • senelerdir okuyup okuyup hakikaten çoğundan bi sik anlamıyordum ama kimseye de söyleyemiyordum lan. bunu ilk söyleyenin ellerinden öpmesem de "koç bu koç!" diyerek sırtına vurmayı, akabinde samimiyetimin göstergesi olarak bir cüccük hareketi yapmayı can-ı gönülden isterdim. artık ben de söyleyebilirim.

    vardır böyle bi şey.
  • beyin cidarlarını patlattıklarından dolayı karmaşık, daha doğrusu, girift yazmaya mecburdurlar. bir de, adamların dilden başka enstrümanları yok ki.
  • zihinlerindeki karmaşanın dışavurumudur. anlamak içn de odaklanmaya düşünmeye yöneltir. aslında fena birşey değildir