şükela:  tümü | bugün
  • yenilenen kingdom hearts tarzı savaş sistemi sayesinde klasik ff'ciler dışında, aksiyon meraklılarını da çekecek olan oyundur. hikaye de ilgi çekici. eğer square enix yüzüne gözüne bulaştırmazsa son derece kaliteli bir oyun bizleri bekliyor.

    sırf bu oyun için yeni nesil konsol almayı düşünüyordum. umarım söylentilerdeki gibi pc versiyonu çıkar da, tek oyun için yeni nesil diye geçinen konsollara para vermek zorunda kalmam. duy sesimizi square enix!
  • tgs 2014 için yeni bir videosu yayınlanmış oyun. japon boy-band'imizin turne yolunda karşılaştığı güçlükler konulu bu videoya şuradan ulaşılabilir:

    http://www.youtube.com/watch?v=coz4vdy5d0a

    oyun teknik açıdan hiç fena görünmüyor, ama final fantasy xıı ile aksiyona kaymaya başlamış savaş sistemi bu oyunda tamamen kingdom hearts gibi bir aksiyona dönmüş vaziyette ki eski ff'çilerin bazıları bu duruma burun kıvırabilir. diğer yandan bu değişiklik daha önce ff serisi ile herhangi bir ilişkisi olmamış kişileri de cezbedebilir.

    tgs dahilinde bir de sekiz dakikalık, daha çok teknoloji demosu kıvamında bir sunum da yapılmış. kendisi biraz japonca, ama oyunun teknik altyapısına ve oynanışına dair biraz fikir veriyor:

    http://www.youtube.com/watch?v=ijrxcfvkxea

    bu demodaki görsel kalitenin ulaşılan son nokta olmadığı ve oyun tamamlandığında daha iyi bir noktaya geleceği de belirtilmiş.
  • nasıl bir finalse, 15. versiyonu geliyor.
  • gelin itiraf edelim arkadaşlar, maalesef ana karakter olarak yöneteceğimiz noctis, suat göker'e benziyor. yeminle bu çocuğu gördükçe soğuyorum oyundan da. japonların şu iğrenç saç stiline olan sevgisi artık azalarak değil, derhal bitse de bu sayede final fantasy oyunlarında da daha düzgün tipli karakterler görebilsek.
  • ilk kez ingilizce dublajlu bir traileri yayınlanmış:

    http://www.youtube.com/watch?v=83ynnl5_ezo

    ignis dışında pek bir olmuş ingilizce seslendirmeler. amma velakin amerika ve avrupa sürümünde umarım oyun çıktığı zaman japonca dublaj seçeneği de koyarlar. oyunun kendisi japon yapımcıların elinden çıktığından ve şu ana kadar bu seriyi sürekli japonca dublaj ile oynamayı tercih ettiğimde bu yeni ingilizce seslendirme olayına oyun içinde alışmam biraz zor olur. tabii dediğim gibi seslendirmeler kötü değil ve oynadıkça da seslere alışılabilir. ve son olarak weeaboo'ların sürekli olarak ayyy çok kötü olmuş, neden japonca dublajlı değil ve bu eğer japonca dublaj olmassa ben oynamam diye triplere girmesine ayrı bir ayar oluyorum. bir siki de beğenin be arkadaş ve kabul edin adamlar güzel seslendirme yapmış. çok iyisini biliyorsan git kendin seslendir karakterleri. antene bak.
  • http://www.polygon.com/…est-trailer-from-jump-festa

    şu linkte en son trailer'ını izlemek mümkün. beni şu ana kadar en çok heyecanlandıran trailer bu oldu. sanırım bu sefer ff şeytanın bacağını kırıp eski zamanlarındaki ihtişamını geri yakalayacak gibi. bir de ilk defa nobuo uematsu yazmamasına rağmen sevdiğim ff müzikleri ile karşı karşıyayım. onun da etkisi var muhtemelen.

    konuyla bağlantılı olarak (bkz: #43720921)
  • malezya’nın başkenti kuala lumpur’da düzenlenen comic fiesta 2014 kapsamında final fantasy'nin geçmişi ve geleceği" üzerine square enix şirketinden shinji hashimoto ve wan hazmer'ın yaptığı konuşmada gece-gündüz döngüsünün oyunda "45 dakika gündüz- 15 dakika gece" şeklinde olacağı ve kamp yapılmazsa seviyenin ilerlemeyeceğini söylemişler.
  • seriyle tanışması final fantasy xii ile gerçekleşmiş bir oyuncu olan beni final fantasy xiii'ten daha fazla heyecanlandırmıştır. dediğim gibi bu ip'yi sadece iki oyundur biliyorum. xii'deki serbestliği, hikayeyi, karakterleri, mekanları, savaş sistemini çok beğenmiş, xiii'te hemen hepsinin yerinde yeller estiğini görünce pek bir anlam verememiştim. ilk 10 bölüm boyunca dümdüz ilerlemekten başka bir şey yapmadığınız oyun, azıcık serbestlik sunduktan 2 bölüm sonra da sona eriyordu zaten.

    bu oyunda görebildiğim kadarıyla xii'dekine benzer serbest bir savaş sistemi var ki dediğim gibi xiii'teki savaşlara kıyasla bunlar çok daha eğlenceliydi. istediğim yaratıktan kaçabiliyordum, hatta savaşa çekilsem bile. savaş sırasında düşmanımdan ve tehlikeli pençelerinden uzakta durup dilediğimce büyü savurabiliyordum. savaşı kazanmamı savaş sırasındaki gelişigüzel eylemlerim değil, savaştan önce karakterlerime özenle döşediğim hareketler belirliyordu. kimin ne kadar enerjisi varsa hangi büyüyü yapacağı, hangi karakterin hangi canavarı hedef alıp hangisini yok sayacağı, ne zaman savunmaya, ne zaman saldırıya geçeceği her büyük savaş öncesi oturup ciddi ciddi düşünerek geliştirdiğim taktikler sonucu belli oluyordu ancak bunlar yoktu xiii'te işte. deli gibi paradigm değiştirmekten bitap düştüğüm ve doğru rolü seçmediğim takdirde karakterlerimin yapmayı bildiği büyüleri kullanmalarını engelleyen garip engeller vardı önümde. üstelik son derece karmaşık olmasına karşın xii'de her şeye hakim olup karakterlerinizi asker gibi komuta edebiliyorken, tam tersine her şeyin basitleştirildiği xiii'te size daha fazla iş düşüyor ve gözünüzü sürekli karakterlerin üzerinde tutmak zorunda kalıyordunuz. misal sıhhiye diye sahaya sürdüğünüz karakter ko olup yere çalınmış adamı diriltmek yerine düşman canınıza okurken kendi enerjisini fullemekle meşgul olup saç baş yolduruyordu. 11. bölümde önüme özgürlük diye konan şey de çıka çıka birbirinin aynı "mission"lardan ibaret bir yan görev çıktı. nihayetinde oynarken yine bolca eğlendim ama gözlerim hep bir önceki oyunu aradı. üstelik ben daha seriyle yeni tanışmış biri olarak böyle düşünürken hardcore fanatiklerin delirmelerine anlam verebiliyordum tabii(xii'yi bile önceki oyunlarla kıyaslayıp sevmeyen hatrı sayılır bir kitle var hatta).

    neyse. xv'e dönersek savaşlar daha iyi duruyor. ama umarım bu kez de ne xii'deki taktiklere, ne de xiii'deki paradigm'lara yer verdikleri kingdom hearts tarzı haldır huldur bir aksiyona dönüştürmemişlerdir oyunu-kingdom hearts'ı da severim ama o oyun bambaşka takılıyor- mekanlar da geniş ve bol yan görevliyse tadından yenmez. bir fantazi oyunu için o araba modelleri biraz fazla gerçek olmuş ama. karakterleri de pek gözüm tutmadı gerçi. hepsi sap, sucuk festivaline dönmüş ortalık. ayrıca şu nedir ya, yan yana koydum görün diye: http://i.imgur.com/iigyw6q.png

    resmen aynısı olmuş valla.
  • ps4 için (ve sanıyorum xbox one için de) çıkan final fantasy type-0 hd'nin yanında bu oyunun da demosu hediye olarak geliyor. demo maalesef standalone olarak çıkmayacakmış yalnızca type-0'ı alanlar oynayabilecekler. ben şahsen oynamadım ancak youtube'da göz attığım walkthrough'lara göre yaklaşık bir buçuk - iki saat süren bir demoyla karşı karşıyayız. epey bir free-roam'un yanında birkaç summona da yer verilmiş sanıyorum demoda, çok detaylı baştan sona izlemedim ancak ramuh'u gördüm. type-0 ile daha evvel hiç ilgilenmemiştim ama bu vesileyle alıcam gibi duruyo şu anda.