şükela:  tümü | bugün
  • ünlü avusturyali marksist rudolf hilferdingin, mali sermayenin hareketlerini ve gelisimini inceledigi ekonomi kitabi. kimi cevreler tarafindan das kapitalin dördüncü cildi olarak nitelendirilmis, lenin tarafindansa ekonomi analizinde mali sermayeye fazlaca agirlik vermesinden dolayi elestirilmistir.
  • banka sermayesi ile sanayi sermayesinin bütünleşmesiyle ortaya çıkmıştır. artan kredi talepleri ve bankaların sermayesinin doğrudan sanayi sermayesinin yöneticisi durumuna geçmeye başlayarak bütünleşmesinin sonucudur.

    mali-sermaye başka bir çevirisi aynı kavramlaştırmanın.

    holding sistemi, kartel denilen mevhumlar birebir budur.
  • faşizm, doğrudan bu şey ile bağlantılı durumdadır.

    (bkz: #3262169)
  • 1910 yılında yazılan bu kitap döneminde o kadar büyük bir ilgi uyandırır ki otto bauer ve kautsky biraz aceleci davranarak kitabı kapital'in devamı olarak nitelerler. çünkü onlara göre, hilferding bu kitapta yazdıklarıyla marx'ın kapital'de ortaya koyduğu yaklaşımı kanıtlamıştı. ancak tabi lenin-her zamanki gibi- daha soğuk kanlıdır ve hilferding ile kautsky eleştirisi üzerinden kendi finans kapital analizini yapar emperyalizm kapitalizmin en yüksek aşaması adlı kitabıyla. hilferding finans kapital'i "banka sermayesiyle sanayi sermayesi arasındaki içli dışlı ilişkiler" olarak tanımlarken, lenin "banka sermayesiyle sanayi sermayesinin iç içe geçişi" olarak tanımlar. ilk bakışta iki tanım arasında pek de büyük bir fark yok gibi durmakla birlikte aslında biraz daha derinleşince farkın sanıldığı kadar da küçük olmadığı sonucu ortaya çıkıyor. şöyle ki; hilferding banka ile sanayi sermayesini birbirinden ayrı zatiyetler olarak ele alırken lenin bu ikisi arasında ayrılığın olmadığı, eski deyimle bir hemhallik olduğunu belirtir.
  • hilferding'in bu kült kitabı, yazıldıktan tam 85 yıl sonra türkçe'ye çevrilmiş, merhum yılmaz öner tarafından. dahası ingilizce çevirisi ise 71 yıl sonra.
  • kapitalist gelişmenin son aşamasinin incelendiği bu kitapta, en önemli tezlerden biri de, "emperyalist yayilmanin iç pazarin yetersizliğinden değil, üretim araçlarina sahip egemenlerin daha yüksek kar oranlari peşinde koşmasindan kaynaklandiği" görüşüdür.