şükela:  tümü | bugün
  • genellikle karadenizliler tarafından fındık ocağı olarak adlandırılan ağaç.
  • birkaç tanesi bir araya geldiğinde bunlara ocak denir.(espri değil gerçek)
    her ocak arası belirli bir mesafe bırakılarak fındık ağaçlarının güneş alması sağlanır. bu ocaklar askerler gibi bir sırada ve aralıkta olur ve böylece mahsülü olan fındık daha iyi güneşlenir, gürpüzlenir ve büyür.

    ha bu arada bu ağaçların en iyi mahsül vereni pek tabiki giresun semalarında bulunur. diğerleri gibi beni çikolata yap ye demelik değil tam yemeliktir.
  • fındık ağacına genellikle temli denir, birden fazla temlinin birleşimine de ocak denir.
  • ortalama boyları üç metredir. ağaç olmadan önce ışkın diye adlandırılır. fındık mevsiminden önce etrafı ve dibi temizlenir ki fındık toplamak daha çekilir hale gelsin.
  • lat. corylus maxima olan, lazcası txiri olan bitki.
  • çoğunluğu elle eğilebilen ancak kara fındık denen türleri biraz daha gelişmiş olduğundan mütevellit ucu kancalı uzun bir sopayla ve bazen bir kaç kişinin yardımıyla ve hatta eğildikten sonra birinini üstüne çıkmasıyla ürününün toplandığı ağaçlardır.
  • ordu civarında fındık dalı* da denilen odunsu bitki.
  • nasıl olsa devlet satın alıyor, para geliyor diyerek güzelim çamların kesilerek yerine dikildiği ağaçtır. en iyi verimin alındığı ve en kaliteli fındığın üretildiği doğu karadeniz bölgesi yetmezmiş gibi adapazarına kadar tüm karadenize dikilerek, devletin sırtına yük bindirilmesine sebep olan ağaçtır ayrıca.
  • bir çeşit akdenizlilerin; aksiyon olsun diye, karadeniz'de fındık toplamaya gittiklerinde, gözlerinin yerlerde fındık aradığı görülmüştür. meğersem ağaçta yetişiyormuş...

    bir de (bkz: fıstıkağacı)
  • ''fındık ağaçları da babalar gibidirler, erkenden sevilir, büyüdükçe kızılır ona, yaşlandıkça bir daha ona dönülür.''

    mustafa akar.