şükela:  tümü | bugün
  • 8 aydır ikamet ettiğim maltepeye bağlı mahalle. iş yerime yakın ve ucuz olduğu için bu mahalleyi tercih ettim fakat afedersiniz eşşekler gibi pişmanım.
    mahallede bolca inşaaat olmasından ötürü her köşebaşında bir tane emlakçı var. evi tutarken evin iskan durumunundan, elektrik, su, doğalgaz durumunun hala şantiye olarak göründüğünden asla bahsetmezler.
    hiç bir sorun yok hemen imzayı at yerleş derler. zaten kiracıysan şantiyeymiş, iskanmış nerden bileceksin amk.

    eve bi yerleşirsin, elektriği, suyu üzerine alıcaksın fakat ilgili kurumlarda evin kaydı olmadığını öğrenirsin. sonra emlakçılardan öğrenirsin ki önce iskan alınacaktır, sonra resmiyete geçecektir falan filan.
    bu dakkadan sonra sürekli birileri kapınızı çalıp "gelin birlik olalım, müteahhitle konuşalım iskanı alalım" deyip rahatsız ederler. su faturası için apartmandan biri sayacını okur ,şantiye suyu metreküp hesabından
    hesaplar kapını çalar su parasını ister rahatsız eder, elektrik desen iskan alana kadar birikirde birikir saatte, kol kıvamına geldikçe rahatsız eder.

    insanları aşağılamak yada kötülemek amacında değilim ama ne kadar mal insan varsa muhatap olursunuz. siz diye hitap ettiğim herkes, sen diye konuşuyor arkadaş.
    nalbura "usta sizde bu vidadan var mı? " diye soruyorum, adam neticesi dönük olarak yok diyor.
    bi sabah işe gidicem, arabamın üstü komple nescafe. geceleyin üst kattan aşağı nescafe dökmüşler. nasıl bi insanlık lan bu.
    başka bir sabah arabamı silerken üst katlardan itin biri yanan izmarit attı lan arabanın üstüne. millet çekinmeden camdan aşağı her türlü çöpünü atabiliyor.
    ayrıca iki kere duran arabanın lastiğini patlattılar.

    ses kirliliği ise had safhada.
    bizim binada sanki merdivenlerde bir aile yaşıyor. gece yarısı, misafir uğurlama seramonilerine yatağınızdan hiç kalkmadan şahit olabilirsiniz.
    ayrıca her akşam asker uğurlaması olsun, düğün, kına, nişan vb hertürlü etkinlikleri silahlar eşliğinde barındırıdan güzide semtimizdir fındıklı.
    oda yetmedi bol bol sokak arası kavgalarıda akşamınıza neşe katacaktır.

    taşındığımın ertesi günü internetim henüz bağlanmadığından çıkıp bir gazete alayımda kahvaltıda okurum dedim, ama oda ne kocaman mahallede gazete diye birşey yok.
    o zaman, galiba ben bi bok yedim ama hadi hayırlısı bakalım demiştim.

    mahalle komple kötü değil ama emlakçılar kötü be arkadaş. fındıklıda ev tutacak arkadaşlara tavsiyelerim şunlardır.

    evde eksik varsa, emlakçı o eksikleri gidertene kadar imzayı atmayın. yok abi yarın hallediyoruz, akşama biter, yarın hazır gibi masallara kanmayın.
    imzayı atarsan, o eksikleri sen gider kiradan düşersin durumuna geliyor sonra.

    ikincisi evin fatura durumlarını sorun arkadaş. gerekirse eski faturaları isteyin. sonra iskansız evde, iskan gelecek diye bekleyip, kendinizi kaçak göçmen gibi hissedersiniz.

    edit:imla

    edit2: aha molotoflu araba yakmalı olaylarda oldu. gelmeyin olm.

    edit3: burdan taşındım mk
  • 1 ay oldu buraya taşınalı ama yemin ediyorum insanları bir tuhaf. gerçekten tuhaf. toplumsal analiz yapılması lazım burası için.

    tanım: aslında ataşehir'e bağlı olması gerekirken maltepe'ye bağlı istanbulun bir tuhaf mahallesi.
  • yaklaşık 6 aydır oturduğum mahalle.

    yukarıda yazılmış olan bazı şeylere katılmakla birlikte biraz da abartıldığını düşünüyorum.

    insanlar biraz garip, orası doğru. ama bahsedildiği kadar da kriminal bir yer değil gördüğüm kadarıyla. ya da bana denk gelmiyor da olabilir. o da bir ihtimal tabi. atatürk caddesi üzerinde aradığını her türlü şeyi bulabiliyorsunuz. esnaf anlamında yani. caddeye uzak konumda kalan kısımlarını çok bilmiyorum. ulaşım anlamında sıkıntılı denebilir. neredeyse 5 dakikada bir otobüs geçmesine rağmen otobüsler hep dolu oluyor. özellikle sabahları ve akşamları.

    malum yılbaşı öncesi kar yağdı ve burası dev bir kaosa dönüştü. yılbaşından bir gün evvel başlayan kar yağışı sebebiyle akşam iş dönüşü otobüs yokuşu çıkmakta zorlandı ve dışarıdan ısrarla şoföre kapısı açmasını işaret eden bir adam peydah oldu. kapı açıldı, içeri girdi ve "herkes arkaya doğru ilerlesin o zaman rahat çıkarız dedi." kimse itiraz etmeden paralize olmuşçasına arkaya ilerledik. zaten çok da kalabalık değildi. ve tam da söylediği gibi kolayca çıktı yokuşu. zaten henüz yerler de tam kar tutmamıştı. bir de enteresan bir gelenek var bu mahallede. çocuklar geçen otobüslere kar topu atıyor. böyle bütün güçleriyle hem de. çocuk dediklerim de 14-15 yaşında tipler bu arada. napıyonuz oğlum diyenlere de ehe ehe eğlenüyüz şeklinde cevaplar veriyorlar. sanırım anadolu' da çocuklar arasındaki trene taş atma geleneğinin bir uzantısı bu.

    ertesi gün yani yılbaşı günü akşamüzeri kadıköy' e doğru gitmek için evden çıktım durağa gittim. yarım saat geçti tek otobüs yok. minibüs geçiyor arada bir ama tıka basa dolu. taksi desen hiç boş geçen olmadı. bu sırada muhtarlık tarafından yürüyerek gelen birkaç kişi otobüslerin yokuşları çıkamadığını, muhtarlığın orda herkesi indirip döndüklerini söyledi. mecburen yürüdük aşağı kadar. bu arada karda yokuş aşağı yürümek de baya adrenalin dolu bir aktivite. meraklılarına tavsiye edelim.

    yılbaşından sonra cumartesi mahalleye döndüm ve yolların açıldığını her şeyin normale döndüğünü gördüm. fakat her kar yağdığında benzer sıkıntıları yaşayacağımı düşünüyorum.
  • hakkında detaylı bilgi için http://unutulmasinburadakalsin.wordpress.com/…icin/ adresine uğranabilecek mahalle.
  • başlığın entry'lerini okuyunca tamam doğrudur da biraz abarmışlar diye düşündüğüme geçen hafta pişman ettirmiş mahalledir.

    evimin balkonu bu mahallenin en işlek caddesi, dik yokuşu ve saçma sapan kazaların bol olduğu olan atatürk caddesine bakmakta. pardon ne atatürk'ü, caddenin adını beğenmediler mustafa kemal caddesi olarak değiştirdiler. neyse haftaiçi bi akşam balkona sigara tüttürmeye çıktım. etrafa bakınırken bi motorlunun uzaktan yokuş aşağı gelişi dikkatimi çekti, bi gariplik vardı. motor yaklaştıkça önce sürücünün motorun gidonunu (direksiyonunu) tek eliyle dahi tutmadığını farkettim. napıyo lan bu dingil demeye kalmadan civanmert delikanlının iki eliyle birden tesbih çektiğini farkettim. sonra kendimden utanıp namaza durdum.
  • kentsel dönüşümün baş kenti.

    bir de fikirtepe'nin bütün it - kopuk takımı fikirtepe kentsele girince buraya gitti diyorlar.

    uzak durmakta fayda var.
  • tarlabaşını, hacıhüsrevi görmemiş bebeler gelmiş fındıklı mahallesi kötülemesi yapıyor. ulan biz de okuduk orada. tamam matah bir yer değildir de "silinmesi gerek tek yer"
    statüsünde değildir.
  • fikirtepeye rezidanslar dikilince oradakilerin bu mahalleyi istila etmesiyle daha da saçma sapan bir hal almıştır.
    e-5 e bir yol baglanacakmis mahallenin değeri articakmis da bilmem ne. okul yok da okul okul.
    herhalde bı 50 bin vardır buranın nüfusu.
    her yerin kahve berber ve bakkal olduğu apaçi mahallesidir. bakkallarda gazete bile bulunmaz. ama evler 400 binden başlar. allah akıl fikir versin burda oturacaklara.
  • bir dönem, 6 ay ikamet ettiğim ve gecenin birinde, evime dönerken,
    yankesiciler tarafından takip edilmem sonucu, 1 hafta içinde apar topar taşındığım semt.

    sanki belediye bu mahalleye hiç uğramaz. sokaklar akşama doğru çöpten ve kirden geçilmez.

    daire kiraları ise gerçekten ucuzdur. ancak yaşaması bu muhitte, yalnız bir kadın için, cidden zordur.

    komşular garip bakar.
    esnaf garip bakar.
    velhasılı ayrılık tek çıkar yoldur.
  • kilo vermek isteyenler için müthiş bir parkur. kozyatağı’nda indikten sonra epeyce yürüyüp mahalleye giriş yaparsın. muhtarlık durağından sonra yol dörde ayrılır, dördü de yokuştur (bir de beşinci yol vardır; ipek sokak’tan geçer, o da yokuştur ama az.) evi yukarıda olanlardan yürümek isteyenler kaçınılmaz olarak bu yokuşları tırmanmak zorunda kalır. atatürk caddesi en zorlusu gibi görünür fakat asıl zor olanları hancıoğlu caddesi ve onun hemen yanındaki adına bakmayı nedense bugüne kadar akıl edemediğim, muhtarlık kulübesinin olduğu caddedir. evren sokağı’nın inişli çıkışlı bir yolu vardır. atatürk caddesi’nin en zorlu kısmı hemen başıdır ve eğim burada gerçekten çok yüksektir. öyle ki ki kışın buzlu günlerinde otobüsler yokuşu tırmanamaz. nitekim yolun başında dikkat eğim tabelası bile bulunur. hancıoğlu’nun yokuşu başta kolay lokma görünür, yürürüm dersin; ama onun zorluğu da ta tepeye kadar sürekli yükselme trendinde olmasındadır ve acemisini pişman eder. atatürk caddesi’nin en dik yerinden hemen sonrasında kendini düzlüğe bırakırsın, çağrı markete denk gelir buralar; hancıoğlu’nda ve yüzünü kayışdağına çevirdin mi sağında kalan paralel yokuşta sürekli tırmanırsın. bu ikisinin finaline vardığımda paçalarımdan ter akar. bunu iki kere yürürsen güzel bir spor olur.