şükela:  tümü | bugün
  • gitarın gövde kısmı.
  • eski zamanlarda yarışmacılar yarışın nerede, ne zaman bittiğini bilmediklerinden çatlayana kadar koşmaları üzerine bu karmaşıklığa kafa yoran sporsever finli bilim adamlarının spor dünyasına kattıkları mükemmel yenilik.
  • (bkz: calgonit)
  • "hanfendi allah belanı versin, kireçten mahvetmişsin bunu, rezistansınız kireç bağlamış, ölmüş bu makine" reklamları ile bildiğimiz calgonit'in yeni ismi..

    sözlük okuyup kültürünü arttıran insan için sürpriz değildir bu isim; (bkz: #5030360)
  • bulaşık ile pırlanta arasında ilişki kurup; ürünlerini, de beers sponsporluğunda finish him olarak değil de deterjan olarak algılamamızı isteyen subliminal mesajlı ürün/ürünler.

    http://fizy.com/s/1248fe
  • bir bukowski şiiri

    we are like roses that have never bothered to
    bloom when we should have bloomed and
    it is as if
    the sun has become disgusted with
    waiting

    (çevirmeyi deneyelim...)

    seninle güllere benziyoruz zahmet edip de,
    açmayan, tam da açmamız gerekirken,
    sanki,
    güneş iğrenir oldu artık,
    beklemekten.
  • bir ürünün son işi, süreci, kaplaması, boyası. mesela ahşap masa yaptınız, bi de maviye boyadınız, "fantastic table in blue finish" diye satabilirsiniz hayırlı olsun.

    gitarın gövde kısmı değildir. gitarın gövde kısmı bildiğimiz body sözcüğüdür ingilizce'de.
  • reklam müziği gotan project - epoca'dır.
  • muhteşem reklamları dönüyor şu aralar. camlardaki çizikler geri dönüşü olmayan büyük sorunlarmis. sanki dersin ki pirlantadan bahsediyo sanki hayati bir organı korumak için önlem almak gerektiğini ima ediyo. finishe ödenecek bir yıllık parayla kaç set cam mutfak eşyası alınır acaba? salak miyiz ki biz. başka bir şey icat et de inanahhh.
  • son kat boya, son cila, herhangi bir ürünün yüzeyinin parlaklığı, matlığı ve dokusu anlamına gelen ve gavurlar özellikle bu anlamda kullandığında türkçe’de adam gibi anlamı tam veren bir karşılığı bulunamamasıyla çevirmenleri sinir eden pis çirkin ingilizce sözcük.