şükela:  tümü | bugün
680 entry daha
  • buraya türkiye'den gelip ciddi anlamda mutlu olan belli bir kesim var, onun dışında alayı şikayetçi.

    istanbul gibi büyük şehir ortamından gelenler sudan çıkmış balığa dönüyor çünkü helsinki istanbul'un yanında kasabadan hallice, sessiz sakin, hele de kışın gece hayatı haricinde hayalet şehir gibi. kışın ortasında sokakta kimse olmaz, sokakta in cin top oynar ama kış sporu seviyorsanız buz hokeyi ve buz pateni pistleri tıklım tıkıştır. kayak pistleri ve çok kar yağdığında doğal kayak pistine dönen orman patikaları da aynı şekilde epey canlı olur, millet çoluk çocuk kış sporuna çıkar.

    kışın ağır kar yağışları sonrası helsinki sokakları korku filmlerindeki gibi bir ıssızlığa bürünmüşken, şehrin iyice uzak bir ucundaki ormanda millet cıvıl cıvıl patikaları doldurup kayak yapar.

    şehir ortamının dışına çıkmayı bilmeyenler sıkıntıdan patlıyor, evde pinekliyor ama kendi seçimlerinin sonucu. kış sporu iyidir, kalori yakınca soğuğu falan hissetmiyorsun. bırak soğuğu insan terliyor bile. yazın denize girdiğin plajda kışın kayak, buz pateni yapıyorsun. paraskating yapan da çok gördüm.

    sessizlik, sukunet ve doğa sevenler, hardcore metalci tayfası, fantastik edebiyat hastaları için finlandiya ütopik bir cennet diyebilirim. ayrıca cosplay, frp, re-eneactment ve ortaçağ festivalleri gibi ilgi alanları olanlar için muhteşem bir memleket.

    gamer tayfası, frp sevenler için zibil gibi aktivite ve oyun grupları, ayrıca diğer frp'ciler ve cosplay tayfasıyla tanışıp kaynaşılacak uluslararası ropecon festivali var. ortaçağ kostümleri giyip eski zamanları canlandırmak, kılıç dövüşü, okçuluk gibi şeylere ilgi duyanlar için 3 tane devasa ortaçağ festivali, ayrıyeten helsinki'de guy windsor ortaçağ dövüş sanatları okulu (kılıç dövüşü) ve okçuluk kulüpleri var.

    metalci muhabbetine hiç girmiyorum fin metali ve metal festivalleri zaten herkesin malumu. finlandiya'ya göç edip de hayatından memnun olmayan metalci ne gördüm, ne de duydum.

    hiking, trekking, kayaking ve balık tutmayı seven, huzuru el değmemiş doğada bulanlar, beton yığını ve şehir kalabalığı sevmeyenler için burası tam bir yeryüzü cenneti. özellikle de balık tutma olayında aynı yerlere aynı tipler gidiyor, arkadaş edinebiliyorsunuz. ayrıyeten diğer bahsettiğim hobi ve aktiviteler -ki bunlar benim ilgilendiğim şeyler, daha teleskop kulüpleri, doğa fotoğrafçılığı, bisiklet yarışı ve maraton kulüpleri, yelken kulüpleri gibi zibilyon tane aktivite grupları var- sayesinde sağlam çevre yapmak gayet mümkün.

    evet finler akdeniz insanına göre oldukça soğuk ve 'reserved' görünebiliyor, ama böyle bir hobi/aktivite olayına girince millet aile gibi kaynaşır, soğukluk falan kalmaz. ayrıca gönüllü olarak bir şeylerde çalışırsanız (festival, hayır işleri vs) orada da birlikte çalıştığınız gönüllülerle kaynaşıp çevre ediniyorsunuz gayet. bu şekilde yatıya misafirliğe gidecek kadar samimi olduğum arkadaşlar edindim.

    coder tayfası için de bir sürü meetup kulüpleri, partiler, teknoloji convention'ları var. kitapseverlerin kitap kulüpleri, indie kitapçılarda etkinlikler, imza günleri falan oluyor. makyaj bloggerlarının bile aktiviteleri, gittikleri kozmetik fuarları, etkinlikler vs'leri var.

    sonuçta sosyal çevre edinmek, hayattan zevk almak ve dolu dolu yaşamak tamamen sizin girişkenliğinize ve hobi sahibi olup bunu ciddi anlamda kovalamanıza kalmış bir olay. hiçbir hobisi, ilgi alanı olmayan, eğlence anlayışı sırf bara gidip içmekten ve hatun/herif kesmekten ibaret olan, kalabalık beton yığını şehirlerin dışına çıksa sudan çıkmış balığa bağlayıp yapacak bir aktivite bulamayanlar için ise cehennemden farksız, böyleleri bunalıma girip ağlıyor.

    burada en mutsuz olan kesim boş beleş eğitimsiz apaçi kebapçı tayfası, bunlarla evlenip evde oturan eğitimsiz, mesleksiz varoş hatunlar ve doğru dürüst bir hobisi olmayan, çevre edinmeyi bilmeyen ve alıştıkları büyükşehir ortamını bulamayıp yalnız kalan ve sırf para için burada kalan yurdumun büyükşehir insanları. bunlar sırf para ya da hatun götürme hayalleri peşinde gelmiş olduklarından buranın kültürü onlara bir şey vermiyor, o yüzden de inanılmaz mutsuzlar, her gün bunalım yapıp ağlıyorlar. cemaatçiler, dinciler öyle mutsuz ve bunalım manyağı değil çünkü onların cemaatleri var, toplanıp maklube falan yiyorlar, camide din kardeşleriyle kaynaşıp çevre ediniyor. ama hobisi olan, iş dışında bir uğraşı olanların keyfi gayet yerinde.

    her şey paradan ibaret değil, ben de para içinde yüzmüyorum ama hayatımdan gayet memnunum. bir defa her istediğim zaman çıkıp sahillerde, el değmemiş mis gibi doğanın içinde takılıyorum, yazın hangi etkinliğe hangi festivale gitsem diye karar veremeyip 4'lü d&d zarı atıyorum (2 bile değil, 4 etkinlik arasından seçim yapmak gerekiyor çoğu zaman, yazı tura da paklamıyor.)

    bana göre mis gibi ortam, şikayet edecek çok az şey var, onlar da dünyanın neresine gitsen olan şeyler zaten.
1 entry daha