*

şükela:  tümü | bugün
  • finlandiya'ya gidecek olan, gitmeyi planlayan ya da oralari merak eden kisilerin ilgiyle okuyabilecegi minik bir delorange urunu...

    soyle ki;

    * finlandiya'da her yerde goreceginiz birbirine benzer iki sozcukten sagdaki ya da alttaki isvecce'dir. nufusu 6% olan isvecce anadilli fin vatandaslari dusunulerek iki resmi dilden biri olarak kabul edilen isvecce, fince ile ayni statudedir. ikisi de ayni buyuklukte yazilir. bunun isvec karsisinda bir eziklik oldugunu dusunmeyin, soylemeyin, uzunca bir "finlerin esitlik politikasi ve insana verdikleri deger" konulu ezberletilmis gibi ayni satirlari tasiyan ve gayet sizi yerin dibine gecirecek, kimliginizden utandiracak uzunca bir metnin yuzunuze nazikce carpilmasina maruz kalirsiniz. ben kalkmadim; kalkanlardan biliyorum.

    * ulasim icin sakin otobuste para odemesi yolunu secmeyin. cok daha ucuza gelen "smart card"lar turistlere de satilmakta. ancak alirken cok dikkat edin. eger helsinki sehir merkezi disina cikmayacak, vapura ya da trene binmeyecekseniz mutlaka ucuz olan ve sadece sehir merkezini kapsayan karttan alin. ama eger pineklemeye degil gezmeye gidiyorsaniz kesinlikle size tum ulasim olanaklarinin kapilarini acacak olan genel kartlardan alin.

    eger 2 hafta ya da daha uzun sure kalacak ve gunde 1,5'tan fazla kez herhangi bir ulasim aracini kullanacaksaniz sinirsiz kullanimli bir kart duzenletmeniz daha ekonomik olacaktir. bu arada bu kartlar sadece otobuslerde dedektore tutulur, metro, tramvay ve vapur seferlerinde ise cebinizden cikarmaniz bile gerekmez eger sinirsiz kullanimli aldiysaniz. herkes de size guvenir. cunku sizin bir turk oldugunuzu ve dolandiricilik genleri tasiyabileceginizi kestiremeyecek kadar saftirlar. ancak yaz aylarinda arada bir kontrol yapilir ve turistler arasinda kacak binen tesbit edilirse 50euro+ bir bilet ucreti ceza kesilir. eger kartiniz sinirsiz kullanimli degil kontorlu ise mutlaka tasitlara binerken dedektore tutun. orayi da turkiye haline getirmeyin.

    * herhangi bir tasitta, cinsiyetiniz ne olursa olsun bir erkegin yanina oturmayin. bunun cesitli gerekcelerini soyle siralayabiliriz:

    cogu gay'dir...

    cogu gay sizin gay olmadiginizi anlar ve rahatsiz olur. eger disiyseniz daha da rahatsiz olur.

    bos yerlere oturmak daha dogrudur. eger gideceginiz yer cok uzak degilse ayakta durun ve kimseyi rahatsiz etmeyin. ama eger yol uzunsa tercihen genc bir kizin yanina oturun. eger otobuste bircok bos koltuk varsa gidip yine bir kizin yanina oturun. boylece tek kelime etmeden bir arkadas edinmis olursunuz.

    * finlandiya'da kimse kimseye bagli degildir. finlandiya kilisesi bile evliligi kutsal bir bag olarak gormez. her birey sadece kendisinden sorumludur ve cani ne zaman ne isterse onu yapar. her an her zevki degisebilir. turk tarzi tek eslilik yaklasimi ve erkek ustunlugu sokmez. finlandiya'da her birey kendi kendisini domine eder. eslesim sadece fiziksel hoslanmaya dayali ve genellikle gecicidir. cunku zaten butun finlerin ici guzeldir. ic guzelligi gibi bir secim kriteri bu yuzden yoktur.

    * herhangi bir konuda hakli oldugunuzu ve haksizliga ugradiginizi dusunuyorsaniz, karsiniza cikan sey anayasa bile olsa kendinizi savunun. sizi dinlerler ve hakliliginizin mantikli delilleri karsisinda sizin tarafinizi tutarlar. "finlandiya'da kimsenin hakki yenmez."

    * elf irki gercekten vardir ve onlar fin halkidir.

    * tahmin edilebilecegi gibi finlandiya yay burcudur. hatta gelmis gecmis hemen hemen tum unlu finlandiyali mimar, dusunur, sanatci, devlet adami vs de yay burcudur. kimse sabit fikirli ve kendinden emin olma ozelliklerini ayni anda tasiyan bir bireye bu yuzden kulak asmaz. samimi ve durust olmak en onemli temel gerekli vasiftir. hicbir duygusal neden, gercek ve mantikli bir nedenin ustunde tutulmaz. hepsi cok utangac ama ozguven sahibidir; tanistiktan bir sure sonra dunyanin en samimi insanlari haline gelirler.

    * artniyetli ve ikiyuzlu olmayan saf fin halki, herkesi kendileri gibi sandigi icin ornegin eger markette yaptiginiz alisveris sonrasi kartla yaptiginiz bir alisverisin ardindan "ama bu urun indirimdeydi, ben 20 yerine 100euro odemis oldum" derseniz, ozur dileyip size aninda nakit olarak 80euro oderler.

    * uydu kentlerdeki yeni konut yapilarinda dis kapi zili bulunmaz ve dis kapilar saat 21'de kilitlenir.

    * gunluk ucretsiz gazete, indirim kuponlari ve sample urun ve dergiler tek tek her dairenin kapisindan iceri atilir. insanlar bu kuponlari cuzdanlarinda saklayip mutlaka her alisverislerinde bu sekilde ortalama 20% indirimli alisveris yaparlar. boylece o kuponlari biriktirecek kadar ihtiyac hisseden kisilere gereken sinif esitleme prosedurunun bir ayagi islevini gormus olur.

    * finlandiya'da dogan her insan, yapmak isteyebilecegi her seyi yapabilecegini bildigi icin, eger formula 1 pilotu olmaya karar vermemisse bunun bir nedeni vardir. kimsede para hirsi yoktur ve tum insanlar ekonomik olarak ayni duzeyde kabul edilir. dolayisiyla yapacaginiz iste secmeniz icin size kalan tek sey ne kadar emek ortaya koymak istediginizdir. eger kendinizi yeterli gorur ve isterseniz gelemeyeceginiz bir mevki yoktur. kimse sizi tutmaz ve kimse size destek olmak icin sizi anlamak zorunda hissetmez kendini. finlandiya'da herkes, anlamadigi ve sacma buldugu seylere bile saygi duyar ve merakla sonuclarini gormek uzere destekler. it alaninda herhangi bir projenin zink diye alabilecegi devlet destegi sadece baslangic icin bile karsiliksiz olarak 200.000euro'dur. devlet bu yuzden deli gibi zarar eder. ama sagladigi her 1000 olanagin sadece bir tanesinin tutmasinin bile tum bu paranin kat kat fazlasini geri kazandiracagini bilen fin devleti, herkese sorgusuzca guvenir ve destek olur.

    * finlandiya'da ihale diye bir kavram yoktur. yolsuzluk diye bir kavram da olmadigi icin tum sirket isbirlikleri, yetkililerin kisisel secimlerine birakilmistir.

    * stockmann magzasinda satilmayan bir urun, finlandiya'da yok demektir; bosuna aramayin. ama stok tukenmis olabilir, danisabilirsiniz... eger stockmann'da olmamasina ragmen baska yerlerde satilan urunler gorur ve begenirseniz acele edip satin alin. pek tutmadiklari ortada olan urunlerdir. ancak stockmann, finlandiya'nin en pahali magazalar zinciridir. yiyecek-icecek turu alisverislerinizi "jumbo" ya da "itäkeskus" gibi dev alisveris merkezlerinden yapmaniz daha ekonomik olacaktir.

    * souvenir alisverisleriniz icin en ekonomik ve cesit sunan yer stockmann'dir. kucuk dukkanlari bu konuda tercih etmeyin. bu, stockmann'in turistleri cekip, pahaliligindan haberdar olmayan bunyelerinin "bari her boku burdan alalim" demesini saglamak icin yaptigi bir oyundur. finlandiyalilar stockmann magzasina kil olurlar bu kapitalist tutumlari nedeniyle ama yine de ovunurler onunla cunku cok basarili bir magazacilik anlayisinin oncusudur.

    * oralar soguk olur dusuncesiyle giyeceginiz yun iclik vs hasta olup olmenize neden olabilir. sentetik iclik giyin. yun ve hayvansal kokenli giyecekler yerine mumkun oldugunca sentetik ve soguk icin tasarlanmis urunleri tercih edin. yun, terinizin icerde kalmasina ve usutmenize neden olur. finlandiya'da hava cok kuru oldugu icin -20'li derecelerde bile, sentetik giyindiginizde sogugu kesinlikle hissetmezsiniz.

    * polar adi verilen boktan giyim malzemesini sakin kullanmayin. ruzgar gecirdigi icin bokunuz donar ve uzaydan gelmissiniz gibi size bakarlar.

    * zengin gorunumlu giyinmeyin, hava atmayin, karizmanizi evinizde birakin. finlandiya'da gencler basta olmak uzere tum halkin en sinir oldugu sey luks, hava atmak ve makyaj yapmaktir. eger ustu acik kirmizi bir corvette sahibi iseniz getirmeyin. kizlar dalga gecer. finlandiya'da zeka puani prim yapar, dogal guzellik de onun cilasi olarak kabul gorur.

    * bir insani gorup hoslandiysaniz gidip konusun. konustugunuz ve arkadas oldugunuz hemcins ve karsi cinslerinizin toplami 5'i gectiginde, kendi ulkenizdeki en yakin arkadaslarinizin bile ne kadar sizden uzak oldugunu farkeder iseniz sizin de ruhunuz fin demektir; iltica edin.

    * araba kiralarsaniz benzine ihtiyac duydugunuzda gidebileceginiz hicbir benzin istasyonunda eleman calismadigini ve tamamiyle self-servis hizmet verildigi(!)ni unutmayiniz. caminizi kendiniz siliniz.

    * finlandiya'da emek para demektir. bu yuzden en luks yerleri bile ucuz tutabilmek icin self-servis uygularlar ve iceriye adim atarak bunu kabul etmis olursunuz. yedikten sonra tepsiyi goturup bulasik dolabi tray'ine sokun. herhangi bir yerde tek bir garson bile gorseniz, fiyatlarin, o garsonun ucretini karsilayabilmek icin iki katina cikartilmis olacagini unutmayin.

    * finlandiya'da herkes ingilizce bilir. cekinmeden herkese istediginiz seyi sorabilirsiniz.

    * eger ingilizce bilmeyen biriyle ya da kaba biriyle karsilasirsaniz emin olun o bir fin degildir. hatta eger "hö?" diyosa turk'tur sarilip opun.

    * kuzey kutup paralelinin ustune cikayim, lapp diyarlarini goreyim diyor iseniz once bir kurk, sonra da yuksek limitli bir kredi karti edinin. butun oteller ve ucretler turistik tarifeyle olup, tren seferleri ucak tadinda fiyatlandirmayla sunulmaktadir. ayrica helsinki'yi bile tamamen gezmeniz haftalar surecektir. size yetsin de artsindir.

    * oryantal olan hicbir seyle dalga gecmeyin, finler ortadogu kaynakli her seye ilgi duyar ve otantik bulur.

    * herhangi bir kilisede, bir sanat merkezinde ya da sokakta gorebileceginiz herhangi bir modern dans gosterisi ya da konser, zannedebileceginiz gibi dunyaca unlu profesyonellerce degil alelade ogrenciler ya da baska meslek sahibi insanlar tarafindan hobi olarak icra edilmektedir. insanlar, bu hobilerinde bile turkiye ve hatta herhangi bir avrupa ulkesinin profesyonellerinin cok ustunde basari gostererek sizi gercekten irkci olmaya yoneltecek her turlu ustunlugu gosterecektir.

    * orda burda goreceginiz gamali haclar ve arkadaslarinizdan aldiginiz duyumlar gercektir; finler nazidir. ancak tamamen pasifist, esitlikci ve liberal olduklari icin bunu farketmeniz oldukca zor olacaktir. onlar sadece ulusal sistem ve toplum duzeni olarak bunu benimsemislerdir. eger hitler kimseyi oldurmeseydi, sanatciya deger verse ve modernizmi ocu olarak gormeseydi, tum farkliliklarina ve esitsizliklerine ragmen insanlari esit duzeyde gormek gerektigini etik olarak kabul etseydi nazi almanyasi da finlandiya gibi olurdu ve kimse "nazi"ligin simdi dusunuldugu kadar kotu bir sey oldugunu iddia edemezdi.

    * bir sabah uyandiginizda her yerde daha once farketmediginiz direkler oldugunu ve bunlara dev bayraklar cekildigini gorurseniz korkmayin. yilin nerdeyse her on gununden birinde unlu bir fin sair, yazar, mimar ya da muzisyen anisina resmi bayram duzenlenmistir. askeri ve idari liderler pek anilmaz.

    * finlandiya'da camur yoktur, olmaz.
    (bkz: finlandiyada camur olmamasi)

    * otobus sirasinda turkiye'de olsa kan cikabilecek kimi sahnelerle karsilasabilirsiniz ve ulkenizden, vatandaslarinizdan nefret etme hissi icinizde alevlenebilir, dikkat edin. yaklasik 20 kisilik bir kuyruk, -20 derece sogukta, acilan otobus kapisinin onune dizilmis ve uzattigi 20euro'nun bozulmasini bekleyen, bozuklugu olmamasina ragmen siranin onune gecmis ve insanlarin onunu tikayan birisini bekliyor olabilir. kimse bu duruma sinirlenmek soyle dursun, bu durumu yadirgamaz bile ve hemen hemen tum otobuse binislerinizde bu olay gerceklesir. cunku kimse uzerinde bozuk para bulunmadigi icin, erken gelmis olmasina ragmen sirasini vermek zorunda degildir. bir insana otobuse binip parasinin bozulmasini bekliyor diye "hadi kardesim yurusene agunakoiim ne gectin en one ulan gecircem bi tane simdi serefsiz herif bekliyoruz burda sogukta gotumuz donuyo senin yuzunden terbiyesiz it" demek ancak ve ancak beynini soganla kavurup yemis bir turk'un davranisi olabilir.

    * disariya ciktiginiz anda burnunuzun icinde hissettiginiz pitirtilar, sumugunuzun kristalize oldugunun alametidir. korkmayin, mendilinizi hazir bulundurun; sicak bir ortama gectiginiz anda tekrar sivi hale donuserek akmaya baslayacaktir.

    * kisin deniz buz tutmakla kalmayip bir buz kutlesine donusur. ustunde yuruyebilirsiniz. hatta gozunuze kestirdiginiz bir adaya bile yuruyerek gidebilirsiniz. ama yari yolda tirsar ya da gittikten sonra yorulursaniz mahsur kalirsiniz.

    * her yerde goreceginiz duzlukler buz pistidir. gidin kayin.

    * bindiginiz otobuslerden schedule alip saklayin.

    * kaybolursaniz bir sekilde rautatientori'ye gitmeye calisin.

    * asagidaki sozcukleri ezberleyin:

    sehir ici onemli yer adlari;
    rautatientori
    itakeskus (ayni zamanda bir alisveris merkezi)
    mannerheimintie
    hakaniemi
    esplanad
    senaatintori
    kauppatori
    runeberginkatu

    onemli yapilar, muzeler vs;
    kiasma
    ateneum
    lasipalatsi
    rautatieasema
    kaupungintalo
    kaupunginmuseo
    wanha kauppahalli
    presidentinlinna
    uspenskin katedraali
    postitalo
    tennispalatsi
    designmuseo
    temppeliaukion kirkko
    kansallismuseo

    uydu kentler;
    espoo
    vantaa

    bazi adalar;
    suomenlinna
    seurasaari
    uunisaari

    onemli fin markalari;
    marimekko
    iittala
    arabia
    hackman
    fiskars
    nokia
    kone

    vs;
    muumi
    kalevala
    sibelius

    ***
  • * her yerde goreceginiz seker dukkanlarina saldirmak icin acele etmeyin. once ogrenmeniz gereken bir takim gercekler var;

    (bkz: salmiakki)

    cogu sekerin icinde bulunan bu maddeyi once saf olarak test edin, begenmez iseniz mutlaka salmiakki icerip icermedigini sorun her gozunuze kestirdiginiz sekerin...

    * seker adi altinda gordugunuz koyu renkli ve koyu renkli bolge iceren seyler ikiye ayrilir: salmiakkili olanlar ve... "licorice" icerenler... ayni sekilde bu maddenin tadini da sevip sevmediginizi kontrol edin. ikisini de sevmiyorsaniz siyah gorunumlu tum gida maddelerinden uzak durun.

    (bkz: lakritsi)
    (bkz: lakritsia)
    (bkz: licorice)
    (bkz: meyan koku)

    * finler seker bagimlisi degil; o gordugunuz yuzlerce seker dukkaninin varlik nedeni can sikintisi ve film seyrederken seker yeme aliskanligi. zaten default olarak butun film kiralama dukkanlarinda seker reyonu da bulunur.

    * hemen hemen butun finler ergenlik cagindan itibaren kahve bagimlisi olurlar ve birakamazlar kahveyi. kahve icmeden 6 saat dayanabilen bir fin gorurseniz yetkililere bildirin; o bir rus ajanidir.

    eger siz kahve icmiyorsaniz icmemeye devam edin; size imrenirler ve saglikli yasaminizdan etkilenirler. gunduz saatlerinde yaninizdaki fin hasta gibi davranmaya baslarsa en yakin cafe'ye goturup kahve icirin; gececektir.

    * finler alkol bagimlisi degilse bunun nedeni devlet tekeli altindaki icki satimi, aksam 6'dan sonra tekel dukkanlarinin kapanmasi, pazar gunleri icki satilmamasi, marketlerde sadece bira satisina izin verilmesi ve en onemlisi icki fiyatlarinin alkol derecesine gore belirlenmesidir. devlet, halkin alkolik olmamasi icin ciddi bicimde kasmaktadir. hatta halk uzerinde kontrol mekanizmasi kurmak zorunda hissettigi tek konu budur. buna ragmen alkol aldiginda yasadigi hisse bayilan fin halki, alkolik olmak icin elinden geleni yapmakta; hatta ucuz icki alabilmek icin gunubirlik estonya'ya* gitmektedir. fiyatlarin alkol derecesine gore belirlenmesi de ayri bir ilgincliktir. bu duruma gore ornegin bir sise raki, kaliteli bir fransiz sarabindan oldukca yuksek fiyata satilir.

    * luks barlara girdiginizde eger niyetiniz buysa esleseceginiz hemen hemen garanti olup, yas limiti 24'tur. zengin ve salak olan turistlerin bir numarali tercihi bu barlardir. yas limiti 21 ve 18 olan barlar da mevcuttur. buralarda yakin arkadasliklar kurabilirsiniz. disarda gayet sogukmus gibi duran bir fin, icki icerken inanilmaz bir dis gorunus degisimi gecirir. fin birasini her zaman tercih edin. butun nordik bira turlerinden daha az unlu olmakla birlikte hepsinden daha iyi ve ucuzdur. ozellikle lapin kulta'yi mutlaka deneyin. size efes pilsen'i aratmayacaktir.

    * dusuk alkollu ev yapimi biralari mutlaka deneyin. keske turkiye'de de bulunsa ve her gun orda burda ve yemegin yaninda bundan icebilsek diye dusuneceksiniz. ogrenci kafeteryalarinda portakal suyunun yaninda ikincil fix icecek budur; deneyin.

    * eger ucuza yemek istiyor iseniz bir ogrenci arkadas edinin ve sizin yemeginizi kartini gostererek o alsin. parasini odersiniz geri ve cok ama cok ekonomik yemis olursunuz.

    * "sirt cantasiyla hostel hostel gezerim ben gerekirse sokakta yatarim" modeli bir turist olacaksaniz aklinizda bulunsun; en ucuz yiyecek ton baligi konservesi ve domuz urunleri.

    * birayi mutlaka litrelik alin; kucuk siseyle hemen hemen ayni fiyat.

    * haritaya zart zurta para vermeden once bir "tourism information office"e dalin ve ne bulursaniz toparlayin.

    * eger yaz ise rautatientori'nin yanindan guzel bir bisiklet kapip sehri turlayin, sonra da aldiginiz yere birakin.

    * tramvaylara cok ama cok dikkat edin. eger karsilarina aniden birisi cikarsa duramiyorlar ve eger bu kisi siz olursaniz bu yaziyi bosuna yazmis olurum.

    * enine cizgili bir sey gorurseniz "aa ne guzel aliim bundan" diip atlamayin. once fiyatina bakin; buyuk olasilikla o bir "marimekko"dur.

    * havaalanindan sehre gitmek icin otobusleri kullanabilirsiniz; taksiye para vermeyin. hatta eger bir otel minibusu gorurseniz otelin nerede oldugunu sorun ve atlayin; sizi ucretsiz goturecektir. vantaa'ya gitmek icin "bonus inn" minibusunu, sehir merkezine gitmek icin "hilton" minibusunu kullanin.

    * teniniz esmer olmadigi surece sizi kendilerinden biri gibi kabul edeceklerdir; rahat davranin. hatta yabanci oldugunuz icin sizin yabanci oldugunuzu fark etmeseler bile farkli gorunumunuzu ilgi cekici bulacaklardir. eger esmer tenliyseniz gitmeden once bir daha dusunun. onlar ne kadar esitlikci ve siz ne kadar sempatik olursaniz olun, cocuklar bile size yaklasmamak icin yolunu degistirecektir. markette kimse sizin bulundugunuz araya girmeyecektir. neden? cunku fin halki esmer tenlilerden korkar; suphelenir.

    * sehir merkezinde goreceginiz gozlukcu - hint restorani karisimi dukkan ilginizi cekebilir. yemek kokulari arasinda iceri girip gozluk deneyebilir ya da yemeginizi yerken gozluklere goz atabilirsiniz.

    * otobus ve tren kalkis-varis saatlerinin tumunu detaylariyla gormek icin rautatieasema'nin icindeki kiosklari kullanabilirsiniz.

    * asla bir kartpostal icin 1euro vermeyin. daha ucuza aynilarini mutlaka bulursunuz.

    * otobuse binecekseniz, otobus yaklasirken durakta mavi renkli smart card kilifinizi cikarip otostop ceker gibi ileri uzatin; yoksa otobus sirf durakta herifin biri dikiliyo diye durmaz.

    * tramvaya binmek icin kapinin acilmasini beklemeyin; acilmayabilir. dugmeye basin.

    * ineceginiz yerin nerede oldugunu bilmiyorsaniz sofore soyleyin. onlarin bir gorevi de bu gibi durumlarda yardimci olmaktir.

    * mutlaka ama mutlaka ikea'ya gidin.

    espoo ve vantaa'da* birer subesi bulunur.
    (bkz: ikea)

    eger gider ve memnun kalmazsaniz ölün.
    eger gider ve acikirsaniz, hatta acikmazsaniz, mutlaka ama mutlaka ikea'nin ozel soslu ve recelli koftesini deneyin. yaninda da soda icin.

    * sauna'larin unisex oldugunu ve ciplak girildigini unutmayin.

    * finlandiya'da hemen hemen butun evlerde zaten sauna oldugu icin, public saunalarda sadece sizin gibi turistlerle karsilasabileceginizi unutmayin.

    * telefonunuzu roaminge actirip yuksek tarifeden konusacaginiza, tercihen sonera ya da radiolinja'dan gecici bir konturlu hat alin. turkiye'deki tarifeden bile daha ucuz oldugunu goreceksiniz. neden? cunku iletisim temel bir gereksinimdir.

    * almak istediginiz yiyecegin adini soylemeye calisirken sekilden sekile girmeyin. eger ince aksan detaylariyla ugrasmadan soylediklerinizin anlasilmasini istiyorsaniz aynen turkce'ymis gibi okuyun. "p"leri bastirmayin ve "y"leri "ü"(u mit umlaut) olarak seslendirin.

    * finlandiya'da diger ulkelerdekinden daha bariz bir sekilde her seyin normalden cok daha ucuz oldugu gunler ve saatler vardir. bunlari ogrenin ve sinema, ogle yemegi gibi aktivitelerinizi bu gun ve zamanlara gore ayarlayin.

    * kiliselere zart diye dalmadan once kapiyi aralayip bakin. herhangi bir seremoni progresyonu durumunda daha sonra tekrar gelmek uzere oradan uzaklasin, rahatsiz etmeyin.

    * yolda yururken kaldirimin bordo ve siyah renkli granit tozlarinin dokuldugu bolgelerinden gitmeye ozen gosterin. duserseniz kiciniz kirilabilir.

    * sacak altlarindan yururken dikkat edin; kafaniza sarkit ya da kar kutleleri dusebilir.

    * eger yuzlerce yiyecek alternatifiniz olmasina ragmen "yok abi ben hamburger yiicem, hep yedim; yerim... gnam gnom..." diyorsaniz bari mcdonalds'a degil, finlandiya'ya ozgu olan "hesburger" adli fast food zincirinin bir subesine gidin. hem daha ucuz, hem de cok daha lezzetli ve kaliteli seyler yemis olursunuz.

    * yol kenarlarinda goreceginiz sari renk almis kar kutlelerine basmayin. kopekler isediginde boyle olur. bu sari renkli kari cok ama cok fazla goreceksiniz. finlandiya'da 1.200.000 civarinda kayitli evcil kopek yasamaktadir.

    * kisin hava cok erken kararir ama yine de gokyuzunu asla simsiyah goremezsiniz. en fazla lacivert olur. ayrica ufukla gokyuzunun tepe noktasi arasinda cesitli renkler belirdigini gorebilirsiniz gece gece. eger kuzey kutup paralelinin guneyinde; ornegin helsinki'de iseniz, bu gordugunuz tam anlamiyla bir aurora borealis olmayacaktir. onlardan gorebilmek icin cok ama cok kuzeye gitmelisiniz.

    * yerlesim yerleriyle ic ice olan gozunuze kestirdiginiz bir ormana dalabilir ve bir cok hayvan turune rastlayabilirsiniz. ren geyikleri* finlandiya'nin guneyinde bulunmaz. ancak en iri geyik turu olan "elk"lere rastlayabilirsiniz. ormanin derinliklerinde ayi da bulunur bol miktarda. ayrica yollarda surekli karsilasacaginiz ucgen bicimli uyari tabelalari da ayni zamanda ulusal bir sembol olarak kullanilmakta olup, "elk cikabilir" anlamina gelmektedir.

    * finler bazi baska uluslar gibi okuz olmadiklari icin yuzyillarca hayvanlarla barisik yasamislar ve ileri duzeyde sanayilesmis olmalarina ragmen tek bir hayvani bile korkutmamaya ozen gostermislerdir. turkiye'nin ruyasinda bile gormedigi fakir donemler gecirmis olan fin halki icinden, her nasilsa hicbir zaman bir kiro kulturu filizlenmemistir. efendim buradan ne gibi bir faideli veriye ulasabiliriz diye merak edenler icin hemen soyleyeyim; finlandiya'da, gorebileceginiz herhangi vahsi bir "sincap"a, elinizle findik yedirebilirsiniz; ki bu, normalde pek mumkun degildir.

    * istediginiz her yerde ve her sekilde, hatta araba kullanirken bile cep telefonuyla konusabilirsiniz; bu, finlandiya'da kutsal bir ozgurluktur. finlandiya'da neyin gorgusuzluk kapsamina girecegi turkiye'deki gibi "oyle iste"ci gelenekselci zihniyete benzer bir tutumla degil, mantik ve insan gereksinimlerine gore belirir. dolayisiyla da hicbir sey, uygulayicisi da bir insan oldugu icin "gorgusuzluk" kabul edilmez.

    ***
  • şehirlerarası aramalarda kullanılan telefon kodları şöyledir:

    espoo-esbo9
    forssa 3
    helsinki 9
    iisalmi 17
    joensuu 13
    jyvaskyla 14
    kajaani (kajana) 8
    kemi 16
    kotka 5
    kuopio 17
    kuusamo 8
    lahti 3
    lappeenranta 5
    maarianhamina (mariehamn) 18
    mikkeli 15
    oulu 8
    pori 2
    tampere-tammerfors 3
    tampere 3
    turku-abo 2
    uleaborg 81
    vaasa 6
    vanda-vantaa 9
    varkaus 17
  • helsinki açıklarında suomenlinna diye bir ada vardır ki, feribotla yaklaşık 15 dk. çeker.
    zamanında isveçliler tarafından bu adaya savunma amaçlı bir kale inşaa edilmiş. yazın oldukça turistik bir mekan ama kışın giderseniz soğuktan ağlarsınız, donmuş baltık denizine bakıp "annecim, ben nerelere düştüm" diye iç geçirirsiniz. üstüne üstlük terkedilmiş gibi duran adada, buzda kayıp düşersiniz. kötü oluyo tabi...
  • $unu eklemeyi kendime bir borç bildiğim gerçekten çok yararli kilavuz.

    * ilk gün sokaga ciktiginizda "aman allahim buradaki bütün kizlar güzel" diyerek belli bir süre aptal aptal etrafiniza bakacaksiniz. sakin olunuz, bir süre sonra gözünüz ali$iyor ve her 4 kizin 3ünün güzel olduğunu anliyorsunuz. turkiyeye geri dönünce kimseyi beğenmemeye başlıyorsunuz.
  • mutlaka ama mutlaka giderken yanınızda off tarzı sinekten koruyucu krem olsun.aksi takdirde hayvan gibi sinekler sağolsun su çiçeği modunda gezersiniz.
    üzerinde finlandiya yazılı bardak alıcam ayıcık alıcam diye tutturursanız turistik yerlerdeki kucuk souvenirs shoplardan almayın,kazıklanırsınız.direk stockmann a ya da helsinki'deki market place e gidin.
    çok susayan bir insansanız kaldıgınız yerden çıkmadan pet şişenize çeşmeden su doldurup çıkın.yok kasamam diyorsanız marketlerden suyu 1 euro ya alırsınız, ben daha ne diyeyim.
  • gideceğiniz zaman ya nerdeyse bütün gün aydınlık, ya da neredeyse bütün gün karanlık olacağından* bence gitmeyin. illa gidecekseniz de dengenizin şaşacağına emin olun. gece görüntüsü vermek için bütün camlarını siyahla kaplamış barlar görebilirsiniz.
  • - helsinki hava alanından şehir merkezine en adam gibi gidebileceğiniz yollardan birisi finnair city bus'tır. 5,20 euro tutar ve tren garının oraya atar.

    - hediyelik eşya için stockmann ucuzdur denmiş ama benim şahsen keşfettiğim inanılmaz ucuz yerlerden birisi meşhur pazar kauppatorideydi. orada dolandığınız zaman gözünüze kesin çarpan bu yerde normal bir mağazada 5-6 euro civarındaki bir buzdolabı manyetosunu 2 euro'ya falan bulabiliyorsunuz. zaten dükkan sahibi bayan da size buranın helsinki'nin en ucuz dükkanı olduğunu boyuna yineleyip bol miktarda alacağınız hediyelik eşyalar için size bir sepet uzatmakta; işi biliyor vesselam..

    - viking line veya silja line ile helsinki-stockholm yapacaksanız ikisinin terminalinde de büyük boy çantalarınızı koyabileceğiniz 4 euro'luk anahtarlı dolaplar mevcut. malum stockholm gemisi akşam 5te kalkıyor; o saate kadar elinizde kocaman çantayla dolanmayın. yine aynı terminallerin tuvaletleri de gün boyunca otelsiz dolanacak bir turist için çok işlevsel ve temiz yerler ama viking line terminalindeki tuvaletin işlevi çok daha mühim. nedenini sormayın, gidince görürsünüz!*

    - helsinki'de hesaplı ve nitelikli yemekler yiyebileceğiniz yerler de yine bu kauppatori isimli pazarda bulunuyor. söz gelimi 10 euro'ya bir tabak dolusu deniz mahsulü veriyorlar. 10 euro'nun nesi ucuz demeyin. bir tabağı bitiremiyorsunuz; iki kişi yiyin. hesburger isimli hamburgerci de adam gibi bir fast food ortamı ama ne yazık ki akşam çok erken kapanıyor bu nedenle geç vakitteki açlık krizlerinizin mekanı da yine mc donalds oluyor çünkü en geç kapanan (en merkezi yerlerdekiler sabaha karşı kapanmak üzere) mekan burası. eğer paraya kıyıp da ortalama bir otelde kalmış iseniz, sabah kahvaltısında bile kusana kadar isveç köftesi yiyebilir, içiniz dışınız isveç köftesi bir halde gezebilirsiniz.

    - akşam adam gibi canlı müzik dinlemek isterim diyenler için gidilebilecek en güzel yerlerden birisi storyville isimli caz kulübü. şehir merkezinde kolay bir yerde.*

    - eğer ki bilimum fin şekerlemeleri, biraları, içkilerini falan sevdiniz de memlekette eşe dosta da götürürüm diyorsanız alabileceğiniz en bol çeşitli ve bir o kadar da hesaplı yegane yer helsinki-stockholm feribotunun duty free'sidir. eğer feribot niyetiniz varsa hiç stockmann v.b. kasmayın; feribotu bekleyin.
  • yazanı şukulara boğmak istediğim ve gelecek yıl kitapçığa bastırıp yanımdan ayırmayacağım über şey.