şükela:  tümü | bugün
  • finlandiyada kadın olmanın öğreteceği tek şey dünyanın neresinde kadın olunursa olunsun bir kadının asla memnun olmayacağıdır.
  • çeşitli avantajları olan bir durumdur. ama en iyi avantajı meşhur fin votkasıyla küvette banyo yapabilme ayrıcalığının olmasıdır.
  • kezbanlara ağır geliyormuş anladığım kadarıyla.
  • anladığım kadarıyla sosyo-ekonomik olarak bir erkekle eşit olmaktır. ancak yapılan tanıma bakılırsa doğru başlık için:
    (bkz: finlandiya'da türk kadın olmak)
  • çok zordur. närhi ile nykänen aileleri mutsuzluktan delirmemek için birlikte kaçan kızlarını sokak ortasında, helsinki'nin göbeğinde vurdular kimsenin gıkı çıkmadı. jenni elomaa diye bir kadını ayrıldığı kocası helsinki'nin göbeğinde 36 yerinden bıçakladı, korkudan kimse müdahale etmedi. jani perusjätkä bana koruma verin boşandığım kocam beni öldürecek dedi, fin hükümeti koruma vermedi kadın helski'nin göbeğinde öldürüldü. maija malmberg boşandı. tek yaşadığı ve mahalleye gece geldiği için helsinki'nin göbeğinde evine girip tecavüz etmeye çalıştılar, mahalleli yollu gözüyle baktı, kadını bunalıma soktular. annika fosterkainen diye bir televizyon şöhreti evliyken bir erkek adaşının evinde yaşamını kaybetti, ülkenin en çok okunan köşe yazarlarından birisi helsingin sanomat gazetesinden hönnnjall ülujjik su testisi su yolunda kırılır dedi, hak verenler oldu. helsinki'nin göbeğinde 14 yaşındaki kıza aylarca tecavüz ettiler, esnafından bürokratına aralarındaki suç ortaklığından utanmadan yaşayıp gittiler. ve tüm bunlar helsinki'nin göbeğinde oldu.
  • en güzel tarafı tecavüze uğradığınızda koca bulma derdinizin sona ermesi, hemen sizi tecavüzcünüzle everiyorlarmış, ne düşünceli bir toplum.
  • anladığım kadarıyla erkek olmaktan çok farkı yoktur. herkes eşit, herkes özgür, herkes bireymiş ve bu durum aslında bir kadın için kötüymüş. evet türk kızları görün finlandiyalı kadınlar ne kadar zor durumdalar. şimdi bir sakin olun ve ilk önce tüm yazdıklarımı okuyun. körü körüne bir laf giydirme çabası değildir. hiç gerek yok alınmaya, gücenmeye. hep istediğiniz şeyler değil mi bunlar? eşitlik, özgürlük, bireysellik. bence de kadın ve erkek her alanda eşit olmalı, erkek ne kadar özgürse kadın da aynı ögürlükleri yaşamalı, kadın da kazandığı parasını kocasına vermek zorunda kalmamalı, istediği gibi harcamalı ama parası yetişmediği zaman bir başkası açığımı kapar nasıl olsa diye düşünmemeli. bir erkek gibi cinselliğini yaşayabilmeli.
    eee! bunların hepsini sağlamışlar burada. nasıl oluyor? neden kötü oluyor? bunlar olmalı mı? bence olmalı, hayat böyle birşey çünkü. bir başkası tüm bunlara sahipken neden diğerleri de sahip olmasın? bu da herkesin hakkı değil mi? hakkı ama önce haketmek gerek.

    eğer çocukluğunuzdan bu güne kadar sürekli arkası toplanarak, şımartılarak, prens veya prenses olarak yetiştirilen, her hatasını bir başkasının telafi ettiği, elindeki parayı nasıl harcaması gerektiğini bilmeden büyümüş ve ileride kazandığı parayla ay sonunu göremeyen, zengin eş arayan, sırtını illa birilerine yaslama ihtiyacı duyan, her başarısızlığında teselli edilerek büyümüş, evleneceği zaman ailelerin destekleri ile düğün yapan, hatta ailesinin aldığı evde yaşayan, ailesinin aldığı arabayla dolaşan insanlardansanız, birey olmaya zorlandığınızda, insan yerine koyulduğunuzda ağır gelir. sadece kadınlar için söylemiyorum, bu şekilde yaşayan erkeklerde var. etrafında sürekli bir koruma kalkanıyla yaşayan insanlardansanız, kendi kendine yeten insanları kötülemeyin. bu tarz yaşamak size duygusallıktan uzak gelebilir ama değil. özgürlük, kendine yetmek, eşitlik duygusal şeyler değil zaten. neden herşeye duygularınızı karıştırıyorsunuz, anlamıyorum?

    finlandiya bahsedildiği gibi bir yerse oraya olan aşkım iki kat daha artmıştır.

    herkesin kendi kararlarını verdiği, kendi doğrularını yaşadığı, kendi hatalarıyla zorluklar içine düşen, kendi başarılarıyla övünen insanlarla dolu bir ülke demektir finlandiya. hiçbir şey için bir başkasına minnet duymanıza gerek kalmayan, hiçbir yanlışınız için bir başkasını suçlayamacağınız bir yer. eğer finlandiya'da kadınlar bu şekilde yetiştiriliyorsa bir yolunu bulup bir fin kadınla evlenmeliyim. kendini benden aşağı görmeyen, sırtını bana dayamadan da ayakta durabilen, bir gün ben olmasam da * * çocuğumu kendine yetecek bir birey olacak şekilde yetiştiren bir kadın gerçekten bir ütopyadır. çocuğunu kendine yetmeyi bilen, özgür, herkesi kendine eşit gören bir insan olarak yetiştirmenin neresi kötü?
  • kadınların bir an "erkek muamelesi" görünce nasıl boka sardıklarını göstermektedir. sikik beyinliler sizi.
  • orada doğar ve büyürse o sisteme tamamıyla uyum sağlayabilecektir. sosyal haklar ve eşitlik bakımından olumlu, duygu ve manevi bakımdan oldukça oldukça soğuk ve puslu buldum.

    türkiye orijinli birisine çok ters gelebilir. türkiye'de gavur olarak nitelenen bir grubun üyesi olarak bana da ters geliyor. çünkü bu toprakların değer yargıları ve hayata bakış açısı ile finlandiya'nın değerleri temmuz ayındaki hava sıcaklıkları kadar farklı.