şükela:  tümü | bugün
  • malumunuz fennegans wake, diller üstü bir kitaptır. roman, bilinçakışı ustası james joyce'un, bu teknikle yazdığı, içinde arapça, almanca, ingilizce gibi baba dillerin yanısıra, aynı dillerin yerel versiyonlarından esintiler, yani lehçeler de vardır.

    eserde kelimeler cümle içine gelişigüzel dizilmiş gibi görünerek ilk okuyuşta, bize battlestargalactica dizisindeki melez'in konuşmalarından kesintiler sunma iddiasına sahip bir bütünü oluştursa da yeterli kültürel birikime sahip olduğunuzda ve yeterli sayıda dil bildiğinizde ve yetkin bir james joyce analizi yapacak seviyede olduğunuzda ve dönemin esprilerini, olaylarını, başkanlarını, ressamlarını, seri katillerini, cadılarını, teröristlerini ve dönemin öncesini, daha öncesini, en öncesini, adem'ini, havva'sını, dinozorunu, vaşağını vs. bilmenizi istiyor. bunları bildikten sonra da yaptığım oyunları çözersin diyor. böyle basit gibi duruyor ama el altından da bir "nah çözersin!" hareketi yaptığı kanısındayım.

    bu enteresan yapıtın içeriğini daha fazla kurcalamayacağım fakat şunu bilmeliyiz ki, dünyada yalnızca beş dile çevirisi yapılabilmiş.

    bir gün, bir gün bir çocuk, şeker de sanmış ilacı. yemiş yemiş bitirmiş, akşama da türkçe çeviriye başlamış.

    aynı zamanda başka bir çocuk daha yürek yemiş ve o da çeviriye başlamış, hem de türkçeye.

    neyse efendim aradan zaman geçmiş. bir yayınevi demiş ki, ben bunu 2016 istanbul kitap fuarına yetiştiririm.

    öbürü de demiş ki, ulan ben yetiştiremeyeceğim, bari üçe böleyim kitabı, erken davranayım, kitaba "ilk kez türkçede," deme hakkı kazanayım.

    diğeri ses etmemiş. sonuçta adam fırsatçılık yapmış, ne diyebilirsin ki. beklemiş fuarı.

    fuar gelmiş çatmış. bizimki kitabı çıkarınca "ilk defa tam metin olarak türkçede," demesin mi?

    desin.

    demiş demesine.

    ama okur kitlesi buna itiraz etmiş, sizden önce yapanlar oldu, demiş.

    bizim yayınevi de demiş ki, onlar parça parça basacak, biz bir kere tam metni bastık, tamam mı?

    okurlar demiş ki, adamlar başlamıştı, niye araya giriyorsunuz, bu nasıl kapitalizm?

    yayınevi demiş ki, bu değil kapitalizm; zaten çevrildiğini bildiğin bir eseri, inadına yapar gibi hızlıca çeviri yaptırmak ve öne geçmek için kitabı bitiremeden basmak, işte budur kapitalizm.

    öyle anlattığıma bakmayın, ülkenin iki güzide butik yayınevi sel ve aylak adam, birbirine girdi.

    umarım sakinleşirler, umarım dinginleşirler.

    tabii ki sel daha iyi fakat aylak adam da bizimdir. :)