şükela:  tümü | bugün
  • maksim gorki'nin, ekim devrimi öncesi rusya'sını anlattığı, hikayelerden müteşekkil kitabı.

    fırtınanın habercisi, müjdeyi taşıyan bir ezgidir. ezgi, umudun şarkısıdır yazar için, ekim devrimi'nin yaklaşmakta olduğunu bildiren. o günlerin panoramasını göz önüne serer. bazı bir fabl halinde kuşların dilinden, yer yer izbe köşelerde yoksulluk çeken insanlar arasından, bazen bir hapishaneden, bazen bir aşktan çıkardığı hikayelerle anlatır, yaşanan devri.

    gorki, hapishane günlerini anlattığı bir hikayesinde` :hapishanede öyküsü`, mişa adlı karakterin dilinden çok güzel bir dörtlük dile getirir. tercümesi bile, gorki'nin nasıl bir halet-i ruhiye ile uzun günler ve geceler geçirdiğini anlamak açısından manidar.

    "demir parmaklıklar arasından,
    gökten yıldızlar zindana bakarlar.
    ah ! rusya'da yıldızlar bile
    parmaklıklar arasından bakar."

    bilgi notu: "fırtınanın habercisi"; soyut, eflatun, boyut ve bordo siyah yayınevlerinden yayımlanmıştır.
  • kenta yayınevi'nin 97 basımlısının elime geçtiği, hiç duymadığım bu yayın evinin çevirilerinin gayet iyi olduğunu görmemi sağlamış, içinde sohum ve abhazlar hakkında bölümler olmasıyla bir anlık mutlu etmiş*, kısa hikayelerden oluşan, hiç bilinmeyen güzel bir maksim gorki kitabıdır.
  • pek güzel hikayelerden müteşekkil maksim gorki eseri.

    --- spoiler ---

    hikayelerde yoğun bir müslüman- türk esintisi görmek mümkün. rusya'nın o günkü siyasi, ekonomik, toplumsal yapısını iyi anlatan hikayelerle dolu bir kitap.

    kitapta en beğendiğim hikayelerse; hapishanede, strasi mordasti, lenka'yla ahrip dede bölümleri idi.

    --- spoiler ---

    tarihe not düşmüş olayım.
  • maksim gorki'nin kalemiyle ilk tanıştığım kitap. bugün bitirdim ve harikulade keyif aldım. rus yazarlarda dikkat ettiğim hususlardan birisi devrimci ruh, acı ve keder üzerine çokça yazı olması. böyle bir genelleme yapmayacağım tabii ki lâkin bu çoğu yazarda kendini belirli yerlerde gösteriyor. kimi yerde bir kitabın konusu olurken, kimi yerde sadece bir karakter olarak ya da kısa bir pasaj olarak geçebiliyor bu konu; ama yine de buna değinmeden de bırakmıyorlar. maksim gorki'nin kendisi de savaşları ve devrimi gören bir yazar olduğu için bunun esintilerini görmek bir hayli doğal.

    --- spoiler ---

    mişa karakterinin hapishane içerisinde olduğu bölüm benim için kitabın en vurucu bölümü. çok fazla kısa hikayeler var ama naçizane görüşüm en vurucu bölümler mişa'nın olduğu yerler. ses çıkartanın, isyan edenin, baş kaldıranın istenmediği, sürüldüğü, hapse tıkıldığı; sistemi kabul edenin, bana dokunmayan yılan bin yaşasın düsturu ile hareket edenin ise ezilmesine rağmen kazandığı, en azından hayatta kalabildiğini gösteriyor bu bölüm.

    hatta yanılmıyorsam bir bölüm vardı, gardiyan ile mişa arasında geçen sohbette "kimisi buraya hırsızlıktan, cinayetten gelir ama sizin gibiler sadece fikirleri yüzünden yatıyorlar. bu çok boş bir suçtan dolayı yatmak gibi geliyor. " gibisinden bir diyalog oluşuyordu. düşünce suçu işlemek, düşünmek, çarpıklıkları söylemek hiçbir dönemde size bir şey katmıyor. ve dört duvar arasında bazen kendinizi sorgularken bulabiliyorsunuz. yaptığım iyi miydi? kötü müydü? boş yere mi yatıyorum? bu düşünceler kafanızı yer durur.

    veyahut kitapta geçen "baş kaldırmasanız, düzgünce okusanız hepiniz hakim, savcı, öğretmen olacaksınız. " bölümü gibi. sistemin içerisinde, zekanı o anki yönetime uydurarak belirli yerlere gelebilecekken neden zoru seçiyorsun? bunun sorgulaması yapılmış.

    --- spoiler ---

    kitap içerisinde birçok sorgulamayı barındırıyor. düşünce suçları, sistem çarpıklıklarından bahsetme, kendi haklarını gözetme ve kollamak gibi durumlar anlatılırken; sevgi, aç gözlülük, anlayışsızlık, insan ilişkileri ve temelde insani duygular gibi olgulara da yer veriliyor. kitapta çokça mujiklerden bahsedilmesi, açlığın ve itilmişliğin anlatılması da hiyerarşiye yapılan bir protest eleştiri olsa gerek.

    ayrıca maksim gorki'nin kalemini çok beğendim. gerçekten sade ve duru bir anlatımı var. en azından bana öyle geldi. cümleler net, duru ve anlaşılır. o yüzden de kitap akıp gidiyor.