şükela:  tümü | bugün
  • yaklasik 5-6 sene calistigim take away turu. nasil yapildigini da anlatayim.

    baliktan baslarsak, genellikle cod ve haddocktan yapilir. ozellikle taze baliktan yapilmis olani cok hafif olur.

    batter (yani baligin disindaki sari kisim) geleneksel olarak biradan yapilir. pisirildiginde alkol ucar biradan, yani alkolik degil.
    bunu hic yapmadigim icin bisey diyemeyecegim, ama genellikle hazir batter mix olarak satilir, bir kapta suyla karistirip hazirlanir. akiskanligi onemli cok fazla karistirmamak gerek, hafif kati olmasi lazim, yani su gibi olmayacak.

    yag olarak geleneksel ingiliz restoranlari domuz yagi kullanir. bir keresinde skegness diye bi yer var, lincolnshire'da, deniz kenari bi yer, ingiliz apacilerin mekani. dedim bakalim nasil yapiyolar diye aldim bir kucuk porsiyon chips (patates). kucuk bir kulahta satilir patates bu sekilde. herneyse, bir kac tane yedim, birden yuzum isinmaya, kalbime bir agri girmeye basladi. sakin yemeyin lardli olanlardan, cok agirdir, demedi demeyin :)

    evet, baligi unla kapladiktan sonra batter a koyup, yaga atiyoruz. yagin 160-180 derece civari olmasi lazim. sebze yagi kullanilir diger dukkanlarda, bu hem ucuz olur, hemde vejeteryanlara da uygundur. balik yagda piserken disindaki batter kizartilmis olur. baligin kendisi bu sekilde batterin icinde haslanir, yumusak olur yani.

    100 kusur yil once, baligin yuksek ateste kurumamasi icin, ve pistigini tam anlamak icin baliktan sonra yaga patates atilirmis. iste patates kizartmasinin ortaya cikisi burdan oluyor. turlu turlu patates cesidi var, kizartma icin en cok tercih edilen maris piper cesidi. kizartmalik patates diye sorarsaniz bulursunuz. burda bir kac arkadas, patatesin cok buyuk kesildiginden bahsetmis. evet dogru, bir parmak buyuklugunde kesilir. tabii, satis yapilan yerlerde hem soyma, hem de kesme icin makinesi var. hep aklima gelir, filmlerde falan hep askere soydururlar o kadar patatesi, al bi makina soysun iste.

    simdi iki tip patates var kesimine gore, biri ince biri kalin. mcdonald's, burger king gibi yerler, donmus kesilmis patatesi alip en kisa zamanda satabilmek icin ince patates satar. bu patates kisa surede yagin cogunu emerek piser. halbuki kalin patates dukkanda bulunan patates odasinda gunluk yapilir. ayrica taze patatesin disi kizartilmisken, ici haslanmis gibi olur, az yag emer ve tat bakimindan donmus ince patatese fark atar. yani kalin patates, hem tat bakimindan, hem de saglik bakimindan ustundur. balikla nerdeyse ayni derecede piser.

    baligi yaga attiktan sonra batterin kalanini toplayip alin ve patatesi atin. butun patatesler yagin yuzeyine ciktiginda balik ve patatesler pismis demektir.

    ama daha bitmedi. yagini suzmek icin fritoz sepeti gibi bisey varsa oraya koyun yagin akmasini bekleyin. alin yagini bi sekilde bir iki dakika sicak bi yerde bekletin. balik bir kac dakika bekleyince daha lezzetli olacaktir. uzerine tuz ve sirke (malt vinegar) atilarak yenir. sirkeye zamanla alisiyor insan. ayrica yanina baligin yanina tartar sosta koyulabilir.

    edit: bu arada yazmamisim, ben haddock u cod a tercih ederim. cunku, cod bir dip baligi, haliyle kirlilikle gelen agir metallerden daha fazla etkileniyor. haddock denizde orta derinlikte kaldigi icin daha saglikli. tat bakimindan fazla bir fark yok.
    trawlerman diye bi program var bbc'de, gosteriyolar nasil yakaladiklarini bu baliklari.

    edit2: patatesi suya koymayi unutmayin, yazmayi unutmusum. nisastanin cikmasi lazim once. yoksa kararir hemen patates. suda beklettikten sonra kurumasini bekleyin. sulu sakin atmayin, yag yanar.
  • balık, patates ve yarım litre yağ. ingiliz mutfağı düşünüldüğünde bu kadarı bile mucize tabi.
  • ingilizlerin cay icmedikleri zaman yedikleri sey
  • ben size bunun türk, ege versiyonunu söyleyem de hayatınız değişsin.
    çupranın karnını yaracan, içine domates kekik, defne yaprağı dolduracan.
    fırın tepsisin ortasına çuprayı etrafına patatesleri dizecen. patateslerin üzerine zeytinyağı, kekik pul piper hepsinden az. yakacan fırını. yarım saat sonra
    hafif, sağlıklı lezzetli egeli fish&chipsini mutlulukla yerken beni anacan.
  • ikinci dünya savaşı sırasında almanların erzak gemilerini bloke etmeleriyle izole olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış adada icat edilmiş ve devlet eliyle yemesi-üretmesi özendilrilmiş, teşvik edilmiş; sonra da önü alınamamış yiyecek, gene savaş yıllarından kalan bir alışkanlık olan geleneksel ucuz gazete kağıdı içinde takdimi ise günümüzde değişmeye/hijyenikleşmeye yüz tutmuştur. bu şekilde kurnaz bir başka gastrik hamleye savaştan bir süre sonra abd mısır üretiminde aşırı derece fazla verdiğinde rastlanır, abd mısır gevreği denilen naneyi icat edip popüler hale getirerek hem fazla mısırından kurtulmuş, hem de corn flakes ve türevlerini global dünyaya armağan etmiştir.
    biz de bi ara mercimeğe gaz vermiştik böyle, onu hatırlamayan fındık dalgasını muhakkak hatırlar.
  • vıcık vıcık yağlı olacak şekilde kızartılmış okyanus balığının löp eti ve yine vıcık vıcık yağlı kalın doğranmış patates kızartmasından oluşan ingiliz menüsş.

    ayrıca isteyenlere tost ekmeği, üzeri tereyağlı olarak servis edilir. bu kadar yağ tükettikten sonra bünyede 3 lt kola içme gereksinimi doğurur .

    bildiğin aort tıkacı denilebilecek bir menü.
  • onlar "take away food" diyolar bu tür yiyeceklere.ingilizler ya,hayatta fast food demezler
  • eve ısmarlamak için ideal, ingiliz asıllı yemek. moda'da var ısmarlayabilicek bir yer.
  • murat belge, tarih boyunca yemek kültürü isimili muhteşem eserinde bu yemekten söz eder. ayrıca iki farklı fish and chips deneyimini de ayrıntılarıyla anlatır. bu deneyimlerden öğrendiği ise bu yemeğin, midesini seven insanlar tarafından geleneksel bir ingiliz lokantasından yenmemesinin faydalı bir iş olduğudur. çünkü yağ çıkartılacak her hangi bir bitkiye sahip olmayan britanya coğrafyasında bu ihtiyaç lard ile karşılanır ve haliyle balik ve patates te lardda kızartılır.
  • ingilizce dersinde surekli gecen,dandik bir resimle ingilizce kitaplarinda gozumuzun icine icine sokulan ingiliz yemegi.

    -what do you want to eat?
    -fish & chips please.

    diyaloglariyla restorantlardaki garson-musteri konusmalari tasvir edildi, gınagı getirildi..
    bir kere de ingilizce kitaplarda -what do you want to eat? dediklerinde ingiliz amcam -kokorec please.... desin. n'olur..
hesabın var mı? giriş yap