şükela:  tümü | bugün
  • "eşitlik olsun!" dedi tanrı, daha önce hiç olmadığı ya da olamayacağı gibi. "eşitlik olsun!" dedi tanrı, önce kendisinden başladı, yüreklere su serpti, ferahlattı. "eşitlik olsun!" dedi tanrı, başka hiçbir üst idealin diyemeyeceği gibi. "eşitlik olsun!" dedi tanrı, yıldırımlarımı heba etmeyin. "eşitlik olsun!" dedi tanrı, fit olsun dedi her şey, uyumsuz ve uygunsuz bir toplu iğne başı kalmasın. "eşitlik olsun!" dedi tanrı, adalete eklemlenmiş. çünkü adalet, eşitlik değildir. "eşitlik olsun!" dedi tanrı cebinden kalemini çıkardı, uslanmayı, zihin terbiyesini bilmeyen kullarının tepesinde democles'in kompleks kılıcını sallayarak. "eşitlik olsun!" dedi tanrı, gözleri çakmak çakmaktı, bunun bir önemi yoktu; önemli olan, nereye baktığıydı. "eşitlik olsun!" dedi tanrı, hem de bunu hiç hak etmeyen kuşaklara.

    yukarıdaki girişi hırka giymiş altan erkekli gibi seslendirin ya da yılmaz erdoğan şiir okuyormuşçasına. ikisi de aynı mı yoksa? evet aynı galiba. her neyse. aziz thomas aquinas, summa theologiae 2a2ae 61.2'de diyor bunu, başka diyenler gibi. ama dibine de iliştiriyor: "...secundum arithmeticam medietatem" yani "... aritmetik ölçüye göre". başıboş bir "eşitlik olsun!" temennisi değil "fit aequalitas"; bir ölçüsü var eşitliğin. ölçüsü olmayan eşitliğin adil olamayacağını bilemeyenler bunu görmez. "eşitlik istiyoruz" diye bağırıp dururlar, kafalarındaki ölçüsüz eşitliği elde edemezlerse bu sefer yıkmaya, hakaret etmeye, bozmaya çalışırlar. çünkü zannederler ki, her şey her şeye eşittir. hayır, her şey her şeye eşit değildir. doğa faktörü var, emek faktörü var, zorunluluklar var, yükümlülükler var, duygular var... var oğlu var.

    bunca faktörü göz-ardı edip, hak edenle etmeyeni bir potada eritmek, sunî bir eşitlik düzleminde mutlu olduğunu sanmak kadar ahmakçası yok. eşitlik, adalet demek değildir. ben bu yüzden, adil olmayı, eşit olmaya tercih ederim. herkesin, sadece hakkını aldığı bir düzende fit aequalitas öğüdüne gerek kalmaz. çünkü hak, aritmetik ölçünün gerekçesidir. çalışanla çalışmayan eşit olur mu? şems-i tebrizî'nin makalat'ında geçer: sofiye sormuşlar "peşin bir tokat mı istersin, yoksa veresiye para mı?", o da "vur da geç!" demiş. ölçüsüz eşitlikten hoşlanmıyorum.
  • proudhon'un meşhur eserinde şu şekilde ortaya konur ve gazlamanın dibine vurulur:

    *
    aslında son derece keskin olan, ama farkına varmadan basma-kalıp ön-yargılara takılmış zihinler birçok yanlış kuramın, manasız analojilerin etkisi altında. öyle ki "eşitlik bir chimera'dır!" sözü, halkın çıkarlarının ve özgürlüğünün en yetkin savunucuları arasında bile bir tür düstura dönüşmüş durumda. eşitlik bütün çağların meselesi oysa! fit aequalitas! özgürlük savaşçıları olan bizler, zafere bu kadar yaklaşmışken sahipsiz mi bırakacağız bu bayrağı? eşitliğin savunucusuysam ben, nefret ve öfkeden uzak bir şekilde konuşmalıyım, filozofça bir bağımsızlıkla, hür bir insanın metanetiyle, cesaretiyle. bu şanlı mücadelede, nüfuz ettiğim ışığı yüreklere taşıyabilirsem ve eşitliğin kılıçla değil, kalemle sağlanabileceğini bizzat sözümün gücüyle gösterebilirsem ne mutlu!
    *
  • (bkz: #17923611)