şükela:  tümü | bugün
  • halen daha eğitimin aldığım bir beyaz önlüklü meslekler üyesi, sağlık sektörünün lükse kaçan hizmeti.

    okula başladığım ilk yıllarda derse gelen ilk fizyoterapist hocamın '' aylarca bir çocuğun gözlerinin içine bakarak emek harcamak ve sonunda onun sadece kendi başına su içebildiğini görmenin gözlerinizi doldurması'' olarak tanımlamıştı. işin içine girdikçe biraz daha iyi görüyorum bu durum.

    sabır, emek, aile eğitimi, maddi problemler.. ve sonrasında bir bardak suyu bağımsız içebilen bir hasta..

    aman da duygusallığın dibi.
    aman da biz iyi ki varız.
    aman da aman.
  • adı ilk duyulduğun 'höö 2 yıllık mı 4 yıllık mı?' sorusu uyandıran bölümdür.
    diyelim ki doktora gittin ve fıtığın olduğunu öğrendin doktor seni fizyoterapiste yönlendiriyor. fizyoterapist uygulayacağı yöntemlerle o fıtığı küçültüp işlerliğini kaybettireceği bir çizelge hazırlıyor ve uygulatıyor. yani doktorlar gibi fıtığı ameliyatla almıyor sadece işlerliğini kaybettiriyor.
    kendileri doktorlarla kıyaslanmaktan hiç hoşlanmazlar çünkü çoğu zamanında tıp isteyip kazanamamış insanlardır. hastalar konusunda doktorlarla bazen tartışma içinde olabiliyorlar. devlette maaşları 2.5bin olup özelde 3binden başlar kendini geliştirmene göre yükselir. taşrada ve doğuda maaşlar daha yüksektir. üniversiteden sonra fizyoterapist diye anılırsın. yüksek lisanstan sonra unvanın fizyoterapi ve rehabilitasyon uzmanı olur.
    otistik çocukların rehabilitasyonu sağlam psikoloji ister. bazen üstüne kusarlar bazen saatlerce ağlarlar ama o çocugun iyileştiğini gördüğünde insanın bulduğu manevi huzur anlatılamaz. hastaların bazen sana şiirler yazarlar bazende bir hayır dualarını alırsın.
  • sağlıklı insanların gücüne güç katan, hastaları sağlığına kavuşturan, bunu yapamasa bile hayata hareket katan, bağımsızlığı arttıran sihirli, mükemmel bişeydir.

    bütün bunlar için iyileştirici güçlere sahip elleri olan fizyoterapistlerin hastalara bi dokunuşu yeterlidir.

    valla bak, inanmıyorsanız buyrun
  • (bkz: fizyoterapi ve rehabilitasyon fakültesinde öğrenci olmak)
    (bkz: fizyoterapi fakültesinde öğrenci olmak)
  • fizik tedavi hekimleri, fizyoterapistler ve teknikerler olmak üzere 3 meslek grubunun hizmet verdiği bir alandır fizyoterapi ve rehabilitasyon.

    2016 yılı itibari ile 21’i devlet 33’ü vakıf üniversitesi olmak üzere toplamda 54 üniversitede fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümünde 4 yıllık bir eğitimi tamamlayarak fizyoterapist olunabilir. geleceğin fizyoterapisti bir vatandaş olarak fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümünü tercih etmeyi düşünen arkadaşlara hakkında birkaç bilgi vermek istiyorum.

    bundan çok değil 3-4 yıl öncesinde çok az üniversitede bulunan bir bölümdü ftr. mevcut sınav sisteminde (ygs-lys) mf-3 ve ygs-2 puanları ile yerleştirilmekteler öğrenciler bu bölüme. benim girdiğim sene devlet üniversitelerinde başarı sırası 16.000(ygs-2 ) ile 21.000 arasında değişiyordu. vakıf üniversitelerinde tam burslu okumak için ise 22.000 ile 28.000 arasında değişen bir sıralamada olmanız yetiyordu. ama tabi o zamanlar devlet üniversitelerinde dahi çok az yerde vardı. şimdi ise hemen hemen bütün vakıf üniversitelerinde bu bölüm açılmış durumda. bu nedenle başarı sıralaması da hayli düştü, kontenjanların artmasının da bunda payı çok büyük. yani ilerde fizyoterapistlerde bir yığılma söz konusu olacak gibi duruyor. bu nedenle sizi bu kalabalıkta farklı kılacak şey alacağınız eğitimin kalitesi olacaktır.

    vakıf üniversitelerinin pek çoğu üniversite değil de ticarethane gibi işlediği için tercih etmeniz durumunda hüsrana uğrayabilirsiniz. zira ftr eğitimi teoriden çok uygulamalı eğitim almanız gereken bir alandır ve yeni açılan vakıf üniversitelerinin çoğunda böyle bir eğitim alma imkanınız düşüktür. bu nedenle eğer bir vakıf üniversitesinde okuyacaksanız o bölümü iyice araştırarak tercih ediniz. uygulamalı eğitimlerinin ne düzeyde olduğunu öğrenmek için aynı üniversitede o bölümü okuyan kişilerle iletişime geçmenizi tavsiye ederim. aksi takdirde hiçbir şey bilmeden mezun olup sonrasında meslek kurslarına ciddi paralar harcamak zorunda kalabilirsiniz.

    bir de öyle bir gerçek var: bir anda bu bölüm 20 küsür üniversitede açılınca akademisyen açığı da oldu dolayısıyla. bu nedenle birçok üniversitede eğitim veren kişilerin yetkinliği de bana sorarsanız tartışılır.

    velhasıl gideceğiniz üniversiteye salt puanına bakarak karar vermeyin arkadaşlar. ftr gibi eğitimin çok fark yarattığı bölümde hele hiç yapmayın bunu, önce bir araştırın.
  • bu bölümü okumaya başladıysanız çetrefilli bir yol sizi bekliyor. meslek haklarınız için bile mücadele edeceğiniz zamanlarınız olacak maalesef.
    sizden önce bu yoldan geçmiş birinin tavsiyelerini dinlemek işe yarayabilir.
    birlikte dinleyelim
  • muhteşem ötesi bisey.

    omurgasında (erken yasta yaptığım bi motosiklet kazası yuzunden) 5 fıtık taşıyan insanım.

    su an son derece tansiyonlu bir proje için gece gündüz (günde 20 saat filan) çalışmak durumundayim ve boynum tutuldu*

    ama allahtan çalıştığım yerde spor sakatlanmalariyla ilgili uzman bir prof dr ve şahane fizyoterapistler var.

    yana bakmam gerektiginde, mafya babaları gibi, tüm bedenimle dönmek zorunda kaldığım ve eğilip kalmanın (ki beden isi yapıyorum, bol sürünmeli) izdirap olduğu bir süreçten, beni resmen hamur kıvamına getirdi bu ekip.

    fizyoterapi çok acayip. masaj gibi ama başka şeyleri de var. "simdi omurgan citliycak, korkma tamam mi" deyip arkadan sarılıp bi hareket çekiyor adam. tam söylediği omurumdan çit sesi geliyor. saka gibi.

    kasları gevsetiyor, eklemlerle oynuyor, garip ama resmen sihirli gibi biseyler yapıyorlar. ay ay ay diye yattigin sedyeden dogruldugunda çift kale mac yapabilecek gibi hareket edebilmeye basliyorsun.

    bayıldım, oldum bittim su olaya. resmen 40 bin bakimi gibi bisey.

    benim gibi omurga sorunu ve fiziksel eforlu isi olanların resmen birkaç ayda bir uğraması gereken bi birim bence.

    ben bundan sonra 2 ayda bir buradayım yani, çok net

    (bi de bana şiddetle pilates tavsiye ettiler. hakikaten omurga sorunlarına birebirmis bu arkadaş)