*

şükela:  tümü | bugün
  • joon ho bong'un ilk filmi.. ingilizce adi barking dogs never bite..

    --- spoiler ---
    film, kopekler uzerinden insanlari ve insanlar arasindaki iliskileri tanimliyor. profesor olmak isteyen ve bunun icin 10 bin dolar (dekana rusvet) arayan, kopekleri de sevmeyen bir karakter soz konusu.. diger ana karakter de, bir ofiste sekreter olarak calisan naif biri.. birisi kopeklerden rahatsiz olup onlardan kurtulmaya calisirken; digeri, kopeginden mahrum kalanlarin yardimina kosuyor.. tabii arada depoda saklanan evsiz tip ve kaybolan kopekleri yiyen bir bekci soz konusu..

    prof. olmak isteyen kahramanimiz biraz iki yuzlu.. prof. olmanin kendi dogasinda olmadigini, kendini dogaya vurmak istedigini anlatiyor.. fakat o noktada, yonetmenimiz bu karakterin boyle bir yapida oldugunu gostermek icin kamerayi geriye dogru kaydiriyor: yesillikler icinde gorunen soz konusu kisinin, aslinda pencereden bakmakta oldugunu ve evinin icinde kisilip kaldigini goruyoruz.. kopek seslerinden rahatsiz oluyor ve sesin kaynagini yok etmek icin turlu numaralara basvuruyor. sonrasinda karisi, elinde kopekle geldiginde, kopegi kaybediyor, gonulsuzce bir disari cikarma sonucu.. sonrasinda anliyoruz ki, kadin ilk defa hayatinda icinden gelen bir sey yapmis: bir kopek almis.. ve emekli ikramiyesinin 10 bin dolarini da, esinin prof. olmasina giden yolda bir kenara koymus.. iste bu noktada, adam da kopegi ariyor.. menfaat icin gelisen bir kopek sevgisi..

    guney kore'den yine nur topu gibi bir film.. yonetmenin ikinci filmini merak edenler icinse (bkz: salinui chueok).
    --- spoiler ---
  • güney kore'den 2000 yapımı güzel bir film.. yönetmenin diğer filmlerini henüz seyretmedim ama ilk filmine bakarsak, iyi bir başlangıç yaptığını söyleyebiliriz..
    filmde, ilerledikçe üzerine birşeyler eklenen ve belli bir sona doğru ilerleyen sürükleyici olaylar zinciri yok. bunun yerine farklı kişiler, olaylar ve kopekler uzerinden insan ilişkileri anlatılıyor. bunu da gayet basarılı yapıyor ki, iki saate yakın surenin nasıl geçtiğini anlamadan filmin sonuna geliyorsunuz. köpeklerin basrolde olduğu bir kaç sahne sinir bozucu olsa da, kendileri bu sahnelerde sağlık görevlilerinin denetiminde rol almışlar, öyle diyor filmin basında..
  • 2000 yılı mahsulu joon ho bong tarafından yönetilmiş olan güney kore yapımı film.

    filmi ortadirek diye tabir ettiğimiz kesime ait samimi bir bakış diye özetleyebiliriz sanki. birbirinden ilginç karakterlerin iç dünyalarına sokularak elinden geldiğince ayrıntılı olarak izleyiciye yansıtan sıcacık bir film, sarılıp uyumak istiyorsunuz. muhakkak izleyiniz, izletiniz. pişman olmayacaksınız.

    özellikle final sahnesi beni çok etkiledi. iki genç kızımız dağa doğru yürüyüş yaparlarken film nihayetlenmeden önce kameraya doğru dönerler, ellerindeki aynayı kameraya yani bizlere doğru tutarlar, aynadan yansıyan güneş gözümü alır, aklıma "olur mu hiç dört kulak, dön de aynaya bak" isimli çocuk şarkısı gelir, yüzümde çetrefilli bir gülümseme.
  • eğlenceli sayılabilecek güney kore filmi.

    ya aslında filmle ilgili yazılabilecek fazla bir şey yok. muhtemelen başroldeki elemana söversiniz, başroldeki elemanın karısına da söversiniz, başroldeki kızı da seversiniz.

    *kore yapımı filmleri seviyorsanız yoklukta gider.
  • --- spoiler ---

    kore sinemasının yükselen yönetmeni joon-ho bong'un 2000 yılına ait ilk uzun metrajlı filmidir.

    yönetmenin daha sonraki filmlerinde kullanacağı pek çok motifin ve sahne biçiminin bu filmde yeşermekte olduğu görülebilir.

    orta sınıf insanın ekonomik yükselme açlığı ve dayatılmış yükselme fikrinin birey açısından arzulanan bir fikir objesi olduğu kadar daha samimi bir düzlemde kendine yabancı gördüğü bir erek olduğunun farkında olunması, yönetmenin kendine has iç içe geçmiş hikayeler örgüsüne ve her an bozulacakmış gibi duran naif anlatıya dayanan tarzıyla anlatılmıştır.

    filmin henüz başında dışarı ve içeri ayrımını sunar izleyiciye film. neredeyse tüm film boyunca profesör olmak için didinen yun-ju karakteri filmin başında yaptığı telefon konuşmasında dışarıya hakim doğayı izlerken profesör olmanın belki de onun istediği şey olmadığından dem vurur. hyeon nam için de aynı ayrım mevcuttur: içerideki ofisini daime terk ederek dışarıdaki başka olaylarından peşinden koşmaktan kendini alıkoyamayan hyeon nam, içten içe dış yaşamın kendine uygun olan yaşama biçimi olduğunun farkındadır. zaten tüm filmde de bu içten dışa yönelmiş özgürleşmesi görülür karakterin. öte yandan yun-ju'nun ise dıştan içe kendi isteğiymiş gibi algıladığı, ona eklenmiş bir donanım gibi taşıdığı bir istekle ilerlediği görülür. final sahnesinde bu zıtlık açıkça verilir zaten: yun-ju o çok istediği profesörlük kariyerine başlamıştır ve sınıftan perdelerin kapanmasını ister. siyah perde dışarının yeşilini siler gözlerinin önünde. tam o sırada hyeon nam'ın izleyenlerin unutmayacağı sevimlilikteki orman sahnesi gerçekleşmektedir. tüm zıtlaşmış yöndeki hikayelerde ilgi çeken iki karakter arasındaki benzerliklerdir. joon-ho bong'un ilerleyen filmlerinde de görüleceği gibi bir sistem eleştirisi mevcuttur. sistemin mutluluk formulü olarak sunduğu iç hayat başarısının sahteliği(yun-ju'nun başarısından tatmin olmayışı ve hyeon nam'ın daimi kaçma dürtüsü), kişinin samimimi tercihlerine dayanan dış hayatın mutluluğunun gerçekliği karşılaştırması gibidir.

    trendeki dilenci kadına yer veren hyeon nam'ın yardımının sistem saikleri çerçevesinde değersiz görülüşü fakat filmin son bölümlerinde yun-ju'nun para yardımının gördüğü saygıyı bu ikilemi ifade etmek için doğru kullanmıştır film. ironik olan yun-ju'nun saygı gören davranışının arka planında hyeon nam'ın samimi dış yaşam biçiminden beslenen yardımseverliği vardır. onun yun-ju'nun hayatına müdahil olup getirdiği mutluluğun ardından mümkün kılınmıştır bu davranış. mutluluğu kör bir açıdan gören bir toplum tasviri gibidir.

    dip not: hyeon-nam'ı doona bae oynamaktadır. kendisini yönetmenin gwoemul filminde, wachowski kardeşlerin cloud atlas'ında ve park chan wook'un intikam üçlemesinin ilk filmi boksuneun naui geot filminde de görmek mümkündür. zaten uzak doğulu kadınlara karşı zaafı olan ben diyebilirim ki tüm bu filmler içinde doona bae'nin güzelliğinden ve sevimliliğinden bu kadar gözlerimi alamadığım bir film olmamıştı.
    --- spoiler ---
  • joon ho bong'un hemen tüm filmlerini izlemiş bir güney kore başta olmak üzere uzak doğu sineması sever biri olarak aradığımı bulamadığım film, belki de beklentim yüksekti

    filmin başında filme tutunmak için çaba harcamak gerekiyor ancak "bebek"in filme katılmasıyla film hareketleniyor

    filmde eksik kalan bir şey var, bir tatsızlık, bütünsüzlük. yine de izlenmeli mi sorusunun yanıtı evet bence.

    --- spoiler ---
    kızların dikiz aynasını kırması
    bekçinin köpekleri kesmesi :(
    prof adayının karısının çocuğa it gibi davranması

    hepsi beni fazlasıyla rahatsız etti
    --- spoiler ---