şükela:  tümü | bugün
  • türkçeye "filo seyirde" olarak çevirebileceğimiz temel bir deniz savaşı doktrinidir. bu strateji aslında oldukça basit bir mantık hesabına dayanır: güçlü bir filonun sadece varlığı bile düşman için ciddi bir tehdit oluşturur, insan ve malzeme açısından masraflı karşı önlemler (en basitinden, savaş boyunca devam etmesi gerekecek bir abluka) gerektirerek düşmanın savaş çabasını baltalar. bu stratejiyi ilk kez isimlendiren kişi ingiliz veraset savaşı sırasında britanya donanmasının amirallerinden torrington kontudur. fransız donanmasının tarihi boyunca ulaştığı en zirve noktası olan louis xiv'ün kalyon filosu, britanya donanmasını irlanda'yı abluka etmek için ikiye bölünmüş olduğu sırada yakalamış ve 1691 tarihindeki beachy head (beveziers) muharebesinde ingiltere adasını korumak için ayrılan yarıyı yenilgiye uğratmıştır. fransa kralının ingiltereyi istila etmek için önünde bir engel kalmamış gibi gözükmektedir. ancak torrington filosunu thames'in ağzına çekerek bekleme pozisyonu alır. fransızlar saldırmaktan cayarlar zira aynı anda hem askerleri taşıyacak konvoyu korumak hem de ingiliz donanmasıyla uğraşmak için güçleri yeterli değildir. ingiliz tarihindeki en büyük krizlerden biri böylece savuşturulur. fakat amiral torrington alışılmamış bu pasif stratejisinden dolayı korkaklıkla suçlanarak divan-ı harbe verilir. savunmasında "filo seyirde olduğu sürece düşmanımız istilaya kalkışamazdı" diyerek tutumunu özetler. kendisi davada aklanır ve kral üçüncü william tarafından ödülledirilir. sarfettiği bu cümle ise yeni bir stratejik doktrin olarak savaş sanatı dağarcığındaki yerini alır. nitekim sayıca dezavantajlı olan birçok donanmalar ilerleyen yıllarda bu doktrini başarıyla uygulayacaklardır. trafalgar sonrası fransız donanması, birinci dünya savaşında hochseeflotte, ikinci dünya savaşında ise kriegsmarine ile regia marina en göze çarpan örneklerdir.
  • turkceye "filo seyirde" degil de "donanma mevcudiyeti" gibi cevirirsek daha dogru olabilecegini dusundugum askeri terim. nitekim filo "seyirde" degil, limanda yatiyor.

    elinizde bir donanmanizin olmasi, otomatik olarak dusmanin da sizinle basetmek icin bir donanma bulundurmasina sebep olmaktadir. dolayisiyla "dur risk alayim da dusmani yok edecek bir hamle yapayim" diye savasa kalkismak yerine sadece beklemek, dusman donanmasini bu sekilde hareketsiz kilmak da yok etmeye es deger etki yapacaktir.

    fakat fleet in being'in etkisi basit bir tehdit olusturma durumundan cok daha buyuktur. cunku deniz savaslarinda guclerini bolmek her donanmanin kabusudur. gemiler narin savas araclaridir, ilk isabette kritik bir yerlere denk gelen bir mermi 2000 murettebatli, 380mm toplu dev bir savas gemisini tamamen savas disi kilabilir, aylar surecek tamir surecine sokabilir. onemli bir geminin batmasi bolgedeki guc dengesini tamamen o tarafin aleyhine degistirebilir. bu yuzden donanmalar surekli bir yerlerden gelecek takviyeye guvenerek is yaparlar.

    bu sebeple 1. dunya savasinda alman imparatorluk donanmasi, sadece "var oldugu" icin butun britanya imparatorlugunun dunyadaki deniz operasyonlarini kitlemistir.

    ikinci dunya savasinda (gemi teknolojisi gelistigi icin) olay tek gemi seviyesine inmistir, ozellikle weserübung harekatı'nda tum alman destroyerleri norvec fiyordlarina kistirilip batirilinca, ingiltere-almanya arasindaki deniz catismalari whack-a-mole misali sagda solda beliren alman gemilerini yakalama, "alman gemisi kovalamaca" maceralarina donusmustur. bismarck, graf spee, tirpitz, scharnhorst gibi.