şükela:  tümü | bugün
  • https://www.youtube.com/watch?v=qxelx_qgusq

    flormar işçilerini anlamak ve türkiye işçi sınıfını tanımak için kaçırılmaması gereken bir belgesel.

    hazırlayanların eline sağlık, ondan ötesi flormar işçilerinin sesini tüm türkiye'ye duyurmak ve örgütlemek gerektiğini hatırlatan belgesel.
  • direniş güzelleştirir :)
  • güzellik direnişinin tüm ülkeye yayılması dileğiyle.
    yurdum insanı direnişle güzelleşmeyi öğreniyor.
  • (bkz: boyun eğme)
  • belgesel çok güzel olmuş yapanın eline sağlık.

    mutlaka gidilip görülmesi gereken direniştir. giderken de birer koli su alıverin. orası aşırı sıcak olduğundan suya ihtiyaç çok oluyor.

    edit:imla.
  • işçi sınıfına dair bazı gerçekleri tekrar hatırlatan yapım:

    1. işçi sınıfının nesnel koşulları bilinçlenmesine her zaman elverişlidir. örgütlenen işçiler çok hızlı bir biçimde bilinçlenebilmektedir.
    2. sınıfı cinsiyet, inanç vb üzerinden bölmenin sınırları vardır. bilinçlenen işçiler ortak menfaatlerinin daha fazla farkına varırlar.
    3. hızla krize yuvarlanan türkiye'de bu sınırları artık daha sık göreceğiz.

    h&m'in feminizm maskesini biraz aralarsanız altında çocuk işçi sömürüsü bulursunuz. flormar'ın "biz kızlar istersek her şeyi yaparız" temalı reklamlarını biraz kazırsanız altından kadın işçilerine yaptıkları eziyet çıkar.

    ne boya ne yama tutar artık. makyajı pul pul dökülüyor sistemin.
  • alakası var mı bilmiyorum, ama bana şu ödünç paragrafları anımsatan video'dur:

    "gebze’de flormar fabrikasında direnişi sürdüren kadın işçilerin çoğunun başında türban, hepsinin dilinde “güzel günler göreceğiz” şarkısı var. nâzım’ın dizelerini tam olması gerektiği gibi yorumluyor ve hissediyorlar. nâzım’ın “güzel günleri” komünizmdir besbelli. işçilerin arasında ben komünistim diyenlerin sayısı kaç olabilir?

    peki gezi, haziran direnişi? türkiye’de 10-15 milyon yetişkin solcu mu vardı beş yıl önce? hükümet istifa diyebilmek için her şeyi göze alan o insanlar solcu muydu, değil miydi?

    her şey böyle de değişir işte. toplumu sabit oranlara sağ-sol diye bölenlerin başka sabitleri de var. yukarıda geçtiği gibi, "sol iktidar olamaz" mesela. "önce yavaş yavaş ilerlenmeli"dir. yavaş yavaş, yani daha az işsizliğe razı gelerek, sen işini koruyorsan yanındakinin atılmasını hoş görerek… ilerlemek! seçimlerde yüzde on barajının durmasını itiraz ve mücadele konusu haline getirmeksizin “oylar boşa gider” argümanını tekrarlayıp durmak da bir sabittir. eşitlik ve adalet güzel fikirlerdir ve keşke öyle olsa’dır; ama olası değildir ki, en azından çok zordur.

    sonra bir gün mücadeleyi görürler, tanıklık ederler, daha iyisi, parçası olurlar."

    (bkz: link)