şükela:  tümü | bugün
  • flört sırasında çiftlerin birbirine cinsel, fiziksel, sözel ve duygusal yönden baskı uygulaması ve sosyal kısıtlamalar getirmesi.

    sabancı vakfı ile nevşehir üniversitesi'nin ortak çalışması sonucu bu konuda bir de broşür hazırlanmış.

    broşüre göz atalım.

    şiddet temelli ilişkinin özellikleri şöyle sıralanıyor:

    - partnerin yaşam biçimini sınırlandırıcı etkisi vardır.
    - partnerinin kendisinden korkmasına neden olur.
    - ilişki; partnerinin fikirleri, istekleri ya da duygularından çok şiddeti uygulayanın kendi duygu, düşünce ve istekleri doğrultusunda ilerler.

    flört şiddetinde en büyük tehlike ise,
    - gençlerin yaşadıkları şiddetin farkında olmamaları.
    - evlendiklerinde şiddetin olmayacağı yanılgısı.
    - yaşadıkları şiddetle nasıl başedeceklerini bilmemeleri.
    - en önemlisi de bu şiddetin bir sevgi/aşk göstergesi olduğu yanılgısı.

    flört şiddetinin belirtileri de şunlarmış:

    -genel olarak öfkeli bir tarza sahip olmak, öfke patlamaları yaşamak, hoşgörüsüzlük

    -olayların sorumluluğunu üstlenmeme, hatalarını kabul etmeme, hep başkalarını suçlama

    -cinsiyetçi bir tavra sahip olma, kadınların ve erkeklerin nasıl davranması gerektiği konusunda çok kesin yargılarının bulunması

    -genel olarak denetleyici, baskıcı, kısıtlayıcı davranışlar sergileme, gittiğiniz yeri, görüştüğünüz kişiyi, yaşam kararlarınızı kontrol etme arzusu

    -istediği olmadığında küsme, surat asma, kendini acındırma, duygu sömürüsü

    -dünyanın onun etrafında dönmesini, her zaman onu ve isteklerini kendi isteklerinizin önünde tutmasını bekleme

    -sizin fiziksel, duygusal, cinsel sınırlarınıza saygı göstermeme, ihlal etme, "yapma" dediğiniz şeyleri bilerek ve zorlayarak yapma

    -aşırı kıskançlık ve kıskançlığı normal gibi sunma

    http://www.milliyet.com.tr/…010/1304635/default.htm
  • birçok arkadaşımın bilinçsizce yaşadığına şahit olduğum şiddet. o kadar yaygın ki, gözlemlediğim ilişkilerin çoğunluğunun bunun üzerine kurulu olduğunu söyleyebilirim. sevgilisine sormadan adım atamıyor, kıskanılıp kısıtlanmaktan hoşlanıyor. üniversite öğrencisiyim, böyle bir broşürün bizim okulda da dağıtılmasını isterim.
  • mor çatı 14 şubat için bunun adı aşk değil diyerek flört dönemindeki şiddetin anlatıldığı bir metin yayınlayarak bu konuya dikkat çekmek istemiş.
  • mor çatı tarafından hakkında 14 şubat mesajı yayınlanan şiddet türü: flört şiddeti

    bunun adı aşk değil!

    mor çatı aşağıdaki açıklamayla biricik karımın bana 6 yıldır şiddet uyguladığını açıkça belirtmiştir. hemen alo baro: 444 26 18 'i arıyorum.

    sevgilin “kadınlar bazen dayak yemeyi hak ediyor” düşüncesine katılıyorsa,

    sevgilin kadınlıkla ve kadın bedeniyle ilgili küfürler (örn. orospu, yosma) kullanıyorsa,

    sevgilin çevresindekilere birden öfkelenip fevri davranıyorsa, ani öfke patlamaları yaşıyorsa,

    sevgilin okulda, mahallede, evde arkadaşlarıyla ya da ailesiyle sık sık kavga ediyorsa,

    sevgilin bir sorunla karşılaştığında başkalarını suçlama eğilimi gösteriyorsa, davranışlarının ve duygularının sorumluluğunu almaktan kaçınıyorsa (örn. “hoca damarıma bastı”, “annem insanı delirtir”),

    sevgilin “bazı sorunları çözmek için şiddet işe yarar” düşüncesine katılıyorsa,

    sevgilin seni aşırı yüceltiyorsa, dünya üzerinde onu en iyi anlayan kişinin sen olduğunu düşünüyor ve çok “özel” olduğunu söylüyorsa (örn. “bugüne kadar hiçbir kadın beni senin anladığın gibi anlamadı”),

    sevgilin senden izin almadan telefon ya da bilgisayarını karıştırıyorsa,

    ilişkinde şiddetle karşı karşıyasın.

    ulan yemin ediyorum tek başına şu bildiri neden akp'nin iktidar olduğunun göstergesi. türk solu kadar, türk demokratı kadar, türk sosyal adaletçisi kadar yani bizim kadar halktan kopuk, aklı götünde bir insan topluluğu olamaz. ulan bize insan demeye bin şahit lazım be. be hey amına koydumun salakları -bak amına diyorum ilişkide şiddet yaptım- bu ülkede millet karısını lahmacun yapıp dağıtıyor, kadınlar anne babalarını öldürüp altınlarını çalıyor, polisler imamlar öğretmenler çocukları istismar ediyor, cumhurbaşkanları zamanında 15 yaşında kızla evlenmiş bunlar insanlara normal geliyor. bu yarramın kafaları da “kadınlar bazen dayak yemeyi hak ediyor” diye düşünüyorsan ilişkide şiddet uyguluyorsun diyorlar.

    ulan bu amını siktimin diyarında kadınının da erkeğinin de doktorunun da polisinin de hakiminin de politikacısının da jürisinin de futbolcusunun da bazen dayak yemeyi hak etmediğini düşüneniniz var mı lan? varda sizin beyninizin damarını sikeyim. ulan tımarhane oğlum burası orman kanunu var lan burda. orman kanunu, orman. bunu düşünmemek için gerizekâlı olmanız lazım lan. bakın buradan söylüyorum aranızda buna %100 inanmayan varsa ya baba parasıyla büyümüştür, ya hayatı odasında 31 çekerek geçmiştir ya da hayvanat bahçesinde bakıcıdır insan yüzü görmemiştir. bu ülkedeki herkesin bazen dayaklık olmadığını düşünmek marifet değil salaklık. gerçeklik bunu kabul edip ne olursa olsun kimseye şiddet uygulamayacağım demek. gidin milleti buna örgütleyin gidin mastürbasyonunuzu bununla yapın.

    gerçek dünyadan bu kadar kopuk olmayın. bugün bu bildiriyi ciddiye alan insanın gerçek dünyayla hayatta kalmayla pamuk ipliği kadar bağlantısı olamaz. o-la-maz. sevgilin seni aşırı yüceltiyorsa, dünya üzerinde onu anlayan kişinin sen olduğunu düşünüyorsa ve çok özel olduğunu söylüyorsa.....

    hazır olun.. ilişkinde şiddetle karşı karşıyasın

    bak karşı karşıya kalabilirsin değil karşı karşıyasın.

    bildirideki yukarıda saydığım maddeleri düşünmeyen bırak erkek, kadın bulursanız alın laboratuvara kapatın izole edin. çocuk tecavüzlerinden, kolluk kuvvetlerinin görevi kötüye kullanmasından, işkenceden almış başını gitmiş ülkede, amına koydumun dangalakları; sevgilin, onu anlayan kişinin sen olduğunu düşünüyorsa ve çok özel olduğunu söylüyorsa; "kaç!" diyor "kaççç!!! şiddet mağdurusun". lan ne şiddeti ne flörtü memlekette flört mü var? onbinlerce müridi olan cübbeli çıkmış "sevgililer günü zinakârlar günüdür" demiş amına koydumun tatlı su feministleri de hala "sevgiliniz mesajlarınızı karıştırıyorsa ayrılın" diyor ya. ulan böyle bir şey olabilir mi? ben bu ülkede yalnız mı yaşıyorum? benden başka kimse nerede yaşadığımızı bilmiyor mu ya? delirittiniz lan beni. gidin toplumla yüzleşin halka inin halkı anlayın lan. burada babalar kızlarını kıyma makinesine sokuyorlar sevgilileri varsa isviçre mi lan burası bazı sorunları çözmek için şiddetin işe yaramadığını düşüneceksin? gidin kadınlara savunma sporu dövüş sanatı öğretin. doğu'yu güneydoğu'yu içanadolu'yu bırakın taksimde taciz tecavüz edilen kadına yardım etmek için şiddet değilse ne işe yarayacak?

    allah rızası için bu bildiriyi yayınlayıp aşağıdaki gibi düşünen var mı arkadaşlar fanus mu lan burası?

    sevgilin “kadınlar bazen dayak yemeyi hak ediyor” düşüncesine katılıyorsa,

    sevgilin kadınlıkla ve kadın bedeniyle ilgili küfürler (örn. orospu, yosma) kullanıyorsa,

    sevgilin çevresindekilere birden öfkelenip fevri davranıyorsa, ani öfke patlamaları yaşıyorsa,

    sevgilin okulda, mahallede, evde arkadaşlarıyla ya da ailesiyle sık sık kavga ediyorsa,

    sevgilin bir sorunla karşılaştığında başkalarını suçlama eğilimi gösteriyorsa, davranışlarının ve duygularının sorumluluğunu almaktan kaçınıyorsa (örn. “hoca damarıma bastı”, “annem insanı delirtir”),

    sevgilin “bazı sorunları çözmek için şiddet işe yarar” düşüncesine katılıyorsa,

    sevgilin seni aşırı yüceltiyorsa, dünya üzerinde onu en iyi anlayan kişinin sen olduğunu düşünüyor ve çok “özel” olduğunu söylüyorsa (örn. “bugüne kadar hiçbir kadın beni senin anladığın gibi anlamadı”),

    sevgilin senden izin almadan telefon ya da bilgisayarını karıştırıyorsa,

    ilişkinde şiddetle karşı karşıyasın.

    bunları yapmayan hayatta kalabilir mi oğlum? ticarette, ailede, okulda, sokakta, otobüste, tatilde, park yerinde, üniversitede bunları yapmayan hayatta kalabilir mi? üniversitede akademik ortamda; dilerseniz en elit üniversite olsun siz bu şekilde yaşayan doçent profesör var mı sanıyorsunuz? hayat bu kadar ucuz mu lan? üçüncü dünya ülkesi oğlum burası. birinci değil ikinci değil üçüncü dünya ülkesi. bizim bir gerimiz afrikada millet su bulamıyor. 2 gerimiz yok. 3 gerimiz yok. siz gözleriniz kapalı otuzbirinizi elliikinizi çekerken orda vatandaşı bağlamışlar amını götünü sikiyorlar lan. bu halkın tek çalıştığı şey hayatta kalmak. 20 kişi küçük kızları erkekleri eve kapatıyorlar iyi hâlden indirim alıyorlar. milli eğitim müdürleri hakkında öğretmenler hakkında taciz tecavüz soruşturmaları örtbas ediliyor. lüks yaşamak değil tatil değil et yemek bile değil vatandaş hayatta kalmaya çalışıyor. ilkokul mezunundan doçentine, ateistinden çarşaflısına, milyonerinden evsizine milyonlarca erkek kadın her gün karısını/kocasını aldatıyor bu ülkede. gidin bunlarla uğraşın, liseli genç kızları, üniversiteli kadınları bunlara hazırlayın. ellerinde kamçıyla gezsinler, kendi ayakları üzerinde dursunlar, hayatta kalsınlar. yukarıdaki maddeleri yapan erkekleri alsınlar heykelini diksinler. benim böyle olmamı bırakın benim karım yukarıdakileri yapmasın sokağa çıktı mı aklım kalır kalpten giderim. yarın öbür gün kızım oğlum yukarıdakileir yapmasın ölsem gözüm açık giderim. gerçek dünyada yaşıyorum lan ben. ayaklarım yere basıyor. açın siz de gözünüzü ardına kadar açın.
  • "evli erkekleri sindirdik, sıra zani olanlara geldi" denilip yayınlandığını düşündüğüm metin.
  • 40tilki kadın inisiyatifi bu konuyla ilgili bir blog ve facebook sayfası hazırlamış.

    oldukça bilgilendirici içerikleri var, bir göz atmakta fayda olabilir.
  • çoğu kadının maruz kaldığı bir şiddet türü.

    mesela bunlar da bir şiddet:
    " -sevgilin her konuda onu haklı bulman gerektiğini düşünüyorsa,
    -sevgilin sana sürekli yapman gerekenleri söylüyorsa,
    -arkadaşların ya da ailenle vakit geçirdiğinde sevgilin sana öfkeleniyor ya da küsüyorsa,
    -sevgilin günün her saati sana ulaşmak istiyor, ulaşamadığında öfkeleniyor ya da küsüyorsa,
    -sevgilin senden izin almadan telefon ya da bilgisayarını karıştırıyorsa,
    -sevgilin senin fikirlerini dikkate almıyor, önemsemiyor ve küçümsüyorsa"

    bunların çok sevmek ya da gerçek aşk ile hiçbir alakası yok. unutma! aşk ve sevgi manipülasyonuyla tahakküm altına alınmak da bir şiddet.

    ayrıca, sevgilinin yanında neler hissettiğin çok önemli. aklından bunlar geçiyor ancak "ama" diyorsan aman dikkat et:

    "- aklından sık sık “acaba sevgilim buna kızar mı?” sorusu geçiyorsa,
    -kendini sık sık sevgilini yatıştırmaya çalışırken buluyorsan,
    -kendi isteklerinden ve önceliklerinden sık sık ödün verdiğini hissediyorsan,
    -ilişki içinde kendini suçlu ve bir şeyleri gizlemek zorunda hissediyorsan,
    -kendini sosyal çevrenden izole etmeye başladıysan,
    -sevgilinle birlikteyken güvende olmadığını hissediyorsan "

    bu şiddet fiziksel de olabilir psikolojik de. unutma bu şiddetle başa çıkmak için yalan söylersen başına daha büyük sorunlar açabilirsin, hemencecik suçlu konumuna düşersin. sonra bu şiddet kısır döngüye girer ve yavaş yavaş öz saygını kaybedebilirsin. bunları görmezden gelmeye çalışma, yutkunma.

    bu sorunla nasıl başa çıkabilirsin? işte bazı tavsiyeler:

    " -şiddeti normal bir davranış olarak kabul etmemen çok önemli. aklından “bunu hak ettim”, “herkesin sevgilisi böyle davranıyor” gibi düşünceler geçebilir. kendinden şüphe etme! unutma, haklı şiddet yoktur!
    - güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için kurallar koyarak sınırlarını koruyabilirsin. kuralları koymak, hangi tür davranışları kabul etmeyeceğini söylemek ve bu kurallara uymadığında ondan uzaklaşmak ya da ayrılmak senin güvende olmanı sağlayacak bir adımdır. bu sayede şiddetsiz, güvenli, eşit ilişkiler kurabilirsin. "

    detaylı bilgi için: mor çatı - flört şiddeti
    on ortak özellik
  • bu kategori altında listelenen ve şiddet olarak isimlendirilip bir nevi kriminalize edilmek istenen tavır ve davranışların sadece erkekler tarafından kadınlara karşı sergilendiğini düşünmek için ciddi bir akıl tutulmasından muzdarip olmak lazım.
  • türkiye gibi, gönül ilişkileri hususunda biraz olsun ihtisas yapmış her erkeğin "acaba heteroseksüel doğmak benim lanetim miydi?" sorusunu belirsiz aralıklarla sorduğu ülkede, feministlerin kendi ayaklarına sıktıkları kurşundur flört şiddeti. yanlış saatin bile günde bir kere doğruyu göstermesi gibi, her yaralı yürek, feministler mevzuya uyanmadan bu kavramı sahiplenmeli, isimlerinden sonra en az adları kadar iyi bildikleri bir kavram olarak akıllarının kütüphanesine yerleştirmelidir.

    hayatının belirli bir döneminde, erkek arkadaşının telefon, bilgisayar, sosyal medya hesabı gibi bir şeyi karıştırmamış kadın sayısı, türkiye'de sıfırdır arkadaşlar. benzer şekilde değerli dostlar, dün akşam neredeydin, kiminle buluşacaksın, o kız kim gibi soruları da sormayan kadın yoktur bu topraklarda. peki flört şiddeti ne diyor? bunları yapan kişiler, karşı tarafa şiddet uygulayan kişilerdir diyor. kadınını sekse zorlamayan, yavuklusunun giydiği kıyafete ve arkadaşlarına karışmayan her düzgün erkek için böyle bir kavramdan daha güzeli üretilebilir miydi? işte şimdi ellerimize düştüler. öyleyse, bir bebenin memelere sarılması gibi sarılacağız bu kavrama.

    türkiye'de öyle can sıkıcı şeyler yaşarsınız ki ilişkilerinizde, bir anda lal olur, bir tefekkürden diğerine uzanırsınız. şu yakıcı soruyu sormayan erkek var mıdır: bunu nasıl yapabildi? kabahat öylesine büyüktür ki, artık çektiğiniz acının bir anlamı yoktur. aklınızı kurcalayan tek şey, bir şeyler paylaştığınız kişinin söz konusu şeyi nasıl yapabildiğidir. hangi ruhsal çöküntü, hangi ahlak törpüsü bunu ona yaptırmıştır? işte böyle anlarda, tanrım diye düşünürsünüz, heteroseksüel doğmak bir lanet olabilir mi? yahut değerli dostlar, sormaması gereken her soruyu soran, kaşımaması gereken her yarayı şevkle kaşıyan, bozmaması gereken her türden dengeyi bir an için bile acaba sorusu sormadan bozan tiplerle geçirdiğiniz gün sayısı arttıkça, yine ve yeniden, heteroseksüel doğacak hangi günahı işledim diye düşünürsünüz. gay çiftlere bakar, ulan ne mutlulardır şimdi dersiniz. ben ise şüphesiz ki lanetlendim. kaldırabildiğim süre boyunca meme isteyeceğim, işte bu benim lanetim! eeyy yerin ve göğün efendileri, izlediğiniz yerde zavallı erkeklerin haline gülmeye devam edin! ahir zaman geldiğinde, gülme sırası bize gelecek! işte böyle sönük, etkisiz tesellilerden medet umacak kadar kendinizi çaresiz hissettiğiniz günlerin sonuna geldik arkadaşlar. yaşadığımız ve yaşayacağımız neredeyse bütün yarraklıkları "flört şiddeti" mefhumuna tahvil etmemiz mümkün. tükendikleri gündür bugün. parla çılgın elmas! köpür ey su! gül ey saf çelişki!

    soru sormadan yapamayacaklarını biliyoruz. her soruya vereceğimiz bir cevabımız var artık: bebeğim, bu yaptığına flört şiddeti deniyor. feministlerin sitelerinden kavramı araştırabilirsin. yavrucum, bu sözlerine bir cevab vermek isterdim ama vermeyeceğim, çünkü şu an bana şiddet uyguluyorsun aslında, ne şiddeti diye soracak olursan, feministlerin sitelerine girmeni ve flört şiddeti denen şeyi araştırmanı öneririm. muhteşem papatyam, aslında senin bu yaptığına etkili bir misilleme ile karşılık vermek isterdim fakat ben medeni bir insan olarak, senin bana uyguladığın şiddeti sana uygulamayacağım. ne şiddeti diye sorar gibisin, feminist sitelere girmeni ve flört şiddeti neymiş araştırmanı öneririm...

    işte böyle. kurtulduk amına koyim. en kısa zamanda bu kavramın sancağını daha da yukarılara yükseltmek ve hukuk sistemine flört şiddeti meselesinin eklenmesi için elimizden geleni yapmak, bunu başardıktan sonra da eşimizi, sevgilimizi telefonumuzu karıştırdı diye dava etmeye başlamak yönünde planlara girişmeliyiz. artık, hukuka inancı hiçbir zaman tükenmemiş genç beyinler olarak polemiğe girmemize gerek kalmayacak. mevzuyu mahkemeye taşıyıp, bir şiddet mağduru olarak manevi tazminat talep etmeye başlayacağız. yüz yıllardır nafaka ödeyen zavallı erkeklerin ruhları belki soğuyacak o zaman. bizler ise, şiddet mağdurları olarak vakıflarda derneklerde toplanacak, bana bunu da yaptılar, bana şunu da yaptılar gibi paylaşımlarla keder geceleri düzenleyeceğiz! ağla ey zulmün bacısı! yıkıl ey manipülasyonlar kraliçesi! şekspir allahuekber!
  • prof. dr. ufuk sezgin bu konu üzerinde akademik olarak çalışır. böyle bir durumun tanımlanıp adlandırılması dahi farkındalık kazanılması açısından çok önemli. öyle feministlerin kavramı falan demeyeceksiniz, tüm dünyada çalışılan bir olgu bu, boş boş konuşmayalım.