şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: fonetik)
  • "i believe that phonology is superior to music. it is more variable and its pecuniary possibilities are far greater."
    erik satie
  • (bkz: eser taylan)
  • sesler tek başlarına uzay boşluğunda durmayıp birbirine uyum sağladığından değişimler görülür. misal: türkçe'deki sertleşme ve yumuşama. bu süreçlere inceleyen bilime de fonoloji denir işte. evet...
  • dili hiyerarşik bir yapı gibi düşünmek gerekmektedir. bir cümle, cümleciklerden; cümlecik kelimelerden, kelime de morfemlerden oluşmaktadır. morfemler anlam taşıyan en küçük dilbilimsel birimlerdir. bu birimlerin sesleler taşınan haline de fonem denmektedir.
    peki ya fonemler nasıl üretilmektedir? sıradan bir nefes alıp vermede, hava akımı ciğerlerden larinks’e, oradan da burun ve ağız arasından çıkmaktadır. çıkardığımız sesler, bu hava yollarının engellenmesi ya da aksatılmasıyla meydana gelmektedir. insanlara geniş ölçekte farklı sesler üretmelerini sağlayan böylesi çok konstriksiyonlar vardır. konuşmayı mümkün kılan da, seslerin farklılığıdır.
    örneğin, larinksin içinde “vokal kıvrımlar” adı verilen iki kulakçık kası bulunmaktadır (bu yapılara aynı zamanda “ses teli” de denmektedir, ama aslında orada bir tel bile yoktur). vokal kıvrımlar, hızlıca açılıp kapanabilirler, böylelikle “ses çıkarma” olarak bilinen bir tür titreşim yayarlar. avucunuzu boğazına götürdükten sonra “z” sesi çıkartarak bu titreşimleri hissedebilirsiniz. eğer bir yılan gibi sürekli “s” sesi çıkartırsanız bir titreşim hissetmezsiniz. “z” seslidir (voiced), ama “s” değil.
  • bir dili oluşturan en temel ses birimlerinin (bkz: fonem), ses sisteminin incelenmesi ve/veya bu konudaki temel nitelikleri demektir. "türkçe'nin fonolojisine uymayan bir kelime" derken bu niteliklerden bahsederiz mesela.

    her dilin, o dili yazmakta yaygın olarak kullanılan alfabesindekinden çok daha fazla ancak sınırlı sayıda ses birimi vardır. bu ses birimleri kelimeleri ya da onlardan daha küçük ama anlamı olan morfemleri üretmekte kullanılır. bu ses birimlerinin bir araya gelmesi ses birimlerinin rastgele kombinasyonları adedince olamaz, büyük ünlü uyumu, küçük ünlü uyumu vs. bu sınırlandırma ile ilgili olmaklar beraber, kelime ve morfem üretimi, telaffuzunda başka kurallar sınırlandırmalar da mevcuttur.
  • bu tür lüzumsuz entrileri, hiçbir derde derman olmayan entrileri pek sevmem ama dilbilim alanının en bunaltıcı kısmı olduğunu düşünmeye başladım, bilhassa özellik kuramı* benim için ezberlenip ezberlenip unutulan bir şey. burada şu söylenebilir: masa başına oturup "bu özellikler böyleymiş. şu özellikler bunlardan şöyle ayrılırmış. o dilin ses envanterinde şöyle şöyle şeyler varmış." demek yerine, sesbilimsel terimleri öğrenme zorunluluğunu iş başında, yani belli bir dili incelerken halletmek daha mantıklı olabilir. en azından farklı bir eğitim yaklaşımı gerektirdiği son derece açık. ömrümü yedi.
  • anlamlı en küçük birimleri yani morfemleri oluşturan sesler bütününü inceleyen bilim dalıdır. fonolojinin etimolojik araştırmaları bambaşka bir keyiftir. tek heceli, eklemeli ve bükümlü dillerin ses kıstasından yola çıkıp izini sürerken yani dillerin evrimleşme sürecini incelerken eşsüremli, artsüremli ve karşılaştırmalı sesbilimlerden yararlanılır. sesler, birim olarak ele alınır ve tespit edilen veriler birikerek ilerler. nihayetinde birçok dilin kökenine ulaşmada, akrabalık bağlarını tespit etmede ve yapay dillerin çözülmesinde bu bilgiler kullanılır. her bir kelimenin fonetiği ve bu ses birimlerinin insan zihninde yarattığı algı farklıdır. herhangi bir konuyu ses birim değerleri farklı kelimelerle aynı sonuca ulaşılacak biçimde anlattığımızda, alacağımız tepkiler de elbette değişir.

    büdüt: gelişmiş ülkelerin dilbilim enstitülerinde sesbilim üzerine araştırmalar yapılmakta ve büyük çaplı mitinglerde ve ulusa sesleniş konuşmalarında ses birim değeri, vurgusu ve tınısı en müspet olan kelimeler seçilerek konuşma metni oluşturulmaktadır.