şükela:  tümü | bugün
  • apple store'dan edinilebilen futbol yoneticiligi oyunu. menajerlik degil bak aziz yildirimcilik oyunu bu... o kadar para harcadiginiz oyuncular, o hic bir seyin mutlu etmedigi teknik direktorler ve sadece takimin kazanmasini bekleyen kulube tek faydalari maca bilet almak olan o holigan taraftarlar arasinda kalip sac bas yolmaniza yol acar ve biraz kulup yoneticilerine empati duymanizi saglayan sanirim sonu olmayan bir simulasyon. sanirim sonu olmayan diyorum cunku su an 17 senedir klubun basindayim ve hepi topu iki lig yukselebildik ve hala non-league diyor ligin adina...

    yayinlamadan guncelleme: 50 sezon sonunda iki sezon ard arda premier lig sampiyonu olduk, yuz bin kisilik stad her mac dolup tasiyor (hos bilet gelirleri yeterli degil ama sezon sonu gelirlerle denklestiriyoruz kasayi) ama bir kere bile fa cup finalinde gulen taraf olamadik... para da vermedigim icin (football chairman lite) avrupa turnuvalari yok, sevimsiz bir hal aldi artik, silerim yakinda...
  • pro versiyonu 10 küsür liraya alınabilen* ve kesinlikle parasının karşılığını veren efsanevi oyun, bir çeşit aziz yıldırım simülatörü.

    ister oyunun 50 bin euro'luk başlangıç bütçesiyle fikret ormancılık oynayarak başarıya ulaşmaya çalışın, ister gerçek parayla takımı coşturup daha yedinci ligdeyken premier lig takımlarına parmak ısırtacak tesislere sahip olun, size kalmış. bu oyunda farklı takımlarla 100'den fazla sezon oynamış ancak gerzekliğinden ötürü pek de başarılı olamamış birisi olarak benim önerim gerçek paraya çok ihtiyaç olmadığı sürece bulaşmamak zira hazıra dağ dayanmıyor. 10-20 lira verip, 500 milyon euro'yu yedinci lig takımına yatırmak size koymayabilir hatta ilk etapta müthiş bir tatmin de sağlayabilir ama "nasılsa para var" deyip hesabı kitabı bıraktığınız anda işiniz bitiyor, o kadar büyük paralarla oynamaya alışınca siz de kafayı yiyorsunuz. o yüzden, beşinci ligdeyseniz beşinci lig bütçesiyle oynayın. en sağlıklısı o. gelir/gider dengesini sağlamak şart. yoksa inanın bana, 5 milyar euro yatırsanız bile alt ligdeki takımı öyle tak diye çıkaramıyorsunuz çünkü takımın başına geçirebileceğiniz teknik direktörlerin seviyesi, dolayısıyla da transfer edilebilecek oyuncuların kalibresi, bulunduğunuz lige bağlı. takım ortalamasının 40-42 olduğu bir lige 60'lık teknik direktör, 75'lik oyuncu alamazsınız yani.

    oyunun internet sitesinden, oyuncuların hazırlamış olduğu farklı veritabanlarını indirip, başka ülkelerde oynayabilirsiniz. ben italya veritabanında oynuyorum, nihayet üç sezonun ardından şanlı virtus bari'yi serie d2'ye çıkarabildim. 2016'da en iyi forveti 30'luk, stadı 600 kişilik olan takımı koca bir asır sonunda dünya devi yapmak cidden muazzam bir his. ama oraya gelene kadar sıkılıyor işte insan, sorun o.
  • başlığı altında yalnızca iki entry olmasına (ki birini ben yazmışım zaten) basbayağı üzüldüğüm, sanıyorum ki ücretli olduğu için fenomen olmayı başaramamış muazzam oyun.

    oyunda yalnızca ingiliz ligleri var ancak kullanıcıların oluşturduğu veritabanlarıyla başka liglerde de oynayabilirsiniz. hatta bu veritabanlarını kendiniz de oluşturabilirsiniz. ben türkiye ligi için yapıp yüklemiştim, oynayan var mıdır bilmiyorum. yalnız ingiliz lig sistemi esas alındığı için alt liglerde 24, birinci ligde 22 takım oluyor. alt ligler neyse de en üst seviyede neden 22 takım var onu anlamadım, premier lig'de 22 takım yok ki. bununla birlikte, kupalar da ona göre ayarlanmış: alt ligler için bazı kupalar var, üst ligler için bazı kupalar var, hem italya kupası hem de lig kupası adı altında mecburen iki farklı organizasyon olmak zorunda vesaire.

    ben bir önceki entry'de bahsettiğim kariyerime devam ediyorum. kulübü kendiniz oluşturuyorsunuz. o yüzden halihazırda mevcut olan bari yerine, virtus bari isminde yeni bir kulüp oluşturdum ve şanlı bari'yi önce serie a'ya, oradan da avrupa kupalarına yükseltmeyi borç bildim.

    öncelikle yolun çok uzun olduğunu belirtmem lazım... kulübe gerçek parayla yatırım yapsanız bile her sene lig yükselmeniz sanırım imkânsız; çünkü ne yaparsanız yapın, oyun bir şekilde lig içinde denge sağlıyor. bir önceki entry'de de belirttiğim gibi, lig ortalaması 30-35 ise sizin bulabileceğiniz teknik direktörler de o seviyede oluyor. altyapı tesisleriniz 80 olsa bile, altıncı ligde oynarken sizin çıkarabileceğiniz en müthiş topçu 40 oluyor. bu aslında çok güzel çünkü oyunun kolay ve parayla kazanılabilir olmasının önüne geçiyor. para işleri kolaylaştırmakla birlikte başarıyı kesinlikle garanti etmiyor.

    benim serie a'ya yükselmem tam 22 sene sürdü. 2016'da serie d3'te başladık, lig üçüncüsü olarak bitirdiğimiz ve 496 seyirci ortalaması yakaladığımız 2019 sezonunda d2'ye yükseldik. orada sırasıyla 14'üncü, 11'inci, 10'uncu ve nihayet dördüncü olup (sanırım play-off'la) d1'e yükseldik. yükseldiğimiz sezon seyirci ortalamamız 698'di. yalnızca üç sezon kaldığımız d1 maceramız oldukça iyiydi. ilk sezon 14'üncü olmamıza rağmen seyirci ortalamamız 891'i bulmuştu. ikinci sezon 10'uncu olduk ve alt lig kupasını (ismini hatırlamıyorum, coppa sd olarak görünüyor) kazanmayı başardık. üçüncü sezonda ise şampiyon olup, 2027 yılı itibariyle lega pro 2'de oynamaya hak kazandık.

    lega pro 2'de neyse ki çok vakit kaybetmedik. ilk sezon 14'üncü, ikinci sezon 5'inci gelerek play-off ile lega pro 1'e yükseldik. bu arada seyirci ortalamamız da 3 binin biraz üzerini bulmuştu.

    lega pro 1 süreci daha sancılıydı. kötü bir ilk sezon geçirip 17'nci olduk ancak sonrasında toparlanmamıza rağmen play-off'larda başarısız olduk. 2030'da dördüncü, 2031'de sekizinci, 2032'de dördüncü olduk. o yıl "coppa lega pro"yu kazanmak tesellimiz oldu. bir sonraki sene beşinci olup bu sefer play-off'larda şeytanın bacağını kırdık ve 2034'te nihayet serie b'yi görebildik.

    serie b'deki ilk sezonumuzda ligi 13'üncü bitirmemize rağmen italya kupası'nda çeyrek final gördük. bu zamanlarda, ingiltere beşinci lig takımlarının neden kupada chelsea, arsenal, liverpool gibi takımlarla deplasmanda oynamak istediklerini daha iyi anladım... bizim stadımız 5 bin kişilik, ağzına kadar dolsa 20eur'dan kazandıracağı para 100.000eur olacak. hasılat ikiye bölündüğü için kalan 50.00eur. siz gidip de roma'yla deplasmanda, 50 bin kişiye karşı ve çok daha yüksek fiyatlarla oynarsanız, haliyle sezon boyu göremeyeceğiniz parayı kazanabiliyorsunuz. "sene sonunu nasıl getireceğiz?" diye düşünürken takımın bir anda kendini kupa çeyrek finalinde bulmasının ve o maçtan elde edilen gelirle rahatlayan bütçenin verdiği keyif, kelimelerle tarif edilemez. süper yahu. tekrar lige dönecek olursam, ikinci sezonumuz o kadar parlak geçmedi... 18'inci olduk, küme düşmenin kıyısından döndük. 2036'da vasat bir kadroyla 10'uncu olduktan sonra, hiç beklemediğim bir şekilde, sonraki sezon şampiyon olmayı başardık ve 2038'de serie a'daydık.

    ben, feridun bitir gibi "yırttık abicim yırttık!" diye seviniyordum ama başıma geleceklerden haberim yokmuş. seviye atlama olayı yavaş gerçekleştiği için, güçlü bir kadro kurmak istiyorsanız en azından birkaç sene lige tutunmanız lazım ki serie a seviyesinde işler yapabilesiniz. ben son üç takımın düştüğü 22 takımlı ligde ilk iki sezonumu da 19'uncu sırada bitirdim. açıkçası inanılmaz heyecanlı ve keyifliydi ama aynı zamanda bayağı stres yaptım çünkü biliyordum ki düşersem zaten ekonomik olarak nalları dikmek üzere olan takım bir daha asla toparlanamazdı. 2-3 senelik hayvan gibi kontratlar yapmışız topçularla, o adamların maaşını serie b gelirleriyle çıkaramazsın. bir de bankanın limitleri var. yanılmıyorsam serie b'deyken 2.5 milyon euro içeri girme hakkınız var. bu sayı, serie a'da 25 milyona fırlıyor. iki lig arasında uçurum var ve halihazırda ekonomi problemliyken düşmek, ölüm demek. borç limitini geçtikten bir süre sonra kulüp iflas ediyor çünkü. ilk sezonda ipler yine büyük ölçüde benim elimdeydi ama ikinci sezonda sadece ve sadece sampdoria son maçını kazanamadığı için ligde kaldım mesela. ben son 3-4 maçı kaybettim, adamlar o süreçte 2-3 puan alsa kalacaklardı. onlar da kaybetti, öylelikle kalabildim.

    üçüncü sezonumda müthiş bir gelişim kaydederek (!) 17'nci sıraya kadar yükseldim. işler bu noktada biraz değişmeye başladı... belli bir süredir ligde olduğum için oyun artık 90'lık oyuncuları ve teknik direktör adaylarını gösterir olmuştu. serie a'yı 19'uncu bitirdiğimde bile sezon sonunda 10 milyon euro'dan fazla para almıştım. iki sıra yükselince, 4 milyon daha fazla verdiler. bu para da elimi büyük ölçüde rahatlattı. iyi birkaç takviye, altyapıdan imdadıma yetişen birkaç efsanevi bebe ve yeni hocamız sayesinde sonraki sezonda büyük bir sıçrama gerçekleştirerek 9'uncu olduk. sezon sonu kasamıza giren para 28 milyon euro oldu. aslında sezonun büyük bölümünde avrupa ligi için yarışıyorduk ama son üç haftada sadece 1 puan alabilince çok geride kaldık. az önce bitirdiğim yeni sezonda da tablo pek farklı olmadı, yine avrupa mücadelesine girip boyumuzun ölçüsünü aldık.

    kulübün 30'uncu yılında şampiyon olmayı istiyorum ama juventus gerçekten çok güçlü. oyunun eleştirebileceğim başlıca özelliği bu sanırım: önceden atanmış "takım güçleri" pek değişmiyor. genelde serie a'ya çıkan takımlar çıktıkları gibi geri düşüyor, juventus hep en tepede kalıyor. gerçi arada genoa'nın şampiyon olmuşluğu var ama genel olarak ne zaman baksam juve'yi hep en tepede görüyorum. roma ise tam bir kupa canavarı. son sezonda adamlar hem lig hem de italya kupasını aldılar. şampiyonluğa dönecek olursak, juve hala her sezon 15-20 puan fark atıyor bana. ekonomik olarak kötü değiliz ama rahat da sayılmayız. istediğimiz bonservis ücretlerini veremiyoruz, genelde sezonu ekside geçirip sezon sonu gelen parayla kendimize geliyoruz. o yüzden kadro planlamasını çok iyi yapmak, maaşları iyi dengelemek gerekiyor. teknik direktörün her istediğini almaya veya her "gitsin" dediğini göndermeye kalkmayın derim, her zaman gözünüz kadroda olsun. ben bir keresinde ona güvenip hiç uğraşmamıştım, perişan oldum. toplamda 6 orta sahamız varken ve kendisi 4 orta saha oynatmak isterken, iki yedeğimizden birini "lazım değil" diye kulüpten göndermeye çalışıyordu gerizekalı gavat. neyse ki mevzuya uyandım da direkt kovdum hıyarı tazminatını verip.

    gerçekten muazzam keyifli bir şey yahu. sanırım üst üste 8-10 sezon serie a şampiyonu olmadan, avrupa'daki tüm kupaları süpürmeden evvel sıkılmam ben bundan. o değil de tam katar şeyhiyim. toplamda transfere 126.5 milyon euro harcamışım, transferden 17.3m kazanmışım. iyi ki ffp falan yok oyunda. 27 yıllık süreçte toplamda 12 menajerle çalışmışım, görevde kalma süreleri ortalama 110 maç. iyi bari, zamparini gibi tek sezonda altı teknik direktör kovmamışım. aferin bana. kulüp rekorlarım da şöyleymiş,

    ekim 2041'deki lecce maçında 33 bin kişiyle seyirci rekorunu kırmışız. o zamanki rekor tabii bu, muhtemelen bu sezon yeni kapasiteyle aşılacaktır. en pahalı transferim 12.5m euro ile fernandez olmuş, satışından en çok gelir elde ettiğimiz isim de 6.3m euro ile tamaro reyiz. orta saha almeida, 257'yle kulübün en çok maça çıkan oyuncusu. hala takımda. toplamda en çok gol atan oyuncumuz, 2015-2022 arasında 50 ile manfredi. ancak muhtemelen rekoru, 2041-42 sezonunda tam 20 gol atan hayvan segreti tarafından kırılacak. segreti'nin iki sene daha sözleşmesi var. aslanım benim.

    en uzun soluklu menajerimiz, 241 maç görevde kalan salvai olmuş. en uzun namağlup ve kazanamama serilerimizi serie a'da gerçekleştirmişiz: 2038'deki kabus sezonunda üst üste 17 maçtan ya beraberlikle ya da mağlup ayrılmışız. üç sezon sonra ise üst üste 18 maçta kaybetmemişiz. en farklı galibiyetimiz 2025'te akragas'a karşı oldukça mütevazı sayılabilecek bir skorla gelmiş: 5-1. ilginçtir ki bundan sadece üç ay sonra arezzo tarafından 6-1'le ölümüne tokatlanarak olumsuz rekorumuzu kırmışız. "bir sezonda en fazla puan rekoru" da 2026'da, deeee biz serie d1'deyken kırılmış 87'yle. hey gidi.

    oynayın, oynatın. valla pişman olmazsınız.
  • android'de bu aralar deli gibi oynadığım text tabanlı bir oyun.

    ancak şöyle text tabanlı pc'ye yazılsa böyle bir oyun sağlam bir gerçek futbolcu veri tabanı ile falan çok zevkli olur aslında. olsa yeteneğim böyle bir indie oyun yapar steam'e koyar paraya para demezdim, böyle bir oyununun tutulmaması imkansız.
  • efsane oyun.

    telefon oyunlariyla gram kadar alakasi olmayan beni iki gundur telefona kilitlemistir.

    takimim fenerbahce'nin zico doneminden sonra neden hayirli bir donem gecirmedigini, bir ust lige yukselip teknik direktoru kovdugumda anladim. yeni oyuna basladigimda ise 13 mactir
    kazanamayan teknik direktoru kovdugumda gec kaldigimi o son maci kaybetmeyecektin nidalariyla sezon sonu kume duserken ogrendim.

    mina kodugum direktoru sezonda iyi giderken kafayi cekip cekip 3-4-3 deneyecegim diyor, bu noktada soyunma odasina falan da inmek istiyorum ama izin vermiyor oyun.hem bu sebepten hem de
    onca is guc arasinda baya kilitledigi icin bugun dayanamayip sildim.

    ama istifasini isteyen taraftarlara pavali kopekler diye cikismak istiyorsaniz deneyimlenmesini tavsiye edecegim oyun. *

    not: fikret baskan gibi olucu olmayi da denedim ama 2 sezon calistiktan sonra ucuncu sezon patladik. bakalim bu sene super ligde ne olacak.

    uzun sure sonra edit: gunlerden bir gun arkadasin "oglum sunu nasil yapiyoruz" diye sormasi neticesinde oyunu tekrar yukledim, 60 sezon sonra sanli merter rangers'i 5'leyerek (epl, sampiyonlar ligi, 3 yerel kupa) aldirarak ve sonrasinda banka butcesinde 1 milyar dolara ulastirdiktan sonra bagimlilik yarattigi gerekcesiyle sildim. (amacsiz bir hale burundu)

    kariyerim boyunca transferlere 500-600 milyon pound harcarken transferlerden gelen 1.8 milyar pound ile de fikret orman'a selami caktim.

    simdi ekran goruntuleriyle birlikte fenerbahce kulup binasina hareket ediyorum adaylik icin. rakiplerime selamlar.*