şükela:  tümü | bugün
  • bir hikayede ilerde olacak herhangi bir olayı yazarın önceden küçük ipuçlarıyla belirtmesi.. düğünden sonra ölecek bir gelinin gelinliğine şarap dökülmesi gibi..
  • yetenek gerektiren bir yazım tekniği. tam ayarını tutturabilmek için çok dikkatli davranmak gerekir. gerçekten iyi foreshadowing örnekleri genelde öngörülebilir olmaktan çok sonuca ulaşıldığında okurun tanıma sürecini aktif hale getirerek bir deja vu hissiyatına kapılmasını sağlar. "böyle olacağı belliydi" dedirtmezler, "oha oha, bunun olacağını bilmeliydim, şurada ve şurada buna işaret edilmişti, vay hayvan nasıl foreshadowing yapmış hiç farkedemedik" diye düşündürürler.
  • basit bir örnek:
    romanın ortasında bir çeşmenin açık kaldığından bahsedilmektedir, bir süre sonra ise adı geçen yeri sel basar.

    farketmek için dikkatli olmak gerekir çoğu zaman. foreshadowingler "vaaay" dedirtir, hikayeden alınan zevki çifte kavrulmuş yapar.
    one hundred years of solitude, the virgin and the gypsy okunmalıdır, zira epey başarılı örnekleri vardır bu kitaplarda.
  • kullanırken sıkı bir dengeye oturtulması gereken teknik çünkü elinizin ayarı kaçarsa eserin sonunda ya da ilerleyen bölümlerinde ne olacağını dank diye belli de edebilirsiniz, ya da düşük dozda verirseniz sonunda "bunun hakkında foreshadowing yapılmış mı acaba" diyebilir okur ya da izleyici.

    bir kısa öyküde babasının annesini aldattığından bahsedecek olan anlatıcı konumundaki karakter, hikayenin başında tolstoy'a ve anna karenina'ya gönderme yapabilir, hatta yapmıştır. böylece aldatma meselesi hakkında ipucu edinilebilir. dikkatli bir okuyucunun da ilerleyen kısımlarda adamın pek rahat durmayacağını tahmin etmesi olasıdır. bu da böyle bir örnek işte.
  • genelde sembollerle verilen, hikayenin sonucuyla ilgili ipuçlarıdır.
    örneğin hikayenin baş kahramanı, bir armutla çaktırılmadan simgelenmişse ; hikayenin ortalarında bahçedeki bir armudun çürümesi, baş kahramanın sonunun hayırlı olmayacağına işarettir.
    (bkz: armut)
  • buffy the vampire slayer gibi çok özenli yazılmış enfes bir dizide bolca kullanılan metod. o yüzden tekarını izlemek ayrı bir zevk verir. ancak buffy'deki foreshadowing, öyle bölüm sonuna filan değil, 1-2 sezon sonrasına referanslar içerir.
  • oresteia üçlemesinin ilk bölümü agamemnon'da, agamemnon, karısı clytemnestra'nın zorlaması ile kırmızı halı üzerine inerek yürür. kırmızı, tanrıların rengidir ve hiçbir insan, tanrılarla kendisini kıyaslayamaz.
    dolayısı ile, bu sahnede agamemnon'un cezalandırılacağını, kötü kadere mahkum olacağını anlarız. işte, agamemnon'un kırmızı halı üzerinde yürüyüp, oyunun ilerleyen bölümlerinde öleceğini bize sezdiren bu teknik, foreshadowing'dir.
  • the shawshank redemption da bunun sinemadaki güzel bir örnegidir. olaylar olurken hic uyanmaz, bi tahmin yürütemeyiz. ama sonu görünce tüm taslar yerine oturur. özellikle gerilim filmlerinde ise bunu ters amacli kullanan yönetmenler vardir. hikayenin gelisiminden, gelecek olan sondan uzaklastirmaya calisir seyirciyi. böylece izleyici sonunda vay anuna goyim meger böyle böyleymis diye sasirir. ama bu filmler tekrar izlendiginde insanda nahos tatlar birakabilir. yaniltmak icin bilincli olarak baska tarafa ceken olaylar son bilindiginde mantiksiz ve maksatli görünebilir
  • (bkz: önseme)
  • "if in the first act you have hung a pistol on the wall, then in the following one it should be fired " by chekhov. edebiyatın en kitsch tool udur foreshadowing. adamı ilkokul çocuğu yerine koyar, heyecan coşku bırakmaz insanda.