şükela:  tümü | bugün
  • kendimi bildim bileli formula 1 izlerim, son zamanlarda beni bile soğuttunuz amk. bunun sebeplerini madde madde sıralayacağım. ama bu türk f1 izleyicisi özelinde olmayacak. türkiye için diğer maddelere ek olarak paralı yayını eklesek yeter zaten.

    - son yıllardaki kurallar yüzünden her sene bir takım gereğinden fazla başarılı oluyor. 4 senedir red bull bu sene de mercedes. vettel'in 4 senelik şovunda aslında şampiyonluğu tehlikeye attığı zamanlar oldu ama yine de red bull'un net en iyi araç olduğu konusunda kimsenin şüphesi olmadı. alonso filan kendi çabalarıyla bir şeyler yapmaya çalıştı ama red bull haricindeki araçlarla da bir yere kadar. bu sene hele iyice boku çıktı. rosberg haftalarca lider götürdü ama şampiyon olacağına bir an bile inanmadım. baya ortalama pilot rosberg lan işte ne olabilirdi ki. hamilton vettel'den bilr daha rahat bir şampiyonluk kazanıyor şu an. (red bull öncesi de brawn gp ile vasat button şov :( sizin ben her sene daha da dandikleşen kurallarınızı sikeyim!)

    - tamam bir dönem de schumi domine etmişti ama en azından yarışa heyecan katan hakkinen vardı. şimdi kim var amk? bu sene hamilton'a kim engel olabilir, son 4 senede vettel'e kim sorun çıkardı. schumi'nin 2003 şamoiyonluğunda bile raikkonen son yarışa kadar aslanlar gibi savaştı. son yarış schumi ilk 8'e giremese şampiyon da olacaktı. tamam şu an da yetenekli pilotlar var ama düzgün araç yok. yeni sezonun kurallarına iyi çalışan takım şov yapıyor diğerleri de izliyor. bu tablo ne lan rosberg gibi vasıfsız adamla mercedes bu şovu nasıl yapar ya? vallahi çok bir şey istemiyorum aga 2005 sezonu mesela. ya alonso ya da raikkonen şampiyon olacaktı ama o rekabet o heyecan yetti bana. adam gibi 2 takım olsa bile yeter yani öyle 4-5 iddialı takım istemek fazla lüks olur.

    bak mesela sıradaki yarış abd ve tahminlerimi yazıyorum; 1-2 hamilton-rosberg 3-10 arası 2 red bull, 2 williams, 2 ferrari, 2 mclaren. 3 ve 4'te kesin red bull ve williams olacak. çoğu da tutacak amk yarıştan sonra görüşürüz, sizin yapacağınız sezonu sikeyim!

    - saçma sapan teknolojik kısıtlamalar. la oğlum bu araçların hızları neden düşüyor her sene. tamam güvenlik önlemleri illa ki olacak ama sizinki artık terbiyesizlik ya. gören de 2003-2004 senesi civarı her yarış pilot ölüyordu zannedecek. v10-v9-v8 derken v6'ya kadar düştünüz bunun sonu lpg'li f1 olmasa bari :((

    - ulan çift lastik üreticisi bile güzel bir şeydi bence ya. mesela 2005 sezonunda michelin lastikli araçlar abd yarışını protesto etmişti sadece bridgeston'lu araçlar yarışmıştı jordan'lar bile podyum görmüştü :) bu biraz kişisel oldu belki bu olayın başka handikapları da vardır, tek lastik iyi oldu diyene çok itiraz etmem ama araçlar pit stop'larda benzin alabilmeli arkadaş!!! boş depoyla son turu atıp bir yandan araç yarı yolda kalır mı tehlikesi, risk tutarsa da hayvani tur derecesi. zaten yarışın en hızlı turunu atan hep boş depoyla pite girmeden tur atan olurdu. bunlar güzel şeylerdi amk siktiniz attınız kuralları.

    - takvime giren saçma sapan pistler. abu dabi nedir ya :( oç bernie. bu olaya yorum dahi yapmıyorum.

    - ben susuyorum caps'ler konuşsun. şu asalete bakar mısınız? bir de şuna bak şeklini şemalini sikeyim.

    şimdilik bunlar aklıma geldi, hatırladıkça yazarım.
  • bernie ecclestone daha çok para kazanayım derken dünyanın en çok izlenen sporunu batırmıştır. çöküşünün sebebi de budur.

    formula 1 yarışlarında daha fazla söz sahibi olmak için bayern lb bankasının eski yönetim kurulu başkanı gerhard gribkowky'ye bankanın formula 1 hisselerini kendi istediği birisine satması için 44 milyon euro rüşvet vermiştir.

    mahkemeye de 100 milyon dolar vererek davanın düşmesini sağlamıştır.

    prost - senna
    schumi - hakkinen
    kırmızı araba - gümüş araba rekabetlerini vaktinde izlediğimiz için çok şanslıyız.
  • ilk kez 13 mayıs 1950'de britanya grand prix'iyle başlamıştır. o zaman toplam 7 ayaktan oluşmaktaydı.
    britanya, monaco, indianapolis, isveç, belçika, fransa ve italya. ilk 5'e verilen puanların-8,6,4,3,2- yanısıra yarış içinde en hızlı turu yapan sürücüye de 1 puan ekstradan verilirdi. nino farina yapılan ilk ingiltere yarışını kazandığı gibi, sezon içinde kazandığı 3 birincilikle o senenin dünya şampiyonu oldu. sonraki senelerde toplam 4 dünya şampiyonluğu kazanacak arjantinli juan manuel fanigo ise, 4 kez pole pozisyonda başladığı bu ilk sezonu 27 puanla 2. bitirmişti.
    bu sezona dair en önemli ayrıntı, alfa romeolarla hiçbir takımın baş edememesi ve jaguar-ferrari ortaklığıdır.

    1951'e gelindiğinde yeni bir pistle karşılaşmaktaydı pilotlar; ispanya.
    ferrari-jaguar ortaklığı bitmiş, ferrariler tek başlarına alfalara karşı gelmeye başlamışlardı. ama yeterli olmayacak ve efsane pilot fangio ilk dünya şampiyonluğunu alfa romeo'suyla elde edecekti.

    1952'de ferrari çabaları sonuç verdi ve alberto ascari 6 birincilikle dünya şampiyonu oldu.
    ispanya pisti kaldırılmış yerine almanya getirilmişti o sene. ferrariler ezici bir güçle 8 yarışın 7sini kazandılar, alfaların yokluğunda.

    1953'te arjantin ve hollanda ile birlikte toplam 9 yarışa çıkarıldı sezon. maserati büyük umutla girdiği sezonda sadece kendi evi italya'da aldığı birincilikle yetinmek zorunda kaldı. pilotu da fangio idi. bu sezonun ilginç olayı ise indianapolis pistinde tam 200 tur atmalarıydı sürücülerin. yarış toplam 3 saat 53 dakika sürdü.

    1954'te ferrari dönemi kapanmış, mclaren/maserati ile fangio, 9 yarışın 6 sını alarak, 2. dünya şampiyonluğunu kazanmıştı. alberto ascari ise lancia takımında ancak sezon sonuncusu oldu.
    sezonu, ilk kez yarışan ve 14. bitiren isimse, yıllar sonra efsane pilotlar arasında yerini alacaktı; stirling moss.

    1955'te 7 yarış yapıldı. 4'ünü kazanan fangio 3. dünya şampiyonluğunu elde etti. ferrari tek birinciliğini monaco'da maurice trintignant ile kazandı. bir önceki sene başladığı kariyerine, fangio'nun hemen ardında 2.bitiren isim stirling moss'tu ve tek birinciliği ingiltere idi.

    1956'da 8 yarış yapıldı, ilgiçtir fangio sadece 2'sini-ingiltere ve almanya- kazanarak dünya şampiyonu oldu. kendisiyle aynı sayıda birincilik kazanan-monaco ve ingiltere- moss ise 2. bitirdi.
    fangio, bu şampiyonlukla sadece iyi takımlarda değil, o dönemin ilginç ortaklığı lancia/ferrari'de de iyi bir pilot olduğunu ispatlamıştı.

    1957 fangio'nun 5. ve son şampiyonluğunu elde ettiği yıldı. 8 yarışın 4ünü kazandı. 3 birincilikle stirling moss yine şampiyonun ardından 2. olabildi. ilginç olansa fangio’nun 1951’ten beri kazandığı şampiyonluklarının her birinde farklı markalarla yarışmış olmasıydı.
    1951’de alfa romeo
    1954’te mercedes/maserati
    1955’te mercedes
    1956’da lancia/ferrari
    1957’de maserati
    o’nu efsane yapan belki de bu özelliğiydi.

    1958 ilk kez takımlar şampiyonu olgusunu getiren yıldı. daha önce olmayan bu kategori pilotlardan çok takımlar ön plana çıkaracaktı. toplam 11 ayaktan oluşmaktaydı ve bu yıl fangio için inanılmaz kötü geçmiş, sezonu ancak 14. bitirebilmişti ve hiç yarış kazanamadı. ferrari f2 siyle mike hawthorn sadece ingiltere grand prix'inse kazandığı 1.likle stirling moss'un 1 puan önünde dünya şampiyonu oldu. takımlarda ise vanwall, ferrari'nin 8 puan önünde 1. idi.

    1959 gelmiş geçmiş en büyük efsanelerden birini uğurladığımız yıldı. juan manuel fangio yarışlardan çekildiğini açıkladı fakat bu gidiş beraberinde bir başka efsaneyi tanıştırdı bizi; jack brabham.. avustralyalı pilot kazandığı 2 grand prixle dünya şampiyonu oldu. amerika 2 yarışa ev sahipliği yaptı. ilkini rodger ward, 2.sini ise bruce mclaren kazandı.

    1960’a geldiğimizde jack brabham efsanesi devam ediyordu. 10 yarışın 5ini kazandı. stirling moss lotus’uyla kazandığı 2 yarışla, sezonu üçüncü,1 sene sonra şampiyon olacak phill hill 5. graham hill ise sezonu ancak 15. bitirebildi. markalarda ise cooper liderdi. ferrari 3. porsche ise sonuncu olabildi.

    1961’te 2 yıllık sessizlikten sonra ferrari, phill hill ile geri döndü ne var ki bu uzun sürmeyecekti. en son 1964’te sürücüsünü şampiyon edecek ferrari, 10 sene şampiyonluk göremeyecek ve ilk defa 1975’te niki lauda ile bu sessizliği bozabilecekti.

    1962 senesi cooper ve lotusların uzun dönem süren egemenliklerini, brm’ye kaptırdığı yıldı. graham hill toplam 9 yarışın 4’ünü kazandı. bu sene ilk defa güney afrika’da bir grand prix düzenlendi ve 1.si yıl sonunda şampiyonluğunu ilan eden grahamdı. f1 otoriterleri yanılmamıştı, sezonda ilk kez yarışılan grand prixi kim kazanırsa genelde şampiyon o olurdu. –bu seneki şampiyonu da belki de istanbul otodrom’da izleyeceğiz, kimbilir-
    jim clark, kazandığı 3 yarışla bir sonraki sene şampiyonun kim olacağının sinyallerini vermişti bile.

    1963 yılı beklendiği gibi geçti. 10 yarışın, ilk kez yapılan mexica grand prixi dahil 7sini kazanan jim clark f1 istatistiklerinde yerini almıştı çoktan. diğer 3 grand prixi, bir önceki senenin şampiyonu graham hill ve john surtees paylaştılar.

    1964 te enteresan bişiy oldu; graham hill 2, jim clark 3 yarış kazanmalarına rağmen, geçen sezonun çaylağı john surtees, ferrarisiyle aldığı 2 yarışla dünya şampiyonu oldu.

    1965 ‘te jim clark geri döndü. 10 yarışın 6sını kazandı. lotus tekrar markalar şampiyonu idi.
    12 eylül günü 76 turluk italya grand prixini kazanan isimse, daha sonra steward ford takımını kuracak ve jaguar takımını satın alacak olan jackie stewart’tan başkası değildi.

    1966’da jack brabham 3. dünya şampiyonluğunu kendi adını taşıyan brabham takımıyla kazandı. sezonun ilk ve en uzun yarışı olan monaco’yu jackie stewart kazandı. yarış 100 turdu ve tam 2 saat 33 dakika sürdü. 1964’ün şampiyonu surtees ferrari ile başladığı sezonu takım değiştirerek, cooper-maseratiyle tamamladı.

    1967’de canada ile birlikte 11 yarışa çıkartılan sezonda brabham liderdi. takımın sahibi jack brabham 2 yarış kazanmasına rağmen şampiyon olamadı ama takım arkadaşı denny hulme’u sezon sonunda şampiyonluğa taşıdı. ve o sezon bir marka, sonuncu olmasına rağmen adını duyurmuştu; bruce mclaren’in takımı mclaren.

    1968 senesinde, ispanya ile sezon 11 yarışa çıkarıldı. lotusla yarışan graham hill sadece 3 birincilikle-ispanya dahil- 2. dünya şampiyonluğunu kazandı. markalar şampiyonluğunda mclaren, fordla yaptığı ortaklıkla adını 2.liğe yazdırdı.

    1969’da 11 yarışın 6sını kazanan ve şampiyon olan isim jackie stewart’tı. matra-ford’a markalar şampiyonluğunu getirdi. ferrari için kötü bir yıldı, sezonu 7 puanla sonuncu bitirebildiler.

    1970 senesi, formula 1 in artık iyiden iyiye populer olduğu yıllara öncülük yaptı. yarışlar 13’e çıkartıldı. ülkeler bu organizasyona ev sahipliği yapmak için yeni pistler inşa etti.
    5 birincilikle jochen rindt dünya şampiyonu oldu.

    1971, elde ettiği 6 birincilikle jackie stewart’ın 2. dünya şampiyonluğunu ilan ettiği yıldı. ferrariler sadece güney afrika ve almanya yarışlarını kazanabilmişler, tyroll-fordlar karşısında zayıf kalmışlardı. eski dünya şampiyonu graham hill ise sezonu 21. bitirebildi. bu sezonun dikkat çeken ismi emerson fittipaldi idi ve bunu haklı çıkaracak atağını bir sene sonra dünya şampiyonu olarak gösterecekti. markalar şampiyonluğunda ford lider, ferrariler 4. mclarenler ise hiç yarış kazanamadıkları için son sıralarda yer aldı. hiç göze çarpmayan isimse march-ford takımıyla yarışan niki lauda idi.

    1972’de jackie stewart 4 yarış kazanmasına rağmen emerson fittipaldi’nin 16 pua gerisinde 2. olabildi. tyrell-fordlara karşı lotus-ford iyi bir başarı elde etti. fakat bir sene sonra jackie ve tyreller rövanşını alacaklardı. mclarenler sezonu ferrarilerin hemen önünde 3. bitirdiler.

    1973’te jackie 3. ve son dünya şampiyonluğunu ilan etti. ford’un bu son zaferiydi. bu tarihten sonra çekişmeler tamamen williams, mclaren ve ferrari arasında geçecekti. graham hill yarışları bıraktı. adı sadece istatistiklerde değil bir çok f1 severin hafızalarında kaldı.

    1974’te mclaren ilk şampiyonluğunu kazandı, fittipaldi ile. sezon toplam 15 ayaktan oluşmaktaydı. mclaren ve ferrari’nin dışında tüm takımların motorlarında ford imzası (tyrell-ford, lotus-ford, brabham-ford, hesketh-ford, shadow-ford, iso marlboro-ford, surtees-ford, lola ford, march-ford) vardı fakat bu ikiliyle baş edemediler. isveçli pilot clay regazzoni’yle, en son 1966 dan bu yana başarı kazanamayan ferrari sezonu mclarenin 8 puan ardında 2. bitirdi. ferrari yükselişi işte bu sene başladı.

    1975 iki efsanenin buluştuğu yıldı; niki lauda-ferrari. lauda, 5 yarış kazanarak hem sürücüler şampiyonu oldu hem de ferrariyi takımlar şampiyonu yaptı.

    1976 senesi çok hazin bir olaya sahne oldu. sezonu lider götüren ve nurburgring’te yarışa 2. sırada başlayan niki lauda, ferrarisiyle bariyerlere çarptı. alev alan arabası tekrar piste döndü.
    arkasından gelen harald ertl ve brett lunger lauda’ya çarpmaktan kaçamadılar ve araçlarından inip lauda’nın yardımına koştular. hastaneye kaldırılan lauda’nın yüzünde, birkaç gün ölümle savaşmasına sebep olacak yanıklar vardı.
    fittipaldi kendi takımını kurdu ve ilk sıraları zorlama şansını kaybetti. sezonu 17. bitirebildi. son yarış japonya fuji grand prix’ine gözleri tam iyileşmediği gerekçesiyle çıkmayan lauda ise ferrarisiyle şampiyonun sadece 1 puan gerisinde 2. oluyordu.
    şampiyon ise mclaren sürücüsü james hunt’tı.

    1977’da mclarenler sürücüleriyle ilk 5’te yoktular. takımlar şampiyonluğunda 3. idiler. japonya da dahil olmak üzere 17 yarışın sadece 3ünü kazanan niki lauda dünya şampiyonu oldu.

    1978 gilles villenueve ile tanıştığımız yıldı. ilk senesinde, sezonun son yarışı, kendi evi kanada grand prix’inde tek 1.liğini kazandı. takımlar şampiyonu ford, 2. ise ferrari idi. sürücler şampiyonu ise mario andretti idi. niki lauda takım değiştirmiş ve yarıştığı brabham-alfa romeo ile ancak 4. olabilmişti.

    1979 geçen senenin çaylağı gilles 3 yarış kazanarak adını duyurmayı başarmıştı. fakat sezonun şampiyonu takım arkadaşı jody scheckter oldu. niki lauda ise kanada’da yarışları bıraktığını açıkladı.
    ferrari ise bu yıldan sonra, 20 yıllık bir sessizliğe büründü. bunu 2000 yılında bozacak olan isimse, o sıralar henüz 10 yaşında olan ve gittiği belçika’daki dünya karting şampiyonası sırasında çok etkilendiği ayrton senna’nın sayesinde yarış kariyerine hız veren michael schumacher olacaktı.

    1980, 2000 yılına dek sürecek williams-mclaren çekişmesinin başladığı yıldı. eski dünya şampiyonu fittipaldi’nin hemen ardında 16. olan alan prost, mclaren-ford’ la yarış kariyerine başladı. alan jones william-ford’la dünya şampiyonu oldu. 2. sırada ise bir başka ford’la nelson piquet vardı. gilles villeneuve ise ferrarisiyle ancak 14. olabildi.

    1981’de gilles villenueve ispanya ve gerçek sürücünün belli olduğu monaco grand prixlerini kazandı. alan prost fransa da dahil olmak üzere almanya ve italya yarışlarının favorisiydi.
    son yarışlara kadar inanılmaz güzel bir sezon izledi f1 severler. ancak kazanan 1 puan farkla
    rakipleri gibi 3 yarış kazanan nelson piquet oldu. lotus-forduyla geleceğin bir başka efsanesi nigel mansell ise 14. olarak sezonu tamamladı.

    1982 bir efsane pilotun daha aramızdan ayrıldığı yıldı. tarih, sezonun 2. yarışı, güney afrika grand prix’inden yaklaşık 2 ay sonra yapılan brezilya grand prix’ini gösteriyordu; 21 mart 1982. sıralama turlarında hızla pist duvarına çarpan gilles, taklalan atan ferrari’sinin içinden çıkarak spa’nın sıcak asfaltında yaşamını yitirdi. dünya şampiyonu olamadı hiç, yarıştaki hırsı, ideal çizgi dışından rakiplerini geçmesi, çeşitli pistlerdeki en hızlı tur kayıtlarıyla ve yıllarca ferrari ile sözlü tartışmalara imza atan oğlu ile kayıtlarda kaldı.
    o senenin şampiyonu sadece isveç grand prix’ini kazanan keke rosberg’ti. formula tarihinin en ilginç sezonlarından biriydi ve tek yarış kazanan keke böylece tek dünya şampiynluğunu elde ediyordu. alan prost iki yarış kazanmasına rağmen sezonu 4. bitirdi. niki lauda da geri dönmüş ve ingiltere ve amerika yarışlarında 1. olmuştu.

    1983’te alan prost’la aynı sayıda (3) yarış kazanan nelson piquet 2. dünya şampiyonluğunu kazandı. ferrari’nin takımlar şampiyonluğu devam ediyordu fakat pilotlar klasmanında şansı bir türlü yaver gitmiyordu. niki lauda tek yarış kazanmış, nigel mansell ise sezonu 13. tamamlayabilmişti.

    1984’te efsane geri döndü. niki lauda 3. ve son dünya şampiyonluğunu 5 yarış kazanarak mclaren-porsche ile elde etti. f1 tarihinin en kıran kırana mücadelesinin olduğu yıllardan biriydi ve alan prost 7 yarış kazanmasına rağmen lauda’nın sadece 1 puan gerisinde 2. oluyordu. o sene toleman-hart takımındaki isim de, ilk girdiği sene olmasına rağmen sezonu nigel mansell’ın önünde 9. bitirdiği için dikkatleri çekti; brezilyalı pilot, ayrton sena.

    1985, alan prost’un daha önceleri kıl payı kaçırdığı şampiyonluklarla geçen yılların acısını çıkartır nitelikteydi. mclaren-tag’la 5 yarış kazandı ve dünya şampiyonu oldu. f1’deki 2. senesi olmasına rağmen 2 yarış kazanan ayrton senna dikkatleri üstüne çekti. niki lauda almanya grand prix’ini kazandı. nigel mansell güney afrika ve avrupa grand prixlerinde 1. lik kürsüsündeydi. 1985 senesinde, pistlerde, mansell, prost, sena, rosberg, lauda, piguet, gibi efsane isimler vardı.

    1986’da nigel mansell 5 grand prix’i zaferiyle prost’un 2 puan gerisinde 2. oldu. prost’un o seneki 1.likleri sadece 4 idi. ama bu 2. dünya şampiyonluğunu elde etmesine yetti. ayrton sena iki 1.likle istikrarını korudu ve sezonu 4. bitirdi, yarıştığı araba lotus-renault’tu. niki lauda ise f1 kariyerini pilot olarak tamamen bıraktı.

    1987’de nelson piquet 3. ve son dünya şampiyonluğunu sadece 3 yarış kazanarak elde etti. nigel mansell ise şampiyonluksuz pistlerin efsanesiydi. o sezon tam 6 yarış kazanmasına rağmen, şampiyonun 4 puan gerisinde 2.likle yetindi. bir başka efsane senna ise iki 1.likle 3.
    prost’sa 3 birincilikle sezonu 4. bitirdi. kendini göstermeye çalışan kişiyse ferrari ile yarışan gerhard berger’di.

    1988’de ayrton senna konuşuluyordu. kazandığı 8 yarışla f1 kariyerinin 4. yılında dünya şampiyonu oldu. f1 severler müthiş bir mücadele izlemiş alon prost’un 7 birincilikle senna’nın 3 puan arkasında kalmasının şaşkınlığındaydılar. o sene 16 yarış yapıldı. 8ini senna, 7 sini prost aldı. kalan tek yarış galibiyeti ise gerhard berger’indi. 1988’e f1’den çok senna-prost çekişmesi diyebiliriz.

    1989’da prost-senna çekişmesi devam etti. bu sefer kazanan 4 birincilike prost’tu. fakat ilginçtir senna o sene 6 birincilik kazandı. her ne kadar prost şampiyon olsa da senna efsaneliğini sürdürdü.

    1990’da tekrar senna sahnedeydi. 2. dünya şampiyonluğunu prost’un 7 puan önünde kazandı.

    1991, 3 yeni pilotu pistlere kazandırdı yıldı; jean alesi, mika hakinken ve michael schumacher.
    jean alesi ferrari takımında 7. oldu. schumacher benetton-ford’la 14. ve mika da lotus’uyla 16. oldu.
    schumi’nin, mika’nın önünde bu 14.lüğünü, ilk katıldığı belçika ve japonya grand prix’lerini saymazsak-yarış dışı kalmıştı- sezonun son 4 yarışında kazanması dikkat çekti. şampiyonluk ise 96 puanla senna’nındı. bu senna’nın 3. ve son dünya şampiyonluğu oldu. nigel mansell 72 puanla 2. bitirdi.

    1992’de schumi, geçen sene ilk kez f1 kariyerine başladığı yer olan belçika’da ilk zaferini kazandı ve sezonu 53 puanla 3. bitirdi. 9 birincilikle nigel mansell, williams renault’la dünya şampiyonu olurken, mika sezonu 11 puanla 8. bitirdi. ayrton senna ise mclaren-honda’sıyla schuminin ardında 4. olabildi. senna’nın o seneki takım arkadaşı ferrari’den ayrılan gerhard berger’di. jean alesi ise ferarri’siyle hakkinen’in önünde 7. bitirebildi sezonu.

    1993’te uzun dönem sessizliğini koruyan prost/williams-renault sahnedeydi. 4. ve son dünya şampiyonluğunu 7 yarış kazanarak elde etti. ayrton senna ise 5 birincilikle 2. oldu. schumi portekiz’de bir yarış kazanmış olarak sezon sonu puan durumunda 4. sırada yerini almıştı. hakkinen ise ancak 15. olabildi.

    1994 efsanelerin efsanesini kaybettiğimiz seneydi.
    27 mart’ta yapılan ilk brezilya grand prix’ini schumi kazandı. arabası benetton-ford’tu. daha sonra yapılan pasifik grand prix’ini de kazandı. tarih 1 mayıs’ı gösterdiğinde san marino imola grand prix’inin sıralama turlarında başladı her şey;
    önce rubens barrichello ısınma turlarında kaza yaptı. tedavi edildikten sonra ertesi gün sıralama turlarına katılabildi. bu turlarda roland ratzenberger tamburallo virajı çıkışında 290km/h hızla duvara çarptı ve hayatını kaybetti. ertesi gün yarış sırasında pedro lamy ve j.j. letho çarpışıp yarış dışı kaldılar. 7 turluk güvenlik aracı eşliğinde devam eden yarışta senna 1. idi. hemen ardında schumi vardı. güvenlik aracının pisti terk ettiği turda senna aynı virajda tamburello’da 308km/h hızla duvara çarparak hayatını kaybederken schumi 1.liğine sevinemiyordu bile. mika ise kürsüde 3. sıradaydı. yıllar sonra schumi’nin, ayrton senna’nın en çok yarış kazanma rekorunu yine san marino imola’da egale ettiği 2000 senesinde kürsüde olacaklar ve gözyaşlarını tutamayacaklardı.
    bu yarıştan iki ay önce basında senna’nın şöyle bir demeci yayımlanmıştı;

    "yarışlar, rakiplerle mücadele benim kanımdadır, benim bir parçam ve hayatımın bir bölümüdür. eğer sonuçta hayatıma mal olacak bir kaza geçireceksem, tek dileğim her şeyin bir anda ve hemen olmasıdır. tekerlekli sandalyeye mahkûm kalmak istemem veya hastane köşelerinde yıllarca sürünmek de istemem. yaşayacaksam, her şeyimle ve bir bütün olarak yaşamalıyım. yarım olarak yaşamak beni mahveder."

    f1 gelmiş geçmiş en iyi pilotunu kaybetti. onun yarıştığı dönemde, prost, mansell, lauda ve piquet gibi pilotlar vardı ve o yıldızların arasından kendini belli etmişti. f1 bir daha hiçbir dönemde o’nu yarıştığındaki gibi zevkli ve heyecanlı geçmedi.

    bu sene, aynı zaman da frentzen, coulthard, irvine, verstappen, oliver panis, martin brundle gibi tanıdık isimleri de kendi dünyasına katmıştı.

    1995 ‘te schumi benetton-renault’uyla 2. dünya şampiyonluğunu 9 yarış kazanarak elde etti.damon hill ikinci, coulthard ise üçüncüydü. mika mclaren-mercedesi’yle 7. bitirebildi sezonu. nigel mansell ise yarışları bıraktı. takımlar şampiyonluğunda renault 1.
    ferrari 3. ve mclaren-mnercedes ise 4. idi.

    1996’da schumi yeni geçtiği ferrari’yle 3 yarış kazandı ve 59 puanla 3. olabildi. williams-renault’la villeneuve, 4 birincilikle belki de gelecek sene şampiyonun kim olduğu konusunda fikir veriyordu. 8 birincilikle damon hill dünya şampiyonu oldu. takımlar şampiyonluğunda ferrari ikinci, mclaren’se dördüncüydü.

    1997’de henüz 2.sezonunu yaşayan villenueve/williams-ranault’la dünya şampiyonu oldu. 5 yarış kazanan schumi, jerez pistinde villeneuve’nin kaza yapmasına sebep olduğu için diskalifiye edildi ve puanları iptal oldu. bu olaydan bu yana bu iki pilotun yıldızları bir daha iç barışmadı. takımlar şampiyonluğunda ferrari ikinci, mclaren-mercedes ise dördüncü sıradaydı.
    villeneuve’un bu ilk ve son şampiyonluğu oldu.

    1998’de yapılan 16 yarışın 6’sını schumi kazandı. 8 yarış galibiyetiyle, mika ilk dünya şampiyonluğunu kazanmış oldu. rubens o sene steward-ford takımında yarışmaktaydı. eski efsane pilot prost ise kendi adını taşıyan prost-peugeot takımıyla sürücü olduğundaki başarılara imza atamadı. takımlar şampiyonluğunda mclaren birinci, ferrari ikinci idi.

    1999’da schumi imola ve monaco olmak üzere 2 yarış kazanabildi. ingiltere grand prix’inde yaptığı kaza sebebiyle tam 9 yarış pistlerde uzak kaldı. takım arkadaşı eddie irvine idi. buna rağmen yerine yarışan test pilotu mika salo ile birlikte irvine takımlar şampiyonluğunu ferrari’ye kazandırdılar. mika ise 5 birincilikle 2. dünya şampiyonluğunu ilan etti. takımlar şampiyonluğunda mclaren-mercedes ikinci sırada yer aldı.

    2000 yılında mika, 4 birincilik aldı. schumi ise 9 biriniclikle 108 puanla dünya şampiyonu oldu. bu ferrari’nin, 20 yıl aradan sonra ilk kez sürücüler şampiyonluğunu kazanması demekti. sezonun en güzel geçişi ise belçika spa grand prix’inde mika’nın schumi’yi, ricardo zonta'ya tur bindirirken yaptığı atakla olmuştur. schumi yarış sonunda “orada geçemese başka bir yerde mutlaka beni geçecekti, çok hızlıydı” diyecektir.

    2001 mika’nın yarışları bıraktığını açıkladığı yıldı. ingiltere ve amerika grand prix’i olmak üzere 2 yarış kazandı. schumi ise 9 zaferle 4. dünya şampiyonluğunu elde etti. juan pablo montoya brezilya’da schumi’yi geçti diye olay pilot haline getirildi. 4 senedir uğraşır durur.
    kariyerini minardi’de tamamlamasından korkuluyor.

    2002 senesi f-2002 gibi bir başka efsaneyi doğuran yıldı. 11 zaferle schumi 5. dünya şampiyonluğunu kazandı.

    2003’te kimi raikkonen’in 2 puan önünde schumi 6. dünya şampiyonluğunu elde etti.

    2004’te schumi, 13 birincilikle 7. dünya şampiyonluğunu elde etti.

    güncelleme tadında edit:
    2005 sezonuna gelindiğinde, schumi, f1 tarihinin tüm istatistiklerinde 1. sıradaydı. f1 efsanelerinin arasına adını yazdırdı.
    ancak ferrari'de lastik sorunların doruk noktasına çıktığı yıl oldu. renault ve mc laren ler büyük bir çekişme içine girdiler. kimi 7 grand prix zaferiyle şampiyonluğa çok yakınken, schumi sadece protesto edilen abd grand prix'ini kazanabildi. alonso da kimi ile aynı (7) sayıda yarış kazanabilmesine rağmen elde ettiği 2. lik ve 3.lüklerle sezon sonunda dünyanın en genç şampiyonu ünvanının da sahibi oldu.
    aynı zaman da renault'a schumi'den sonra takımlar şampiyonluğunu da getirdi. sezonun en önemli olayı san marino imola yarışındaki unutulmaz schumi-alonso çekişmesiydi.

    2006 yılı ferrarilerin lastik sorunlarını kısmen aşabildiği seneydi. ancak bu şansızlıklarını sezonun 4. yarışı olan imola'da kırabildiler. bir önceki sezonun rövanşı niteliğindeki yarışı schumi kazandı. sezonun 13. yarışı geride kaldığında ortada ilginç bir tablo vardı. alonso sezonun 6'sı alarak 100 puandayken, onu 5 yarış kazanarak 10 puan geriden takip eden schumi 2. sıradaydı. diğer 2 yarışın birini fisi diğerini de jenson button aldı. bu senenin en önemli özelliği uzun bir aradan sonra ilk kez sezonda farklı birincilerle karşılaşılmasıydı.
    jenson button
    fernando alonso
    schumi
    felippe massa
    ve fisi

    monza gp'si sonrası editi:
    italya gp'sini kazanan schumi en yakın rakibi alonso ile arasındaki puan farkını 2'ye indirir. ve basın toplantısı sonrası tüm hayranlarını üzen açıklamasını yapar. evet bu onun son monza yarışıdır.
    bu tarihe kadar 1950'den bu yana önce fangio'nun ayrılışı ardından jilles'in ve senna'nın ölümü, lauda, prost ve mansell'in araçlarından bir daha binmemek üzere inmeleri, jordan ve prost'un iflas etmesi, son sırada olsalar bile görmekten keyif aldığımız minardi'nin çöküşünden sonra zor gelir bir efsanenin de gidişine tanık olmak. dil varmaz. el yazamaz. 2007'de pisterde ne izlenir, kim şampiyon olur merak bile edilmez. bu son efsanenin bitişi aynı zaman da formula 1'in de kimilerince bitişidir.
    aşağıda kaynaklar bölümünden sonraki yeri değiştirmedim. ilk yazdığım tarihteki durumdu o. değiştirilmeyecektir de. orası her şeyi anlatıyor zaten. onu durduracak bir pilot gelmedi. gelmedi diye fia kararlar aldı, gelemeden de yarışları bıraktığını açıkladı.

    2006 bir efsaneyi daha kaybettiğimiz yıldı. 35 sene sonra çocuklarım da kendilerine yeni efsaneler seçtiklerinde onlara anlatacağım çok şey olacak. 1998'de tanıdığım bu adamın yaklaşık 9 senedir beni nası etkilediğini ve bir arkadaşımın ölümü kadar sarstığını anlatıcam gidişinin.

    *

    yararlanılan kaynaklar;

    www.formula1.com
    www.turkf1.com
    www.f1turk.com
    www.spor3.com

    ama fark edildiği üzere son 4-5 sezondur eski yarışların heyecanı, çekişmesi, iyi pilotların fazlalığı kalmadığından sıkıcı, izlenmesi keyifsiz bir organizasyon haline geldi. fia ve bernie şimdi tekrardan izlenebilir hale gelmenin shumi’yi durdurmaktan geçtiğini biliyor ve buna çalışıyorlar.
  • mavi bayrak saçma mı?
    3 tur yemiş adamın lideri sabote edip kaza yaptırması adil mi?
    siz formula 1 çok yanlış anlamışsınız gidin nascar izleyin
  • eskiden japonya, canada, abd gibi ülkelerdeki yarışlar 04:50, 05:50, 06:50 gibi saatlerde başladığı için alarm kurup izlediğim motorspor organizasyonu. bunun özeti keyif vermez canlı izlemek lazım o yüzden.

    edit: bazı ulemalar ayar vermeye kalkmış.
    2018 japonya grand prix antrenman turları cuma 04:00'te başlıyor pazar günü yarış 09:00'da.

    2000'lerde 06:50'de başlayan yarışlar mevcut. bir zahmet kendiniz bulup kendiniz göt olunuz.
  • motor hacimleri her yıl kademeli olarak düşürülecekmiş. en sonunda motor tamamen ortadan kalkacak ve iş artık pilotaja kalacak.

    birkaç sezon sonra da aracın tamamen ortadan kaldırılıp maratona dönülmesi planlanıyormuş.

    ancak bu sefer de kenyalıların domine etmesi tehlike olacağı için kenyalıların yarışa girmesinin yasaklanması gündemdeki konulardan.
  • türkiye'deki yetkili kafalara rağmen çok bile kalmış organizasyon.

    en ucuz bilet 100 lira. o da toprağın üstünden seyretme. zenci olup çıkma da cabası.
    tribünler 300-400 lira. onlar da davetlilere beleş. artı bir iki zengin.
    çoğu tribünün üstü brandayla kaplı.

    ulan şunu 30 lira - 40 lira yapsan. adam gibi bir ulaşım hizmeti versen. 100binler gelse. zaten parasını çıkarırsın. yok ama olmaz. mal kafalar oldukça olmaz.
  • michael schumacher'in üst üste 3. şampiyonluğu almak yerine yaklaşık 20 yıldır şampiyonluk görmeyen ferrari'ye dahil olması, senna'nın ölümü sonrasında popüleritesini kaybetmeye başlayan formula 1 organizasyonunu tekrar canlandırdı. schumi'nin ferrari'de pilottan çok bir mühendis rolü üstlenmesi, yanında ross brawn gibi belki de formula 1in gelmiş geçmiş en başarılı mühendisinin olması, rory byrne gibi bir tasarımcıyı barındırmaları yenilmez bir takım oluşacağının sinyalleriydi. schumi, silverstone'da geçirdiği kaza sonrası ilk cümlelerini "karıma haber verin, iyiyim. takıma haber verin, frenleri kontrol etsinler" kurmasıyla zaten işiyle bütünleştiğini gösterdi. ardından schumi-hakkinen rekabetinde hakkinen'in kaçmasıyla (evet çok üzgünüm, mika'ya sonsuz saygı duyardım olabildiğince tarafsız izlemeye çalışırdım ama yaptığı takımını düpedüz yüzüstü bırakmaktı) schumacher rakipsiz kalarak ard arda 5 şampiyonluk kazandı. ve o lanet 2005 sezonu başlamadan önce formula 1'in anasını laciverte boyayan kurallar gelmeye başladı. çünkü herkes farkındaydı ki, bir şeyler yapılmazsa schumacher yarıştığı müddetçe şampiyon olacaktı. renault'un dominasyonuyla geçen 2005 sezonu sonrası değişen zırva kurallara adapte olan ferrari 2006da tekrar oyuna dahil olduysa da "birileri" schumi'nin yarışmasını istemiyordu. sezon sonu emekli olmasıyla milyonlarca izleyici de formula 1den emekli olmuş oldu. formula 1i diri tutmaya çalışan saygıdeğer adamlarla birlikte ross brawn, desteğini çeken honda'yı satın aldı ve brawn gp adıyla organizasyonda tutundu. 2009 sezonu antremanlarında en iyi dereceleri elde ettiklerinde herkes sponsor bulmak adına boş depoyla tur atıyorlar dese de, brawn hondaya dahil olduğu 2007 yılında 3 sezonluk bir projemiz var, 3. sezon şampiyonluk hedefleyen bir takımımız olacak sözünü hatırlayanlar bu derecelere şaşırmadı. çok zevkli bir sezon değildi belki ama brawn gp takımı markalar ve pilotlar şamiyonluğunu kazanarak belki de şampiyonluk kazanan en mütevazi takım oldu f1 tarihinde. mercedes ve petronas duruma el attı, takımı satın aldı ilk işleri schumacher'i 1. koltuğa oturtmak oldu. çünkü jenson button, şampiyon etiketiyle mclaren takımına katıldı. ve bizler, 4 sezon boyunca red bulla katlanmak zorunda bırakıldık. hungaroring 2011 yarışını hatırlayanlar bilir, schumacher'in makinalara nasıl direndğini son ana kadar kovaladığını bilir. işte bu belki de formula 1in son zevkli yarışıydı. şu an öyle bir organizasyon var ki, para hırsı yüzünden gözü dönmüş bir dinozor, 1989 doğumlu gencecik bir adamın hayatını kararttı şuan canıyla boğuşuyor. formula 1in eskiden bir zerafeti vardı, ne zaman bekaretini kaybetti, formula 1 bitti. f1in son romantiği michael schumacher'di, onu da bu yamyamlara el birliğiyle kurban ettik; geçmiş olsun.
  • çöküşünün ardındaki sebep sadece paradır.. şifreli yayınlar, o gözlüklü yaşlı puştun hep daha fazla para istemesinden dolayı artan maliyetler ve artan bilet fiyatları vsvs

    yoksa formula 1 her zaman caziptir.

    not: güvenlik aracına da gıcığım.
  • d-smart ve sebastian vettel'in el ele verip türkiye'deki popülerliğini öldürdüğü spor.